Gülgûn Feyman, televizyon dünyasının en bilindik simalarından.
1980’li yılların başında TRT’de ‘Hoş Sada’ adlı programla ekranlarda boy göstermeye başlayan Feyman, özellikle haber spikeri denince akla gelen ilk isimlerden. TRT tecrübesinin ardından özel kanallarda meslek hayatına devam eden Feyman, son olarak Habertürk Televizyonu’nda karşımıza çıkmıştı.
O şimdilerde yine haber programı hazırlayıp sunuyor. Fakat bu sefer farklı bir platformda. İnternet üzerinden canlı yayın yapan bir televizyon bu. Feyman’ın Prime adlı programını izlemek için zaplamak yerine tıklamak gerekiyor. Kumanda yerine mouse ile kontrol ettiğiniz bir internet televizyonu. Feyman, aynı zamanda www.ontvhaber.com adlı bu internet televizyonunun genel yayın yönetmenliğini de yapıyor. Biz de ünlü haber spikeriyle yeni işini, hedeflerini ve ana haber sunuculuğu ekseninde klasik televizyon dünyasını konuştuk. Haber sunuculuğunun farklı bir eğitim ve kültür birikimi gerektirdiğini söyleyen Feyman, “Sunuculuğun ölçüsü 90-60-90 değildir.” diyor.
Ana haber bülteni denince zihinlerde yer etmiş isimerden biri Gülgûn Feyman. Yıllarca kendine has üslubu ve tarzıyla haber sunarken izledik onu. Son olarak Habertürk’te izleyicinin karşısına çıkan Feyman, geçtiğimiz yıl buradan ayrılmıştı. Şimdilerde internet üzerinden yayın yapan www.ontvhaber.com adlı internet televizyonu olarak tanımlanan sitede görüyoruz onu. Hem genel yayın yönetmenliği yapıyor hem de canlı yayınlanan Prime adlı bir program hazırlıyor. Medyanın geleceğinin pek çok sektörde olduğu gibi internette olduğuna inanıyor. Yeni işini o kadar çok sevmiş ki ‘Televizyona dönmem’ diyor. Feyman’la yeni işi ve televizyonculuk üzerine konuştuk.
Yaklaşık bir aydır sanal ortamda, canlı yayınla haber sunuyorsunuz. Şu anki işinizden bahseder misiniz?
Ben hayatımda hep ilkleri yaşamış biriyim. Şu an hem genel yayın yönetmenliğini yaptığım hem de program hazırlayıp sunduğum internet sitesi, Türkiye’nin ilk internet televizyonu. Tabii ki internet üzerinden yayın yapan siteler var. Fakat televizyon formatında, sürekli canlı yayınlarla haber veren, programlarla internet kullanıcılarına ulaşan bir site bu. Yani televizyon yayını yapma amacıyla yapılmış tek site. Ben bu internet televizyonunda her gün 12.00-14.00 arası bir haber programı yapıyorum. Programıma alanlarında uzman, ünlü isimleri konuk alıyorum, canlı bağlantılar yapıyorum. Genç bir kitlemiz olduğu için onlara yönelik programlar da yapıyoruz. Kısa zaman zarfında bizi tanıdılar. Çok yol aldık. Ciddi anlamda ziyaretçimiz var.
Yine de internet televizyonu insana eline kumandayı alıp zaplama imkânı sunmuyor. Belki şimdilik. İnternet televizyonunun klasik olanına göre farkı ne şu anda?
Televizyonu alıp cebinizde taşımanız mümkün değil. Ama artık bilgisayar hayatın öyle bir parçası gibi oldu ki elimiz, gözümüz gibi. Seyahat ederken bile yanımızda mutlaka bir bilgisayarımız var. Normal televizyonun olmadığı ortamlarda elinizin altında bir internet üzerinden canlı yayın yapan bir televizyon var. Ya da bilgisayarınızda çalışıyorsunuz, köşeye ya sesini ya görüntüsünü alarak gelişmelerden haberdar olabilirsiniz. Bu imkânı tanıyor ontvhaber. Sürekli olarak gündeme ilişkin haberler, ekonomi ve siyaset haberleri aktarıyoruz.
İzleyicide internet medyasına doğru bir kayış gözlüyor musunuz peki?
Kesinlikle var. ‘Ben teknolojiyle barışık değilim’ diyenler bile internetle bir şekilde haşir neşir olmaya başladı. Herkesin bir bulaşmışlığı var internete. Televizyonculuktan internete bir kayış var dünyada zaten. Beni de çok şaşırtan bir şey. Bu işe ilk başladığımda inanamamıştım zaten. İnternetten izleyiciye ulaşmak farklı geldi ilk anda. Fakat zamanla gördüm ki çok etkin. Medyanın geleceğinin internete kaydığı söylenebilir yani. Ben bu internet televizyonuna başlamadan önce televizyonum bir aksesuar olarak duruyordu evimde. Hep internetin, haber portallarının başındaydım. Televizyon alışkanlığım zaten yoktu sıfıra indi. Her şeyim internet artık.
Özellikle bazı haber sitelerinin emek harcamadan kopyala-yapıştır yöntemiyle gazete ve televizyonların sitelerinden alarak kullanıcılarına servis yaptıkları yönünde eleştiriler var.
Böyle bir emek hırsızlığının internet televizyonunda olması imkansız. Çünkü canlı yayın yapıyorsunuz sürekli. Haberi siz üretiyorsunuz. Beraber çalıştığımız haber ajansları var. Zaten hepimiz köklü gazetecileriz. Kendi haber kaynaklarımızı kullanıyoruz. Ben TRT döneminden itibaren haberin mutfağında oldum. Habere dair sürecin tamamen içindeydim.
Yeniden klasik televizyon haberciliğine dönmeyi düşünüyor musunuz?
Düşünmüyorum. Bugün haber spikerliğinde yapılabilecek her şeyin yapıldığına inanıyorum tarafımdan. Haber açık oturumu, ana haber, röportajlar. Bir de buraya âşık oldum. Çünkü kendi yaptığımı görme imkânım var. Yaptığınız hemen arşive giriyor. Çok güzel bir sistem var. Bu iş enteresan bir iş. Çok büyüyecek. Zaten birçok medya grubu bu sisteme geçebilmek için altyapı çalışmaları yapıyor uzun süredir. Ama biz yol aldık. İşin bir güzel yanı da şu. Diyelim ki sizi konuk ettim. Konuştuk. Onu hem tekrarlıyoruz hem de siteye girdiğinizde Gülgûn Feyman’ın Prime’ını tıkladığınızda geçmişe ulaşabiliyorsunuz. Yani beş yıl sonra bugünkü yayını izleme imkânı sunuyor.
Son dönemde televizyonlarda deneyimli gazeteciler ana haber sunuculuğu yapıyor. Kanalların bu tercihini nasıl yorumluyorsunuz?
Türkiye çok moda seven bir ülke. Ama klasik daima güzeldir. Arayışlar vardır. Döner dolaşır, bakar eder sonunda klasikte karar kılınır yani. Türkiye yayıncılık açısından da hoppa bir ülke. Sürekli bir arayış içinde. Amerika’nın yeniden keşfine gerek yok oysaki. Bugün gazetecileri deniyorlar. Bu insanların başka işleri var. Oturacaklar, yazacaklar. Her gün canlı yayına çıkmak çok ciddi efor gerektiren bir iştir. Bir maratondur bu. Maratonu sürdürebilmek için de başka eğitimlere gerek var. Dolayısıyla ben bu modanın da bir müddet sonra geçeceği kanısındayım. Aslında burada haber değil, isimler yarıştırılıyor. Tabii Türkiye modayı sevdiği için bu da geçecektir. İş aslına rücu edecektir. Kaçınılmaz bu. Yılbaşından sonra bu moda biter. Bu insanlar da olsunlar tabii; ama günlük çok hızlı ilerleyen çarkın içinde gençlere daha fazla yer versinler. Kendileri de sistem içinde daha olgun izlencelerle ortaya çıksınlar. Ben haber bültenlerini uzun zamandır izlemiyorum. Çünkü bana çok bir şey vermiyorlar. İsim yarıştırıyorlar çünkü. Ali mi Fatih’i geçecek, Mehmet Ali mi Uğur’u.
Peki sizce haber sunuculuğunda başarılılar mı bu yarıştırılan isimler?
Ben bir hoca olarak baktığım zaman ses tonları itibarıyla tabii bir spiker kadar düzgün konuşmadıklarını görüyorum. Ha diyeceksiniz ki bütün spikerler iyi mi konuşuyor. Maalesef hayır. o.deligoz@zaman.com.tr
Haber sunuculuğunun ölçüsü eğitim ve kültürdür
Yıllar önce Amerika’da Barbara Walters örneği yaşandı, haber sunucusunun bu ülkede nasıl algılandığını anlamamız açısından. Walters, çalıştığı yerden başka bir kanala transfer oldu. Transfer parası 63 trilyon gibi bir rakamdı. Akıllara durgunluk veren bu rakam için bizim medya ‘Bu parşömen kâğıdı buruşmuş kadına nasıl olur da bu para verilir’ diye tartıştı. Oysa dünya o kadının ne kadar önemli yayıncı olduğunu tartıştı. Bazıları bu parayı Walters için az bile buldu. Bizde yapılan yorumların farklı olmasının sebebi şu: Biz daha çok görselliğe ve moda akımlarına önem veriyoruz. Fakat bu mesleğin ölçüsü 90-60-90 değil. Hilal kaş, badem göz, sırma saç da değil. Bu mesleğin ölçüsü eğitim ve kültürdür.
Önder mrb.ben bayburttan yavuz.röpörtajlarını okumaya çalışıyorum.bayburt la alakalı hiç haberine denk gelmedim.bayburtlu sanatçıda olabilir.bekliyorum bana mail atarasan sevinirim bye