7
Şubat
2026
Cumartesi
ANASAYFA

Koalisyonların bedeli

Bankaların konut kredilerine uyguladığı faiz oranlarını aylık yüzde 1 seviyesine çekmeleri beni çok etkiledi. Niye? Türkiye'nin yıllardır çektiği sıkıntıların kaynağının koalisyonlardan kaynaklandığını bilmemden...

Türkiye'nin çok partili seçim ile tanıştığı 14 Mayıs 1950'den yana geçen 50 yıllık sürenin neredeyse yarısı koalisyon partilerinin çekişmeleriyle geçti. Üstelik koalisyonu oluşturan partilerin neredeyse birbirlerinden hiçbir farkı yoktu... Liderlerinin hırsları çerçevesinde faaliyet gösteren partilerdi bunlar... Bunun bedelini kim ödedi? Türk insanı.
Yanlış anlamayın ben ne bir AKP ne de bir Sağ parti borazanıyım. Bırakın bunları, hiçbir partiyle bu dünyada bir işimin olacağını zannetmiyorum. Öbür dünyada olur mu? Onu bilemem. Zaman gösterir...

Gelelim konumuza... Türkiye'de sandıktan tek başına iktidarların çıktığı seçimler hangileri? 1950, 1954, 1957, 1965, 1969, 1983, 1997 ve 2002... Demokrat Parti 10 yıl, Adalet Partisi 6 yıl, Anavatan Partisi 8 yıl, Adalat ve Kalkınma Partisi ise 3 yıldır iktidarda. 4. yıla girdi. 3 partinin iktidarda kalabildiği toplam yıl 27. Dünya görüşünüz ne olursa olsun, siyasi yelpazenin neresinde yer alırsanız alın; kabul etmelisiniz ki: Türkiye'de yapılan büyük yatırımlar ve ciddi düzenlemeler neredeyse tamamı tek başına iktidarlar döneminde yapılmıştır. Yollar, köprüler, barajlar, okullar, limanlar... Bunların hepsi tek başına iktidarların eseridir.

Koalisyon hükümetleri ne yapmıştır? Hangi büyük yatırımların altında koaalisyon hükümetlerinin imzasını gösterebilirsiniz? Neredeyse hiçbirinin... Durum böyle olduğuna göre, bundan sonra yapılması gereken iş son derece basit aslında... Öyle bir seçim sistemi olmalı ki, her zaman tek parti iktidara gelmeli. Bu nasıl sağlanır? Çok kolay. İki turlu seçim sistemiyle. İlk tura bütün partiler katılır. İkinci turda ise en çok oy alan iki değil üç parti... En çok oyu alan kontenjandan meclisteki sandalyelerin üçte birini alır. Böylece tek başına iktidar olan güçlü bir şekilde koltuğuna oturur. Yapacaklarını yapar. Bunların denetlenmesi ise muhalefete düşer.

'Bu demokrasiye ve tam temsile aykırı' diyebilirsiniz. Haklısınız. ben de sizinle aynı görüşteyim. Yıllardır demokrasiyi ve tam temsili savundum. Ama bu savunduğum tezin yanlış olduğunu bana deneyimlerim öğretti. Hele dövize bile yıllık yüzde 20'nin üzerinde faiz uygulandığını, gecelik faiz oranlarının yüzde binlere ulaştığını görmüş birisi olarak, tüm kararlarımı gözden geçirdim. Bu sonuca vardım.

Toplam oyu yüzde 10 bile olmayan 20 partinin birgün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gireceğinin beklentisini 70 milyonluk Türkiye, ödememeli. Türkiye'nin şimdiden kaybedilmiş 27 yılı var. bu 27 yıldaki yaraları sarabilmek için aralıksız 54 yıl çalışması gerekir. Öyle büyük yaralar ki bunlar... 10 bankanın hortumu 50 milyar dolardan fazla. Ne olur doğruyu söyleyin, hangi banka patronu, bankasını hortumlayabilirdi, bir tek başına iktidar döneminde?

Mehmet Bircan
Yayın Tarihi : 28 Kasım 2005 Pazartesi 08:53:09


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?