30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

ÇOK ŞÜKÜR; TÜRBAN MECLİS'E GİRDİ!..

Türkiye son derece kritik günler yaşıyor; acaba yaşadığımız toplumdan kaçının bundan haberleri var veya ne kadarı ilgileniyorlar?

Gerçekten 2013’ün son ayları ve önümüzdeki günler milat olacak nitelikte…

Türkiye’nin büyük bir bölümü laikliğin, bağımsızlığın temellerinin atıldığı Cumhuriyet Bayramını kutlarken bir kısmı da aynı güne rast getirilen Marmaray’ın açılışına katıldı. Cumhuriyet’e ve bağımsızlığa inanlar bayramı kutlamaları için kimsenin yardımı, katkısı olmadan Türkiye’nin çeşitli meydanlarında bir araya gelirlerken, Marmaray’a katılanları belediye otobüslerinin taşıdı, belki de yollukları ceplerine konuldu. Bu arada Taksim’de Cumhuriyetin simgesi olan anıta gitmek isteyenler polis barikatına tosladı! Diğer taraftan yeni yapılan AVM’ye yönelik bir yolun açılması için Ankara Büyükşehir Belediyesi ODTÜ’nün karşı koymasına rağmen ağaçları kesti!.. Nedense ağaç sevgisinden söz edenler buna da bir kılıf buldular. Yandaş basın dışındaki yayın organları bu olaylara geniş yer verirken, diğerleri sus pus… Sayfalarını Cumhuriyet Bayramına değil de Üsküdar’daki töreni ayırdılar.

Sözünü ettiğim bu konuları ayrıntılı yazmak istiyorsam da gündemin her dakika değişmesi engelliyor. Bir öncekinden daha önemli olaylar peş peşe patlak veriyor. Önümüzdeki günlerde gündem el verirse hepsine değinmek istiyorum.

Cumhuriyet tarihinin en önemli olayı bence türbanlı milletvekillerimizin mecliste boy göstermeleriydi. CHP milletvekili Şafak Pavey’in protez ayağından ötürü pantolon giymesine izin vermeyen meclis iç tüzüğü türbana nedense hayır diyemedi. Erkek milletvekilleri de meclis sıralarında onların yanında yer alarak poz poz resimler çektirdiler. Belki ileride ortaya atılacak anayasal bir suç işlediklerini bilmiyorlar veya umursamıyorlar. Kısacası günü kurtarıyorlar.

Böylece mecliste dini simgeleri kullanmanın da önü açılmış oldu.

Hepimiz sevinmeliyiz; meclisimizde şimdilik dini bütün türbanlı tam dört milletvekilimiz var. Sanırım ki önümüzdeki oturumlarda sayıları daha artar. Buna niye üzülelim; sevinelim! Yıllar yılı sürüp giden, oy avcılığına yönelik türban kavgası da böylece sona ermiş olur…

Hem neden türbanlı milletvekillerimiz olmasın ki! Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Bakanlarımızın, yüksek dereceli memurlarımızın eşleri türbanlı değil mi?

Yalnız ortada yine bir gariplik var; Bangladeş Başbakanı başı açık bir kadın. Fas Kralı’nın, Ürdün Kralı’nın, Suriye Devlet Başkanı’nın, Pakistan Başbakanının, Malezya Başbakanının, Katar Emirinin, Dubai Emirinin, Cezayir Devlet Başkanının, Lübnan Başbakanının, Suudi Arabistan Prensi El Velid Bin Tallal Abdülaziz El Suud’un, Azerbaycan Cumhurbaşkanının eşlerinin başları açık… Bu listeyi daha da uzatabiliriz.

Onlar Müslüman değil de bizimkiler mi Müslüman? Onlar inançsız bizimkiler mi inançlı?

Kamuda yükselmek isteyen sıradan memurların eşleri de başlarını örtmediler mi?

Bazı aklı evveller soruyor, yüksek yerden emir geldi de mi başlar örtüldü diye!

Yıllardır türbanım ne menem bir şey olduğunu ben bir türlü anlayamadım.

Müslümanlıkta başın örtülüp örtülemeyeceği halâ tartışma konusudur. Buna net bir açıklık getirilememiştir. Kur’anın başınızı örtün dediğine inanılıyorsa bunun amacı da bilinmelidir.

İnanç deniyor da başlarını örten Müslüman, örtmeyenler Müslüman değil mi?

İnançlı kadınlarla inançsız kadınlar birbirlerinden böyle mi ayrılıyorlar?

Saç, baş örtülünce erkeklerin kadınlara cinsel arzu ile bakmalarını önleniyor mu?

Örneğin mecliste yüzlerce erkek, türbansız milletvekili kadınlara veya orada çalışanlara kötü gözle mi bakıyor?

Başını ört, yüzüne fondöten sür, dudaklarını boya, yüzüne allık pudra sür, gözaltlarını kalemle belirgin hale getir, kirpikleri rimelle, kaşlarını incelt, burnunu beğenmiyorsan operasyon yaptır, yeri gelince botoksu da ihmal etme ama illaki türbanı tak. Ne sürünürsen sürün…

Bu hangi mantığa uyuyor?

Hiç unutmam birkaç yıl önce Teşvikiye’de daracık bir pantolon giymiş, çıplak ayaklarında uzun ökçeli ayakkabıları olan, ancak başı türbanlı bir genç kıza yaşlı bir hanım seslenmişti: “Kızım ya başını üzerindekilere, ya da üzerindekileri başına uydur.”

Bizleri yöneten büyüklerimizin eşleri örtülü olunca meclisteki dini bütün, Hacca gitmiş kadın milletvekilleri de pek ala türbanı takar. Belki de başlarını örten hanım milletvekilleri kendilerince haklıdırlar; Hacca gittik artık örtünmeye karar verdik demeleri normal olmaz mı? Ancak son genelge ile kamuda türban serbest bırakılırken genelge kapsamına girmeyenlerin inançlarından ötürü hakları yenilmiyor mu?

Ne gariptir ki bir gazetenin köşe yazarı, “Bu hanımların isimlerini daha önce duymamıştık. Meclis çalışmalarında neredeydiler ve ne yaparlardı kimse bilmiyor” diye yazmış!..

Meclis iç tüzüğünde türban ile ilgili bir madde yok. Ancak o kadar da mühim değil, parmaklar kalkar tüzükte değişiklik yapılır türban ve pantolon da yerini alır. İleride sorun çıkar mı; onu bilemeyiz ama bugünlerde çıkmaz.

Türbanın meclise girmesine milat dedik ya…

Benim tuhafıma giden muhalefetin tutumu oldu. Oysa türbanlının genel oturuma katılacağı söylendiğinde gözler CHP’ye çevrilmişti, beklenen olmadı. Her fırsatta özgürlük nutukları atana CHP’nin hiçbir tepkisi olmadığı gibi türbanın meclise girmesini anlaşılan onlar da istiyormuş. Bir zamanlar Nazlı Ilıcak’ın elinden tutarak meclise getirdiği Merve Kavakçı’ya Bülent Ecevit’in “Burası Cumhuriyete meydan okumanın yeri değildir” diye çıkışmasından bu yana köprülerin altından çok sular akmış, CHP’de kendisini yeni düzene alıştırmaya başlamış.

Nerede o günlerin liderleri ve sosyal demokratları… Nerede bugünlerin CHP’si?

Geçtiğimiz günlerde Bekir Coşkun köşesinde harika bir tanımlama yapmıştı: Ce He Pes…

Gerçekten de pes…

CHP bu tutumuyla bizde oy avcılığına soyunduk mesajları veriyordu…

Muhalefet partilerinden MHP’den de bu konuda bir şeyler beklemek zaten abesti. Onlar meydanlarda atıp tutarlar sonra da iktidar ile asgari müştereklerde anında uyuşurlar. Şimdi de Bahçeli başörtüsünü diyalogla çözelim diyor. Ne denir; “Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye”…

BDP ile HDP’nin türbana önem verdiği yok; onlara göre olsa da olur olmasa da… Onların amaçları bilen bilir. Amaç başka yönde… Anlaşılan bir oyun oynanıyor, piyonlar ortalıkta…

CHP’nin tutumu kemikleşmiş oylarında kaymalara neden olur mu? Bence olmasına olur ve bundan da en çok TİP’in yararlanacağı açıktır.

Önce de belirttiğim gibi önümüzdeki yıl Türkiye’nin kaderini belirleyecek bir milattır. Belki yeni bir Türkiye şekillenecek, laiklik tam anlamıyla rafa kalkacak, Türkiye Cumhuriyeti’ne bir de İslam eklenecektir.

Kim bilir belki aydınlık, belki karanlık olur…

Aklıma nereden takıldı bilmiyorum ama Fatih Erkoç’un söylediği şarkısının sözleri geldi:

Bir acayip bekleyiş
Sanki dakikalar geçiyor
Beynimin aynasında
Oynatmaya az kaldı doktorum nerede!..


erdemyucel2002@hotmail.com

 

Erdem Yücel/Kenthaber
Yayın Tarihi : 4 Kasım 2013 Pazartesi 16:29:25
Güncelleme :4 Kasım 2013 Pazartesi 17:34:56


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
ahmet IP: 88.241.1.xxx Tarih : 5.11.2013 21:43:33

 kızlı erkekli kalmak   i aynı kişilerin kurduğu iki hükümet öncesine dayanır zira avrupa uyum yasaları ile evlenme cüzdanı sorulmadan akraba olmayanların aynı otelde aynı pansiyonda aynı evi kiralamalarında yasal dayanak sağlandı   bu gün erkekler ve kızlar aynı evlerde oturup kiralayabiliyorsa bunu sayın başbakana borçlu bu neye benziyor biliyormusunuz babasını vurup sonra babam neden öldü diye feryat figan eden birinin durumuna benzer ameller niyetlere göredir memleket yap boza dönmüştür dün yaptığını bu gün beğenmeyip siyaset malzemesi yapmakta marifet olmuştur .


Dr. S. A. IP: 95.15.218.xxx Tarih : 4.11.2013 19:23:54

Sayın Erdem Yücel; Bu sunumunuzda ortaya koyduğunuz gerçeklere tümüyle katılıyorum. Malumumuzun - gene bugünkü tarihli - vermiş olduğu "kızlı, erkekli aynı evde kalıyorlar" başlıklı açıklamalarına karşında görüşlerimi kendisine belirtmek istedim: Sen ey malumumuz; Senin ahlâk anlayışın sadece türbana mı bağlıdır ? !..Senin anlayışınla türban hiçbir edepi temsil edemez ama, ancak ve ancak senin ........ce düşüncelerinin bir simgesidir. Rahibelerin simgesi olarak başlara bulaştırdığın bu tarzda giyinen çokça genç kızlarımızın ve kadınlarımızın diz üstü etek giydiklerine ve ayaklarında yüksek ökçeli seksi ayakkabılar olduklarını görmekteyiz. Bu "ne perhiz, ne lahana turşusudur" !.. Senin anlayışınla "türban" toplumumuza bütün ahlâki değerleri verebiliyor mu ? !.. Çokça şahit olduğum olaylardan birini sana örnek vereyim: Birgün kaldırımda yürürken önümde giden iki türbanlı genç kızın cepten konuşmalarına, benim hızım onlardan farklı olduğu için, tam yanlarından geçerken birinin cepten konuşmasına -istemeyerek- şöyle şahit olmuştum: " - hastir onu, bırak peşini bu enayinin, sana yaren olacak daha nice züppeler bulabilirsin !" Sayın Malum; işte senin yarattığın ahlâk anlayışın (!); var mı başka bir diyeceğin ? !...