Cumhuriyetin vicdanı rahat
NATO toplantıları dolayısıyla Cumhurbaşkanı Sezer’e karşı uygulanan Soğuk Savaş tarzı atış serbest kampanyasını ibret ve utanç duyarak izliyorum.
Politikacısı, gazetesi, televizyonu, radyosu ve yazarıyla İslamcı kesimin demokrasi ve insan haklarını kullanarak yaptığı Cumhuriyet karşıtı yobazlık gösterileri de üzüntü kaynağı kuşkusuz, ama asıl üzüntü verici olan liberal ve demokrat düşüncenin şövalyesi olduklarını kanıtlamak isteyenlerin yaptıkları haksızlık...
* * *
Kimileri, türban takan başbakan ve bakan eşlerinin Cumhurbaşkanı tarafından verilen resepsiyon ve yemeklere davet edilmemesini ‘anlaşılmaz gariplikler’ olarak algılıyor.
Kimileri, Başkan Bush’un ‘Demokrasi dindarların katılımından korkmamalı!’ cümlesinin adresinin Cumhurbaşkanı Sezer olduğunu iddia ediyor.
Bir gazete ‘Hiç şık olmadı!’ diye manşet atıyor ve gazetenin başyazarı Cumhurbaşkanı Sezer’i okul kapısı önünde elinde makasla nöbet tutan okul müdürüne benzetiyor.
Biri, yazısına Laik Tayyör gibi ciddiyetsiz bir başlığı uygun görüyor.
Kimileri, bir gün Çankaya’ya eşi türbanlı bir cumhurbaşkanının çıkabileceği olasılığından söz ederek cumhuriyetçilerin o zaman ne yapacaklarını soruyor.
Kimileri bu soruyu ‘Yeni Cumhurbaşkanı seçimi gündemimize girdiği anda işlerin nasıl da sertleşeceğini yaşayıp göreceğiz’ diye yanıtlıyor.
* * *
Sonuç olarak, liberallik ve demokrasi hesabına İslami hassasiyetten söz edenler, Cumhuriyet’in geleneksel devrimci duyarlılığına neden saygı göstermiyorlar, saygı gösterilmesini istemiyorlar ve üstüne üstlük bu ‘devrimci duyarlılık’ ile dalga geçiyorlar.
Sanki bu ülkede Osmanlı Devleti’nin yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmamış, Cumhuriyet saltanat ve hilafete son vermemiş, Anayasa’nın 174. maddesinde adları sayılan devrim yasaları çıkmamış.
Elinizi vicdanınıza koyunuz: TBMM Başkanı’nın, Başbakan’ın, Dışişleri Bakanı’nın, bazı bakanların türbanlı eşleri Cumhuriyet’in öngördüğü ideal kadını temsil ediyorlar mı? Bu bayanların giyim referansları Cumhuriyet mi, yoksa İslam mı? Referansı İslam olan bir bayan simgesel giyim tarzını Cumhuriyet’in ilkelerinden üstün tutabilir mi, bunu Cumhuriyet’e zorla kabul ettirmeye kalkışabilir mi? Liberalizm, demokrasi ve insan hakları bu türden fiili bir duruma izin verir mi? Cumhuriyet, şah damarını kesmeyi hedefleyen bu türden girişimlere demokrasi ve insan hakları adına izin verir mi?
Elinizi vicdanınıza koyunuz ve bu sorumu yanıtlayınız, ama bana sakın ‘Kafanın dışına değil içine bak!’ demeyiniz. Çünkü, estetik nedir, öz ve biçim uyuşumu nedir bunu en iyi bilenlerden biri benim.
* * *
Cumhurbaşkanı Sezer, türbanlı bayanları davet etmeyerek Cumhuriyet’in cumhurbaşkanı olduğunu kanıtlamıştır.
Sorun (sorum) şu: Laik Cumhuriyet mi İslamileşecek, yoksa köktendinci İslamcı mı modernleşip uluslaşacak ve cumhuriyet gerçeğini kabul edecek? Ve bu ikilemde sizin yeriniz ne?