Bunlar, aynı tornanın ürünleri. Biri ayağını kaldırdı mı, ötekisi basıyor.
Hasta kulağına seslenerek iyileşme uman Başbakan gibi, “Hasta duası alın sağlıklı olun” diyen Kamutay Başkanı Bülent Arınç gibi, Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ da, bir tıp adamı olmasına karşın, tıp bilimi karşıtı limana demir attı.
*
Iğdır’ın Anavatan Parti’li milletvekili Dursun Akdemir, -28 Ağustos 2006 Pazartesi günlü Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre-, Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ’ın yanıtlaması üzerine, TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi veriyor.
Akdemir’in, sağlık ve ilaç giderleriyle ilgili önergesini yanıtlayan Sağlık Bakanı Akdağ, 2005 yılının ilk dört ayında toplam kamu sağlık harcamasının 7 milyon 41 bin YTL iken 2006 yılının ilk dört ayında9 milyon 59 bin YTL’ye yükseldiğini açıklıyor. Bakan Akdağ, enflasyon arındırıldığında, bu alandaki reel artışın yüzde 16 olduğunu vurguladıktan sonra şöyle diyor:
“Her geçen gün daha iyiye ulaşmak için gayretlerimiz devam edecek. Gücümüzü aziz milletimizin dualarından alıyoruz.”
Kulun, tanrısıyla iletişim kurmasına, o iletişim sırasında tanrıdan istemlerde bulunmasına bir diyeceğimiz olamaz.
Ama; devlet işlerini yürütenlerin böyle sığınmalara gereksinimleri de hakları da yoktur. Çünkü, devlet işleri dualarla yürümez.
Dua etmek ayrıdır, iş yapmak ayrıdır.
İkisi birbirine karıştırılırsa, ikisine de yazık edilir.
*
Edenlerin umurlarında mı?
İşte yaptıkları iş ve kullandıkları inanç/din ortada!
Din, bunların elinde, siyasi ve ticari araca döndü, devlet işleri de ters düz oldu!
*
Dinin, devlet işlerinin, siyasetin ve ticaretin, bunların elinden çekip kurtarmak birincil görev!
*
Bilim ve teknoloji kenara itilerek, halkın dualarıyla güçlü olunuyorduysa, bugüne kadar neden beklenildi?
Olanak şimdi ele geçirildiyse, hala neden bekleniliyor?
Güç, güçlü olmak bu ise, gülünç duruma düşmesinler, ulusu da dünya arenasında gülünç duruma düşürmesinler.
*
Halkın dualarıyla güçlü olduklarını söyleyecek kadar ar damarları yırtılmış olanlar; IMF denetimindeki borç yüklü ekonominin düzelmesi, PKK terörünün alt edilmesi, ülke üzerindeki emperyalist oyunların kara bulutlar gibi parçalanıp dağılması için halkın dualarını neden organize etmezler?.. Emperyalist çizmesi altında ezilen Müslüman halklara yol gösterici olmazlar?..
Bunların, “Çanakkale’de, Anadolu’da yeşil giysililer savaştılar, vatanı kurtardılar” diyenlerden zerrece ayırtları yok!
Kafa aynı kafa!
O yeşil giysililer; Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da neden yoklar, çıkıp savaşmazlar, emperyalist güçleri Çanakkale’de, Anadolu’da olduğu gibi bozguna uğratmazlar, yenmezler?..
Böyle bir şey olmadı, olmaz da!
Bu söylenenler, uydurmacadan başka bir şey değildir!
*
Uydurmaca da olsa; inançlı, iyi niyetli insanları kandırıp inandırmakta, birilerinin işine yarıyor!
*
Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ da, işe yarayacağı umuduyla, sağlık ve ilaç giderleriyle ilgili soru önergesini yanıtlarken, “Gücümüzü aziz milletimizin dualarından alıyoruz” diyor!
Duayı bir kenara koyalım; bunlar güçlerini halktan mı alıyorlar, başka güçlerden mi?..
Her kimden ve her nereden alıyorlarsa alsınlar, birlikte yürüdükleri yolun sonuna geldiler…
*
Gerçek dışılık er geç alabora olur…
Kent Haber
Yayın Tarihi :
29 Ağustos 2006 Salı 19:06:21
Yorumlarınız
Erdal Sarpkaya IP: 85.97.78.xxx Tarih : 30.08.2006 09:09:22
Böylesi kalemlerden bu tür yazıları daha sık bekliyoruz. Belki, beyinleri örümcek ağı bağlamış olanların ağları aralanır.