Ortalık kış kıyamet…
Günlerdir, resmi kurum meteoroloji dışında tüm meteoroloji uzmanları Sibirya soğu geliyor, gelecek diye bağırdı. Meteoroloji ise; "hayır bu durum normal mevsim şartları" diye bas bas bağırdı..
TV'lerin meteoroloji uzmanları görüşlerinde ısrar ediyorlar…
Resmi kurum ise "her şey normal" diyor…
Sizce hangisi doğru…
Ben yaşadığım bölge itibarıyla soğuğu en fazla hissedenlerdenim…
Dediğimiz ve sizin de bildiğiniz gibi; Ortalık kış kıyamet..
Paranız varsa romantizm yaşayabilirsiniz..
Amma yoksa haliniz haraptır… Eğer birde Rus amcalarım kızar da "gaz bize lazım" diye vanaları kapatırlarsa bakın o zaman siz bizim halimize…
Aynı gerekçeyle İran yapmadı mı? İran vanaları kısmadı mı?
Ortaçağ karanlığına nasıl dönüverirsiniz..
İşte o zaman enerjide dışa bağımlılık ne demektir göreceğiz..
İşte o zaman, o çok bilmiş siyasetçisi de ve bilgisi kendinden menkul sözüm ona laf ebesi bilim adamlarına da söyleyecek çok şeyimiz olacaktır..
O zaman biz TCK 301'de dinlemeyiz.
Demirden korkan trene binmez ama bu soğukta donar ölür..
Durum "Titanic filmi"nde Kuzey Buz Denizi'nin soğuk sularında yaşanan absürt romantizmine de de pek benzemez..
Öyle bir anda da meşhur 301 rafa kalkar "kadük" olur.
Bizde ağzımıza geleni söyleriz… Bu böyle biline…
Bu kadar siyaset yeter.. Gelelim asıl konuya..
Ortalık kış kıyamet…
Ama ben size , "küresel ısınma"dan ve "sera etkisi"nden söz edeceğim…
İzin verin biraz ukalalık yapayım…
Güneşten gelen sıcaklığı yeryüzü bir şekilde emiyor ve yok ediyor. Buna "soğurma" deniyor..
Ancak kentsel yapılanma ve etrafı saran beton, demir çelik gibi malzemeler bu "soğurma"yı engelliyor ve sıcaklığı atmosfere geri gönderiyor ve dünyanın sıcaklığı bu nedenle yükseliyor..
Birde "itici gazların" amosferdeki "ozon tabakasını" itmesiyle oluşan delik –ki bunun kuzey kutbunda gerçekleştiği, ancak doğanın bunu tamir etmek için çaba harcadığı ciddi bilim adamlarınca öne sürülüyor- nedeniyle güneşin zararı ışınları yeryüzüne ulaşıyor . Bu ışınlarda sera etkisiyle atmosferimize geri dönüyor. Tüm oluşumlar nedeniyle Kuzey Kutbu'ndaki buzullar da erimeye başlıyor…
"Ne var bunda" diyebilirsiniz…
Ama kazın ayağı öyle değil işte…
Şunun için değil..
Tüm bu olaylarla ilgili olarak Amerika'daki ciddi bilim adamları bir rapor hazırlamış…
Bu rapor Amerikan Genel Kurmayı olarak bilinen "pentagon"a verilmiş… Bununla ilgili haberler ve makaleler Türk basınında da çıktı. Şimdilerde internet sayfalarında da bol bol var.(x1)
Raporla ilgili haber 22 Şubat 2004 tarihli İngiliz 'The Observer' Gazetesi'nde yayınlanmış. Haberde imzaları bulunan gazeteciler Mark Towsend ve Paul Harris. Son derece gizli olan, Pentagon'un ve Bush yönetiminin saklamaya çalıştığı ama gizliliği Observer tarafından bozulan rapor önümüzdeki 20 yıl içinde büyük iklim değişikliklerinin gerçekleşeceğini, bu nedenle dünyanın yeni bir "bilinmeyene" doğru gideceğini öne sürüyor.
Rapor öyle ürpertici sonuçlara da varıyor ki bunlardan bir ikisi şöyle: Dünya çapında ayaklanmalar ve hatta nükleer savaş tehlikesi. Global kaosta milyonlarca yasamın kaybedilmesi. Dehşetli kuraklıklar, büyük su baskınları ve bir çok bölgede yeni bir buzul çağına girme. Raporun sonuç olarak tüm bunlara hazırlıklı olmak gerektiğini de belirtiyor.
Şimdi bu raporda var olduğu belirtilen en ilginç noktalardan biri de şu. Yeryüzünde yaşanabilir bölge olarak kalabilecek coğrafyalardan biri de yukarı ve aşağı Mezapotamya…
Yani……..
Raporda iki senaryo yer alıyor…
Birinci senaryo bazı bölgelerde aşırı kuraklık olacak çünkü yağmur olasılığı oldukça azalıyor..
İkincisi ve Türkiye'ninde aralarında bulunduğu bölgelerde önemli iklim değişiklikleri olacak. Kışları çok sert geçecek yazları ise oldukça kurak olacak..
Her ikisinin nedeni de Kuzey Kutbu'ndaki buzulların erimesi. Senaryoya göre 2011 yılından itibaren Kuzey Kutbu'nun eriyen buzulları dünya denizlerini etkileyecek kimilerine göre 10 metre, kimilerine göre de 100 metre denizler yükselecek.
Bu dehşet verici bir şey olsa gerek. Bu şu demek dünya daha da küçülecek, tarım alanları daha da azalacak.
Kuzey Kutbu'ndan gelen soğuk su nedeniyle atmosfer hızla soğuyacak ve kısmi veya asli yeni bir buzul çağına girilecek.
Tüm bunlarda yazının başında belirttiğimiz "küresel ısınma ve dünyadaki sera etkisi"nin sonucu…
15-20 gün öncesini hatırlayınız..
Söylenen neydi…
Çin ve Rusya ve Avrupa'nın bir bölümü son 50 yılın en soğuk kışını yaşayacak. Türkiye de bunu etkisine girecek..
Peki ne oldu?
Bize pek uğradı mı bilemem…Bir İstanbullu olarak pek farkında değiliz.. Ama Doğu Anadolu'da sıcaklıkların mevsim normallerinin çok çok altına düştüğü de bir gerçek…
Geçen yıl İtalya'dan gelen resimler kanımı dondurmuştu. Çünkü o fotoğrafta denizden gelen dalgaların bir otomobilin üstünde nasıl donduğu görünüyordu. Meraklıları geçen yıl gazetelerde yer alan bu fotoğrafları hatırlayacaklardır.
Türkiye bu bilimsel gerçeğin neresindedir..
Daha doğrusu bu rapor bu sütunlarda mı tartışılmalı ve irdelenmeli..
Biz sadece kısır bilgilerimizle bunları tartışmaya açmaya cesaret ediyoruz…
Peki bizi bilimsel yönden destekleyecek, siyasi yönden bilgilendirecek ve askeri yönden güvence verecek kadrolar nerede..
Mustafa Kemal'den bu yana onlar galiba hiç olmadı..
On nedenledir ki Türkiye tüm Dünya istatistiklerinde geri kalmış ülkelerden görece iyi, orta halli ülkelerden somut kötü durumda…
Bu ülke insanına yazık oluyor…
Bu kışta kıyamette yine epey can verdik..
Acaba günahı kimin…
Galiba benim…Napalım kimse günahları üzerine almıyor, hiç olmazsa delikanlılık bende kalsın..
NOT: 1-)
a) Bu raporu ABD askeri gizli konulari araştırıp, stratejileri uygulanır hale getirmekle yükümlü olarak kurulan Office of Net Assessment biriminin başına getirilen Andrew Marshall'in istediği öne sürülüyor.
Raporu yazanlar ise şu isimlerden oluşuyor: Peter Schwartz (Royal Dutch/ Shell grubunun planlama eski başkanı ve CIA danışmanı), Doug Randall (Merkezi Kaliforniya'da bulunan Global Busines Network'un yöneticisi) Bu gizli raporun varlığını ilk defa ihbar eden kisi ise Amerikan Enviromental Protection Agency'nin eski uzmanı Jeremy Simons...
b) Raporun İngiliz gizli servisleri tarafından öğrenilmesi de Blair hükümeti le Buşh hükümetinin arasını açmış. İngiltere'nin önemli bilim adamları bunun üzerine Beyaz Saray'a gitmiş orada çok sert tartışmalar olmuş. Beyaz Saray, ABD'lilere sert çıkan Sir Davig King'i Başbakan Blair'e şikayet etmişler. Bu ziyarete Alman hükümetinin eski bilim baş danışmanı ve o dönemde İngiltere'deki Tyndall İklim Değişiklikleri Merkezi'ndeki bilim adamlarının müdürü olarak görev yapmakta olan Profesör John Schellnhuber da katılmış.
Son bir not daha: Bu rapor her nedense orduya verilmiş..Beyaz Saray'da saklamış..
Acaba ABD'de bir askeri devlet midir?