23
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Asıl Türkiye 'AB’yi gönülden arzulama' konusunda referandum yapmalı - Raffi A. Hermonn



Türk kafalı (!), Fransız kalmak (!) gibi deyişler üreterek, birbirlerini nasıl gördüklerini imâ eden, ama hem birbirlerine benzeyen, hem hayran olan ve hem de kızan iki toplum ve devlet de, yine Türkiye ve Fransa’dır !
Paris’in “yanlış”diye anılacak AB Anayasası referandum kararı’nın tersi, toplum’un AB’yi gönülden isteyip istememesi üzerine yapacağı olası bir referandum kararı ise, Ankara’nın, “doğru”su olarak geçebilir tarihe !

30 Mayıs sabahı, Fransa’daki AB Anayasa Referandumu sonuçlarını geç saatlere dek izleme sonucu, patlamamış afyonunu, dev bir kahveyle patlatan, 68 Mayıs’ın Türkiyeli zatı, Yozgatlı Jean Claude Kebapçıyan, Fransa Solu’nun Hayır’ını yorumluyordu : “Görüyor musun, Fransa’ nın solcuları bile, sıyrılamıyor, jacoben ulus devletçiliğinden, tıpkı Türkiye solcularının, kolayca Kemalizm’den sıyrılamadıkları gibi !”...

Mayıs 68’in baş aktörü ve şimdi Avrupa Parlamentosu Yeşil’lerinden, Daniel Cohn Bendit’in “France 2” televizyonunda, infial şeklinde, Fransa ve Fransalıların toplum olarak, referandum esnasındaki halet-i ruhiyeyi değerlendiriyordu : “Avrupa yoluna çıktığımızda ‘Ulusal Devlet Politikaları’nı aşan, bir politika seçmiştik. Amaç buydu ve yine amaç bu... diğer ülkeler için. Ama biz ne yaptık ? Referandumla, tamamen ulusal davranış biçimini red eden bir sorunu, tam bir Ulusal Sorun’a dönüştürerek, projenin bizzat ruhuna hıyanet ettik, Bravo, bunu da başardık !”

Bendit böylece, Fransa halkının referandumu, AB Anayasası’ndan ziyade “Raffarin Hükümeti’nin bir güvenoylaması” şeklinde telakki ettiğinin işaretini veriyordu.

Ligue Communiste Révolutionnaire (Devrimci Komünist Ligi) gibi, uç solun efsanevi kuruluşuyla Front National (Ulusal Cephe) gibi, antisemit, yabancı düşmanı ve ırkçı söz ve tavırlarıyla tanınmış partinin el ele, referanduma “Hayır” oyu kullanmalarını da işte Kebapçıyan okuyordu : “Her ne kadar da ‘Fransa uç solu, daha bilinçi olma imkânına sahip olmuştur’ v.s. denilse de-olmayanları tenzih ederek tabi-bir Frenk Kemalizmi olan Jacobenizm’in etkisinden kurtulamayışı ve Türkiye Sol’unun, bir alla turca Jacobenliği olan, 30’ların Kemalizmin etkisinden kurtulamamış olması, bal gibi benziyor !”

Fransız “La Dépéche du Midi” gazetesi, yabancı basın mensupları arasından, seçki yaparak, onlardan referandumu kısaca değerlendirmelerini istedi.
“Bence bu Fransız kaprisidir, Fransızlar karakter itibariyle, zarar da görseler ‘ésprit de contradiction’ yâni ‘muhalif fikir beyan etme’yi severler. Bizde ‘pişmiş aşa su katma’ derler; referandum olayı da böyle oldu bence. ‘Egemenliğimiz elden gidiyor’ diye uç sol ve sağın yaptıkları tartışmaları izledim, Fransa bu şekilde mi Türkiye’ye örnek olacak, Avrupalılığı Türkiye’ye anlatacaktı ? İç politikaya endeksli dış politika saptandı sanki. Bağışlayın ama, muhtar kendi mahallesinin sorunlarıyla uğraşır, Belediye Başkanı ise şehrin. Belediye Başkanı, şehrinkileri çözmek için, salt ufak mahallenin kendine has, dar sorunlarından medet umamaz. Yoksa muhtar olur !” sözlerimiz, 30 Mayıs’ta yayınlandı.
Durum, Hollanda’nın da (küçük ülkenin kendi önemini büyüklere hatırlatmasının payı da var) Hayır demesiyle sınırlı değil; benzeri bir mızıkçılığa cesaret edemeyen, başka ülkelerin de, bu yöne eğilmeleri de olası...

Başka konumda bulunan Türkiye’nin, bir referandum yaptığı takdirde ise tarihe, bu kez Fransa gibi “mızıkçı” değil, tersine “cesur” bir ülke olarak geçebilmesi de olası...

AB’nin, bu aşamada Türkiye’den kesinlikle böyle bir talebi yok !
Türkiye’nin, yakın veya uzak gelecekte, şu veya bu şekilde, AB’ye tam üye olmasına karşı, çekinceleri olan üye ülkelere, bundan daha iyi bir yanıt olabilir mi ?...

Bugüne dek, sözde veya reelde yaptığı, ilerde yapmayı taahüd ettiği ve edemediği tüm reformlar bir yana... referandumda : “AB’yi can-ı gönülden isitiyoruz !” diye yanıtlamış bir Türkiye’nin bırakacağı intibayı düşünebiliyormusunuz ?...

Üstelik, böylesi referandum sonunda, Hükümet’in de, “içerde” elde edeceği, moral, özgüven ve hareket serbestisi de cabası...

Kısacası : Türk kafalı (!) ve Fransız kalmak (!) gibi deyişler üreterek, birbirlerini nasıl gördüklerini imâ eden, ama hem birbirlerine benzeyen, hem hayran olan ve hem de kızan, iki toplum ve devlettirler, Türkiye ve Fransa ! İlerde, Paris’in yanlış’ı diye anılacak AB Anayasası referandum kararı’nın tersi, Toplum’un AB’yi gönülden istemesi üzerine yapacağı referandum kararı ise, Ankara’nın doğru’su olabilir bizce !
Raffi A. Hermonn - PARİS
Yayın Tarihi : 13 Haziran 2005 Pazartesi 01:25:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?