30
Ocak
2026
Cuma
MEDYA

MEDYAYI OLMASI GEREKEN YERE ÇEKMEYE ÇALIŞIYORUM

Serra Karaçam, hafta içi her gün TRT'de yayınlanan programıyla medya müfettişliğine soyundu. Karaçam, medyada çıkan haberleri mercek altına alıyor ve farklı yayınlara farklı biçimde yansımalarını irdeliyor. 

TRT'de bu tür bir program yapmanın insanı sınırladığı düşüncesinin aksine o programın kendisini tarafsız kıldığına inanıyor. Serra Karaçam, TRT'de canlı yayında konuk ağırlamanın zorluğuna dikkat çekerken, bunun sunucuya sorumluluk yüklediğini ifade ediyor ve ekliyor: "Bu programı daha iyi koşullar sunulsa bile başka bir yerde yapmak istemezdim." Karaçam, Medya Müfettişi programının benzerlerinden farkını da "Onlar daha çok gündemi konuşuyor. Medya mahallesini içeriden bir gözle inceliyorlar. Bunlara göre bizimkisi daha ortada bir program." sözleriyle anlatıyor. 


Medya Müfettişi Serra Karaçam: Medyayı olması gereken yere çekmeye çalışıyorum

Serra Karaçam, TRT'de, hafta içi her gün, Medya Müfettişi programını sunuyor. Her gün medyada çıkan haberleri mercek altına alıyor ve haberin farklı yayınlara farklı biçimde yansımasını irdeliyor, bunun sebeplerini sorguluyor. Birçok kişi TRT'de böyle bir programı yapmanın insanı sınırladığını düşünse de o, tam aksine TRT'de olmanın yapılan işi daha tarafsız kıldığına inanıyor. Medya Müfettişi Serra Karaçam ile programını ve medyayı konuştuk.

Programınızın ismi Medya Müfettişi. Kendinizi müfettiş gibi hissettiğiniz zamanlar oluyor mu?

Aslında bu, beni bağlayan bir şey değil. Programın misyonu bu; gözüne takılan yazıları, haberleri araştırmak, arka planını irdelemek. Dolayısıyla gazetecilik noktasında eleştirilmesi, sorgulanması gerekenlere 'kendi bakışım'ı ortaya koyabileceğim bir program. Kendimi müfettiş gibi hissetmek ve bununla ilinti kurmak çok doğru değil.

Birileri Medya Müfettişi'ne yakalanmaktan korkmalı mı?

Hayır, korkmamalı. Tam tersine! Bence kendine güvenerek haber yazan ve yorum yapan herkes, bu programda anlatamadıklarını anlatma şansı bulacakları için mutlu bile olmalı.

Müfettişe kimler yakalanıyor?

Müfettiş, denetleme yapar. Suçlu olanın da suçlu olmayanın da denetleyicisi olabilirsiniz. Müfettişin ekrana koyduğu rapor ekranda izleyiciye karşıdır ve izleyiciye bir şey göstermektir. Denetlemenin sonucunda defterler temiz de çıkabilir, kirli de... Dolayısıyla söz hakkı verdiğimiz kişiler arkasında durdukları haberleri izleyiciye bir kez daha anlatmış olabilir. İlla ki bir olumsuzluk yakalamak için konu seçiyoruz diye bir şey yok.

Gündemde yoğun olan konular eğer medya organlarında farklı yansıyorsa müfettişin denetlemesine onlar takılıyor. Her iki farklı açıdan da o konu tartışılıyor. Tek bir yayın organında çıkan haber de takılıyor. Ancak daha çok iki yayında farklı biçimde çıkmış haberin, 'neden orada öyle burada böyle' çıktığını sorguluyoruz.

Böyle bir programı TRT'de yapmanın dezavantajları var mı?

Dezavantajı hiç yok. Başka bir yerde daha iyi koşullar olsa da bu programı orada yapmak istemezdim. TRT'nin avantajı, sizi tarafsızlığa zorlaması. TRT'de kamunun bütün fertlerini düşünerek yayın yapmak zorunda olduğunuz için kendinizi tarafsız olmak zorunda hissediyorsunuz. Bu da bizim programımızın daha sağlıklı olmasını sağlıyor.

Diğer medya programlarından farkınız ne?

Onlar daha çok gündemi konuşuyor. Medya mahallesini çok içeriden bir gözle inceliyorlar. Medya Müfettişi daha ortada bir program.

Daha önce de ekranlarda dünya basınından haberler okuyordunuz. Kendinizi gazete haberlerini mercek altında alacak kadar 'habere hâkim' görüyor musunuz?

İzleyici ne kadar hâkim olduğumu görüyordur. Ya da kendi camiamızın insanları, hangi konuları ve konukları seçtiğimizi, hangi noktalarda sorular sorup üzerine gidebildiğimizi görüyor, karar veriyorlardır. Benim kendimi anlatmam çok doğru olmaz.

Önceki çalıştığınız kurumda Derya Sazak'ın yanında bir yöneticinizin yaptığı espriden hoşlanmayıp yollarınızı ayırmıştınız. Eğer programın içeriğine dokunulursa yine aynı tepkiyi gösterir misiniz?

Taşımak istemediğim hiçbir şeyin altına imza atmam. İstifa ettiğim zaman benim de kaybedecek şeylerim vardı. Ben kaybedeceklerimi kaybedip kazanacaklarımı göze alıp kendimce onurlu bir davranış sergiledim. Büyütülecek bir konu yoktu ama o zaman doğru olanın o olduğunu düşündüm. Programın içeriğiyle ilgili bir müdahale olursa bu, çok daha ciddi bir sıkıntı demektir. Çünkü meslek hayatınızda sizin nasıl davranacağınızı da belirleyecek bir olaydır.

Canlı yayın yapıyorsunuz ve devlet kanalında konuk ağırlamanın ayrı zorlukları var. Eğer konuk, mecrasını şaşırırsa ne yapıyorsunuz? Bu, ayrı bir gayret gerektiriyor mu?

Tabii gerektiriyor. Çünkü bu işi yaparken, Türkiye'nin menfaatlerini korumak ve her kesime hitap etmek zorunda olan yayın çizgisinde durmak mecburiyetindesiniz. Bu çizgide, her sesi yansıtmak için her türden konuk çıkarıyorsunuz ama o konuk kendi çizgisinin de ötesinde bir yere sıçramaya çalışıyorsa, o zaman sizin kurmaya çalıştığınız dengeye zarar verir. Orada dikkatli olmakta fayda var. Bu yüzden programı biraz daha özen göstererek yapıyoruz. Zaten söz hakkı verdiğimiz herkese derdini anlatsınlar diye söz veriyoruz.

Bir devlet kanalında çalışmak daha konforlu bir şey mi?

Teknik anlamda ve fizikî şartlar anlamında daha konforlu olduğunu söyleyemem. Ama ben bu programı, Türkiye'de medyanın dördüncü kuvvet olarak kalabilmesi için ve gazetecilerin Türkiye'nin elitleri arasında bir yeri olduğunu, gazetecinin bir kimliği olduğunu göstermek ve buna katkı sağlamak için yapıyorum. Başka bir özel kanalda buna benzer bir program yapmayı hedeflediğinizde patron bununla çok ilgilenmez. TRT'de kuvvetler dengesinde yeri olan bir kurumu, medyayı, olması gereken yere çekmeye çalışıyoruz. Nedir o yön?İtidaldir. Böyle olduğu için, ben bir hizmet verdiğimi düşünüyorum.

Siz ekranlarda hangi programları izliyorsunuz?

Mehmet Ali Birand'ı çok seviyorum. Onun habere bakış açısını ve değerlendirmelerini önemsiyorum. Onun dışında ekranda Erdoğan Aktaş'ı izliyorum. Türkiye'nin Nabzı'na bakıyorum.

TRT'de çalıştığınız için kendinizi devlet memuru gibi hissediyor musunuz?

Gazeteci nerede çalışırsa çalışsın çok fark etmemeli.

Sürekli haberleri ve köşe yazılarını okuyorsunuz. Bir reklâm arası verdiğinizde gazeteler yerine ne tür kitapları okumayı tercih ediyorsunuz?

En son Orhan Pamuk'un 'Masumiyet Müzesi' kitabı ile Erdal Demirkıran'ın "Sadece Başbakan Okusun" isimli kitaplarını okudum.

Uzun süre haberin içerisinde olan, ekran yüzü haline gelmiş isimler daha sonra bu ciddi işten sıkılıp başka formatlara yöneliyor. Sizin istediğiniz programı yapma şansınız olsa nasıl bir format yapmak itersiniz?

İstediğim programı yapıyorum. Biraz daha uzun sürede konuları daha detaylı işlemek iyi olabilirdi. Her gün değişen bir gündem olunca onun heyecanı ile sıkılmak gibi bir şey söz konusu olmuyor. Sıkılmaya vakit yok zaten.

Oyunculuğa dönüş yapan haberciler var. Oyunculuk teklifi gelse kabul eder misiniz?

Tecrübe kazandığınız bir alana verdiğiniz emeği savurmak doğru olmaz. İçimde olsaydı kabul ederdim ama bu, hamur ve yetenekle birlikte eğitim meselesi. Kendimi o yönde geliştirmeyi düşünmedim.

Sanatçılar genellikle 'Sanatçıdan dost olmaz' derler. Haber dünyasında haberciden dost oluyor mu?

Ben sektörde ne de olsa bir dayanışma ve birbirini anlamanın hâkim olduğunu düşünüyorum. Çekememezlik her sektörde var. Samimiyet, benim için her şeyden önemli. Kendinize uygun ekibi bulduğunuzda, dostluk da onunla birlikte ilerliyor zaten. Bizlerin başka meslekten dostları oluyor ama aynı dili konuştuğumuz insanlarla içli dışlı olmak daha kolay benim için.

Size kalan vakitlerde neler yapıyorsunuz? İstanbul'da gitmeyi sevdiğiniz mekânlar nereler?

Bana vakit kaldığında evde oturmayı tercih ediyorum. Dinlenmeye ve yine işimle ilgili konuları evden takip etmeye çalışıyorum. Sevdiğim insanlarla vakit geçirmek, çay kahve içip yemek yemek de sayılabilir boş vakitlere sığdırmaya çalıştıklarım arasında. Dostlarım onlara vakit ayıramadığım için şikâyetçi oluyorlar aksi halde. Hepsinin benim bugünümde emekleri var. Sultanahmet civarı, Bebek, Kurtuluş, Beyoğlu, Çengelköy'ü seviyorum. Vapura binip İstanbul'u seyretmek benim için çok keyifli. 

Rahime Sezgin - Zaman
Yayın Tarihi : 6 Haziran 2009 Cumartesi 20:21:32
Güncelleme :10 Haziran 2009 Çarşamba 17:46:57


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?