ORTAOKUL, lise çağında eli bıçaklı öğrenciler! Uyuşturucu, cinsel taciz ve hatta tecavüz gibi olaylar!
Çukurova Üniversitesi'nden Prof. Adnan Gümüş bu konuda kapsamlı bir araştırma yapmış. 30 ilde, değişik sosyal ve kültürel niteliklere sahip 167 okulu kapsayan araştırmaya göre, öğrenci ve öğretmenler arasında, hayatında şiddet ve tehdit olayı görmemiş tek kişi yok!
Bıçak gibi aletlerle yapılan saldırı ve tehditlerle karşılaşmış olanların oranı, yüzde 15 ile 31 arasında değişiyor! Ortalama olarak öğrencilerin yüzde 22'si 'dışarıdan', yüzde 15'i ise öğrenci arkadaşlarından gelen saldırı veya tehditle karşılaşmış!
Öğretmenlerin yüzde 17'si öğrencilerinin veya velilerin şiddet veya tehdidine maruz kalmış!
Oranlar çok kaygı verici!
Göç ve şiddet
Sebepler çok derin ve karmaşık... Toplumda yıkılan gelenekler yerine "güç ilişkileri"nin öne çıkması, şiddet eğilimini besliyor. "Güç ilişkileri"nin öne çıkmasının ise birçok sebebi var.
Prof. Adnan Gümüş "sosyal istikrarsızlığa" dikkat çekiyor.
Yani, göç, köksüzlük, belli bir toplumsallığa aidiyet duygusunun zayıflaması, sosyologların "anomi" dediği, normsuzluk, kuralsızlık...
Sosyolojik dağılımı sordum. Okul çağında şiddetin en yoğun olduğu bölgeler şöyle bir 'çok genel' tablo sıralaması orta koyuyor:
Güneydoğu, Doğu Akdeniz, Marmara...
Kesin bir 'göç' tablosudur bu. Aşırı nüfus yığılmasının ailelerde yarattığı gerilimler, işsizlik, altyapısızlık, kültürel ve sportif tesislerin ve alışkanlıkların zayıflığı, gelecek beklentisinin bulanık olmasından kaynaklanan motivasyonsuzluk, 'kırsal'dan getirilen feodal şiddet eğilimi, eski köydeki veya eski mahalledeki dost ve akraba ilişkilerine dayalı toplumsal kontrolün göç sürecinde çözülmesi...
Aileden başlıyor!
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'na göre, Türkiye'de ailelerin yüzde 44'ünde şu veya bu ölçüde şiddet yaşanıyor!
"Çocuk, gördükleriyle öğrenir!"
Aileden başlayan, sokakta gelişen bir şiddet eğilimi!
Böyle bir yapıda şiddet, etkili bir "reyting" faktörüdür maalesef! Çok geniş bir kitle TV dizilerinde yoğun şiddet görmek istiyor, TV dizilerindeki yoğun şiddet de şiddetin kanıksanmasına katkıda bulunuyor. Prof. Gümüş'ün "Kurtlar Vadisi"ne ilişkin bulguları bunu doğruluyor.
Konunun eğitimle ilgili yönü de var. Politik değerler alanında hoşgörü yerine katılığı telkin etmek de şu veya bu ölçüde şiddeti besler.
Görülüyor ki, mesele çok yönlü, çok köklü, çok uzun vadeli. Tabii öncelikle güvenliğin sağlanması lazım. Ama "disiplin" ve "ceza"da ölçüyü kaçırırsak, bunun "karşı şiddet" uygulamasına dönüşerek şiddeti besleyebileceğini unutmamalıyız.
Kısa sürede sihirli çözüm yok. Uzun vadeli çözümde ise, ekonomik büyümenin istikrarlı bir şekilde sürdürülmesi ile eğitimde kalitenin yükseltilmesi hayati derecede önemli.
.
Yayın Tarihi :
25 Mart 2006 Cumartesi 13:43:47