7
Şubat
2026
Cumartesi
ANASAYFA

"Çalkantılı bir döneme doğru" mu? - Çetin Altan / Milliyet

Bugün "Dünya Kadınlar Günü". Kutlu olsun.
Bizler, henüz daha ilkokuldayken, aramızda gülüştüğümüz zaman, "karı gibi gülme" diye azarlanan ve "erkek millet" olmakla övünülen bir dönemin kuşağıyız. Öyle ki, beğenilen kadın öğretmen övgüleri dahi, "erkek kadın" diye yapılırdı.
Ve o yaşlarda, töre cinayetlerinden hiç mi hiç haberimiz yoktu.
***
Bir toplumda, en alt basamaklara doğru itilmiş kadınlardan doğma insanların, "gelişmişlik" düzeyine ne kadar tırmanabileceği ise, "yönetenler"in de, "yönetilenler"in de bilinç sınırları dışındaydı.
Büyükannelerimizin büyükannelerine, yaş günlerinde; dünya müzelerinden derlenmiş bir "ressamlar albümü"nün de, hediye edilmiş olduğu dedelerden uzantılı torunlar olsaydık; kimbilir bugünkü gündemimiz nasıl olurdu?
Boş verin, geçin bir kalem...
***
Ankara'da "gergin saatler" yaşanıyormuş.
Son 80 yılda, Ankara'da yaşanmış "gergin saatler"in haddi ve hesabı mı vardır?
Neden sürekli "gergin saatler" yaşanır ki bizim başkentte?
Belki de, köylerdeki "erkek erkeğe" kahvelerinde, toplumsal sorunların çözümü için, oldum bittim hep şu 2 maddelik reçete üstünde yoğunlaşıldığından:
1- Sallandır 2 kişiyi, bak her yer nasıl süt liman olur...
2- Önce ahlakı düzeltmek gerek...
***
Ekonomik kökenli tümörlerin, bir asayiş sorunu olarak görülüp, cellat urganıyla üstesinden gelinebileceğine inanılması, Osmanlı'dan kalma betonlaşmış bir koşullanmadır bizde...
"Önce ahlakın düzeltilmesi gerektiği" öngörüsü ise; "ahlak" kavramının, kişiden kişiye değişen "sübjektif" kriterlerle cacıklaşmış bir kavram olduğunun bilinmemesindendir.
Ev sahibine göre, kirayı bir türlü artırmayan kiracı ahlaksızdır.
Kiracıya göre, kirayı durmadan artırmaya kalkan ev sahibi ahlaksızdır.
Bir toplumda "ne karşılığında, ne kazanıldığı" saydamlaşmadıkça; "ahlak" kavramı ağızlara göre değişik çiğnenen bir ciklete döner.
***
Ancaaak...
"Erkek erkeğe" kahvelerindeki "sallandır iki kişiyi" reçetesi; eski zamanlardan kalma, "kışla" parfümlü bir siyasetin görünmez damgasını taşır.
"Önce ahlakı düzelt" reçetesi ise, "cami" parfümlü bir siyasetin, İslam'a kancalanmış şifresidir. İnsanlar, İslam'ın kurallarına uygun hareket etseler, ortalıkta hiçbir sorun kalmaz anlamına...
***
Bir yanda Cumhurbaşkanlığı seçimleri için, şimdiden hızlanan gizli kanat çırpmaları; bir yanda İran statükosunu değiştirme hedefli, Washington'dan İstanbul'a gönderilecek taze ABD diplomatları; bir yanda İslam ülkelerinin liderliğine de ağız şıpırdatma havalanmaları...
***
Ankara'da "gergin saatler" yaşanıyormuş...
Allahım ya Rabbim, ne hukuk analizleri; ne sakalına göre tarak vurma virtüoziteleri; ne "hem nalına, hem mıhına" ustalıkları...
Sinsi kutuplaşma düelloları için, daha nice halk deyimi vardır, bizim folklorumuzda:
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık...
Ne şiş yansın, ne kebap...
Köprüyü geçinceye dek, dayı demek ayıya...
Benden atlasın da, nerede patlarsa patlasın...
Isıramayacağın eli, öpüver gitsin...
***
Sislenmiş kutuplaşmalar ötesinde; bilemeyeceğimiz, kimbilir daha ne maskeli "düğmeye basma" odakları var; "Dünya Kadınlar Günü"nü kutlayan Küçük Asya'mızda...
Bir de tabii, 21. yüzyıl küreselleşmesinin görkemli çarkları dönmede...
***
Biz ise kapağı yine Köyceğiz'e attık...
Köyceğiz Gölü'ndeki karabatakların da umurunun teki değil, Ankara'daki gergin saatler; Köyceğiz esnafının da...
Yöneticiler tepişirken, arada ezilip gidecekler de, hiç mi hiç ilgilendirmiyor, Köyceğiz meydanındaki Kaunos uygarlığından kalma, binlerce yıllık mermer arslan heykelini...
.
Yayın Tarihi : 8 Mart 2006 Çarşamba 13:12:32


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?