30
Ocak
2026
Cuma
MEDYA

DOĞRU SÖYLEDİĞİM İÇİN HAİN İLAN EDİLDİM

Bu sözler çok konuşulacak!...Celal Pir, spor medyasında neden sevilmediğini anlattı…

Zaman gazetesinden Serkan Kara'ya röportaj veren Celal Pir'in bu açıklamaları çok konuşulur....

'Doğruları söylediğim için hain ilan edildim'

Celal Pir, NTV'de günde en az iki kez canlı yayına çıkıyor. Öyle bir ses tonuna sahip ki, ekonomik krizden bahsetse bile, 'Amaaan olsun, yeter ki Celal Pir sunsun!' diyesiniz geliyor! Benzerliğinden dolayı 007 James Bond yakıştırması yapılsa da, “Ben NTV'nin 004 Celal'iyim” diyor. Haber, ekonomi, spor, otomobil, aktüalite gibi birbirinden farklı alanlarda programlar hazırlayıp sunan Pir, kısa bir süre sonra karşımıza VJ olarak da çıkabilir! 23 yıllık ekonomi gazetecisi Celal Pir, parasını Ar-Ge'ye yatırım yaparak değerlendirdiğini söylüyor. Pek çok kez battığını kahkahalar eşliğinde anlatıyor. “Spor basınında alçak çok” diyen Celal Pir şöyle devam ediyor: “Kulüplerin stadlarda yaptığı vurgunu söylediğim için namussuz, alçak ve hain bir insansam; siz de devletin kendi arazisine yaptığı stadın koltuklarını satıyor, parayı cebe indiriyor, üstüne vergisini ödemiyor ve vergi affı istiyorsanız ve namusluysanız, ben sizin namusunuza da hayranım!”

NTV'de kurucu kadrodasınız değil mi?

Evet, 004'üm ben… Nuri Çolakoğlu, Tayfun Ertan, Cem Aydın, Görkem Yaşayan, Erman Yardelen, ben, Murat Yetkin, rahmetli Kenan Onuk ve bir de teknik ekipten Yekta Erçiçek vardı.

Muhabirken patron oldunuz. Bir muhabir nasıl patron olur?

İnsanların farklı özellikleri/yetenekleri var. Sen niye sakal bırakıyorsun veya ben niye bırakmıyorum? Niye sen yeşil gözlüsün de ben mavi gözlüyüm? Bunlar; genlerimizden, yetiştirilme tarzımızdan, çevremizden gelen farklılıklarımız. E birileri yönetici olur -nasıl oldukları umurumda değil, herkes kendi yolundan sorumlu-, birileri muhabir olur. Herkes parasını biriktirir, sonra da ev-araba alarak yer. Ben almam… Paramı biriktirir, gider hastalık seviyesinde Ar-Ge yaparım abi! Gider, bir elektrik işine para yatırırım. Oradan para kazanırsam, gider başka bir işe daha yatırırım. Çok para harcamam.

Bir ekonomi gazetecisi olarak paranızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim evde para, ağırlıklı olarak, üç çocuğumun eğitimine gider. Parayı hiçbir zaman bankada tutarak değerlendirme taraftarı olmadım. Borsada bir kere, tam 21 yıl önce Murat (üç çocuğundan en büyük olanı, diğer ikisi Lara ve Tuana) doğduğunda, 100 ya da 500 adet Erdemir hissesi aldım. O hisseler hâlâ devam ediyor, yanlış anlaşılır diye babamda duruyor. Bir tek kâğıda yatırımım odur. Onun dışında devletin çıkarttığı tahvillerden alırım, o da çok nadirdir. Neden devletin çıkarttığı tahvil? Eskiden ben vergi iadesi almazdım devletten. Derdim ki, 'Devletten para alınmaz!' (kahkahalar). Sonra dediler ki, 'Bu senin hakkın, aptal olma, bu parayı al.' Aslında o kısımlarını eşim yönetir. Bana bazen der ki, 'Elektroniğe, Ar-Ge'ye, bilmem neye yatırım yapmaya çalışıyorsun, uçan ayakkabı peşinde koşuyorsun. Koşma, paranı çar çur ediyorsun!' Hâlbuki o benim ruhumu tatmin eden bir şey. Yatırım benim varlık nedenim! Doğal olarak eşim de bu yatırımları paramızın çar çur edilmesi olarak görüyor.

Haklı mı peki?

Evet haklı çıktı, lanet olsun!...

Nerelerde?

Uydu takip izleme sistemlerinde… Yerini belli eden, başına bir problem geldiğinde içindeki sensorlarla ambulansa, polise haber veren sistemler düşünmüştük. Yaptık, sattık. (Gülüyor.) Ama gel gör ki bu bir taneydi. Biz elli tane projeye para koymuştuk, bir tanesi elli tanesini karşılamadı. Bu kazandığımdı, kaybettiklerimi saymıyorum.

Sunmadığınız program türü kalmadı gibi! Haber, ekonomi, spor, otomobil, aktüalite… Sizce ideal gazeteci tipi bu mudur?

Hayır canım, benimki aptal gazeteci tipi. Ramazan ayından sonra “Spor” ve “0'dan 100”e başlayacak. Onlar devam ederken de yeni aldığımız Kral TV yayına girecek, orada da başka bir şey yapacağız.

Yoksa müzik programı mı sunacaksınız?

Doğru bir şey yapacağıma inanıyorsam neden olmasın! Ama müzik benim için çok kişisel bir şey.

Birbirinden farklı alanlarda program hazırlayıp sunmanın getirisi/götürüsü nedir?

Bütün bunlarda şunu gördüm: 'Akıldan ve kalpten geçeni dudaktan söyleyemeyen neresi?' dersen, 'Spor!' derim. Çünkü çok alçaklık var orada! Mesela diyorsun ki, arazi devletin… Stadı da devlet yapıyor. İçine koltuğunu da koyuyor. Sonra birisi gelip bunları satıyor ve parayı kendi cebine koyuyor. Ona para ödeyenlerden aldığı vergiyi cebine koyuyor. Sonra gidiyor diyor ki, 'Ya bize af getirin, çok vergi borcumuz var.' Onu da affediyorlar! Ben aptal bir adam değilim, bu nasıl oluyor? Kendi kendime izah edemiyorum. Bu sefer ekrandan söylüyorum, söyleyince insanlar tepki gösteriyor.

Galatasaraylı taraftarlar epey tepkili size.

Ben, Beşiktaş için de, Galatasaray için de, Fenerbahçe için de söylüyorum. Hepsi hazırcı ve bedavacı; ayıp… İngiltere'de Liverpool yeni stadını yapıyor. Stat, demir fiyatlarının yüksekliğinden dolayı yarım bir şekilde durdu. Liverpool'un başkanı gitse ve İngiltere Başbakanı Gordon Brown'a dese ki, 'Sayın başbakanım, bizim stat yarım kaldı. Benim milyonlarca taraftarım var, şuna bir el at da tamamla!' Var ya, Liverpool'u 5. kümeye gönderirler. Ama bizde ayrıcalık veriyorlar! Bana göre en çok yanlışın yapıldığı yer spor medyası. Doğruların söylenmediği, herkesin pohpohlandığı, herkesin birbirinden çekinip pozisyonunu kolladığı bölüm…

Ne bu şiddet, bu celal!..

Ben bunları söylediğimde, bunu yapanlar, 'Ben namusluyum, sen namussuzsun' diyor. Bu vurgunu söylediğim için namussuz, alçak ve hain bir insansam evet ben, namussuz, alçak ve hainim. Eğer siz, devletin kendi arazisine yaptığı stadın koltuklarını satıyor, parayı cebe indiriyor, üstüne vergisini ödemiyor ve bir de vergi affı istiyorsanız ve namusluysanız, ben sizin namusunuza hayranım! Bu iş; Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş meselesi değil! Bu iş, ahlak meselesi! Hepsinin stadında, 'Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda da ahlaklısını severim' yazıyor. Oradaki sporcu sadece sahada oynayan değil. Oraya onu yazmak için insanın önce ruhunun, kalbinin, bedeninin, başının temiz olması lazım! Hiçbiri temiz değil! Onun için bizim lig, “tüp gaz ligi” gibi…

Spora yatırım yapan şirketlere vergi ödemelerinde ayrıcalık tanınıyor, değil mi?

Asgari ücretli yüzde 20 vergi öderken, siz nasıl yüzde 5 vergi ödüyorsunuz kardeşim? O adam 300 lira alıyor, sen 1 milyon dolar alıyorsun. O, 300 lirada 100 lira vergi ödüyor; sen, 1 milyon dolarda 5 lira vergi ödüyorsun; yok ya! Efendim başarı gelecekmiş! Gelmesin! Allah Allah ya, ne demek başarı gelecek? Sporcuymuş, üstünmüş! Çok sinirliyim bu konuda… Üstün meselesi insanı kendinden geçirir. Aynen Fatih Terim'in açıp telefonda bıyığını mıyığını dediği hale gelirsin, sonu budur! İnsanlar niye herkese eşit davranmak gerektiğini söylüyorlar? Bunu hem bütün dinler söylüyor hem de demokrasiler. Eşitsin diyor; ama yok! Bir de gidip bu heriflere tapıyoruz! Biz deli miyiz? Aklımızı mı yitirdik?

Serkan Kara - Zaman
Yayın Tarihi : 4 Ekim 2008 Cumartesi 18:37:40
Güncelleme :4 Ekim 2008 Cumartesi 18:40:40


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?