30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

ECDADI KORUMA YASASI!..

Osmanlının en parlak dönemini yansıtan “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin Türkiye’nin sorunlarının önüne geçmesi meğer hiçte boşuna değilmiş! Tarihi bilen de bilmeyen de bu konuda ahkâm kesiyor.

Tarihi gerçekleri yansıtan belgeseller ile tarihi konuları işleyen, aralarına hayali kahramanlar, aşklar sokan senaryo veya romanları gerçeğinden ayırabilmek meğer beceri ve kültür işiymiş!..

Ne yazık ki, kendilerini aydın sananlar aradaki bu ayrıntının farkında değiller. Sonunda beklenen oldu ve bir iktidar partisi milletvekili tarihi olayları ve kişileri küçük düşüren, aşağılayan ve çarpıtan filmlere yönelik bir yasa teklifini parti gurubuna verdi. Milletvekili, Radyo ve Televizyonun Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki Kanun’da değişiklik yapılmasını öneriyor!.. Kanunun Yayın Hizmetleri İlkelerine yeni bir fıkra ekleyerek; toplumun milli değerleri içerisinde kabul edilen tarihi olayları ve şahsiyetleri küçük düşüren, aşağılayan çarpıtan veya olduğundan tamamen farklı gösterilmesini önüne geçilmesini istiyor. Kısacası bu isteğinin yasallaşmasından yana…

Tarihe bu ilgi ve bu hassasiyet nereden çıktı? Tabi ki, Muhteşem Yüzyıl dizisiyle başladı.

Diziye itirazların nedenlerine gelince; Kanuni Sultan Süleyman’ın ömrünü at sırtında ülkesine ve milletine hizmet yapmakla geçirdiği, haremdeki çarpık ilişkilerin doğru olmadığı ileri sürülüyor.

Bu teklif yasalaşırsa akademisyen tarihçilerimizin, tarihi konuları işleyenlerin ve başka bir deyişle kendilerini tarihçi sananların, televizyonlarda program yapanların işleri gerçekten zorlaşacak. Bu nedenle teklif yasalaşmadan önce tarihçilerimizin bütün işlerini güçlerini bırakıp tarihi konuları gerçekçi olarak işlemeleri gerekir. Yoksa yandı gülüm keten helvam!..

Bizim en büyük eksikliğimiz Ortaasya’dan başlayarak günümüze kadar gelen olayları bilimsel yayınlar dışında objektif olarak yazamayışımızdan kaynaklanıyor. Okullardaki müfredat programlarına uyularak okutulan, çoğu gerçeği yansıtmayan tarih derslerinde hep şöven düşünceler hakim olmuştur. Böyle olunca da kendimizi hep adil, kahraman olarak gördük. Gerçekleri yazan ve ortaya koyanlar çıkınca da namusumuza dokundu. Bundan sonra ne olacak derseniz; tarihçilerimiz Osmanlı Vakanüvislerine dönüşecek.

Osmanlılarda kendi zamanına veya bir hükümdarın yaşadığı dönemin tarihini yazmakla görevlendirilenlere “Vakanüvis” denirdi. Bir bakıma kronikçi… Sizler bir Osmanlı Vakanüvisinin yaşadığı dönemin gerçeklerini yazdığını, eleştirdiğini hiç duydunuz mu?

Yazamaz, yazarsa kelle gider…

Yazmış olsalardı bugün topyekûn itiraz ettiğimiz gerçeklerin neler olduğunu anlar, onlar geçmişte kaldı, biz cumhuriyetin çocuklarıyız der cumhuriyetimizle, onu bize kazandıranlarla övünürdük.

Vakanüvisler gerçekleri yazsalardı; padişahlarımızın büyük çoğunluğunun yabancı analardan doğduğunu, tahtında rahat oturabilmek için kardeşlerini, onların çocuklarını ve hatta torunlarını gözünü kırpmadan öldürenleri, tahtan indirilince tacize uğrayan padişahtan Viyana seferlerindeki hezimetten, ekonominin soyguna dayalı olduğunu, yeniçerilerin aslanlar gibi savaşmasının asıl nedeninin kendilerine verilen üç günlük ganimet hakkından kaynaklandığını, tahtını kurtarabilmek için devlete yararlı kişilerin isyancılara teslim edildiğini, haremin başlı başına rezalet olduğunu, evinden yurdundan kaçırılan, esir pazarlarından satın alınan kızların hareme doldurulduğunu, haremdeki kadınların çekişmelerini, güçlü olanların devlet yönetiminde söz sahibi olduklarını, Afrika’dan getirilerek hadım edilen harem ağalarının yazgısını, insan hayatının yönetimin başındakilerin iki dudağı arısında olduğun görür, düşünür ve anlardık…

Padişahlarımızın içki içmediğine, haremde cariyelerle oynaşmadığına, yaşamını hep fetihler uğruna at üzerinde geçirdiğine hep inanmıştık. Yeri gelmişken, bazı dini çevreler, hiçbir Osmanlı padişahının hacca gitmediğini, Yavuz Sultan Selim’in Kutsal Emanetleri ne amaçla getirdiğini neden düşünmez veya bilemeyiz…

Osmanlıda bunlar yaşanırken batı bizden çok daha kötü ve acımasızdı. Ne var ki, onların tarihçileri, yazarları, senaristleri kendileriyle ilgili gerçekleri yarım yüzyıldır ortaya koyuyor ve eleştiriyor. Aramızdaki fark bu. Oysa bizler öyle yetişmedik, kendi yarattığımız kahramanları göklere çıkardık bu memleketin çıkardığı gerçek kahramanlarımızı ise topluma unutturmaya çalışıyoruz.

Muhteşem Yüzyıl, “Osmanlı Cumhuriyeti”, “Fetih-1453” sinema filmi ile ”Harem” ve “Bir Zamanlar Osmanlı-Kıyam” dizilerine benzemiyor.

Bazılarının isteği doğrultusunda yeni bir tarih yazılırsa nasıl olur diye acaba içimizde düşünenlerimiz var mı?

Günümüzün Vakanüvisleri acaba bazılarına hoş görünmek için tarihi olayları nasıl yazacaklar?

Ben biraz hicvederek yeni tarihimizin nasıl olduğunu düşündüm.

Ruslara karşı ilk kazandığımız savaşta Baltacı Mehmet Paşa ile Çariçe Katherina halvetinde ateşli saatler yaşanmıştır!.. Baltacı da adı gibi müsemma maşallah!..

Sultan Abdüzaziz’in Fransa seyahatinde padişahımıza âşık olan III. Napolyon’un karısı Eugene yaşamının son günlerinde İstanbul’a gelerek geçmişi düşünmüştü!..

Osmanlı padişahları her yönleriyle güçlüydüler. Örneğin Sultan III. Murad’ın 130 çocuğunun oluşu bunun en açık kanıtıdır.

Osmanlı padişahlarının tahta çıkışında kardeşlerini ve onların çocuklarını boğdurduğu iftirasını batılılar atmışlardır. Küçük veliahtlar babalarının ölümü üzerine kederden ölmüşlerdi!..

Harem başlı başına bir iftiradır. Bazı yabancı uyruklu kızlar sarayda yetişmek, bilgi ve görgülerini arttırmak için kendiliklerinden ailelerini, evlerini, yurtlarını terk ederek Harem’e koşup gelmişlerdi!..

Kanuni döneminde yapılan Viyana seferlerinde Osmanlıların başarısız oluşları ise külliyen yalandır. Osmanlı isteseydi Viyana’yı ele geçirirdi ama buna lüzum görmemişti. Avusturya’nın Avrupa’da denge unsuru olabilmesi için kuşatmayı kaldırmıştı!..

Kapitülasyonlar fakir fukara Avrupa’ya yardım için verilmişti!..

Osmanlının duraklama ve gerileme dönemleri laf-ı güzaf… Eski tarihçilerin uydurdukları… Avrupa’nın gelişmiş silahlarına karşı Osmanlı cengâverliğini göstermek için kılıç, kalkan ve ok ile savaşmıştı…

I.Dünya Savaşında trenden hızlı giden hecinsüvar birliklerimizle kanala ulaşmıştı… Mısır’ı İngilizlerden almamız işten bile değildi ama aksilik bu ya Anadolu çocukları yüzme bilmiyordu…

Hezimet olarak sonuçlanan Sarıkamış harekâtında askerlerimiz Ruslara değil Allahın kışına, karına, soğuğuna yenilmiştir. Yine birkaç saatliğine dağı aşarak bir Rus köyünü birkaç saatliğine de olsa ele geçirerek zafer kazanmıştı!.

Kısacası kıssadan hisse bu hicivler uzar gider…
Kimbilir daha ne cevherler yumurtlayacaklar bilemeyiz ama ola ki bu yasa yürürlüğe girerse kimlere şamil olacak, kimler göz ardı edilecek?


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Erdem Yücel/Kenthaber
Yayın Tarihi : 10 Aralık 2012 Pazartesi 11:47:29


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
M.SALİH ÖZBEY IP: 78.172.0.xxx Tarih : 11.12.2012 01:07:03

 Böyle Ecdat olmaz olsun!

Recep Bey’in, her zaman sıkıştığı zamanlar ve de gündemi değiştirmek için, yani “gündemi” değişsin demesi  artık sır değil!

İşin acı tarafı ne biliyor musunuz?
millet, bu ve benzeri tezgâhlara/yalanlar/iftiralara alet edilmesine hiçbir tepki göstermemesidir!
  Çapsız, basiretsiz ,”muhalefet “de hemen “onun üzerine atlıyorlar!

Recep Bey Boş bulunup, İdamı geri getirmekten ve ”Dokunulmazlıktan söz etti..

Eee idamı kendi iktidarı döneminde,yani,2006 yılında  kaldırdığını hatırladı ya da hatırlatıldı..

Dokunulmazlığın kaldırılması için ta 2002 de söz verip iktidara gelmişti..

Yani Ülkeyi yöneten kişi  suçlanıyor

Bunu hatırladı Recep Bey!  yani işin ucu kendisine dokunduğunu fark edince hemen gündem değirmek için, Muhteşem Yüzyıl dizisine saldırmaya başladı!
 
  Ne diyor Recep Bey Dizisi için? “ Ecdadımızın at sırtında gittiği her yere biz de gideriz; her yerle biz de ilgileniriz. Ama bunlar, televizyon ekranındaki ecdadımızı zannediyorum o Muhteşem Yüzyıl dizisindeki gibi tanıyor. Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni, öyle bir Sultan Süleyman tanımadık. Biz öyle bir Kanuni tanımadık, onun ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. Sarayda o gördüğünüz dizilerdeki gibi geçmedi. Bunu çok iyi bilmeniz lazım. Bunu çok iyi anlamanız lazım. Ben o dizilerin yönetmenlerini de o televizyonun sahiplerini de milletimin huzurunda kınıyorum. Bu konuda da ilgilileri uyarmamıza rağmen yargının da gerekli kararı vermesini bekliyoruz.'”
Yalan!

Kanuni Sultan Süleyman 30 yıl at sırtında savaşmadı. Tarihçilere göre, kanuni, toplam olarak,8,5 yıl seferler yapmış…
Yanlış!

Muhteşem yüzyıl önce bir TV dizisidir,”belgesel” değil.

Recep Bey’in iler demokrasisinin asıl yönünün ”diktatörlüğe “gidişini gösteriyor!

Ecdadım dediği, Osmanlı Padişahlarının yaşantılarını araştırdıkça, Muhteşem Yüzyıl “ dizisine “rahmet” okuması geliyor insanın..Ve Sorası geliyor insanın tabi, Osmanlı Padişahlarının, eli kanlı kardeş, evlat baba hata “torun” katili olduklarını nasıl bilmez,”cihan lideri” olmaya aday, Recep Bey?
 
Şimdi daha iyi anlaşılıyor, Recep Bey avenesinin, “Osmanlıcılık”, oynamalarını asıl amacı başka! Asıl olan Osmanlıyı yüceltmek falan değil!

Bakınız,

Bir İnsanlık suçudur, Osmanlıda, “Kardeş, oğul, baba, Torun” öldürmek boğmak…

Var mı ötesi?

Peki,

APO’ ya bebek katili diyoruz da, 2 aylık kardeşini boğduran, Fatih Sultan Mehmet’e nasıl alkış tutuyoruz?

Yaptığımız insanlığa, Müslümanlığa sığarımı?

Ceddimiz diye yere göğe sığdıramadıkları, iktidar olmak ya devam ettirmek için,“övgüler” yağdırmaları babalarının hayrına değil  Aslında,

AKP yine tahkiye yapıyor yine ikiyüzlü davranıyor, yine Milleti enayi yerine koyuyor!

Amaç Osmanlıya sahip çıkmakla, Osmanlının pislikleri görmezden gelerek, Osmanlı tipi” kulluğu-  köle- biat “eden bir toplum yaratmak!

Yani Kendileri her türlüsünü yapacaklar ve Osmanlılarda olduğu gibi, Halka baskı ve sindirme ile bir nevi  “kul” yerine koyarak, iktidarlarını sürdürmek!

Fazla uzatmadan, bakalım, Osmanlı hanedanlığının entrikalarına!
 
Mesela;

Bazılarının ecdadımız diye toz konduramadıkları Osmanlıda,”Taht” için yapılan katliamlarda;
 
1 amca. 38 kardeş. 4 erkek evlat. 1 torun. 3 yiyen

2 padişah,( Genç Osman’ın, yeniçeriler ırzına geçtikten sonra boğmuşlar)
 

Yine

Osmanlı Padişahları döneminde, idam edilen, Vezir-i azam (Yani o devrin Başbakanı) sayısı 44.

Bir başka not:

36 Osmanlı padişahının,27 si çeşitli hastalıklar sonucu vefat ederken,1’i savaşta şehit olmuş,4’ü öldürülmüş,1’i zehirle intihar etmiş,1’i zehirlenmiş,2 padişahın ecelleriyle mi yoksa öldürüldüler mi beli değil!

Peki,

İlk kardeş katli vacip diyip,8 aylık kardeşi, küçük Ahmad Çelebiyi boğdurtan kim?
 
Fatih Sultan Mehmet…
 

Peki,

Recep Bey’in ecdadım diye kükrediği, Kanuni Sultan Süleyman’ın, 2 oğlu ile 1 torunu, öldürtmesine ne buyurur acaba?
 
 Peki,

Osmanlı Padişahlarının, anaları kimler?

  I.Murat’ın annesi Bizanslı horofira yani Nilüfer hatun.
2- Yıldırım bayezid'in annesi Bulgar marya yani Gül çiçek hatun.
3- Çelebi Mehmet’in annesi Bulgar olga hatun.
4- II. Murat’ın annesi veronika. Bazı kayıtlara göre(Dulkadiroğluları Beyliği'nden Emine Hatun'dur
5- Fatih sultan'ın annesi sırp despina yani Hüma hatun.
6- II. Bayezid’in annesi kornelya.  Bazı kayıtlara göre, Gülbahar hatun
7- Yavuz selim'in annesi; Ayşe takma adlı pontuslu bir Rum.
8 -Kanuninin annesi; Polonya yahudisi helga yani hafza sultan.
9- II. Selim 'in annesi Yahudi kızı roksalan yani Hürrem sultan.
10-III. Murat'ın annesi Yahudi raşel yani Nurbanu sultan.
11-III. Mehmet’in annesi Venedikli bafo yani safiye sultan.
12-I.Ahmet’in annesi yunan Helen yani Handan sultan.
13-Genç Osman'ın annesi Sırp evdoksiya yani mahfiruz sultan.
14-IV. Murat’ın annesi Sırp anastasya yani Mahpeyker sultan.
15-IV. Mehmet’in annesi Rus Nadya yani Turhan sultan.
16-II. Süleyman’ın annesi Sırp katrin yani Dilaşüb hatun.
17-II. Ahmet’in annesi Polonya yahudisi Eva yani Hatice sultan.
18-II. Mustafa’nın annesi Rum Evemia yani emetullah sultan.
19-III. Ahmet’in annesi de aynı yani ll. Mustafa ile aynı anneden.
20-I.Mahmut’un annesi Aleksandra yani Saliha sultan.
21-II. Osman’ın annesi Sırp Mari yani şehsüvar sultan.
22-III. Mustafa’nın annesi Fransız Janet yani Mihrişah sultan.
23-I.Abdülhamit 'in annesi Fransız, İda yani Şermi sultan.
24-III. Selim’in annesi Cenevizli Agnes yani Mihrişah sultan.
25-IV. Mustafa’nın annesi Bulgar Sonya yani Sineperver sultan.
26-II. Mahmut’un annesi Fransız Rivery yani Nakşidil sultan.
27-I.Abdülmecit’in annesi Rus Yahudisi, Suzi yani Bezm-i âlem valide sultan.
28-Abdülaziz’in annesi Roman Besime yani Pertevniyal sultan.
29-V.Murat’ın annesi Fransız Vilma yani Şevkefza sultan.
30-II. Abdülhamit 'in annesi Ermeni Virjin yani tirimüjgan sultan.
31-Mehmet Reşat'ın annesi Arnavut Sofi yani Gülcemal sultan.
32-Mehmet Vahdettin’in annesi Çerkez Henriet yani Gülistan sultan.
 
  Şimdi görülen bu manzara ortada!

Osmanlıyı geçtik,” Müslüman anne”den olan tek bir Osmanlı padişahı yok!

Dikkat!

“6 Temmuz 1517'de Kutsal Emanetler (Emanet-i Mukaddese) denilen ve aralarında Muhammed Peygamber'in” hırkası, dişi, sancağı ve kılıcı da bulunan eşyaları”, Hicaz'dan Yavuz Sultan Selim'e gönderilmiş ve böylece 29 Ağustos 1516'da Hilafet Abbasi soyundan Osmanlı soyuna geçmiştir”…
 
  Halife kimdir ya da kime denir?

 
  Kısaca; “Allah’ın emirlerini yerine getirilmesinde, Hz peygamber!e vekil olan” zat”  olarak tarif edilebilinir.

Halifelik; Hz Muhammed’den sonra, Müslümanların yönetimi üstlenen “kurum”du…

Şimdi,

Prof Nurşen Mazıcı, Osmanlı padişahlarının,”Veledi Zina” olduklarını söylemiş…

Haksız mı yani?

*
OSMANLIDA OĞLANCILIK!

Önce şu notu düşelim:

İnkâra gerek bırakmayacak kadar, Osmanlı hanedanında, “Oğlancılığın” yaygın olduğu üzerine, ciltlerce kitaplar yazılmıştır…
 
  Mesela;

”Yaz olunca avratlara, kışın oğlanlara, meylet ki, sağlam olasın.

Zira oğlan teni, sıcaktır. Yazın iki sıcak bir araya gelirse vücudu bozar. Avrat teni soğuktur, kışın iki soğuk vücudu kurutur”.Cümleleri,”Keykavus’a” aitti ve “kabusname”’nin, cinsellikten söz eden bölümlerinde anlatılıyor”.(Murat Bardakçı-tarihçi)

Velhasıl, hiç kıvırmaya gerek yok,

Osmanlıda üst düzeyde yaşanalar, önce kadınlarının yanında birde “oğlanları” vardı…

Bu oğlanlar yakışıklı Hıristiyan çocuklarından oluşurdu…

Osmanlıda üst düzeyde yaşananlar ”kadın birlikteliği ”ancak,”çocuk yapmak” düşünülürlerdi…Oğlanı olmayan bir üst düzey yaşayan Osmanlı pek ciddiye alınmazdı.

Açıkçası ”oğlanı” olmak zenginlik ve güçlü olmanın bir göstergesi sayılıyordu.

Osmanlı padişahları, entelektüelleri ve zenginleri için yaşan ”Yaşamdan alabildiğine zevk almaktı,”Dünya devleti”  idi Osmanlı

Padişahları, dünya lideri idiler!


 denildiği gibi ömürleri” at sırtında” geçmemiş,  çoğu, ıslama, aykırı olarak sürdürüp, göçüp gitmişlerdi…
 
 BİR BAŞKA GERÇEK!

Padişahların anaları devşirme, gayri Müslim ve yabancı olan Osmanlıda, yönetim kadrosu kimin, hangi etnik kökenlilerin elinde ve de yönetimde dersiniz?

Sadrazamlardan, 101’i Türk(!) yani Osmanlı, yani Osmanlı içindeki, Müslümanlardan. Diğer, 117 si farklı gayri Müslim etnik kökenlerden gelmiş!
 
  İşte o kökenler:

32 –Arnavut, 12–Boşnak,11–Gürcü,9 – Abaza,8 –Devşirme,6- Rum,

4 – Çerkez,4 – Hırvat,2- Arap,2 –Ermeni,2- İtalyan,2-Slav

2-Dönme,1-  Rus,1 -Bulgar,1 –Sırp olup,kalan17’ sadrazamın etnik kökeni tespit edilememiştir!

NOT;

Osmanlı yönetimi sırasında,

47 ‘i Sadrazam, yani başbakan’ın “kafalar” Padişahlar tarafından kestirilmiş ya boğdurulmuştur…

Sonuç:

Geçelim onu asıl olan, Osmanlıyı göklere sığdıramayanlara, ya Osmanlı özlemi ile yanıp tutuşanlara oldu!

Osmanlının tüm pislikleri bir bir ortaya döküldü…

Bir yüz yılda ancak bu pislikler unutturulur…

 ÖNEMLİ NOT:
 

Belirmekte fayda var, doğru, Osmanlı ecdadımız! Ama Osmanlının yaptığı sapıklıkları, örtme gibi bir terbiyesizliğin içine girmemeliyiz!

Osmanlı padişahlarının,”köle-Cariye” yaşantısındaki,”Islama aykırı” noktalarını görmezlikten gelmemeliyiz.

Oğlancılığa bu gün “sapıklık” diyorsak, Osmanlıda bu sapıklıkların had safhaya geldiğini görüp, eleştirmeliyiz…
 


sevgi bulut IP: 90.209.195.xxx Tarih : 12.12.2012 11:06:21

selam yorumcular sayin salih ozbey ve ahmet beyi tebrik ediyorum emek cekip yazmislar sahsen cok gurur duydum ve dedimki halkim duyarli her konuda ve bilincli sadece caresiz birakildi bu hukumet karsisinda ama ejdatlari gibi onlarinda padisahliklari fazla surmuyecektir


ahmet IP: 88.241.201.xxx Tarih : 11.12.2012 21:56:50

osmanlı parçalanmamak için türklük ve müslümanlık adı altında birleşti eğer türklükte birleşmeseydi karamanoğulu beyliği osmanlıyı tarihe gömerdi  hatta korkusundan karamanoğlu beyliğinde ne kadar adam varsa onları yunanlıların yaşadığı yerlere sürdü  hatta öyle bir dönem geldi ki istanbulda rumça konuşan çok iken koca midilli adasında nerdeyse nufus hep türktü  yunanlı kalmamıştı bu gün 1923 te midlliden göçen karaman oğulları 300 yıl sürgünde yaşamışlar ama  hiç biri rumça öğrenmemiştir zira türktürler isteyen araştırır ayrıca ister kürt olsun ister türk olsun osmanlıda müslümana hiç bir zaman ticaret sanaat esnaflık yaptrılmamıştır türkler anadoludan gelip hamall olmuşlar çifçi olmuşlar asker olmuşlar ama tüccar esnaf olmamışlar bazıları bizi kandırmak osmanlıyı yüceltmek adına uydurulmuş tarih kitaplarında yok müslümanlar haramdan korkar esnaflık tüccarlık yapmaz demişler ama gel gelelim cumhuriyet kurulunca  türkler çifçiliği bırakıp hepsi tüccar esnaf olmuş bunun sebebi türklerin önünnü kesen osmanlı ortadan kalkmış türkler rahat nefes almıştır bu gün yine aynı senaryo birileri önümüzü kesiyor birileri bize yine dini yasaklar koymaya önümüzü kesmeye uraşıyor bunun adı yeni osmanlıcılıktır gücünü osmanlıdaki gibi arap şeyhlerden rum ve italyan kiliselerinden almaktadırlar . ama şu unutulmamalıdır o kafese bizi tekrar kimse sokamaz   asıl ecdadımızı koruyan cumhuriyet kanunlarıdır birleri onları yok edip yine bizi ezmek istiyor .