Kumru yerel (mahalli) ağzı Orta Karadeniz Bölgesi ağızları gurubu içinde yer alır. Mahalli kelimelerin kullanılışı Kumru şehir merkezinde biraz özelliğini yetirmekle beraber, bilhassa bazı köylerde canlılığını korumaktadır. Mahalli kelimelerin kullanılışı Kumru şehir merkezinde biraz özelliğini yetirmekle beraber, bilhassa bazı köylerde canlılığını korumaktadır.
KUMRU’DA YEREL AĞIZ ÖZELLİKLERİ
1. Bilinen ünlülerin yanında bir de kapalı (e) ünlüsü vardır. Ünlü (sesliharf) değişmelerine çokça rastlanır. Değişimler; a) Sözcük başı değişimler, a/e : Esker (Asker) i/e : Eyi (iyi) b) Sözcük içindeki değişimler; a/u : Muhalle (Mahalle) i/ı : Hızmet (Hizmet) ı/u : Altun(Altın) o/u : Buynuz (boynuz) ü/ö : gözel(güzel) c) Sözcük sonu değişimler. ı/u ayu (ayı) 2. Bunların yanı sıra üçüncü tekil kişi zamirinde görülen değişmelere de oldukça sık rastlanan değişimlerdir. o/u , u/o : uçun (için) ı/u değişmeleri de sık rastlanır. 3. Mahalli (yerel) ağızda ünsüz düşmesi sonucu ünlü uzamaları görülür. Balamak (bağlamak), aşam (akşam), memet (mehmet) 4. Ünlü uzamaları, hece düşmeleri de ortaya çıkabilir. Aşşa (aşağı), aya (ayağı) 5. r,ı ünsüzleriyle başlayan sözcüklerin başına ı,i seslilerin eklendiği görülür. Iliman , ireçel, irecber 6. Kumru ve köylerinde mahalli ağızda düzlük, yuvarlaklık uyumuna aykırı kullanışlara çok rastlanır. Mamur(memur), gaşuk(kaşuk) 7. Kumru ve köylerinde, sözcük başında, ortasında ve sonunda sessiz(ünsüz) değişimleri de çokcadır. Bunlardan kelime(sözcük) başındaki k/g değişmesi nerdeyse kural niteliği kazanmıştır. a) Sözcük başındaki değişmeler, ç/c : Cenber(çember) , cıblak (çıplak) k/g : gız (kız) , gıl (kıl) p/b : bekmez (pekmez), bazar (Pazar) s/z : zabah(sabah) . zabı (sabi) t/d : daş (taş) , duz(tuz)
b) Sözcük ortasındaki ünsüz(sessiz) değişmeler k/g : dakga(dakika) , Angara (Ankara) b/p : dabanca ( tapanca) Ayrıca Anşa(Ayşe), isdemek(istemek), örneklerinde görüldüğü gibi kimi zaman y/n, t/d değişmeleri de vardır. Ancak bunlar kurallaşmamıştır. b) Sözcük sonlarında değişmeler, P/b : mektub (mektup) , çıkıb (çıkıp) T/d : aded (adet) , ahred (ahret) Y/v : köv (köy), bu tür konuşmalar bazen görülür. 8. Sık rastlanan ünsüz düşmelerinde düşen ünsüzün etkisiyle önündeki ünlü uzar. Ünsüz düşmelerinin en belirginliğini (ğ) düşmesidir. Balamak (bağlamak) , alamak(ağlamak), dömek (döğmek) Bunun yanı sıra Amet(Ahmet), goşu(komşu), aşam(akşam), örneklerinde görüldüğü gibi (h,l,k,y,m) düşmeleri de vardır. 9. Kimi durumlarda ünsüzler arasında yer değişmeleri olur. Melmeket(memleket), annatmak(anlatmak), samannık(samanlık), Yukarıda örneklerde görüldüğü gibi (nl/nn) benzeşmeleri fazladır. Rl/ll benzeşmesi de sıkça görülür. Hatıllamak(hatırlamak), pallamak(parlamak), talla(tarla) Hc/cc, kt/tt, rn/nn benzeşmeleri az raslanır. Bocca (bohça), gannım(karnım) gibi. 10. Kişi zamirlerinde üçüncü tekil kişi zamirlerinin “u” biçimini aldığı görülür. Üçüncü çoğul kişi zamiri de “unlar” biçimine dönüşür. Dönüşüklülük zamiri “kendi” sözcüğü “kendü” biçimini aldığı, çekimin, bu biçimi ile yapıldığı görülür. “kendüm., kendün, kendüsü, kendümüz, kendünüz, kendüleri” gibi. 11. Fiil çekimlerinde birinci çoğul kişi ve ikinci çoğul kişi değişik biçim gösterir. Geniş zaman çekiminde, başlaruk(başlarız) , başlarsız(başlarsınız) biçiminde söylenilir. Geniş zamanın olumsuz çekiminde de, başlamak(başlamıyoruz), başlamazsız(başlamazsınız) biçimini alır. Kumru ve köylerinde şimdiki zaman fiil çekiminde –yor- ekinin düşerek önündeki ünlüyü uzattığı, iyelik ekinin ise yerini koruduğu görülür. “açım, açin, açi, açiyok, açisiz, açiler, “ gibi. 12. Gelecek zaman çekimlerinde -cek –cak- ekinin tekil kişilerde değişime uğradığı görülür. “yapcam, yapçan, yapcak, yapcaz, ya da yapçok, yapacaksız, yapacaklar” gibi. Buradaki ses düşmeleriöndeki ünlülerin uzamasına neden olur. 13. “-gene-gine”, “-ce,-ca,-çe,ça” eklerinin yerine kullanılır. Güzel-gene, sıcak-gene, hızlı-gine....gibi. “-ağrı” : taraf, yön anlamında kelimelerin sonuna eklenir. Alttan-ağrı, yandan-ağrı, önden-ağrı.....gibi. Yukarıda açıklanılmaya çalışılan Kumru mahalli(yerel) ağız (kelime) lerin özelliklerini bu şekilde izah etmek mümkündür. Halk bu kelimeleri gelişi güzel değil bir kalıba uydurarak söylemektedir. Kumru ve köylerinde en çok kullanılan mahalli kelimelerin başlıcaları şunlardır. Ancak bu kelimeler bizim tespit ettiklerimiz kadar da sınırlı değildir.
KUMRU VE KÖYLERİNDE KULLANILAN MAHALLİ KELİMELER VE ANLAMLARI
A
Aba : Ceket, kalın kumaştan yapılmış bir tür giyecek. Abalak : Besili, tombul yüzlü Aboğğ : Hayret ifadesi, sen ne diyorsun? Abrul : Nisan ayı Abula : Abla, kız kardeşin büyüğü Aces : Haber Aga, agali : Arkadaş Ağır nefeste : Ağır hasta Ağu : Zehir Ahabu : Bu, işaret zamiri Ahretlik : Arkadaş, candan dost Ala : Ağla Alaç : Siyah, beyaz Alaf : sap, mısır sapı Alamak : Ağlamak Alayı : Hepsi Alaz alaz : Alev alev Alikopter : Helikopter Alma : Elma Ana,abu : Anne Analık : Üvey ana Analık : Eşinin annesi Anatmak : Anlatmak Anca : Az evvel Andır : Ölü eşyası, soyka Andırgalmak : Kahrolmak Annak : Karşıdan görüle bilen yer Aradu : Aradı Arık : Çok zayıf Artam : Oda Artuk : Artık, geride kalan Aru balı : Arı balı Aruk : Çok zayıf Aşşş : Acıma duygusu, üşüme ifadesi, ateşte yanma ifadesi Avcu : Avcı Azacuk : Azacık Azgun : Azgın Azuk : Azık
B
Ba : Bana Badal : Merdiven Bahça : Bahçe Bahla : Bakla Bahtlı : Talihli, mutlu, şanslı Bakraç : Kova Bal : Pekmez, meyve pekmezi Balak : Camış Baldırcan : Domates Banyoluk : Hamamlık Bardabaş : Geçimsiz, kavgacı, işe yaramayan kişi. Barmak : Parmak Basgın : Baskın Başı bağlı : Nişanlı veya sözlü Bazallık : Pazarlık Bazlama : Mısır unu hamurundan yapılmış ekmeğin sacda pişirilmiş bir parçası. Becenne : Bezelye Bel : Çatal, toprak kazmaya yarayan bir tür alet Bel : İnsanın vücudunun orta ve ince kısmı. Beyazlık : Yaka Bezene : Bezelye Bezenne : Bezelye Bıldır : Geçen yıl, geçen sene Bibi : Hala Biçik : Buzağı Bilek : Bir tür bitkinin yenen kök kısmı Bileki : Ateşin korunda mısır ekmeği pişirmede kullanılan taş ya da toprak kap. Ateşte kızdırılır, yoğurulmuş hamur içersine konulur ve köze gömülür. Biron : Yarından sonraki gün Boran : Fırtına Bostan : Salatalık Boz : Verimsiz toprak Böber : Biber Bölce : Fasulye Böle : Böyle Börk : Başa giyilen bir çeşit giyecek Buba : Baba Buban : Bubanız Bulamaç : Su ya da ayran ateşe konulur. Mısır unu azar azar içersine atılır. Ve katı hale gelinceye kadar pişirilir. Kaynar olduğu halde hamurun üzerine tere yağı dükülerek yenilen hamurlu bir yiyecek türü. Bulduz mu? : Buldunuz mu? Burgaç : Ters, çözülemeyen Buymak : Üşümek Büzgü : Giyeceklerin lastik takılan kısmı. Büzük : makat
C
Cablama : Yontulmuş uzun ağaç dalı Cadaloz : Lafını bilmeden konuşan Camış : Manda, kömüş Candarma : Jandarma Cazı : Cadı, kötü kadın Cenik : Aşağı, alçakda kalan yerleşim birimi, denize yakın yer. Cıbır : Fakir Cılız : Zayıf, Ufak Cınnamak : Bağırmak Cırat : Cırahat Cırcır : Fermuar Cicik : Meme Cigara : Sigara Cizme : Çizme Corap : çorap Coruk : Ufak, küçük Cöğüz : Ceviz Cöz : Ceviz Cüce : Civciv Cücük : Civciv, yavru civciv
Ç Çağma : Yansıma, güneş işığının gelmesi Çanak : Büyük tas Çangal : Fasulye büyürken sarıldığı ince uzun ağaç parçası Çapula : Yağlı deriden yapılmış ayakkabı Çardak : Hela, tuvalet, wc Çardak : Salon Çatmak : Tersleme Çatmak : Yetişmek Çaydanlık : Demlik Çelik : İnce, yuvarlak, küçük ağaç parçası Çember : Kadınların başlarını örtmek için kullandıkları ince dokunmuş baş örtüsü Çılpır : Yoğurtlu yumurta yemeği Çıtıllık : Küçük orman topluluğu Çızmak : Çizmek Çilingir : Haranı Çimmek : banyo yapmak Çimmek : Yıkanmak, banyo yapmak, duş almak Çit : Bahçe duvarı Çit : Göğüs Çit : Mısırın kuruması için, silindir şeklinde ağaç dallarından yapılmış mısırları koyulduğu bir tür ambar. Çite : Şiş, örgü için kullanılan demirden ince çubuk, mil Çitil : Gecimsiz, huysuz Çokluk : Kalabalık Çomak : Kalın, yuvarlak ağaç parçası, incesi de olur. Çor : Tuzlu Çömen : Küçük sap yığını Çöplük : Evin alt kısmındaki tarla, evin yanı Çörek : Mısır ekmeğinin kül içersinde kızgın taş üstünde bişirilmişi Çörtük : Armudun küçüğü Çulfa : Dokuma tezgahı Çulfa : Kilimin ufağı Çürük : Çürümüş
D
Dağ : Orman Dam : Saçaklık Dangalak : Lafını, sözünü bilmeden konuşan Darak : Tarak Daru : Mısır Dastar : Koyun veya keçi kılından yapılmış kilim Değmen : Deyirmen Deligannı : Delikanlı, genç Demin : Az önce Depe : Tepe Deynek : Dayak Deyub : Deyib Deze : Teyze Dida – Deyda : İşte, işte orada Diyelmek : Ayakta durmak Doğ : Karın donmuş hali, don Dolukmak : Ağlamaklı olmak Don – Tomman : Kilot Döğmek : Dövmek Döl : Çocuk, küçük çocuk Dönderme : Tavada kızartılan hamurdan yapılan yiyecek. Döş : Göğüs Döşek : Minder, yatak Duyma : İşitme Dün : Var olan günün bir öncesi gün Dürge : Otun bir araya getirilmiş hali
E Ebem Kuşağı : Gök kuşağı Ecünnü- Hayalet : Cin, hayali varlık Ehtiyar : İhtiyar Elekçi : Çingene Ellik : Eldiven Emen : Fındık ve patates dikmek için açılan toprak çukur. Emmi : Amca Emzük : Emzik Enemek : Hadım etmek Enik-Enük : Köpek yavrusu Enmek : İnmek Entere : Gömlek Erazi : Arazi Erinmek : Üşenmek, istememek, zoraki iş yapmak Esas : Gerçek Eşitmek : İşitmek Evermek : Evlendirmek Evlek : Bir dönümün dörtte biri Evlek : Bir öküzün dönebileceği alan, Evmek : Acele etmek Evvelki gün : İki gün öncesi Eyiş : Saç üzerinde ekmek çeğirmeye yarayan saplı demir alet Eylemek : Bekletmek
Galdu : Kaldı Gara : Kara, siyah Garalık : Önlük Garı : Kadın Garuk : Birbirine karıştırılmış Gavuk : Kavuk, kafaya koyulan bir çeşit giyecek Gaya : Kaya. Taş Gaya : Taş Gayış : Kemer Gazel : Kuru yaprak Gazma : Kazma Gelin abu : Yenge Gelu : Farenin büyüğü ve yaşlısı Gevelemek : Sözü tam söylememek Gevmek : Geviş getirmek Gıdık : Küçük sepet Gırk : Kırk Gıyo : Damat Gız-Gı : Kız, kadın Gilik : Bazlamanın küçüğü Girebi : Küçük balta Gocamak : Kocamak Gocaman : İri Gocaman : Kocaman, ihtiyar Gocuk : Palto Goruk : İçi boş fındık, ceviz ya da böceğin yediği meyveler Gostil –gartuba : Patates Gozak : Olgunlaşmamış meyva veya insan Gozel : Güzel Göçer : Göç eden Göden : Kurbağa Gök : Uzay Göncük : Çukur Gönü : Meyvanın çok olgunlaşmışı Göynek : Atlet Göynek-entari : Gömlek, fistan Göze : Suyun çıktığı yer Gulun : Atın yavrusu Gurşun : Kurşun Guşluk : Sabahla öğle arası Guvan : Arı Guvan : Arı Guymak : Koymak Guz : Güneş görmeyen yer Gücenme : Darılma Gücük ayı : Kış ayı Gücük : Kış Gücük-göcük : Kısa Gün : Güneş Güüm : Büyük ibrik
H Habu-Ahabu : İşaret zamiri, bu Haçan : Ne çabuk Hakgeten-Hahget : Hakikaten Hala : Teyze Halbur-Kalbur : Elek Ham : Olgunlaşmamış Hambar : Ambar, depo Hammal : Hamal, yük yaşıyan Harar : Çuvalın büyüğü Harete : Harita Has : İpek Hayat : Harman yeri Hayat : Salon, sofa Hayın : Yaramaz Haylaz : Yaramaz He –Hı : Evet Heb : Hep Hela : Tuvalet Hemen : Şimdi Hergele : Başı boş at veya adam Hergetmek : Nadaslı tarlayı sürmek Hey : Çağırma Hey : Geniş ağızlı, sapı olmayan sırtta yükle taşınan sepet Hımıl hımıl : Yavaş yavaş Hışır : Eski Hıyar : Salatalık Holluk-folluk : Tavukların yumurtladığı yer Hortum : Su borusu, plastik boru Hoşkıran : Hoş kokulu bir bitki Höbek : Yığın Höbek-çömen : Mısır bağlarının üst üste konulduğu düzenli yığın Höl : Islak
I
Ikınmak : Kendini zorlamak Ilıca, kaplıca : Sıcak su kaynağı Irakı : Rakı Irgalanmak : Sallanmak Irganmak : Sallanmak Işgın : Geç, filiz, dal Işmar : Göz veya parmakla yapılan işaret
İ
Arzuhal-istida : Dilekçe İbik : Horuzun kafasındaki çıkıntı. İbrik : Güğüm, küçük güğüm İçer : Mutfak İdare lambası : Tenekeden yapılan küçük kazlı lamba İlen : Bakırdan veya aleminyumdan yapılmış, daha çok el ve ayakların yıkanmasında kullanılan bir çeşit kap. İlen : Leğen İlenç : Beddua İlenmek : Beddua İleri : Önde, başta İlistir : Süzgeç İlkyaz : İlkbahar İlmek : Dikmek İntigam : İntikam İskele : Evin giriş bölümü İvelemek : Ovalamak
K
Kakurmak : İtelemek Kalaba : Kalabalık Kalan : Artık Kalayı basmak : Küfür etmek Kalbur : Eleğin büyüğü Kan uyku : Derin uyku Kapçuk : Fındığın en dış kısmı, kabuğun da dışı Kapçuk : Fındık ya da fasulyenin işe yaramayan dış kısmı Kara : Yas Kara baldırcan : Patlican Karalı : Yaslı Karı : Yaşlı ihtiyar kadın Karışmak : Sataşmak Karmaç : Ekmeği ufalayıp, yağı eritip ataşta karıştırıp yapılan bir tür yemek türü. Kartopa : Patates, gostil Karuşturma : Mısır ekmeği ve yağ ile karıştırılıp yapılan bir tür yemek. Kasbana : İnadına Kase : Bardak Kelek : Ham Keltek : Eski Kemre : Bok Kemre : Hayvan gübresi, bok Kene : Fare Kesmük : Meyvenin yenilmeyen kısmı Keşkek : Etli buğday yemeği Kevük : Mısır sapı Kevük : Mısır tanelerinin alınarak geride kalan kısmı. Kınamak : Ayıplamak Kıpmak : Çimdiklemek Kırkmak : Tıraş etmek Kıruk-gıruk : ormandan çıkartılan arazi parçası Kiçik : Köpek, it yavrusu Kiltan : Kıskaçlı böcek Kiraz ayı : Haziran Kiraz ayı : Haziran ayı Kirmit : Tirmit, mantar Kişnemek : Gülmenin aşırısı Kişniş : Bir çeşit bitki Kopça : Düğme Kostak : Yakışıklı Kozak : Kozalak Kömüş : Manda, camış Körpü : Köprü Kösere : Bileyi taşı Kulun : At yavrusu Kuma : Ortak, birden fazla evlenen erkeğin kadınlarından HER birinin, birbirlerine karşı durumları. Kuran : Kuranı Kerim Kurulmak : Böbürlenmek Külleme : Bazlamanın sıcak külde bişirileni, mısır unundan yapılır. Küskü : Kaldıraç Küsme : Darılma Kütmek : Oturak, kürsü
L
Laflamak : Muhabbet etmek, sözlemek, karşılıklı gönül hoşluğu ile konuşmak. Lakırtı : Laf Lan-La : Erkek, adam Lastik : Plastik Leyla gibi : Deli gibi, serhoş
M
Mal : Hayvan Malak : Karşı oyuncunun attığı gol Malak : Manda yavrusu Maleyani : Boş söz Maluk-galuk : İki grup oyuncudan her birinin karşı tarafa attığı gol. Manda : Camış, kömüş Maraz : Çok zayıf Maytak : Komik Mebus : Millet Vekili Meh : Al Mıh : Çivi Mıstık : Mustafa Mıymıntı : Pis adam Mil : Şiş Mile : Milye Miskin : Fakir Miskin : Pis, adi Moluz : İşe yaramayan Muallim : Öğretmen Munzur : Kuyruklu Muşmula : Töngel Muştu : Müjde Muştulamak : Müjdelemek Mücahid : Mücahit, savaşan
N
Nacak : Küçük, iki tarafı kesen girebi, balta Namazlu : Seccade, namaz kılınan dokuma veya kumaş parçası. Nevar : Efendim, buyur Nişannanmak : Nişanlanmak Niye : Niçin
O
Oğlan : Erkek çocuğu Oklu : Oklava Oklu-Oklava : Yufka açmak için kullanılan ağaçtan yapılmış bir araç Onmak : İyileşmek Orada : İşte Orak ayı : Temmuz ayı Orak : Ot biçmekte kullanılan demirden bir araç Oynaş : Dost, metres
Ö
Öcü : Korku, cin, ecinni, korkmak Ödü kopmak : Çok korkmak Öğsü : Yanan ve alevli odun parçası. Ölünkörü : Ölü leşi Ömeç-karuşturma : Karmaç, bir tür mısır ekmeğinden yapılan yemek türü. Ömür : Yaş Örk : Yular Örkünmek : Korkmak Örüstü : Ayakta Örüzgar : Rüzgar, yel Ösemek : Hayvanların çiftleşme anı Ötün : İki gün öncesi Ötün-ötogün : Önceki gün Öykünmek : Dayanmak Öyün : Bir doyumluk yemek
P
Pakit : Paket Palto : Hırka Pancar : Kara lahana Pantol : Pantolun Pas pas : Ayak silmede kullanılan kapıların girişine konulan bez veya plastik parça. Pas : Kir Pasa pasa : Sürekli devamlı Pasa : Devamlı Pavlika : Fabrika Pelit : Meşe Perzü : Şeker pancarı Peşkir : Havlu Peşkü-peşko : Soba Pey : Duvar, set Peygamber Tavuğu : Kız,kadın Pırtı : Giyecek Piçik-Dana : İnek yavrusu Pisik : Kedi Porsumak : Buruşmak Puar-puvar : Çeşme Pus : Puslu, sisli Pünnek : Kümes Pünnük : Tavukların tünediği yer, tavuk evi Püskül : Çiçek
Saa : sana Sal : Taput Salak : Abdal, deli Samalık hayadı : Samanlığın öğnü Samalık : Samanlık San-Sahan : Bakırdan veya aleminyumdan yapılmış tabak Sarıcarı : Eşek arısı Sayfan : Yağmurdan korunma yeri. Sekmen : Oturak, küçük oturak, sandalya, tabure Sergen : Raf Setre : Ceket Sıçan : Farenin küçüğü Sıf : Tek Sıpa : Eşeğin küçüğü Sırık : Uzun ağaç çubuk Sitil : Bakraç, kova Siyek : Sinek Soğan : Sovan Soluk : Nefes Sululuk : Laubali Surfa : Sofra Suruk : ince uzun ağaç Sükütmen : Oturak Sülayi : Sürahi Sülük : Salyangoz Sümsük : Yapışkan, ayrılmayan Sümüklü : Pis Sürtük : Herkesten kötü laf işiten
Ş
Şaşı : Gözü yan bakan Şaşık : Şaşkın Şıvgın : Yeni yetişen ağaç dalı Şipe : Musluk Şişek : Yaşına gelmiş koyun
T
Ta : Uzakta Tahta biti : Tahta kurusu Takda : Tahta Talla : Tarla Talle : Arazi, ekilen dikilen yer, Tam arkası : Evin arkası Tam : Oda Tanış : Tanıdık, dost Tavan : Evin çatısının alt kısmı Taziye : Baş sağlığı Tek : Yalnız, bir Tellemek : Terlemek Tere yağı : Hayvansal yağ Terek : Raf Tesbi : Tesbih Teslek : Köpek veya kediye yiyecek verilen kap Tevek : Fasülye gövdesi Tevkürlü : Sözlü, nişanlı, sevgili, yavuklusu Teyin : Sincap Teyyare : Uçak Tezek : Hayvan gübresi Tirmit-Kirmit : Mantar Tiyatora : Tiyatro Tokdur-tohdur : Doktur Tomman : Kilot Torpak : Toprak Töngel : Muşmula Tüllü : Türlü, çeşit Tümsek : Hayvan ahırı penceresi
U
Uçmak : Kanatlanmak, havalanmak Uçurum : Yar Ufaklık : Küçücük, ufacık Ulumak : Uzun bağrmak ya da çirkin bağırma Urgan : Halat Usul boylu : Orta boylu, ince yapılı Uvaz : Hurma Uyutmak : Uykuya daldırmak, kandırmak Uzak : Irak
Ü
Ürümek : Sallamak Ürüya : Rüya Üstlük : Önlük Üveç : Yaşını geçmiş erkek koyun Üzgün : Üzüntülü
V
Veled : Çocuk, oğlan cucuğu Vire vire : Pasa pasa, devamlı Vuruk : Zayıf
Y
Yaba : Tahta kürek. Harmanda kullanılır. Yağuş : Yağmur Yal : Hayvan yiyeceği Yalu : Ateş alevi Yaluz : Yalanız, yalnız Yama-bayır : Dik, rampa Yamuk-yumuk : Sağlam olmayan adam Yapacak : Yufka açılan tahtadan yapılmış bir eşya Yar : Uçurum Yarın : Gelecek ilk gün Yarpak : Yaprak Yavan : Yağsız, katıksız, susuz Yavuklu : Sevgili Yayım yayım : Yayılmış, serpilmiş Yayma : Salma, otlama, otlatma Yaymak : Otlatmak Yayuk : Yayık Yazlık : Salon Yekanmak : Çimmek, banyo yapmak Yekin-yeykin : Kızılağaç Yel : Rüzgar Yelek : Üst beden için bir erkek giysisi Yemeni : Arkası basık bir tür kadın ayakkabısı Yemiş : İncir Yenev : Oda. Öteki oda Yennik : Hafif Yep yeti : Çok ekşi Yepelek : Hafif Yeşermek : Yeşillenmek, bitmek Yeti : Ekşi Yığın-harın : Mısır koçanı birikintisi Yıl : Sene Yiğdin : Bir bitki türü, yabani Yo : Hayır Yoka : Yufka, börek Yol çatı : Yol kavşağı Yolsuz : Yolu düzgün olmayan, ahlaksız Yosma-gozel : Güzel Yular : Hayvana bağlanan ip Yumak : Yıkamak Yumuş : Yumuşak Yunak yeri : Çamaşır yıkama yeri Yuuu : Çağırmak Yüzsüz : Utanmaz
Z
Zahra : Değirmene götürülen hububat Zampara : Her yönü bulunan kişi Zevzek : Geveze çok konuşan Zıkkım : Avu Zıkkımlanmak : Ölesiye obur olmak Zır zır etmek : Rasgele konuşmak Zifiri karanlık : Çok karanlık Zifiri : Karanlık Zinde : Güçlü Zivanadan çıkmak : Delirmek Züğürt Ağası : Fakir ağası Züğürt : Fakir
Saliha PERU IP: 212.174.15.xxx Tarih : 13.10.2005 16:23:58 bunlara ilave aklıma gelen iki tanede ben ilave etmek istedim. 1. Ağu-avu=Zehir 2. Çezmek=Çözmek
Deniz IP: 84.56.167.xxx Tarih : 23.10.2005 12:28:13 Cok Tesekür ederim bana cocuklugumdan kalan imgeleri hatirlattiniz ve cok mutlu oldum. Annem domatese baldircan derdi bende icimden yine patlicanla domatesi karistirdi diye gecirirdim, megerse annem gercekten domates dermis! yillar sonra gelen yanilsama.
BEKİR AKKAYA IP: 212.175.112.xxx Tarih : 21.12.2005 16:12:15 ONUN İŞİ“CISCILIK” Birkaç haftadır yayınlanan Kumru ve çevresindeki mahalli kelimeler epey ilgi topladı. Özellikle bizim yaşıtlarımız, ya da bizden büyükler kelimeleri okuyup geçmişlerini hatırlama ve beraberinde anılarını tazeleme imkanı buldu. Kelime ve kavramlarla hayatımız şekillenmekte dil ile kendimizi tanımlamaktayız. Kelimelerin yok olması ile bir çok kültürel değerlerimiz de yok olmaktadır. Yazı boyunca tebrik ve teşekkür yazılarının yanında ilginç yorumlarda yapanlar oldu. Bizlere çok sayıda kelime de ulaştırıldı. Ne yazık ki “argo” kelimeler bizim yazımızın konusu değildir. Sizlerden gelen bazı kelimeleri anlamlarını sizlere bırakmak kaydı ile bir göz atalım; tellal, pey sürmek, aba, göynek, fistan, don, tomman, hırka, züğürt, yonga, nekes, hasis, pinti, Fadime, idare, dibare, mudara, yılbırdak, alaf, höbek, yal, sap, dönderme, döndermeç, totuk, cac can, cer, cerci, cezger, ciscılık, böcük, göcek, üzük, gobça, cindire, öndere, ösü, cuha, cuhadar, golan fıstık, tıstıkıç, ecim-icim…vs. Kelimeler dikkatle okunduğunda, kimi bir yemek, kimi bir oyun. Mesela benim çocukluğumda oynadığımız “totok” oyunu, bezbol”un aynısı. Sizleri bilmem ama ben “cancan” ve “bokuç” oyununu hala oynarım. Bokuçta ne kadar maharetli olduğumu Sayın Ekrem Saygı adı gibi bilir. Seni ne kadar “yeldirmiştim” değil mi Şefim! Şimdi gizli saklı kalmadı artık. Kumru ve çevresinde “argo” kelimeleri toplasak kocaman dosya olur. Başka yörelerde bu konuda yayınlanmış kitaplar mevcut. İnternet dünyası ise bir başka alem. Çok sayıda yorumun içersinde Orhan Özdil’in bizlere gönderdiği mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum. Zannedersem Korgan’lı olan Orhan Özdil benden Ana dilimizle ilgili yorum da yapmamı istemiş. Kendilerinin yerinde tespitlerine bizim de katıldığımızı bu durumda kendimin başka bir yorum yapma durumum olmadığını bildirir, sizleri Orhan Özdilin yazısı ile baş başa bırakmak istiyorum. SAYIN BEKİR AKKAYA, YEREL KELİMELERLE YEREL KÜLTÜRÜ YAŞATMAYA KATKILARINIZDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİM “Selam Bekir Hocam! Provizyon Gazetesi’ndeki köşenizde yazdığınız yerel kelimeler ve karşılıklarına bayıldım Hocam! İnsanlarımızın AB’ye üyelik sevdası içinde, AB’li gibi yaşamaya onlar gibi dilimizi değiştirerek yarı Türkçe, yarı İngilizce yarı Fransızca gibi dillerden kelime dağarcıklarına aldıkları kelimelerle konuşmaya başladığı şu son yıllarda, sizin gibi birinin çıkıp ta bu kelimeleri bulup yayınlaması beni çok memnun etti. Şu an öyle bir durumdayız ki, köydeki insanlarımız bile anlamını bilmedikleri, ama tv’lerden duydukları kelimeleri sürekli kullanarak kendi öz dilimiz olan Türkçe’yi yozlaştırıyorlar. Bu aslında insanlarımız arasında kültürel bir çöküşün simgesidir. Atatürk bile servetinin çoğunu Türk Dil Kurumu’na bağışlamıştır. Neden? Türkçe değişmesin diye. Sizden bu yerel kelimelerin bitiminde aynı köşeden güzel bir yorum bekliyoruz ana dilimiz ile ilgili. Bir İngiliz dilini nasıl değiştirmiyorsa bizde değiştirmemeliyiz! Aslında onlar bizden daha çok kültürlerine bağlılar. Bu bir gerçek. Onlar pazar günü oldu mu doğru kiliseye koşar, çocuklarını yetiştirirken hiç bir kültürün etkisinde kalmayacak şekilde yetiştirirler. Ama biz, böyle mi? Değerlerimize sahip çıkmamamız neticesinde benliğimizi yitiriyor, toptan yok oluyoruz. Kelimeleri okurken birden geçmiş aklıma geliyor. Ne güzel adetlerimiz var köylerimiz de, mahallelerimiz de. Biri hasta olsa onu ziyaret etmek, yaşlıları ziyaret edip onlardan ders çıkarabileceğimiz öğütler almak… Bunlar bizleri ayakta tutacak olan kültürel olaylar. Size bir örnek veriyim; Orduda disiplin bozulur mu? Bozulmaz. Neden? “Bir emir komuta zinciri” vardır. İşte bunun gibi “sosyal hayatta böyle bir emir ve komuta zinciri olmadığından biz insanlar benliğimizi kaybediyoruz.” Sizin o derleyip yazdığınız kelimeler söylenirken bile kulağa hoş geliyor. Bu ve buna benzer başarılı çalışmanızdan dolayı sizi kutlar , başarılarınızın devamını dilerim Orhan Özdil. Kumrumuzun bir manisi ile sizleri selamlıyorum. “Daru gazarum daru, Çelekleri sapsaru, Kime çalım satıyon, Yırtık tommannu garu.” Bekir AKKAYA
Ekrem saygı IP: 212.175.112.xxx Tarih : 21.12.2005 16:17:48 Evet beni çok yeldirmiştiniz. Bokuç; bir çok kişi ile ve taşlarla oynanan bir oyunudur. Şu an Ereğli savcısı olan Zülkarneyin KISIK ile Bekir AKKAYA bir gün yine canı sıkılmış mahallede adam arıyorlardı yeldirmek için ve en yakın Ekrem SAYGI vardı. Bir araya gelindi. ebenin kim olacağı belli idi ya, yine de ebenin kim olacağını belirlemek için ,belirli mesafeden elleririndeki düzgün taşlarla tıkıl denilen ve düzgün bir taşın üstüne yerleştirilen yuvarlak taşa vurmak için yarıştılar. tabi ki bu yarışın sonun da ekrem ebe kaldı. beni tıkılın başına geçirdiler. Biri sağda diğeri solda, koştur allah koştur. biri batıdan vuruyor,diğeri doğudan oyun saatlece devam etti. İyice yorulmuştum. tam bu esnada Babam Talip SAYGI gelmez mi.Ben yardım beklerken (Vah oğlum vah. neden oğlumu yeldiriyonuz.Baksanıza yorulmuş) derdemez zaten dolu olan Ekrem başlamaz mı ağlamaya. Fırsat bu ya oradan bir kaçarsın, onlar peşim de ben önlerinde evimin kapısına kadar. Artık kendimi sağlama almıştım bulara bir el haraketi bir bilek haraketi doğru içeri. aynı oyun ertesi günü yine devam. Bizim dönemin çocukluğu bir başka idi toplandığımızzaman gece geç saatlere kadar bütün oyunları sıralardık. Gündüzleri bokuç,cancan,totuk,vs.geceleri gazan patlatmaç,saklambaç,yesir,karı kaldırmaca vs.vs. artık o oyunlar yok. artık köylerin neşesi de yok.
ugur cip IP: 85.103.61.xxx Tarih : 02.01.2008 19:02:13
abi mükemmel ya çogunu biliyodum ama anlamını bilmiyodum sayende ögrendik.bu kelimeleri yasatmak lazım.kumruya ve orduya senin gibi insanlar lazım...
ADEM CAN IP: 85.98.182.xxx Tarih : 26.09.2008 20:32:15
YILLAR SONRA KUMRU'DAN BİR SES, BİR NEFES BİZLERİ YENİDEN ESKİ GÜNLERE GÖTÜRÜVERDİ. MESLEĞİMİN İLK YILLARINDA GELEN BİR İHBAR MEKTUBUNU OKUMUŞ OKUMUŞ BİR TÜRLÜ ANLAYAMAMIŞTIM. DAHA SONRA KUMRU'LU OLAN KATİBİM AYNI MEKTUBU KENDİ DİKSİYONU İLE OKUYUNCA BİRAZ ANLAMIŞ VE GÜLMÜŞTÜM. MEĞER ADAMCAĞIZ KONUŞTUĞU GİBİ DE YAZIYORMUŞ. DAHA SONRAKİ YILLARDA KUMRU İNSANININ LEHCESİNE OLDUKÇA AŞİNA OLDUM. ÖYLE Kİ, BAŞKA İL VE İLÇELERDE KARŞILAŞTIĞIM KUMRULULARI DERHAL TEŞHİS ETTİM. BU VESİLE İLE TÜM TANIDIKLARA SELAM VE MUHABBETLERİMİ SUNARIM. SAYGILARIMLA