Başbakanın da tele kulak mağdurları arasına girmesi gerçekten çok garip… Tele kulak olayı siyasetimizin ortasına bomba gibi düştü!.. Günlerdir bunu konuşuyoruz. Basından öğrendiğimiz kadarıyla Başbakan Keçiören’deki ofisinde çalışırken telefondaki parazitlerden kuşkulanmış, araştırma sonunda prizin içerisinde dinleme böceği bulunmuş. Bunun üzerine Başbakanlıktaki makam odasında yapılan araştırmada dinleme cihazlarının bulunup bulunmadığını bilmiyoruz.
Bazılarının dinlenmesine alışmış, olağan saymaya başlamıştık ama dinleme Başbakana kadar uzanıyorsa, insanın aklına çeşitli sorular geliyor. Başbakanı dinleyen derin devlet mi yoksa dış güçlerin gizli servisleri mi?
Türkiye’de bu ortamda hala derin devlet var mı?
Başbakan televizyon programında bu konuya açıklık getirdi; “Devletin bazı kurumları ve birimleri arasında ciddi yanlış alışkanlıklar var. Bu yanlış alışkanlıkları siz tamamıyla törpüleyip, kazıyıp atamıyorsunuz. Bu dinleme de buna dâhil. Kim derse ki, bunu tamamen kazıyıp attık, hayır ben de dâhil bu dinleme bitmemiştir. Zaten bu tür şeyleri yapanlar en yakınınızda yapıyor. Biz ne yaptık; yapanları arama tarama esnasında ilgili birimlerimiz bunu buldu, çıkardı. Epey oldu. Bunu bulup çıkarmak yetmiyor ki, bunu buraya kim koydu. Bunu çıkartacağız.
Evimin altındaki ofisimde olan şey. Bu tür şeyler ne yazık ki oluyor. Bütün tedbirlere rağmen oluyor. Sayın Baykal ve diğer milletvekilleriyle ilgili olan olay. Derin devlet dediğiniz olay var ya boş durmuyor, onlar da çalışıyor. Bunlar devletin içine sızmış vaziyette, bunlar var.”
Başbakanın ofisinde bulunan kaset yeni mi yoksa daha önceye mi ait? Önceki yıllara ait ise şimdi neden gündeme getirildi?
Bazı siyasi partilerin binalarının, araçlarının, siyasilerin, belediye başkanlarının, yazarçizer takımının dinlendiği konusunda çeşitli şikâyetler ortaya atılmıştı. Bunun tipik örneklerinden birisi de Baykal’a ait olduğu ileri sürülen kaset, CHP Genel Başkanlığından ayrılmasına neden olmuştu. Bazı davaların görüşülmesinde telefon konuşmaları iddianamelerde ortaya atıldığı söylenmişti.
CHP Genel Başkan Yardımcılarından Gürsel Tekin birkaç ay önce Vatan Gazetesine yaptığı açıklamada şöyle demişti: “Genel Başkanımız birkaç ay önce benim telefonlarım, evimin telefonları, çocuklarımın telefonları dinleniyor demişti. Hükümetten bir yetkili yalanlayabildi mi? Biz o dönemde uyardık. Gün gelir bu yasa dışı dinlemeler seni de bulur.”
Eğer bir memlekette, bunca güvenliğe, korumalara rağmen Başbakan dinleniyorsa durum gerçekten çok vahim…
Kuşkusuz, her devletin içerisinde güvenliği sağlamak amacıyla derin devlet vardır. Ancak bu konu MİT’i ilgilendiriyorsa o da Başbakan’a bağlı bir kurumdur. Başbakan’ın dinlendiği ortaya çıktı ve şimdi bunun soruşturması yürütülüyor. Büyük olasılıkla da ortaya çıkacaktır. Kişilerin veya siyasi partilerin dinlenmesi demokrasilerde özgürlüklere yapılmış suçlar arasındadır. Ancak dinleme yargı kararıyla şüpheli davranışları olanlara karşı yapılırsa yasal bir durumdur. Yasa dışı dinlenmekten şikâyetçi olanlara karşı birkaç yıl önce Ulaştırma Bakanı’nın “Korkacak bir şeyiniz yoksa dinlenmekten de korkmayın. İki kişi konuştu mu bir üçüncü dinler. Dinlenmek istemiyorsan fazla konuşmayacaksın” dememiş miydi?
Demokrasiye ve özgürlüklere aykırı olan dinlemeler ortaya çıktığında ciddi önlemler alınıp, suçlular cezalandırılmış olsaydı; belki de bu olay Başbakan’ın dinlenmesine kadar uzamazdı.
Halk arasında tele kulak olarak tanımlanan dinleme olayı ile kurumların, kişilerin özel yaşamlarını da kapsayacak, en gizli ve en mahrem bilgilere ulaşılır. Bir bakıma da insan haklarına yapılmış en ağır tecavüzlerden birisidir. Yıllardır legal veya illegal yollardan yapılan bu tür tecavüz olayları çoğu insanın mağduriyetlerine sebep olmaktadır.
Demokrasiyi en iyi şekliyle özümsemiş ülkelerin başında gelen ABD’de yıllar öncesi böyle bir skandal yaşanmış ve sonunda Başkan Richard Nixon başkanlığı bırakmak zorunda kalmıştı.
Watergate skandalı olarak tanınan bu olay 1972-1974 yıllarında yaşanmıştı. 17 Haziran 1972 günü ABD’nin önemli iş merkezinde bir büroya giren beş hırsızı (!) polis yakalamıştı. Hırsızların girdiği büro o yıllarda ABD’nin muhalefet partisi olan Demokratik Parti’nin merkeziydi. Soruşturmada yakalananların R.Nixon’un Cumhuriyetçi Partisi ile bağlantıları olduğu ortaya çıkmıştı. Amaçlarının Demokratik Parti telefonlarına dinleme böceği yerleştirmek olduğu anlaşılınca toplumda gerginlik baş göstermişti. Olayı soruşturan Savcı Archibald Cox, Beyaz Saray’ın bazı konuşmaları teybe aldığını öğrenince bütün kayıtların kendisine verilmesini istemişti. Ancak Başkan R.Nixon, savcının bu talebini reddetmiş ve A.Cox’u da görevinden almıştı. ABD Yüksek Mahkemesi, ağırlığını koyarak R.Nixon’u Beyaz Saray kayıtlarını savcıya vermeye zorlamıştı. Sonunda R.Nixon kayıtları vermek zorunda kalmasının yanı sıra, halkın desteğini de büyük ölçüde kaybetmişti. Dinleme olayı bununla kalmamış, ABD Kongresi R.Nixon’u hakkında soruşturma başlatarak görevinden alınmasını istemişti. Olaylar aleyhinde gelişince de R.Nixon televizyonda yaptığı bir konuşma sonrasında istifa etmiş yerine yardımcısı Gerard Ford geçmişti. Watergate olayı R.Nixon’un ABD’de istifa eden ilk başkan olmasıyla da tarihe geçmiştir.
İleri demokrasilerde, kuvvetler ayrılığı prensibi; kısaca yasama, yürütme ve yargı erklerinin ne kadar güçlü ve bağımsız olduğunu göstermesi yönünden son derece önemlidir. Watergate olayı bir kez daha göstermiştir ki; gerçek başkanlık sisteminde başkanın her istediğini yapamayacağı, her şeye hâkim olamayacağı ve hukukun üstünlüğünü ön plana alacağıdır. Tam anlamıyla bağımsız Yüksek Mahkeme de başkanın hukuka aykırı davranışlarını önleme gücüne sahiptir. Bizim toplumuzda başkanlık sistemini savunanlar Watergate olayını iyice özümseyip içlerine sindirmelidir.
Sayin:M.Salih Özbey"Diline saglik cok güzel bir sekilde telekulak konusunu islemissin.Ögle görülyor,ki Fethullah Gülen tek basinda dünyaya hakim olmak istiyor.ABD de yasayan bu güclü imparator,hicbir ülkenin kendi topraklarindan kovma gücü yoktur.ABD de yesil kart basvurusu reddedilen Fethullah Gülen,in Pennsylvania daki özel hukuk mahkemesinde görülen davasinda Savci cemaatin 25 milyar dolarlik bir mal varligini yönettigini bildirdi.
Savci Gülen,in iddia ettigi gibi egitim uzmani degil,dini veya siyasi lider olabilecegini belirtti.Savci Mary Catherine Frye,in yargic Datzell,e sundugu son belge ise,ABD Vatandaslik ve göcmenlik servisi ile,temyiz mahkemesinin Fethullah Gülen,in basvurusunu reddetmekle dogru karar verdigi belirtiliyor.Sayci Frye tarafindan deyerledirildi (Coffeyin su ifadeleri Frye tarafindan kayitlara gecirilmis.
Gülen harekati sermaye ile organize bir haraket olmadigini (Hiyerarsik)bir yapi yada yetki ve sorumluluk sistemi icinde yer alan bir yazida Gülen hareketinin 25 milyar dolarlik,bir deyere ulastigi zaman basta olmak üzere pek cok Gazete Televizyon kanallari dergiler bir banka 600 den fazla okul ve virginia international university dahil 6 universiteyi yönettigi belirtiliyor.Böyle bir güce sahip olan kimse hicbir ülke yöneticisi kovmaya cesaret edemez.Bu kadar servete bilakis devletler kucak acar.Ve imparatorluklari böylelikle devam eder,istedikleri Hükümetleri al assagi ederler saygilarimla.
maduriyet üzerinden gelen iktidar ve her seçimde maduriyet ve amerikanın desteği ile kazanılan seçimler ben her maduriyetin sonunda türk halkına diz çöktürülerek kabul ettirilen yeni yaptırımlardan başka hadise görmedim bu gün bu hadisenin sonunda yeni anayasa öcalana özgürlük başkanlık sitemi söylemlerinin hayata geçirilmesi için mağdurun maduriyetinin giderilmesi için gayret sarfedeceğiz ama nedendir bilinmez sayın başbakanı madur ediliyor maduriyetini gidermek bize düşüyor çok pahalı ödüyoruz bu gün vergiciler kapımı çaldı hayatta bana kesilmiş tek ceza vergi cezasını aldım çünkü bütün vergilerimi zamanında öderim ve adresi zamanında bilidrmeme cezası aldım 390 lira ödemessem haciz sonra kafama takıldı açtım neti baktımn kimler öder kimler ödemez ne gördüm terör sebebi ile hiç bir kabahat cezası ödenmiyormuş yani terörü bahane ederseniz kendi bölgenizde terör varsa cezadan muafsınız ilginçtir birde şunu öğrendim bu adrese dayalı sitem terör olaylarını engelelemk için o gerekçe ile çıkarılmış ama terör olan yerdekiler muaf ne garip değilmi kabahat bizim ödeyeceğiz kimi madur ettikse ne kabahat işledikse ödeyeceğiz çünkü ecdadım türk bu devlet bu millet benim ama birileri beni osmanlıdaki gayri müslüm durumuna sokmuşsoksun allah bize bir gün fırsat verecek bütün bizde maduriyetlerimizi gidereceğiz binlerce yıllık tarihimizde öyle olmadımı hep oldu
İşte, işin gerçeği budur ! Bu haber konusu ile ilgili fikirlerini açıklayan ve bizlere mükemmel bir sunum yapan Sayın M. Salih Özbey'e şükranlarımızı sunar, -vatanperver olarak bizlerin bundan başka bu konu ile ilgili bir ifadede bulunmaya gereksinim duymaksızın- kendilerine en içten saygılarımı iletirim. Fakat gene de kendi görüşlerimi sunmaktan geri kalamayacağım: " kara böcekleriyle birlikte, milletin sesini kendi kulaklarıyla duymaktan aciz olan ...... nafile mücadeleleriyle gelecekte milletine hesap vermek zorunda kalacaklardır !
BÖCEK’TE, DERİN DEVLETİ, YABANCI SERVİSLERİ BIRAKIN, “F” TİPİ CEMAATE BAKIN!
Alıştık artık,
AKP ve onun başı sıkıştığı zaman, yandaş liboşları semirsin yani milletin kafasını bulandırsın diye ortaya atıyor!
Böcek işi de öylesi bir şey!
Şimdi sormazlar mı adama?
Genelkurmay karargâhı,
Yargıtay santrali ve üyeleri
Eski Danıştay başkanı,
Ergenekon savcı ve hâkimleri,
Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcılarını, kim hangi yetki ile dinletti?
Nerede bu dinlemeleri yapanlar?
Haklarında herhangi bir işlem yapıldı mı?
Yoksa o dinlemeleri yapıp, deşifre edenler,
Polis mi?
MİT mi?
Yok değilse, dinlemeleri yapanlar, tespit edilememiş ise, o makamda neden oturuyor,
HANEFİ AVCI NEDEN ZİNDANLARDA?
İyi bir istihbaratçı olan, teknik dinleme uzmanı, Hanefi Avcı, “devlet dinleniyor” derken haksız mıydı?
Yazdığı kitapta, Gülen Cemaati “militanları” tarafından, Devletin en önemli birimlerinin, cemaat mensupları tarafından, işgal edildiğini, bu kişilerin, istedikleri kurumları, kişileri istedikleri zaman, dinlendiği açıkladığı için mi yıllardır zindanlarda çürütülüyor…
*
Şimdi neymiş efendim,
Recep Bey’in çalışma ofisi dinleniyormuş…
“ bu iş saklı kalsın diye ”MİT’e” sıkı sıkıya” emir” buyurmuş…
İyide şimdi neden böcek olayını kendisi açıkladı?
Sahi bu ülkede başbakan kim?
Ve
Bu ülkede, Recep Bey’in haberi olmadan, yaprak kıpırdar mı?
Asla ve kata!
O zaman demek ki,
Recep Bey’in” iktidar” ama”muktedir” değil!
Ülkenin başbakanı olmasından öte, tek söz sahibi olan,
Recep Bey, 10 yıldır bu ülkede yandaş olmayanlara,”Kök” söktürüyor, ama çalışma ofisine, “Dinlenme cihazları” konulmasına mani olamıyor!
Böylesi bir olay, kabile devletlerinde bile olsa,
Başbakanı derhal istifa eder…
RECEP BEY, BÖCEKLERİ, KİMİN/ KİMLERİN KOYDUĞUNU BİLİYOR!
Hiç kimse yemiyor bu masallar!
Hem kendilerini akıllı âlemi aptal yerine koymasınlar!
Başbakan’ın ofisinde, Koruma polisinde ve zırhlı makam aracında, böcek (dinleme cihazı” çıkacak Recep bey bilmeyecek!
Veee
Recep bey gizli araştırma emri verecek!
Hadi canım sizde!
Böylesi hazine haber, böylesi, acındırma, mağduriyet tezgâhı olabilecek, haberi es geçecek, Recep bey öyle mi?
Hadi canım sizde…
Sanki Recep Beyi yeni tanıyoruz!
Recep Bey,
1981 yılında, hizmete giren ”Metris cezaevinde” 1979 yılında işkence görmüş(!) zattır!
Yine Recep Bey,
11 LAZER GÜDÜMLÜ ORTAM DİNLEME ARACI
KİMLERİN ELİNDE?
YIL 2009.
CHP İzmir milletvekili, Ahmet Ersin, TBMM, Tele kulak alt komisyon üyesi diyor ki;
11 adet lazer güdümlü dinleme aracı, 2005 yılında İthal edilmiş.
Bu dinleme araçlarını kimlerin elinde?
Bu son sistem teknolojik olarak donanımlı dinleme araçların iki tanesi sivillerde, diğerleri“serseri mayın” gibi dolaşıyor!
Ersin,
Gümrüklerden sorumlu, Devlet Bakanına soruyor, bir iki tekrarlıyor…
Dikkat Bakanlık cevap veriyor;
“ Dinleme araçlarını kimlerin İthal edenleri açıklayamayız,”Gizlidir”.
Ersin’in iddiası,
Bu son sistem teknolojik donanımlı, ortam dinleme araçlarından 2 tanesi başbakanlık mensubu “Siviller” tarafından kullanıldığıdır.
Peki, bu siviller kim?
Hangi maksatla, kimleri dinlerler!
Bu dinlemeler yasal değilse, 2005 yılından beri faaliyette olan ve de yasalara aykırı, dinleme yapan, araçlar hakkında, neden savcılar soruşturma açmamışlar ya da açmazlar?
Kanada ve İsrail menşeli olan, dinleme araçlarını,”ithal edenler” neden gizleniyor?
MİT,
Polis
TSK gibi kurumlar ithal etmişse, açıklanmasında ne mahsur olabilir?
Bu kurumların, böylesi araçları, Devletin âli güvenliği için almazlarsa, görevlerini ihmal etmiş sayılırlar…
Şimdi soru şu;
ERDOĞAN, BÖCEK”ÇİLERİ BİLİYOR DA! AÇIKLAMALAKTAN KORKUYOR MU?
Evet, tam üstüne bastınız!
İşte işin püf noktası burada!
Evet,
Erdoğan, makamına, çalışma ofisine “ Böcek” yani dinleme cihazlarını yerleştirenleri bal gibi biliyor ama soruşturmak/ soruşturulmasından” kor-ku-yor”!
Neden ve kimden?
Fetullah Gülen Cemaatinden korkuyor?
Çünkü bu bir iktidar savaşıdır!
Çünkü bütün etkin güçler önemli kurumlar,”demokrasi adına” sessiz ve saygılılar!
Bin yılda ele geçecek, Cumhuriyet ve onu kuranların yok edilme fırsatı, öç alma imkânı, 80 yıl sonrası iyi değerlendirilmelidir…
Cemaat mensupları asla kata taviz vermeyeceklerini, Recep bey ve çevresi çok iyi bilmektedirler!
Böylesi bir zihniyet hiç Recep Bey’e karşı temkinsiz ve tedbir olurlar mı?
Bu ve benzer sebeplerden dolayı,
Başka bir sebep olabilir mi?
Yani
Ayağa kalkmayan, Engin Alan’ı zindanlarda çürüten Recep bey (!)mahremini dinleyenlerden öç almayacak öyle mi?
Bakın,
Ergenekon davasını tertipleyen polislere, yargıçlara?
Tuncay Güney kimin adamı?
TRT de kimleri borusu ötüyor!
Erdoğan’ın yakın korumalarını, kimler seçiyor ve hangi kurumdan geliyorlar?
Fetullah Gülen Cemaatinin, işgalin de ki ”Emniyetten”
Başka söz gerek var mı?
Ha unutmadan;
Fetullahçıların,” insan kaynakları hazinesi ve para kazanma makineleri olan, Dershanelerin kapatılması durumunda siz seyreyleyin gümbürtüyü!
Böceklerin kimler tarafından, kimlere konulduğunu ve kimlerin “kirli “çamaşırlarının ortaya döküldüğünü göreceğiz!
SONUÇ;
Genelkurmay karargâhı,
Yargıtay üyeler ve santrali,
Kuvvet komutanları,
Kritik davalara bakan savcılar, hâkimler
Ve
İleri demokraside, siyasetçileri legal ya ada illegal olarak dinleten,
Recep Beyi de, dinleyenlerin, dinlemesi,”olağan” sayılmalı!
11 lazerli tam donanımlı, dinleme araçlarından başka kimler tarafından hangi maksatla ithal edildiğini devlet bilmiyorsa *
Eee etme bulma dünyası ya da eden bulur demiş atalarımız…
*
Valhasılı,
<Bırakın Derin Devlet, yabancı servisi hikâyelerini!
<Tahkiye yapmayı bir kez olsun gerçeğe dönün…
<Böceklerin asıl adresine bakın!
<O adresin,” F “tipi cemaat olduğunu bilip korkudan saklamayın!
<Kos koca Türkiye devleti(!) bu kadar, kör, sağır, eolamaz!
<Milleti enayi yerine koymayın yeter…
atalarımız demiş yerin kulağı vardır.tam yerinde bir söz