7
Şubat
2026
Cumartesi
ANASAYFA

ABD'den PKK diyalogları - Yasemin Çongar / Milliyet

1 - Washington'ı iyi izleyen üst rütbeli bir Türk askeri yetkilisi Güneydoğu olaylarını değerlendirirken diyor ki:
"1 Mart tezkeresinin reddedilişinin Türkiye'ye en büyük maliyeti, Güneydoğu halkının zihinsel ekseninin Avrupa'dan K. Irak'a kayması oldu. Bu kayışı durdurabilmemiz, K. Irak'la Güneydoğu arasına set çekebilmemiz şart. Bunun yolu Barzani'yi rahat bırakmamaktan geçer."
Bu son vurguda, Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Başkanı Mesud Barzani'nin Güneydoğu'da belli bir nüfuz kurduğu gözlemi de belki etkili. Ama ben, askeri yetkilinin Türk-Amerikan ilişkilerini de doğrudan ilgilendiren yorumunu, daha ziyade, Irak Kürtlerini PKK konusunda zorlama arzusuna bağlıyorum.
ABD'nin Kandil Dağı'na operasyon yapacak durumda olmadığını kabullenmiş görünen Ankara, Washington'dan Iraklı Kürt yetkilileri PKK'ya karşı harekete geçirmesini istiyor; en azından PKK'nın elini kolunu bağlayacak önlemler için bastırıyor. Ama bu beklentisine pek bir karşılık bulabilmiş değil.
Sohbet ilerledikçe, yetkilinin "Barzani'yi rahat bırakmamak"tan kastının, Türkiye'nin sınır ötesindeki askeri etkinliğini artırmasından sınırı geçici olarak kapatmasına, bölgedeki belli başlı PKK liderlerinin yakalanmasını şart koşmaktan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, "Gerekirse Kandil'e operasyonu biz yaparız" deme noktasına gelmesine uzanabilecek, türlü senaryoları içerdiğini anlıyorum.

2 - ABD'nin Irak'la ilgili bir yetkilisine, Elazığ Valisi Muammer Muşmal'ın PKK'nın hareketlenmesini Amerikan desteğine bağlayan sözlerini hatırlatıp sordum:
"Son olaylar, Türk kamuoyunda ABD'ye tepkiyi artırdı. K. Irak'ta PKK'ya karşı önlem almanız yönünde üzerinizde daha fazla baskı oluşmuyor mu?"
Yetkili, "PKK, ABD'nin de düşmanı, her zaman öyleydi, bugün de öyle; PKK'ya asla destek olmayız" deyip devam etti:
"İstanbul'daki bombalamaları da, Güneydoğu'daki olayları da salt K. Irak'taki durumla açıklamanın gerçekçi olduğu kanısında değilim. Ancak Türk halkının endişesini, dikkatini K. Irak'a ve bize çevirdiğini biliyoruz. Ankara ile Irak Kürt yetkilileri arasında yapıcı diyalog ve işbirliği olması bu açıdan muazzam önemli."
Washington'da bu ve buna benzer yorumlardan çıkardığım sonuç, son PKK eylemlerinin ABD ile Iraklı Kürt yetkililer arasındaki gündemde giderek daha fazla yer bulacağı.
Ayrıca ABD, Türkiye'deki her PKK eyleminin kendi imajına biraz daha gölge düşürdüğünün de farkında. Önümüzdeki günlerde Washington'ın en yetkili ağızlarından, bu bilinçle hazırlanmış açıklamalar beklenebilir; tabii eğer, PKK konusunda somut önlemle desteklenmeyen dayanışma sözlerinin yarardan çok zarar getirdiğine karar kılınmazsa.

3 - Geçen cuma Amerikan Girişim Enstitüsü (AEI) adlı fikir kuruluşuna konuk olan AKP'li Cüneyd Zapsu, Türk kamuoyunun son olaylar merceğinde ABD'ye bakışını şöyle özetledi:
"PKK'nın işini neredeyse bitirmiştik. Ama şimdi (K. Irak'ta) meseleyi kendi elimize alamıyoruz. Onlar (Amerikalılar) kendileri PKK'ya karşı bir şey yapmıyorlar. Bizim de hiçbir şey yapmamıza izin vermiyorlar."
Ardından, Washington'daki yeni muhafazakâr ekibin tanınmış siması, Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin Ortadoğu danışmanı David Wurmser, "Güneydoğu olaylarının K. Irak bağlantılı olduğuna ilişkin kanıtınız var mı?" diye sorunca, Zapsu, bu yöndeki kanıtın Pentagon'da da olduğunu söyledi. Zapsu ile Wurmser arasında oturan Pentagon yetkilisi Harold Rhode'a baktım; sükûtu altın bellemişti.
Bu konuyu ya da, spesifik olarak, Irak'ta PKK'yı "sıcak takip" koşullarının oluşması durumunda ne yapılacağını sorduğum ABD'li diplomatlardan aldığım standart yanıtı ise, "Somut bilgi mevcutsa Iraklı yetkililere aktarılmalı ve onların kararıyla üzerine gidilmeli" diye özetleyebilirim.

4 - Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin ABD Temsilcisi Kubat Talabani, geçen hafta Temsilciler Meclisi çatısı altında düzenlenen bir toplantıda, K. Irak'taki PKK varlığına karşı herhangi bir silahlı girişime mesafeli baktığını yansıttı:
"PKK sorunu 5-10 yıl öncesinden çok daha karmaşık bir halde. PKK, çoğu kişinin sandığı gibi tek merkezli bir örgüt değil; birçok ülkeye yayılmış durumda. Bu soruna çözüm bulmak için barışçı bir strateji üretmemiz gerek."
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin oğlu olan genç Talabani'ye göre, aynı zamanda, "PKK içinde moraller bozuk. Sivil hayata dönme garantisi verilecek olsa silahını bırakmak isteyecek çok sayıda PKK üyesi var."
Barzani'nin Ankara'ya "Af çıkartın" telkininde bulunduğu biliniyor. ABD'liler de, Güneydoğu'daki gerginliğin demokratikleşme süreci sekteye uğramadan aşılabilmesi ve PKK'lılara silah bıraktırabilecek yasal adımların er geç gündeme alınabilmesi arzusundalar.
.
Yayın Tarihi : 10 Nisan 2006 Pazartesi 15:56:08
Güncelleme :11 Nisan 2006 Salı 13:40:12


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?