SAYGI duyduğum bir Kürt aydını olan Tarık Ziya Ekinci, geçen pazar günü Radikal İki'deki makalesinde "Kürtlere" hitaben bir çağrı yayımladı:
"Kürtler, AKP iktidarının demokratikleşme çabalarına destek olmak için, elbirliği yaparak PKK'nın ateşkes kararı almasını sağlamalıdır."
Bu cümlede Ekinci, "ateşkes" terimini kullanıyor. Uzun yazısı Kürtler adına siyaset yapan, yazan, konuşan herkese hitaben şöyle sona eriyor:
"PKK'yı derhal, koşulsuz ve süresiz olarak silah bırakmaya ve yurtdışına çıkmaya çağırıyorum."
TİP kökenli Ekinci daima teröre karşı oldu, PKK partilerinin ısrarlı çağrılarını reddetti, 'vitrine konulmayı' kabul etmedi. Biri "Vatandaşlık Açısından Kürt Sorunu ve Bir Çözüm Önerisi", öbürü "Demokrasi ve Çokkültürlülük" adlı iki önemli kitabın yazarıdır. Kitaplarında Kürt milliyetçiliğinin "sömürge, ulusal kurtuluş savaşı, bağımsızlık" gibi tezlerini eleştirir; Kürt kimliğini "çokkültürlülük" kavramıyla savunur.
Kürt kökenli aydınlar arasında saygın bir isimdir ama bu çağrısı karşılık bulacak mı?
'Ateşkes' yanlış
Liberal Kürt aydını Ümit Fırat'a sordum. Fırat, haklı bir titizlikle önce 'terminoloji' sorununa dikkat çekiyor:
- Ateşkes terimi yanlıştır, çünkü elinde silah bekleyecek, tehditlerini sürdürecek! 'Barış çağrısı' veya 'ateşkes' gibi terimleri PKK da kullanıyor. Çağrı yapılacaksa, bu, PKK'nın silahları bırakması, askeri örgütünü dağıtması için yapılmalıdır.
Fırat PKK'yı destekleyen bir 'halk tabanı' olduğunu hatırlatıyor. Kürtlerin çoğunluğu PKK'yı desteklemiyor ama Apo posterleriyle kalabalık mitingler yapan bir taban da var. Ümit Fırat'ın analizi şöyle:
- Bir kimlik ifadesi olarak Apo'yu destekleyen taban da silahlı mücadeleye karşı. Silah ölüm getiriyor, çocuğu dağa çıkıyor, işi gücü zarar görüyor. PKK'yı askeri örgütünü dağıtmaya çağıran bir bildiri bu tabanda bile tasvip görür.
Fakat Fırat DTP yöneticilerinin böyle bir çağrıya imza atabileceğini sanmıyor:
- Onları DTP'nin yönetimine getiren irade, tekrar götürür!
Silahsız siyaset?
Ekinci'nin çağrısını önemsiyorum, fakat "Silahları bırak, silahlı örgütü dağıt" diye böyle geniş katılımlı bir çağrı organize edilebilir mi bilmiyorum.
DTP'den ben de bir şey beklemiyorum. Çünkü zaten önceki partilerden daha 'radikal' olarak kurulduğu gibi, 'vitrindekiler'in böyle bir arzusu olsa bile bu iradeye sahip olabileceklerini sanmıyorum.
"Barış, diyalog..." derken PKK'ya vekâleten kendileriyle masaya oturulmasını istiyorlar!
Osman Baydemir, "Devlet kan davası gütmez" diyor, elbette! Ama Baydemir, başka bir devlet prensibini unutuyor:
"Devlet teröre göz yummaz!"
Kan akarken demokratik bir toplumda hangi başbakan, hangi politikacı terör örgütüne vekâleten siyaset yapanlarla görüşebilir?!
Elinde silah bulunan kanunsuz, nizamsız, kuralsız gücün samimiyetine inanılabilir mi?
Sayın Erdal İnönü'nün tam bir iyi niyetle yaptığı açılımın nasıl bozgunculukla karşılandığını Ahmet Türk herkesten iyi bilir.
Tecrübelerle sabittir: Görüşme, konuşma, diyalog ancak terörün bitmesiyle, silahların terk edilmesiyle mümkündür. Teröre karşı çıkmayan hele de ona sözcülük yapan Kürt aydınlarının ve siyasetçilerin vebali büyüktür.
.
Yayın Tarihi :
18 Nisan 2006 Salı 14:22:23