Basın yeniden gündemde…
AKP iktidarı ile birlikte basın ile ipler hep gergindi..
Bilinmez bir nedenle önce, bir barış rüzgarı esti..
En keskin muhalifler bile birden AKP’li oluverdiler..
Sonra her şey değişti. Rüzgar tersten esmeye başladı…
Önce Gül, ağır sözler söyledi basın için..
Sonra geri aldı ve dedi ki; Sözlerim maksadını aştı.
Bu “maksadını aştı” deyimine de bir türlü aklım ermedi. Kimi dostlar bu deyimi “ben öyle demek istemedim” şeklinde tercüme ettiler.
Eğer anlamı oysa o zaman şu uyarıyı yapmak gerekir;
Türkçe’yi temiz kullanınız..
Maksadını aşan ifadeyi şöyle okusak doğru olur mu?
-Söylenen söze anlamının ötesinde bir anlam yüklemek
Yani siz birilerine, “dışardan kaynak mı alıyorsunuz” şeklinde bir ifade kullanırsanız bu cümle “maksadını aşmış” bir şekilde yorumlanabilir.
Amma…Siz derseniz ki;
“Biz ne zaman nasıl adım atacağımızı biliriz, medya bu konuda kendini fazla yormasın, medyanın ileri gelenleri de kendini yormasın, köşe yazarları da kendini yormasın. Attıkları birçok iftiranın yalan olduğu ortaya çıkıyor. Bunun bir şeylerin karşılığı olduğunun farkındayız. Bakın bunu da bu kadar ağır söylüyordum"
İşte başbakan bunu söylemiş.
Yarın bunu “maksadını aşan bir ifade” olarak tanımlayamazsınız..
Bu söz “bumerang” gibidir…
Gelir döner ve sizi vurur…Birileri bunu bir yerlere not eder..
Hatta şu çağrıyı da yapar;
“Elinizde belge varsa açıklayın”
Sonrası gelir…Ya açıklayamazsanız…
Sonra yine maksadını aşan bir ifade;
"Yabancı diplomatların ve servislerin manüplasyonuna açık"
Her habere böyle kulp takarsanız, sadece Türkiye’yi gerersiniz..
Ertesi günü “maksadını aştı” sözü de bir şey ifade etmez..
Bir de işin basın yöne var..
Özelikle diploması muhabirliği ciddi bir iş…
“Yasadan kaynaklanan defacto tanımayı” resmi tanıma gibi okursanız, yalanlamayı yersiniz..
“maksadını aşan” savunmasını yapanlar bu kez oklarını çok ciddi bir şekilde size yöneltirler…
Türkiye’de sert rüzgarlar esiyor…
Hükümet, çok ciddi bir dış bunalım içinde…
Tüm dünya basını Türkiye için yaklaşan bir savaştan bahsediyor…
Avrupa ile kriz giderek tırmanıyor…
Bizim bir bakanımız dünyalık peşinde…
Başbakan onu savunuyor…
Nedenini anlamak ise zor… Zaten anlarsak işin rengi değişecek, Türkiye’de rüzgarlar birden fırtınaya dönecek..
Bizler, önümüzdeki çöple uğraşırken, bir gün koca direğe toslayacağız kimsenin haberi yok…
Allah sonumuzu hayır etsin...