6 Ocak 2009 Salı
SİYASET GÜNCEL DÜNYA EKONOMİ KÜLTÜR SANAT SPOR EMLAK KONUT OTOMOBİL BİLİM TEKNOLOJİ SAĞLIK
YAŞAM BÜROKRASİ İ.K. EĞİTİM KADIN MAGAZİN POLİS ADLİYE TURİZM KİTAP MEDYA

Malatya iki yıl önce uyarılmıştı...

Yazı Boyutu : 8 Punto 10 Punto 12 Punto 14 Punto

Malatya iki yıl önce uyarılmıştı...

Çocuk yurtlarındaki vahşet haberleri birkaç gün manşetten inmez...

Sonra yavaş yavaş ‘alışılmış önemsiz facialar dosyası’na doğru iteklenir...

Bir benzeri daha patlak verene de hasır altı yolculuğunun alt tabakalarına doğru inişe geçip ortadan yok olur...

Malatya’daki vahşet keşke son olsa diyorum, inşallah bir daha tekrarlanmaz diye dedelere mum adıyorum ama geçmişteki diğer pislikler gibi bunun da üstünün kapatılacağını da maalesef biliyorum...

Tayyip Erdoğan’ın dörtnala koşuştururken sağına soluna dikkat etmeyen özelleştirme krizinin yan etkilerinin nereye dek varacağını, hangimizi vuracağını kestirmek olanaksız.

‘Memleketi satarken sermayenin rengine bakmamakla’ gurur duyan eski gdofret pazarlamacısı, Malatya yurdundaki dehşeti medyanın üsttüne yıkmak yerine partisindeki çılgınca kadrolaşma ihtirasının ne boyutlarda oluştuğuna bir göz atsa keşke.

Aslına bakarsanız Malatya’daki yetiştirme yurtlarının karnesi iki yıl öncesinden silme kırık notla doluydu.

Türkiye’nin bebek işkenceleriyle çalkalandığı dönemde sadrazamının icazetiyle tetkik seyahatini –Yıllardır bu mebus, bakan tayfasının yurt dışı gezilerinde neyi tetkik ettiklerini anlamış değilim bir türlü. Aile işleri bakanı Nimet Çubukçu Londra’da acaba ne gibi tetkiklerde bulunuyordu! İngiliz ailelerini mi teftiş ediyordu! Erdoğan bu konuda onlardan daha harbi, hiç değilse memleketi pazarlamak için dört bir yana koşuşturduğunu söylüyor. Neyse – erteleyen bakandan önceki meslekdaşı Güldal Akşit, geçen yıl 2 ağustosta Malatya’daki yetiştirme yurtlarını dolaştıktan sonra işlerin hiç de istenilen düzeyde olmadığını ifade etmişti.

Dahası bu uyarı ilk kez değildi.

Akşit bir sene önce, 2003'de yine Malatya’daki çocuk yurtlarında tespit ettikleri sorunlarının çözümü adına tek adım atılmadığının da altını çizmişti.

‘Bütün bunlar sadece Malatya’da mı oluyor! Memleketin dört bir yanı çocuk yurdu. Oralara da baksana’ derseniz, bu işlere benim değil, bakanın bakması gerekir.

Sonuçta o ‘bakan’, bizimi gibi garibanlar ise sadece basit birer ‘seyirciyiz’...

Niye mi Malatya!

Önce son vahşetin videolu görüntüsü Malatya mahreçli.

Sonra iki senedir işlerin kötü gittiğini söyleyen en yetkili bir isim var.

Ardından Erdoğan özelleştirmesiyle, çocuk yurtlarının kapışılması sırasında Malatya’dakilerden sebeplenen ‘Gülba Temizlik – Zirai İlaçlama Şirketi’ne gelip dayanıyor facia.

Mesleklerini küçümsediğimizden değil de uzmanlık alanı açısından baktığımızda, bebekleri temizlik ve zirai ilaçlama işçilerine teslim etmek akıl işi mi!

Gülba elemanları da zavallı minikleri hortumla sulayarak temizliyor!

Kirleri çıkmazsa kaynar suyla haşlıyor!

Video görüntülerine aksetmeyen bölümlerde belki zirai ilaçlama da yapıyorlardır...

Görevden alınan yurt yetkilisinin daha önceki vazifelerinde de arıza yaptığı ileri sürülüyor.

Ampul mebuslarından biri, bu eleman için kendisinin ‘referans’ verdiğini söylüyor.

İktidar ise kadrolaşma sorunu olmadığından dem vurup duruyor.

Türkiye’de yurtlarda kalan çocuk sayısının 21 bini bulduğu söyleniyor.

Sadrazamın icat ettiğini söylediği kız – erkek çocuk ayrımı formülü, zaten geçenlerde patlak veren Urla Çocuk Köyü rezaletinden sonra uygulanmaya çoktan başlamıştı.

Cinsel taciz, tecavüz gibisinden birbirinden pespaye suçlamalarla gözaltına alınanlar, kefalet parasını bastırıp güle oynaya dışarı çıktı.

CHP’li milletvekillerinin kepazeliği ‘rızaya dayalı ilişki’ palavrasıyla kapatmaya kalkışması da işin tuzu biberi oldu.

Bebeklerimiz böylesine işkence altında inlerken Çankaya uyuyor mu derseniz, çalışıyor ama pek bir şey de yapamıyor.

Devlet Denetleme Kurulu’nun 1 Nisan 2003’de sunduğu rapora göre çocuk yurtlarındaki fuhuş ve cinsel taciz olaylarında artık bıçak kemiğe dayanmış durumda...

Korunmaya muhtaç çocuk sayısının 21 bin diye belirtilmesine bakmayın.

Bu sayı sadece kayıtlı olarları gösteriyor.

Bunlara 18 yaşından sonra dışarıya, işsizlik, açlık, tiner ve her türlü pisliğin kucağına tekmelenen bir o kadarını daha eklemek gerek.

Fazla üstüne varılmayan bir başka büyük ve feci boyutlara ulaşan gerçek ise 7. Beş Yıllık Plan’da utanç itirafı olarak dile getirilmişti.

Korunmaya muhtaç çocukları denetim dışı kalan yurtlar yerine bakıcı ailelerin yanına vermeleri gerektiği konusunun uygulunamaması, ‘Türk ailelerinin bazı özellikleri nedeniyle koruyucu aile sistemi işlememektedir’ biçimindeki yüz karası kayıtlara geçti.

Bu açıdan bakıldığından –ki fırtınan gözü buracdadır – çocukların uğradığı vahşetin yuvasının yurtlar değil, aile yuvası olduğu ortaya çıkmaktadır.

Her gün medyaya defalarca yansıyan aile faciaları da bu utancın en büyük delili değil mi!

Yurtlar belki biraz daha adam edilir de aile içi ilişkilere karşı ne gibi çözümler bulunur ki!

Bence bu tür kabağı çatlatmaların kökeni para...

Geçinemeyen cinnet geçirip ailesinin boğazına sarılıyor.

Sadrazam, Türkiye’nin hızla büyüdüğünü gururla günde beş vakit duyuruyor.

Ammavelakin ben daha çevremde büyüyen birine pek rastlayamadım.

Siz de bir bakınıverin etrafınıza.

Türkiye gibi hızla büyüyen, kalkınan birilerini tanıyor musunuz!

Bankalarla, holdingleri kast etmiyorum canım...

Cengiz Alpman

Yayın Tarihi : 29 Ekim 2005 07:28

Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Kişiselleştir | İletişim | Arama | Yardım | İlkeler | Tavsiye | Yazdır | Ana Sayfa | Favori Ekle | Yukarı | Beşiktaş | Emlak Kulisi | mirc | Sohbet | Otel
Sayfa 0.09360 saniyede oluşturuldu.