Türk kafalı (!), Fransız kalmak (!) gibi deyişler üreterek, birbirlerini nasıl gördüklerini imâ eden, ama hem birbirlerine benzeyen, hem hayran olan ve hem de kızan iki toplum ve devlet de, yine Türkiye ve Fransadır !
Parisin yanlışdiye anılacak AB Anayasası referandum kararının tersi, toplumun AByi gönülden isteyip istememesi üzerine yapacağı olası bir referandum kararı ise, Ankaranın, doğrusu olarak geçebilir tarihe !
30 Mayıs sabahı, Fransadaki AB Anayasa Referandumu sonuçlarını geç saatlere dek izleme sonucu, patlamamış afyonunu, dev bir kahveyle patlatan, 68 Mayısın Türkiyeli zatı, Yozgatlı Jean Claude Kebapçıyan, Fransa Solunun Hayırını yorumluyordu : Görüyor musun, Fransa nın solcuları bile, sıyrılamıyor, jacoben ulus devletçiliğinden, tıpkı Türkiye solcularının, kolayca Kemalizmden sıyrılamadıkları gibi !...
Mayıs 68in baş aktörü ve şimdi Avrupa Parlamentosu Yeşillerinden, Daniel Cohn Benditin France 2 televizyonunda, infial şeklinde, Fransa ve Fransalıların toplum olarak, referandum esnasındaki halet-i ruhiyeyi değerlendiriyordu : Avrupa yoluna çıktığımızda Ulusal Devlet Politikalarını aşan, bir politika seçmiştik. Amaç buydu ve yine amaç bu... diğer ülkeler için. Ama biz ne yaptık ? Referandumla, tamamen ulusal davranış biçimini red eden bir sorunu, tam bir Ulusal Soruna dönüştürerek, projenin bizzat ruhuna hıyanet ettik, Bravo, bunu da başardık !
Bendit böylece, Fransa halkının referandumu, AB Anayasasından ziyade Raffarin Hükümetinin bir güvenoylaması şeklinde telakki ettiğinin işaretini veriyordu.
Ligue Communiste Révolutionnaire (Devrimci Komünist Ligi) gibi, uç solun efsanevi kuruluşuyla Front National (Ulusal Cephe) gibi, antisemit, yabancı düşmanı ve ırkçı söz ve tavırlarıyla tanınmış partinin el ele, referanduma Hayır oyu kullanmalarını da işte Kebapçıyan okuyordu : Her ne kadar da Fransa uç solu, daha bilinçi olma imkânına sahip olmuştur v.s. denilse de-olmayanları tenzih ederek tabi-bir Frenk Kemalizmi olan Jacobenizmin etkisinden kurtulamayışı ve Türkiye Solunun, bir alla turca Jacobenliği olan, 30ların Kemalizmin etkisinden kurtulamamış olması, bal gibi benziyor !
Fransız La Dépéche du Midi gazetesi, yabancı basın mensupları arasından, seçki yaparak, onlardan referandumu kısaca değerlendirmelerini istedi.
Bence bu Fransız kaprisidir, Fransızlar karakter itibariyle, zarar da görseler ésprit de contradiction yâni muhalif fikir beyan etmeyi severler. Bizde pişmiş aşa su katma derler; referandum olayı da böyle oldu bence. Egemenliğimiz elden gidiyor diye uç sol ve sağın yaptıkları tartışmaları izledim, Fransa bu şekilde mi Türkiyeye örnek olacak, Avrupalılığı Türkiyeye anlatacaktı ? İç politikaya endeksli dış politika saptandı sanki. Bağışlayın ama, muhtar kendi mahallesinin sorunlarıyla uğraşır, Belediye Başkanı ise şehrin. Belediye Başkanı, şehrinkileri çözmek için, salt ufak mahallenin kendine has, dar sorunlarından medet umamaz. Yoksa muhtar olur ! sözlerimiz, 30 Mayısta yayınlandı.
Durum, Hollandanın da (küçük ülkenin kendi önemini büyüklere hatırlatmasının payı da var) Hayır demesiyle sınırlı değil; benzeri bir mızıkçılığa cesaret edemeyen, başka ülkelerin de, bu yöne eğilmeleri de olası...
Başka konumda bulunan Türkiyenin, bir referandum yaptığı takdirde ise tarihe, bu kez Fransa gibi mızıkçı değil, tersine cesur bir ülke olarak geçebilmesi de olası...
ABnin, bu aşamada Türkiyeden kesinlikle böyle bir talebi yok !
Türkiyenin, yakın veya uzak gelecekte, şu veya bu şekilde, ABye tam üye olmasına karşı, çekinceleri olan üye ülkelere, bundan daha iyi bir yanıt olabilir mi ?...
Bugüne dek, sözde veya reelde yaptığı, ilerde yapmayı taahüd ettiği ve edemediği tüm reformlar bir yana... referandumda : AByi can-ı gönülden isitiyoruz ! diye yanıtlamış bir Türkiyenin bırakacağı intibayı düşünebiliyormusunuz ?...
Üstelik, böylesi referandum sonunda, Hükümetin de, içerde elde edeceği, moral, özgüven ve hareket serbestisi de cabası...
Kısacası : Türk kafalı (!) ve Fransız kalmak (!) gibi deyişler üreterek, birbirlerini nasıl gördüklerini imâ eden, ama hem birbirlerine benzeyen, hem hayran olan ve hem de kızan, iki toplum ve devlettirler, Türkiye ve Fransa ! İlerde, Parisin yanlışı diye anılacak AB Anayasası referandum kararının tersi, Toplumun AByi gönülden istemesi üzerine yapacağı referandum kararı ise, Ankaranın doğrusu olabilir bizce !
Raffi A. Hermonn - PARİS
Yayın Tarihi :
13 Haziran 2005 Pazartesi 01:25:15