Cumhuriyetin tehlikede olduğuna ve Baykal'a oy vermekle "Cumhuriyeti kurtarma"nın aynı şey olacağına toplum bir inansa, CHP yüzde 99 oy alır ama bu o kadar inandırıcı olmaz.
Fakat zaten CHP'nin 25'lere ulaşması bile başarı sayılır! Toplumda "Cumhuriyet tehlikede!" diye bir telaş yaratılır da CHP üç dört puan daha oy alırsa Yarabbi şükür! Bu umutla hamasi sloganlar geliştiriliyor:
"Cumhuriyet Milli Mücadele ile kazanıldı, sandıkta kaybedilmeyecek!"
Anlaşılan, "Yeni Sol" ve "Anadolu Solu" fiyaskolarından sonra Baykal'ın yeni seçimlerdeki sloganı böyle bir şey olacak...
'Tehlike' oyları?
Geçen seçimlerde Baykal bir yanında Kuran'dan ayetler okuyan Yaşar Nuri Hoca, öbür yanında Kemal Derviş gibi saygın bir isimle miting meydanlarına çıkmıştı. Hayal ediyorum, bu seçimlerde de Baykal sağında Demirel, solunda İlhan Selçuk seçim meydanlarına çıksa bir oy patlaması yapabilir mi?
Bütün mesele toplumda Baykal'ın söylediği gibi "Laik cumhuriyet tehlikede" diye bir telaşın olup olmamasıdır.
'Siyasetin Yeni Yüzü' araştırmasını yapan Prof. Ersin Kalaycıoğlu diyor ki:
- Cumhuriyet ve laikliğin tehlikede olduğunu düşünenler toplumun çok küçük bir kesimi. CHP böyle bir propagandayla oylarını artıramaz!
Bir de inandırıcılık sorunu var tabii: Büyük bir umutla benim de çok desteklediğim "Yeni Sol"un arkası gelmemiş! Ardından "Anadolu Solu" da boş çıkmış! Şimdi "Cumhuriyet tehlikede, kurtarmak için oylar Baykal'a" sloganı mı inandırıcı olacak?!
Baykal böyle bir tehlike olduğuna toplumu inandırmak için, mesela, 30 Ağustos'ta hükümetin orduda sorunlar çıkaracağını, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olacağını falan söylüyor. Bunlar olmazsa Baykal "tehlikeyi önleyen adam" primini mi kazanacak, yoksa CHP'nin inandırıcılığı daha da mı sarsılacak?!
Liberal laiklik?
Baykal, aynı taktikle, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 23 Nisan konuşmasıyla iktidarın "laikliğe karşı resmi tavır" koyduğunu söylüyor! Halbuki, siyaseten benim de yanlış bulduğum konuşmasında Arınç, "Türkiye'de laiklik ilkesine karşı çıkan yoktur" diyor, sadece laikliğin özgürlükçü yorumlanmasını, din hizmetlerinin cemaatlere bırakılmasını falan söylüyordu. Sayın Baykal'ın kendisi de 27 Ağustos 2001'de Neşe Düzel'e şunları söylemişti:
"Türkiye'de din ve dinin örgütlenmesi, dini hizmet görevi sivil topluma bırakılmalıdır. Her din kesimi kendi kurumlaşmasını, ibadet, din adamı ve din eğitimi ihtiyacını kendisi karşılamalıdır. Uzun dönemli amaç bu olmalıdır. Geçiş döneminde ise devlet her inanca eşit davranmalı, eğer kaynak dağıtılacaksa bunu eşit ölçülerde yapmalıdır." .
Bu yeni yorum değil mi?!
Saygın bir entelektüel olan İsmail Cem de "Soldaki Arayış" adlı kitabında Tek Parti devrinin anlayışlarını eleştirir, laikliğin özgürlükçü yorumunu ve türbanın serbest olmasını savunur! (Sf. 188, vd)
Gerçek bir sosyal demokrat parti, özgürlüklerle beraber "ekonomik ve sosyal" önceliklerle halkın karşına çıkardı. Prof. Kalaycıoğlu öyle bir partinin büyük miktarda oy alabileceğini, "Ortanın Solu"nun böyle başarılı olduğunu söyledi. Haklı...
Ama CHP öyle değil ve maalesef demokrasimizin yine sol ayağı sakat olmaya devam edecek galiba!
.
Yayın Tarihi :
21 Haziran 2006 Çarşamba 09:14:59