7
Şubat
2026
Cumartesi
ANASAYFA

AKP artık yıpranıyor - Taha Akyol / Milliyet

KAMUOYU, AKP'nin oy kaybetmediğini, bir ölçüde oy artırdığını gösteriyor. Muhalefet partileri ise bir kıpırdanma yok sayıyor.
Böyle bir tablo AKP için 'güven verici' midir?
Hayır!
Sağ kitle partileri için 'lokomotif' demek olan girişimci orta sınıfta, AKP'ye eskisi kadar sıcaklık duyulmuyor.
Eleştiriler artıyor... Tekstilden tarıma kaygılar daha bir yüksek sesle dile getiriliyor...
Ekonomide birçok göstergeler gerçekten iyiye giderken, dış ticaret açığının aşırı büyümesi ve bazı yapısal reformların gecikmesi, iş ve finans dünyasında "Hükümet icraat hızını kaybediyor mu?" diye soru işaretlerine yol açıyor!
En yıpratıcı faktör, artan yolsuzluk iddiaları ve özellikle Kemal Unakıtan hakkındaki iddialardır.
Liste uzatılabilir, AKP'nin yıpranmaya başladığını gösteriyor. Muhalefette yükselen bir parti olmadığı için, AKP'deki yıpranma kamuoyu araştırmalarına yansımıyor.
Ama, oy kaybetmese bile, yıpranan bir iktidar ülkeyi yönetmede 'etkinliğini' kaybeder, patinaj başlar.

Zor ülke...
Türkiye'de siyasetin tabiatından gelen zorluklar vardır; idaresi zor bir ülkeyizdir. Onun için tarihimiz darbelerle, sıkıyönetimlerle, kriz ve koalisyon kargaşalarıyla doludur.
"Gelişmekte olan ülke" olmamızdan kaynaklanan sosyal ve ekonomik sorunların ağırlığı ülke yönetiminin en önemli zorluklarından biridir.

Seçilmişler-atanmışlar zıtlaşması, bunun bir uzantısı olarak, yargının "seçilmişler"e alerjisi her devirde ülke yönetimini zorlaştırdı. Toplumdaki kimlik ve değer çatışmaları hem ülkenin yönetilmesini zorlaştırır, hem muazzam çapta sosyal enerji kaybına sebep olur.

İktidarların erken yıpranması, bu zorlukları daha da zorlaştırıyor! Şimdi AKP bunu yaşıyor.
Tedirginlik AKP grubunda da ortaya çıkmaya başladı. "İsyancı" milletvekillerinin 'şahsi sorunları' olabilir, ama diri bir partide "isyan" etmek psikolojik olarak zordur; AKP grubundaki huzursuzluk, yıpranma sürecinin dışavurumudur.
Türkiye'nin en büyük ekonomik atılımları yaptığı DP, AP ve ANAP iktidarları bu bakımdan AKP için ciddi derslerle doludur.

Taze bir nefes
AKP elbette çok başarılı işler de yaptı. Demokrasiyi genişletti, İslami duyarlıkların yönünü Doğu'dan Batı'ya yöneltti, ekonomiye dinamizm getirdi, dış politikada önemli açılımları sağladı. Ama bunlar "bundan sonrası"nın garantisi değildir ve AKP'nin kendisini "ak"layarak toparlanması şarttır.

De Gaulle'den sonraki Fransa'da olduğu gibi, bizde de sağın uzun süreli iktidarı solu toparlanmaya ve alternatif olmaya mecbur eder; Türkiye için de ideal olan "iki kanatlı demokrasi" ve etrafında küçük partilerin bulunmasıdır.

Eski merkez sağ partiler gibi AKP'nin de zamanla parçalanması veya küçülmesiyle Türkiye yeniden koalisyonlara sürüklenirse, milletçe büyük bir "istikrar fırsatını" kaçırmış oluruz.
Birinci derecede sorumlu olan, birinci derecede yetkili olandır, başbakandır. Kamuoyunda "yeni bir başlangıç" izlenimini verecek, yolsuzluk iddialarına karşı gerçekten duyarlı olduğu konusunda kamuoyunda güven tazeleyecek, toplumsal dinamiklere yeniden heyecan aşılayacak nitelikte bir kabine revizyonu... Zorunlu ilk adım budur.
Demokraside hükümetler böyle nefeslenir.
Ardından "temiz toplum" yasaları, kalan yapısal reformlar...

.
Yayın Tarihi : 2 Mart 2006 Perşembe 12:35:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?