MİT’in üst düzey yöneticilerinin ifadeye çağırılması 13 Ocak'taki BDP operasyonu ile bağlantılı.
Vahim iddialar
- MİT heyeti, istihbarat toplama ve bilgi edinme görevinin dışında örgütün yönetilmesine aracılık etti.
- Silahlı faaliyet yürütmesi en baştan beri öngörülen KCK yapılanması MİT heyetinin gözetiminde tamamlandı.
- MİT gerek doğrudan temaslarında gerekse örgüt içindeki ajanları aracılığıyla elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesi ve engellenmesine yönelik harekete geçmedi.
- İstihbarat toplama vazifesi aşılarak devletin bütünlüğü ve anayasal düzene karşı anlaşma noktasına gidildi.
- Örgütün silahlı eylemlerine ve yapılanmasına göz yumuldu.
- Öcalan’la örgütün üst yönetimi arasındaki mektuplaşma trafiği sağlandı.
- MİT, örgüte verdiği taahhütler kapsamında güvenlik güçlerinin operasyonlarını engellemek için çalışma yürüttü ve örgüte geri bildirimde bulundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcı-vekilliğinin yürüttüğü KCK soruşturmasında MİT’in üst düzey yöneticilerinin ifadeye çağırılması, 13 Ocak 2012’de BDP Diyarbakır İlçe Başkanlığı’na yapılan operasyon sonrası gündeme geldi.
12 ses kaydı, 19 mektup
Aramalarda Oslo görüşmelerini tamamlayıcı nitelikte olduğu ileri sürülen ve yine MİT-PKK’nın üst düzey yöneticileri arasında geçtiği iddia edilen 12 ses kaydı ve teröristbaşı Öcalan’ın kaleme aldığı 19 mektup ele geçirildi.
Mutabakat taslağı
Baskında ele geçirilen evrakı inceleyen savcılık, KCK ile MİT arasında 12-13 Mayıs 2011 tarihlerinde Oslo’daki görüşmeler üzerine yapıldığı ileri sürülen bir mutabakat taslağına ulaştı. Söz konusu mutabakatta PKK’nın eylemlerine son vermesi karşılığında, Kürt sorunun çözümünde adımlar atılması, bazı tutukluların serbest bırakılması, askeri ve siyasi operasyonların durdurulması, KCK operasyonları adı altında tutuklananların serbest bırakılması gibi bazı taleplerin yer aldığı belirlendi.
Öcalan’ın avukatları
Operasyonlarda tutuklanan ve Öcalan’ın avukatlığını da yapan bazı kişiler, bu belgelerle ilgili MİT yetkililerinin haberi olduğu iddiasında bulununca savcılık harekete geçti. Soruşturmayı yürüten savcılar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Oslo görüşmelerini yürüten eski ve yeni ekipten MİT’çilerin bilgisine başvurmaya karar verdi.
Arda AKIN/Hürriyet
KURYELİK İDDİASI
Öcalan’ın terör örgütünün Avrupa ve kırsal kadrolarıyla iletişiminde, avukatların cezaevinden Öcalan’ın kaleme aldığı mektupları çıkaramadığı için bunu MİT heyeti üstünden sağladığı, MİT’in Öcalan’ın 6 Temmuz 2011’deki “KCK Yürütme Konseyi Başkanlığına” başlıklı el yazısı mektubu da Avrupa kadrolarına ulaştırdığı iddia edildi. Öcalan’ın görüşme notlarında birçok defa MİT heyetiyle görüştüğünü, mektup trafiği yaşandığını açıkladığı da belirtildi.
“PKK-MİT Oslo görüşmeleri”ne dair ses kayıtları da deliller arasında yer aldı. Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in kayıtlarda Öcalan ile Avrupa’daki örgüt yöneticileri arasında mektup iletişimini yürüteceğini söylediği tespit edildi.
Ses kayıtlarında; MİT heyetinin İmralı’ya gittiklerinde ilk olarak örgüt tarafından hazırlanan notu Öcalan’a verdikleri, hiç ses çıkarmadan okumasını bekledikleri, Öcalan’ın notu 1.5 saat boyunca okuduğu, ardından cevabını mektubun arkasına yazdığı, bunun da 45 dakika sürdüğü, kısa yazmasını istedikleri, İmralı ile böyle bir kanal kurulmasının büyük bir fırsat olduğunun söylendiği öne sürüldü. Kayıtlarda Afet Güneş’in, mektup trafiğinin hukuksuz olduğunu söylediği de iddia edildi.
Gizli tanık Bahar anlattı
Soruşturmada bir gizli tanık da yer aldı. MİT heyetinin bir taraftan hükümet adına bu görüşmeleri sürdürürken öte yandan da hükümeti zor durumda bırakacak provokasyonların ortaya çıkmasını sağladığı öne sürülürken gizli tanık Bahar, bunu şu ifadelerle anlattı:
“Habur olayını organize edenlerle Öcalan’la görüşenler aynı kişilerdir ve Habur hükümete karşı bir operasyon gibi planlanmıştır.” MİT heyetinin örgüte ulaştırdığı Öcalan’ın yazdığı bir mektup üzerine 14 Temmuz 2011’de DTK tarafından demokratik özerklik ilan edildiği öne sürülürken MİT heyetinin özerklik ilanından haberdar olduğu hatta bu talimata aracı olduğu iddia edildi. Soruşturma kapsamındaki diğer iddialar ise şöyle:
KCK’lılar için taahhüt iddiası
- MİT heyeti, Öcalan ve örgüt üst yöneticileri ile yaptığı görüşmelerde örgüte vaatlerde bulunarak devlet birimlerine görüşmelerin iyi gittiğini, operasyonların durmasını sağladığını söyledi. Bazı olumlu girişimlerine hükümetin ve bazı birimlerin engel olduğunu örgüte şikayet etti.
- MİT heyeti ile örgüt arasında yapıldığını öne sürülen ve Diyarbakır’da ele geçirilen mutabakat metinlerine göre; KCK tutuklularının serbest bırakılması için MİT taahhütte bulundu.
MİT-PKK mutabakatı iddiası
2011’de Norveç’in başkenti Oslo’da MİT ile PKK arasında yapıldığı öne sürülen toplantıdan 9 maddelik bir mutabakat metni çıktığı da iddia edildi. Metinde, “Çatışmalı sürecin Türkiye’de şiddet, can ve mal kaybına neden olduğu gerçeğinden ve kalıcı barış, güvenlik, uzlaşı ihtiyacından hareketle; taraflar Oslo toplantıları sürecinin devamı konusunda hemfikirdirler. Kürt sorununun çözümünde diyalog ve müzakere yolunun esas alınması konusunda görüş birliğine ulaşmış ve bir an evvel müzakerelere başlamanın gerekliliğine inanmaktadırlar” denildi. “Üzerinde mutabakata varılan hususlar” başlığı altında yer alan maddelerden bazıları ise şöyle:
“l Taraflar, 10 Mayıs 2011’de İmralı’da yapılan görüşmede Sayın Öcalan tarafından sunulan, Türkiye’de Temel Toplumsal Sorunların Demokratik Çözüm İlkeleri Taslağı, Türkiye’de Devlet ve Toplum İlişkilerinde Adil Barış İlkeleri Taslağı ve Kürt Sorununun Demokratik Çözüm ve Adil Barışı İçin Eylem Planı Öneri Taslağı adı altındaki taslaklar konusunda, en geç haziranın ilk haftasına kadar görüş ve önerilerini sunarlar. Kürt tarafı, sözü edilen taslakları memnuniyetle karşılar, prensip ve ilkesel olarak kabul eder.
- Türk tarafı, seçimlerden sonra örgütü temsilen iki kişinin Sayın Öcalan’ı ziyaret etmesi, yukarıda adı geçen konsey ve komisyonlar kurulduktan sonra, birer alt komisyonun da Öcalan’la ilişkilendirilmesini taahhüt eder.
- Kürt halkının siyasi ve legal temsilcilerine uygulanan baskılara son verilmesi ve KCK tutuklularının serbest bırakılması çözüm yönünde önemli bir adım olacaktır.
- Kürt sorununun nihai çözümünün, ancak çatışmasızlık zemininde gerçekleşebileceğinden hareketle tüm askeri, siyasi ve diplomatik operasyonların ve eylemlerin durdurulması ve uygun tedbirlerin karşılıklı geliştirilmesi esastır. Taraflar, 15 Haziran 2011’e kadar her türlü operasyon ve askeri eylemlerini durdururlar.”
Tolga Şardan/Milliyet .
Hani Devlet Eskiyayla görüsüyor deyip Ispatlamayan Namusuzdur.? Sayin Basbakan :Hükümet degil Devlet görüsüyor,Ustalik dönemine geldik Masallah ne ustalik,üstelik Aponun yazdigi mektubu Teroriste Devletin Gizli memuru Götürüyor,Bu Nasil Hükümet,Bu Nasil idare,nasil hükümet kimi kndiriyorlar,Usta camura batmis hemde Balcikli bir camura,Amerikanin elinde adeta Oyuncaklastiriliyor,Bu Milletin verdigi Oya yazik..!!!!!
ilker bağbuğa terörist diyen kesinlikle tererö geçit vermediği için ilker bağbuğ u tutuklatmış. acaba bu işin içinden nası çıkacaklar
ben vatandaşsam yorum yapacaksam bir vekilin milletine nasıl sövüyorsa benim oy verdiyim istediyimi söylemem lazım tek cümleyle chpye ve mhp ye yazıklar olsun nedenmi bir bdp kadar olamadılar halkı galyana getirmeye çalışıyorlar bıraksınlar ayrımcılığıda birlikte bu terörü çözsünler ha şuda var pkkyı kesinlikle meclise sokmasınlar ve sınır dışına atsınlar nere giderse gitsinler