SEVGİLİ okuyucularım, Türkiyeyi çok, ama çok ilginç ve üstelik yüz kızartıcı günler bekliyor. Hep birlikte şaşıracağız, belki de yeter artık, bu kadarı olmaz diye bağıracağız.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), önümüzdeki haftalarda çok büyük olasılıkla, gelmiş geçmiş en büyük terörist olan Abdullah Öcalanın yeniden yargılanmasına karar verecek.
Dışişleri Bakanlığı bu duyumu aldı.
Öcalan 1999 yılında yakalanıp Türkiyeye getirilmiş, İmralıda yargılanmış ve ömür boyu hapis cezası almıştı. Avukatları AİHMye başvuruda bulundu. Gerekçeleri şöyleydi:
Kendisi DGM tarafından yargılanmıştır. DGMler kalkmıştır. Karar adil değildir. İmralıda tek başına tutulmaktadır. Diğer mahkûmlarla birlikte normal cezaevi koşullarında kalması gerekir.
Hükümet şimdi ne yapacağını şaşırmış durumda. İktidarın ilgili kişi ve kurumları bu konuda ikiye bölündü. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül dahil bir bölümü şöyle düşünüyor:
Bu işi Avrupaya bırakmadan bu yeniden yargılamayı biz kendiliğimizden yapalım. Böylece ABden emir almış duruma düşmeyelim, onların baskısıyla yapmak zorunda kalmayalım.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan ise karşı çıkıyorlar. Onların görüşü şöyle:
AİHM kararını versin, ötesine sonra bakarız. Kaldı ki, bunu şimdi yaparsak örnek oluşturur ve cezaevlerinde bulunan her kesimden 50 dolaylarında üst düzey örgüt mensubunun da yeniden yargılanması gerekir.
Manzarayı görüyorsunuz. Aşağı tükürsek sakal, yukarı tükürsek bıyık! Türkiye bu durumlara düştü.
İşin başka bir boyutundan da söz edeyim. İktidar partisi AKP bu konuda bir cingözlük yaptı. Yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu 1 Nisan günü yürürlüğe girecek. Ancak bu yetmiyor. Bunun bir de uygulama yasası çıkacak.
1 Nisan günü yürürlüğe girecek yasa uyarınca, Abdullah Öcalanın yeniden yargılanması mümkün değil. Bunun önü özellikle kesildi. Şimdi AKPnin planı şöyle:
Uygulama yasası Mecliste görüşülürken biz bir önerge verip bu maddeyi çaktırmadan değiştiririz, Öcalanın yeniden yargılanmasını sağlarız.
İşte, AKPyi bölen hadise bu! Bu tasarı Mecliste iki hafta önce görüşülecekti. Adalet Bakanı katılmayınca ertelendi. Ne olacağı, ne yapılacağı şu anda belli değil.
* * *
AİHM kararıyla -ya da biz kendiliğimizden- eğer Abdullah Öcalanın yeniden yargılanmasına karar verirsek ne olacak? Arkadaş İmralıdan çıkarılacak ve Ağır Cezada yargılanacak. Sonra -eğer beraat etmez ya da birkaç yıl hapisle kurtarmazsa!- bir F tipi cezaevinde başkalarıyla birlikte kalacak.
Ancak böyle bir teröristin sırf AB istiyor ve AİHM karar verdi diye (göz boyama bile olsa) yeniden yargılanmasını Türkiyede göğüsleyecek iktidarı ben göremiyorum. Kıyamet kopar... Çünkü Leyla Zana ve saz arkadaşlarının AB bastırdı diye bir anda tahliye edildiklerini henüz unutmadık.
Ama bu işler böyle. Sen ABye böylesine yalvarıp yakarırsan, kapılarında dolanıp ülkeni böylesine küçük düşürürsen, olacağı işte budur. Elini verirsin, kolunu alamazsın.
Gerçekleri artık çok iyi görüyoruz. AB alacağına şahin, vereceğine kargadır. Senin iç hukukun, egemenliğin, ulusal onurun, PKK tarafından öldürülmüş on binlerce insanın onlar için hiçbir şey ifade etmez. Onlar emir verir, sen uygularsın... Ve Abdullah Öcalanın bile yeniden yargılanmasını kabul edersin!
* * *
Şimdi ortalıkta bir başka söylenti dolanıyor. Biliyorsunuz, bazı savaş suçlularını Hırvatistandan isteyen, ancak alamayan AB, bu ülkeyle müzakere tarihini erteledi...
Ve AB yetkilileri, bunun Türkiyeye de bir mesaj olduğunu açıkça belirttiler.
Söylentiye göre AB, çok yakın bir gelecekte PKK terörüyle mücadele eden Türk generallerin ve bazı görevlilerin de yargılanmasını bizden isteyecek. Zaten bir bu eksikti! Bunu da isterlerse iş tamam olacak.
Kıyamet işte o zaman tam kopar... Ve AKP iktidarı, bu olanlar sonrasında üzerinden silindir geçmiş kediye döner.
Ne günlere kaldık. Bakalım daha neler yaşayacağız.