HER yerde Türkiye var!..
Akla gelmeyecek biçimde, Ürdün, Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Tayland, Makedonyaya kadar, ayrıca tüm Avrupa ülkeleri ve bu arada Kanada, Amerika. Kırkı aşkın ülkenin baş sayfalarında Türkiye arz-ı endam ediyor!..
Polisin Beyazıttaki gösteriler sırasında attığı tekmeler, tokatlar, coplar, kullandığı şiddet, Barbar Türkleri yeniden gündeme taşıyor!..
Bu ülkelerde yayınlanan haber, yorum ve fotoğraflar zehir zemberek!.. Tepkiyi daha da sivri kılan ise, bizim hükümetin tavrı!..
Bizimkiler, hatta hükümet sözcüsü katında bile, eh canım, orada da olmuyor mu bu tür olaylar türü sözler, şiddete mazeret bulmaya çalışan açıklamalar, dünyadaki tepkiyi iyice arttırıyor.
Bu da, Türkiyenin AB karşıtlarına koz vermekten başka bir işe yaramıyor.
TOPLANTIDA SERTLEŞME
Olayların ertesi günü, Troyka toplantısı sonrasında, AB yetkilileri basının önünde, polisin kullandığı şiddeti açıkça kınıyor.
Ya içerde, kapalı kapılar ardındaki toplantıda?.. ABnin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn Dışişleri Bakanı Güle hitaben:
Gereken soruşturmanın yapılacağına inanmak istiyoruz. Ayrıca, sorumluların cezalandırılmalarını bekliyoruz!..
Abdullah Gül:
Gereken yapılacaktır!..
Ne var ki, Abdülkadir Aksunun Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında polise sahip çıkmak gerekir sözüyle, İstanbul Valisi Muammer Gülerin yine benzer hoşgörü yaklaşımı, tepkileri daha da körüklüyor.
AİHMNİN İÇTİHADI
Oysa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) gösterilerle ilgili kararları, içtihad türünde:
Toplantı ve gösteri yapmak, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasıdır. Toplantı ve gösteri özgürlüğü, ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu içtihada göre, toplantının yasa dışı olması, hiç bir biçimde şiddet kullanmayı gerektirmez. Gösterinin sınırı, göstericiler tarafından şiddet kullanılması ya da şiddet kullanma eğiliminin ortaya çıkmasıdır.
Oysa, Beyazıtta gösteriye katılanlarda ne şiddet kullanma var, ne de şiddet kullanma eğilimi!..
Bizimkilerin anlamaktan uzak kaldıkları ince nokta burası. İstenmeyen sloganların atılması, polisin yerde yatanların başına tekmeyle, copla saldırmasına çoktan yetiyor!.. Bunun Türkçesi şu:
Sen ancak, benim istediğim sloganları atarsın!.. Ancak, benim gibi düşündüğün sürece, gösteri yaparsın!.. Yoksa, dayağı yer oturursun!..
Nasıl demokrasi anlayışı ama!..
Bundan sonra, polisin aşırı güç kullanmasını önlemek üzere, dünyanın bütün demokratik ve insan haklarına saygılı ülkelerinde olduğu gibi, şiddete başvuran polisin cezalandırılması şart!..
Aksi halde, önümüzdeki tüm AB toplantılarında konunun masaya geleceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın!..
Bunların demokrasiyi ve insan haklarına saygıyı öğrenmeleri için, daha çok fırın ekmek yemeleri gerek!..
Edelman çok karıştırıyor
TÜRKİYEye büyükelçi olduğu zaman, hakkındaki bilgiler tek bir noktada toplanıyor:
Gittiği yeri karıştırır!..
Zaman, bu yargıyı haklı çıkartıyor. ABDnin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman şimdi de, Türk-Amerikan ilişkilerini torpillemekte mahir görünüyor. Gün geçmiyor ki, herhangi bir Amerikan gazetesinde, Türk basınına yönelik suçlamalar yer almasın!.. Üstelik, gerçekle ilgisi olmayan, saçma sapan benzetmelerle!.. Hele de, son olarak yine bir Washington gazetesinde Bazı Türk yazarlar Bin Ladinden farksız demek, ABD aleyhine yazı yazanları terörist olmakla suçlamak değil mi?..
Oysa, o gazetede yazılarına atıf yapılan isimlerin bir bölümü gazeteci bile değil!.. İsmi geçenlerin çoğu için, Türk Basınını ne kadar temsil ediyor, diye sormak geçiyor içimden!..
ABDde bu yazıları kaleme alanlar, bu isimlerden ne kadar haberdar?... Bu isimleri, bu yazıları kim bildiriyor Washingtona?..
Bunların sorumlusu Büyükelçi Edelman değil de, kim?..