Bir ülkenin bağımsızlığının ve egemenliğinin ilk ve en belirgin sembolü “para basma” hakkıdır. Tarihin ilk dönemlerinden itibaren, egemen devletlerin para bastıklarını, güçlü ve muktedir devletlerin yöneticilerinin, imparatorlarının, paralar üzerine kendi resimlerini kabartma ve süslü şekiller içinde koyduklarını görmekteyiz. Bu bakımdan “para” bir ülkenin bağımsızlığının ve gücünün sembolüdür. Parası değerli olan ülkeler; bütün dünyada sözü dinlenen, saygın, güçlü ülkelerdir. Dini niteliği olan ülkelerde, para basma yanında ”hutbe” okutma ve okunan hutbe’de devlet yöneticisi olan dini liderin adının geçmesi de bir başka hükümranlık göstergesidir.
Devletin gücünü, bağımsızlığı, egemenliğini gösteren parayı basma ve dolaşıma çıkarma yetkisi olan kurumların, o ülkenin merkezinde olması zorunludur. Nasıl ki bir insanın kalbini, vücudun merkezi olan bulunduğu yerden çıkarıp başka bir yere koyamazsanız, para basma yetkisini haiz olan kurumları da o ülkenin merkezinden yani “başkentinden” alıp başka bir yere götüremezsiniz. Bu nedenle; Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentini Ankara olarak belirleyen, Anayasa’nın değiştirilemeyecek nitelikteki maddesine uygun olarak “Merkez Bankasının” merkezinin bulunacağı yer “Ankara” olarak belirlenmiştir.
İlk Osmanlı parası “Akçe” 1326 yılında, ilk altın “sikke” 1477 yılında, ilk banknotlar “kaime” adıyla 1843 yılında bastırılmıştır. 1916 yılında düzenlenen para reformu ile, para birimi “kuruş” olmuş, 1 Lira 100 kuruşa eşitlenmiştir.
Türkiye’de faaliyet gösteren “Osmanlı Bankası” 1863 yılında İngiliz ve Fransız ortaklığı şeklinde yeniden örgütlenerek bir devlet bankası niteliği kazandırılarak, banknot basma yetkisi otuz yıl süre ile bu “Bank-ı Osmanii Şahane”ye verilmiştir. İlk kez, Ulusal bir devlet bankası kurulması düşüncesi ise 1923 yılında toplanan “Türkiye İktisat Kongresi”nde ele alınmıştır. “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” 1930 yılında 15 milyon sermayeli bir Anonim Şirket olarak düzenlenerek, banknot ihraç etme yetkisi verilmiş, 3 Ekim 1931 yılında Ziraat Bankası binasında çalışmaya başlamış, bu gün Ankara Şubesi olarak kullanılmakta olan hizmet binasına 1933 yılında geçmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti ilk banknotlarını 1931 yılında çıkarmaya başlamıştır. En küçük banknot “1 TL.” en büyük banknot ise servet gibi bir şey olan ve herkesin göremeyeceği “1.000 TL.” dir. Bir Türk Lirası, 0.47 Amerikan Doları (USD) dır.
1952 yılında, 1 Lira tedavülden kaldırılmıştır. 1.000 TL. hala kıral’dır. 1 TL., 0.47 USD.na eşittir.


1980 yılında 4.nesil paralar dolaşıma girmiştir. 1.000’lik banknotun en büyük para birimi olarak saltanatı bitmiştir. Özal döneminde kötü dizayn edilen 5.000 lira basılmıştır. Artık 1 Tl. ancak 0.014 USD etmektedir.
Yarım milyonluk banknot 500.000 Tl. 1993 yılında piyasaya sürülmüştür. 1 TL., 0.000069 USD. dir.


Sene 2001, ne yazık ki 10 milyon da ancak 2 sene idare edebildi bizi. Artık 20.000.000 var ve 1 Tl., 0.00000069 USD.
50.000.000 TL. (Elli milyon liranın) peşinden piyasaya 100.000.000 TL.de sürüldükten sonra, “paradan sıfır atma” teorileri hızlanmıştır. Bir, iki, üç 0’dan sonra, iş 6 adet 0’ın atılmasına kadar gelmiştir. Nihayet Türkiye 2005 yılında, dünyada paradan sıfır atan 50’nci ülke olarak sıralamaya girmiş, ancak bu kadar çok sıfırın bir anda atılmasında “Dünya Şampiyonluğunu” ele geçirmiştir.
Türkiye ilk kez madeni 1 milyon lira ile yani “1 YTL” ile 2005 yılında tanıştı. Ancak gerçek şudur ki, paradan sıfır atılması, parayı kıymetlendirmediği gibi, yabancı paralar karşısındaki durumunu da yükseltmedi. Çünkü doğal olarak; paradan sıfır atılmasının, paranın değeri ile bir ilgisi olmayıp, ancak 0 sayısını azaltacak bir şekil olmaktan öte bir anlamı yoktur.
Alışma dönemi olan 2005 yılı boyunca “TL” ile “YTL” birlikte kullanılmıştır. 2006 yılı başında TL yazılı banknotlar dolaşımdan kaldırılarak, yeni paranın kullanımının yaygınlaşması sağlanmak istenmiştir. 2009 yılı başında ise paranın başındaki “Y” yani “Yeni” sözcüğü kaldırılarak, eskiden olduğu gibi “TL” ibaresine dönülecektir.
Bu uygulamalar yapılırken, Merkez Bankası (MB), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Vakıflar Bankası Genel Merkezlerinin İstanbul’a taşınmasını öngören kanun tasarısının TBMM Başkanlığına verilmesi “yaranın üzerine tuz, biber” ekmiştir.
Cumhuriyetin kuruluş felsefesine, Atatürk ilke ve devrimlerine, Anayasa’nın ruhuna ve değiştirilemez nitelikteki hükümlerine aykırı olan bu uygulama ile, temel kurumların merkezlerinin Ankara’dan götürülmesi halinde, Başkent Ankara’nın içi boşaltılmış olacak ve adından başka hiçbir başkentlik sıfatı kalmayacaktır. Bu hazırlığın son adımı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu Ankara’nın başkent olmaktan çıkarılması ve “Cumhuriyetin tasfiye edilmesi” olacaktır.
Av.A. Erdem Akyüz
Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı
erdeemak@gmail.com
arkadaş güzel yazı yazmışsın da biraz araştırsan, ilk banknot 1931'de mi çıkmış, yoksa 1927'deki çok ünlü 1. Emisyon mu? Peki ya Merkez Bankası 1931'de kurulduğu doğru da, para basma yetkisi 1935 yılında, iki satır internete baksanız bunları bulursunuz, ayıp oluyor...
Kenthaber sayfalarını izlerken, Merkez Bankası ve hakkındaki sayın yazarın yazısını buldum. Ben de eski bir Merkez Bankası çalışanıyım. Yazıdaki bilgileri, Merkez Bankası'nın resmi web sayfası ile karşılaştırdım. Sayın Yazarın verdiği bilgi ve tarihler, bu resmi sayfaya tamamen uygundur ve bir yanlışlık yoktur. Ancak gösterdiği dikkat yönünden gene de Sayın Mehmet Kamil'i tebrik ederim. Magazin haberleri dışında ciddi yayınlar yapan Kenthaber'e ve değerli Yazarı Erdem Akyüz'e de içten teşekkür ederim. Saygılarımla