23
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Tarihin ayağa kalktığı kent; Beypazarı

Türk insanı mucize göstermekte mahirdir…

Otobüsümüz Ankara7daün ayrıldıktan hemen sonra yağmur hafiften ön camı vurmaya başladı… Kıraç topraklardan geçerek Beypazarı’na doğru gidiyoruz…

Tam 55 kişiyiz…

İstanbul Vali Yardımcıları Ergün Güngör ve Gazi Kaya’da var aramazıda…

Aslına bakarsanız, Gazi Kaya ev sahibi… Çünkü içimizdeki tek Beypazarlı o…

Ben de kendimi Ankara’da büyümüş biri olarak fahri hem şehri ilan ettim ama, Kalabalı (Ankara’da Keçiören’e giderken bir semt) olmaktan öteye gidemedim…

Hava alacakaranlık…Çünkü kente girişte çok geç kaldık…

Havanın kasveti otobüsün içindeki 55 kişinin neşesine halel getirmiyor…

Espriler peş peşe patlıyor…

Bu gazeteciler kendilerini makarayı almayı pek severler…

İGD Başkanının bana Feylesof demesine felsefe mezunu gazeteci-yazar dostum İskender Özsoy’un “sahte feylesof” tepkisini sonunda “alaylı feylesof”a çevirmeyi başardık…

Eee, nede osla Özsoy ile Köklüçınar askerlik arkatdaşı…Öğrendiğime göre Özsoy kıdemliymiş…

Özsoy’u ikna etmekte epey de zorlandığımı itiraf etmeliyim…

Onun benim meslek kıdemimle ilgili yaptığı jest hoştu gerçekten…

Ama sonuçta bu işde kabulünü aldık (feylesofluğum konusunda”!”)

Zaten bu yazıyı okuduktan sonra da yine eskiye dönme ihtimalimiz fazla…

İGD’nin Genel Muhasibi, Flaş TV’nin değerli ve sempatik yöneticisi Yavuz Yılmaz ise sadece Beypazarı’nın ünlü yemekleri ilgileniyor…

Yine İGD yöneticisi Dünya Gazetesi editörlerinden Selçuk Onur tatlı bir uykuda gibi görünüyor ama her soruya da hemen cevap verme başarısını gösteriyor…

Özkan Altıntaş ise hala Anıtkabir’de onu uyarmamı “acemi foto muhabiri” olarak nitelemesini sürdürüyor…

Bol bol fotoğraf çekmiş…

Fotoğraflardan bana göndermezse “sözle işkence” sırası bana gelecek…

Remzi Çiğerli kardeşim yine sessizliğini muhafaza etmekte…

Başkan Köklüçınar otobüs’ün içinde görevli gibi bir aşağı bir yukarı dolaşıp duruyor…

Mustafa Dolu ise kulaklıkla müzik dinlemeyi yeğliyor..

Otobüsümüz sempatik görevlisi Metin ise bize ikram yarışını hala sürdürüyor…

Yağmur ciseliyor… Hava da her şeye rağmen romantizm kokusu var…

Kentin girişinde otobüsümüzün iki konuğu vardı…Biri Beypazarı Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Emekli öğretmen bir Beypazar sevdalısı, diğeri de o türkü söylemeyi seven bir arkadaş… O sırada hafif kestirmekten yeni uyanmış biri olarak isimleri belleğime kazıyamadım üzgünüm, ama, türkü söyleyen arkadaşı büyük bir keyifle dinledim…

Hocamızın söyledikleri ise Evliya Çelebi’nin abartılı hikayelerin benziyordu..Her ne söylerse söylesin Beypazarı bunların hepsinde, ya Türkiye birincisiyd, i ya da dünya birincisi…Bazılarında tevazu gösterip birinciliğe aday olduklarını da söyleyebiliyordu..

Amma bizi Hıdırlık Tepesi’ne götürmesine önce bir anlmam verememiştk hata etmişiz..

Sayın hocamızdan ilk özür…

Tepenin sol tarafından baktığınızda ilk mucizeyi görüyorsunuz…

Eski bir Osmanlı kenti tüm ihtişamı ile karşınızda duruyor…

Beypazarlı kısıtlı olanakları, güdük devlet yardımı ile bir köhne kenti ayağa kaldırmayı başarmış…

Sağ tarafta ise, yeni kent yükseliyor…Daha modern ve daha bir yüksek…

Beypazarı’nda 3500 tescilli bina var…

500’ü restore edilmiş ve içinde insanlar yaşıyor…Bir kısmı ise sırasını bekliyor..

Mihmandarımız ilerdeki bir vadiyi gösteriyor…Oldukça iddialı… Yakın bir gelecekte orası da hizmete açılacakmış..

Ben şahsen vadilerin doğal haliyle, en vahşi görünüşüyle kalmasından yanayım..

Onlar doğanın birer mimari şaheseri…İnsan elinin değmesi cinayet olur…

Türkiye’de öyle katledilen çok yer gördük… İsimlerini saymaya gerek yok…

Mihmandarımız, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde “bir sincabın hiç yere değemeden Ankara’dan Beypazarı’na geldiğini” yazdığını anlattı…

Bu güzel örnekti. İnsan oğlunun doğayı kendi elleriyle nasıl katlettiğinin bir güzel hikayesi…

Ancak mihmandarımız yine iddialı bir sözle bitirdi bu öyküyü, Yakında her tarafı yemyeşil yapacağız ve tepeleri ağaçlarla donatacağız….

Bu iddiayı çok sevdim… İnşallah başarılı olurlar…

Beypazarı’nın tarımsal zenginliklerini ve öğrendik… Eskilerin Ahlat’ı (bir tür yabanı tatlı armut) burada geleneksel otantik, egzotik meyve olmuş…

Bir de kat tam 80 kat yufkadan yapılmış baklavası… …

Pazar yeri ve dükkanlar size dostça karşılıyor…

Eğer, yolunuz düşerse –ki düşürmeye çalışın- mutla “Beypazarı kurusu” alın… Kıtır kıtır çok özel bir peksimet…

Biz biraz fazla abarttık… Galiba artık rejim yiyeceğim o olacak…

Hıdırlık Tepe’den kent içine indik,,, Yeni kentin içinden geçip eski pazara doğru yürüyoruz… Etrafımız güleç yüzlü esnafla dolu…Bizlere ikramlarda bulunuyorlar…

Ticari kaygılarını asgariye indirmiş bu insanların samimi duyguları şaşırtıyor hepimizi….

Havuç suyu satan bir esnafın sözleri bizleri düşündürüyor…

“Bundan içmeden geçmeyin İstanbullular…Sonra pişman olursunuz”

Haklıymış…Pişmanız…Mutlaka çok lezzetliydi…Ama geri dönemedik… Dönsekte izzet ikram dan sonra havuç suyunu içmeye takatimiz yoktu…

Kentin dar sokaklarından yürüyerek girdiğimiz müze bir çoğumuzu etkiledi…

Ben bunların çoğunu Denizli’deki köyümden hatırlıyorum…Ama nostalji yapmak hiçte fena değildi doğrusu…

Müze ziyaretinden sonra Beypazarı’nın genç ve nazik Belediye Başkanı Avukat Mansur Yavaş, bizi yemeğe davet etti.…Beypazarı’nın yöresel yemeklerini tattık…

Masada salatanın yanında yöresel turşu ve yoğurt ve iri buğdaydan yapılmış bir tür meze vardı..

İlkönce kıymalı tarhana çorbası geldi masaya…Değişik bir tatdı. Bu lezzet size çok çazip gelecek…Beypazarı’na özgü asma yaprağına sarılmış etli dolma… Harika…Hanım ikide bir müdahele etmese hepsini ben yiyeceğim…

Eşlerimizle birlikte yemek konusunda lezzet ve kalite tartışması yaparken zorunlu gurmemiz Yavuz Yılmaz’a sorduk…

-Durum nasıl? Kalite lezzet ne alemde?.

-Bittikten sonra söyleyeceğim abi…

Anlaşıldı.… Yavuz önce doyacak sonra tadacak…

Bu arada özel Beypazarı Güvec’i geldi… Güveç içinde pilav ve ettin tereyağla muhteşem bileşimi… Çoğumuz tereyağı ile yapılan yemeklerin tadını unuttuğumuzdan önce garipsedik…Ama sonra o damakta bıraktığı muhteşem hazzı hissettik…

Yemek sırasında Ev sahiplerinin masasını fotoğraflamayı düşündüm…

Tam deklanşöre basarken, Gazi Bey “Kaymakamımızı çekmeyecek misin?” diye sordu…

Cevap anında geldi…

-Bak bu iyi…Bende Kaymakam Bey nerede diye dedikodu yapmaya başlayacaktım

Kahkahalar peş peşe geldi… Sonra işin kerametini Gümüşçüde anladım.. Anlatırım…

Son yemek hep tatlıdır… Yine öyle oldu….Beypazarı’rıın 80 kat baklavası geldi masaya

Efendim…Baklavanın sırrı yufkada…

Açılan yufka o kadar inceki yukarı kaldırıp baktığınızda karşınızdakinin sıfatını (yüzünü) göreceksiniz…İşte öylesine el mahareti isteyecek kadar ince açılabilen yufka…Sonra onları zedelemeden üst üste dizeceksiniz… Aradaki ceviz kaçıncı kata yerleştirilmiş bilemedim (!) ama yine de sanatçı duyarlılığı ile yapıldığını görebiliyorsunuz... Tadı çok ağır değil…

Ben üst katlarda kalan yufka dilimlerinin şerbeti yeterince ememediğini ve dolayısıyla kuru kaldığını düşündüm…

Ama diğer arkadaşlarım benimle aynı fikirde değildi…

Belki de ben aylardır yaptığımı sandığım rejimi bir günde perişan ettiğim için böyle düşünüyordum…

Yemek sonrası bir şehir turu atmak şart…

Ama artık karanlık…

Tur şart ama, belki Beypazarı esnafı çok kızacak yine de hatırlatalım….

Hele eşinizle sevgilinizle gümüşçü dükkanlarına girecekseniz tüm iradenizi kullanın… Cüzdanınıza çok para koymayı unuttuğunuzu söyleyebilirsiniz…

Hatta kredi kartlarınız limitleri dolmak üzere bile olabilir..

Yine de hatırlatmadan geçemeyeceğim…

Beypazarlı gümüş ustalarının ürettikleri İstanbul’a oranla çok çok ucuz ve daha güzel…

Hele talkarileri muhteşem…

Onları seçin…Başka kentlerden gelenler ise doğal olarak pahalı..

Pazarında ise aklınıza gelebilecek bir sürü otantik ve egzotik yiyecek var…

Biz Beybazarı kurusu, tatlı pestil sucuk…El yapımı makarna, Beypazarı ürünü kuru gıdalardan aldık…

Rejim şimdilik rafa kalktı görünüyor..

Son girdiğimiz Gümüş ustası beni epeyce strese soktu… Baktım diğer erkeklerde oturmuş stres atıyorlar…

Gazi Bey hemşerileriyle dertleşirken Belediye Başkanı Yavaş, soyadına inat hararetli hararetli gelecekle ilgili planlarını anlatıyor…

Jeotermal yatırım için yapılanlar son derece ilginç…

Yine ortada devlet yok, ama yabancı yatırımcı çok…

Kaymakam Haluk Nadir ise sohbete değişik tarzla katkıda bulunuyor..

Hemen hatırlatalım…Sempatik kaymakamımız Haluk Bey bekar…Duyrulur…

Haydi İstanbul Yolcuları diye bağırıldığında…

Ergün Bey’in gür sesinden itiraz var…

-10 dakika daha…

Anlaşılan sterse iyice girmeye kararlı… Belli ki zorunlu…

Otobüsümüz bu kez yeni yapılan yoldan Adapazarı’na çıkacak… Kılavuzumuz ise Gazi Bey..

Hareket saati geldi…Vedalaşmalar yeni davetler ve yeni randevular…

Yine usta bir kalkış ve şen şakrak sohbetler…Herkes birbirne aldıklarını anlatıyor… Hasetlik üretmeden, dostluğu paylaşarak, arkadaşlıkları daha da pekiştirerek…

Aramızda bir tek açık stresli var… (bizler gizli stresliyiz)

Yemeğin üzerinden iki saat geçmiş Yavuz Yılmaz stres altında… Önce başkanın leblebisini yürütüyor…

Sonra da İskender Özsoy’un pekmezli leblebisini… Lezzetliymiş… Tavsiye ederim..

Biz onu alışveriş sırasında görmemişiz…

Moraller iyi… Güzel bir kenti kısada olsa gezmeyi başarabildik..

İnşallah yakında o evlerin fotoğraflarını çekmeye gideceğiz…

Davet gelmese de gideceğiz…

Çünkü Beypazarı gitmeye görmeye değer bir kent… Aslında binin arabanıza sizde gidin.. Arabanız yoksa önce Ankara, sonra Beypazarı…İnanın yorgunluğa değecek…

Otel pansiyon var, yemekler ucuz…

Biz baharı bekliyoruz gitmek için…

Belki yine gurupla…

Bu geziyi düzenleyenlere teşekkür… Yani Başkan Köklüçınar’a…

Bir teşekkürde gezi için bize otobüs tahsis eden Varan turizme… Otobüsün sürücüleri Osamn ve Ümit Kaptan’ı unutmamak gerek…

Birde görevli Metin var…

Ben bu geziye başlarken rejimimden sonuç almış biriydim…

Döndüğümde tüm çabalar boşa gitmişti..

Metin öylesine bir hizmet verdi ki takdire şayan…

Sizde mutlaka Beypazarı’na gidin…

İnsanları sıcak ve nazik..

Başarıya inanmış insanlar…

Kaymakam Haluk Nadir Bey, Belediye Başkanı Avukat Mansur Yavaş ve Beypazarlılar sizi sevgiyle kucaklayacaklar bilin..

Biz yine gitmeyi düşünüyoruz dedik ya..

Belki orada karşılaşırız...
Mehmet Aycan
Yayın Tarihi : 30 Kasım 2005 Çarşamba 13:34:43
Güncelleme :30 Kasım 2005 Çarşamba 13:49:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
nilay göksun IP: 212.175.115.xxx Tarih : 8.06.2007 07:54:05
Beypazarını ve ürünlerine aşığım çok seviyorum orayı. ayrıca endine has ürünleride çok lezzetli ama istanbuldan heryerde bulamıyorum. yalnız bana bi site tavsiye ettiler artık oradan alışveriş yapıyorum. site adını sizlerle paylaşmak istedim http://www.beypazari.biz