Çin'in yaptığı soykırımla son günlerde yeniden ülkemiz ve dünya gündemine oturan uzaktaki yakınımız Uygur Türkleri kimdir ve kökleri nereden gelmiştir? İşte çığlıklarını zaman zaman duyduğumuz, ancak işin gerçeği pek de tanımadığımız bu insanların tarihçesini, Kenthaber Yayın Koordinatörü Erdem Yücel mercek altına aldı.
Uygurlar ve Uygur Kültürü
Orta Asya’da Göktürk egemenliğinin VII. Yüzyılda sona ermesinden sonra yeni bir Türk devleti kurulmuştur. Çin kaynaklarına göre bugünkü Moğolistan’daki Selenge Nehrinin doğusundan başlayarak Aral Gölü kıyılarına kadar uzanan alanda, Berköl kenti çevresinde yerleşen Uygurlar başlangıçta Göktürklere bağımlı yaşıyorlardı. Göktürklerin zayıflamasıyla birlikte onlara karşı savaşmış ve bağımsızlıklarını kazanmışlardır.
Uygur ismine çok eski çağlardan beri kaynaklarda rastlanmaktadır. Bu ismin Oğuzlardan geldiği ileri sürülmüşse de bu iddia kesinlik kazanamamıştır. Orhon yazıtlarındaki Dokuz Oğuz (Tokuz) sözcüğü ile Uygurlardan söz edilmek istendiği de ileri sürülmüştür. İslam tarihçilerinden çoğu Dokuz Oğuz ismini Uygurlar için kullanmışlardır.
Uygurların kurucusunun Alp Kutluğ Bilge Kağan olduğu konusunda, Orta Asya üzerinde çalışmaları olan tarihçiler birleşmişlerdir. Uygurlar, Karlukların, Basmil halklarının, Dokuz Oğuzların katılmasıyla güçlenmiş ve bugünkü anlamda bir konfederasyon oluşturmuşlardır. Uygurların güçlenmesiyle birlikte Orta Asya’da siyasi görünüm bütünüyle değişmiştir. Böylece Asya’nın batısında güçlü bir Türk topluluğunu oluşturan Türgişlerin, Bugünkü Moğolistan’ın doğusunda Uygurlar, Basmil, Karluk ve Oğuz boylarıyla birlikte Göktürklerin egemenliğine son vermişlerdir. Uygur Kağanı Kutluğ Bilge Kul, Büyük Kağan olmuş ve Orta Asya’daki bütün Türk toplulukları Uygur ismiyle tanınmıştır.
X-XI. yüzyıllarda Karahanlıların Müslüman olmalarından sonra Uygurların bir bölümü Çin’in Gansu eyaleti sınırlarında bir yeni devlet daha kurmuşlardır. Buraya yerleşen Uygurlar 1028’deki Targut istilasına kadar varlıklarını korumaya çalışmışlardır. Çin’deki Tang sülalesinin sona ermesinden sonra bu kez Türkistan’ın doğu kesiminde bir süre daha bağımsızlıklarını sürdürmüşlerse de X. Yüzyılın ortalarında Karahitay’lara bağımlı kalmışlardır.
XX. yüzyılın ikinci yarısında Çin’in Sinkiang Uygur Özerk Bölgesinde Uygur kökenli bir topluluk yaşamaktadır. Özellikle 1990’lı yıllarda yapılan istatistikler orada yaşayan Uygurların 7.300.000 nüfusu olduğu öğrenilmiştir. Ayrıca Özbekistan, Kazakistan ve Kırgız Cumhuriyetlerinde de 200.000’den fazla Uygur Türkü yaşamaktadır.
Uygur Türklerinin yaşadıkları bugünkü Batı Türkistan da XX. Yüzyılın başlarında yapılan kazı ve araştırmalar bu kültür ile ilgili önemli verileri ortaya koymuştur. Bu araştırmaların başlamasında, İ.Ö 629’da Hindistan’a giden Çinli Budist Hüan Tsang’ın da büyük payı olmuştur. Onun gezi anlatımlarındaki gizem, araştırmacıların dikkatini Orta Asya’ya yöneltmiştir. Öncelikle Finlandiyalı C.Munch ile Dr.Otto Donen çevrede geniş bir yüzey araştırması yapmış, bunu Rus arkeologu Klementz’in Doğu Türkistan’daki Turfan kalıntılarını incelemesi izlemiştir. İngiliz Aurel Stein, İngiliz- Hind hükümetlerin yardımıyla 1900-1901 yıllarında Hotan civarında araştırma kazısı yapmıştır. Buradaki incelemelerinde eski Türk alfabesi ile yazılmış Türkçe belgeler bularak karanlıkta kalan bazı noktaların aydınlatılmasını sağlamıştır. Bugün Londra’da British Museum’da olan bu belgelerin en eskileri İ.Ö 98’e ait olup Uygurların askeri kuruluşlarıyla ilgili bilgiler vermektedir.
Ota Asya’da Uygurlarla ilgili bu ilk araştırmalardan sonra Alman hükümeti çalışmaları maddi yönden destekleyerek ortaya çıkan sonuçların daha netleşmesini sağlamıştır. Alman arkeoloji grubu A.Grünwedel yönetiminde 1902-1903’de Turfan’daki İdikut civarında araştırmalar yapmıştır. Bunun ardından A.Von Le Coq 1904-1907’de Orta Asya’ya gelerek o güne kadar bilinenleri yeniden değerlendirmiştir. A.D.Grünwedel ise daha çok duvar resimleri üzerinde durmuştur.
Orta Asya’da Uygurların yaşamış oldukları bölgelerde yapılan araştırmalarda ele geçen belgelerin büyük çoğunluğu dini olmakla beraber içlerinde, edebi, ekonomik, tıbbi, yönetimsel, vakfiyeler, vasiyetnameler ve özel mektuplar da bulunmaktadır. Burada yapılan kazılarda ele geçen Uygur eserlerinden oluşan büyük bir koleksiyon, Berlin Völkerkunde Museum’da, Emitage Müzesinde ve Delhi’deki National Museumdadır.
Uygurların vakfiyeleri Uygur alfabesiyle deri üzerine yazılmıştır. Ayrıca Budist olan Uygur beylerinden Toğrul, Tokul, Ögrünç, Tokul ve Aslan Bilge’nin isimleri Turfan civarındaki IX-XII. Yüzyıla ait Bezeklik’teki duvar resimlerinden öğrenilmiştir.
Uygurlar Moğolistan’da yaşadıkları dönemde Budizmi kabul etmişlerdir. Göktürk alfabesiyle Uygurca, Çince ve Soğdea olarak yazılmış, 822 tarihli Karabalgasun yazıtından imparatorluk devrinde Mani dinine girdikleri öğrenilmiştir. Uygurların son dönemlerinde Mani ve Buda dininin yanı sıra Hıristiyanlık ve Müslümanlıktan da etkilenmişlerdir.
Uygurlar müziğe de büyük ilgi göstermişlerdir. Bunun yanı sıra bale, şan, pandomin ve ilkel olarak da tiyatro güzel sanatlarında ön planda gelmiştir. Kaynaklardan öğrenildiğine göre de Uygur tiyatrosu Çin tiyatrosundan çok daha gelişmiştir. Uygur kültürü Sasani sanatı ile Çin sanatı arasındaki bağlantıyı da sağlamıştır. Nitekim XIX. Yüzyıl sonlarında Turfan, Hotan başta olmak üzere eski Uygur kentlerinde Albert Grünwedel’in başlattığı, Von Le Coq’un sürdürdüğü kazılarda fresklerle süslü duvarlar, vazolar, yazmalar ve minyatürler bulunmuştur.
Uygur mimarisi üzerine yapılan araştırmalar surlarla çevrili bir alan içerisinde yerleşimin olduğunu göstermiştir. Mimaride saraylar, Mani dinine ait mabetlerde o yıllara ait bir özellik olarak kubbe ve köşe tromplarının yapıldığı görülmüştür. Uygur evleri ile Çin evleri arasında benzerlikler varsa da bazı noktalardan onlardan ayrıldıkları görülür. Uygur evleri yükseklikleri fazla olmayan duvarlarla çevrili avluların ortasında yapılmıştır. Çoğunlukla bir veya iki katlı olan evlere uzun kenarların ortasındaki yuvarlak kemerli, merdivenli bir kapıdan girilmektedir. Evlerin köşelerine kızıl kahverenginde düğümlenmiş perdeler asılıyordu. Üzerleri kiremitle kaplanıyordu. Çatılar sivri biçimde olup tepelerine ve köşelerine ateş kuşu biçiminde figürler yerleştiriliyordu.
Uygurlar heykel sanatı yönünde de oldukça ileri düzeye gitmişlerdi. Bu heykellerde Grek, Hint, Çin ve Budizmin etkisi açıkça görülüyordu. Ne yazık ki, bu heykellerden günümüze pek az örnek gelebilmiştir. Resim sanatının ise kökeni Orta Asya’ya kadar inen bir geçmişi vardır. Burada yapılan kazılarda Uygur resimleri ortaya çıkarılmıştır. Bezeklik, Turfan, Karahoça, Biş balık kentlerinde ortaya çıkarılan duvar resimleri, minyatürlü yazmalar bu konuda onların ne kadar ileri bir düzeyde olduklarını göstermiştir.
Türk kültüründe dayanışmayı ön plana çıkaran vakıf müessesesi insani bir düşünceden doğmuş, toplumsal, hukuki evreler geçirmiştir. Eski Türk toplumlarında vakıf müessesi ilk kez İ.Ö I. Yüzyılda Uygurlarda görülmüştür.
Üstadım, Uygurlar ile ilgili özet bilgiler için teşekkürler öncelikle. Anadolu coğrafyasının 2 katı büyüklükteki bir toprak parçası üzerinde yaşayan Uygur Türkleri, Çin'in Japon işgalinden kurtulmasında büyük katkılar sağladılar. Yaklaşık olarak 60-65 yıldır Mao'nun ülkesinde Çinliler ile barış içinde yaşayan soydaşlarımız, son dönemde Çin'de artarak süren ırkçı saldırıların kurbanı olmaktadırlar. Çin'in, sosyalizmden vahşi kapitalizme geçişiyle birlikte sıkıntıları artan Uygurlar çaresiz durumdadır. Güneydoğu'da küçük bir insan hakları ihlalinde ortalığı ayağa kaldıran AB nerede peki? Helsinki Watch ve Uluslararası Af Örgütü nerede?
BEN BİR MÜSLÜMAN OLARAK KİMSENİN ÖLMESİNİ ASLA İSTEMEM NEDEN UYGURLARDA ÖZERKLİK STATÜSÜ VAR DAHA NE İSTİYOLAR UYGUR TÜRKLERİ BEN BUNU ANLAMIŞ DEĞİLİM VALLA ALLAH HAKLIYA YARDIM ETSİN BENCE ORDAKİ UYGURLULAR ÇİN İLE BARIŞMALARI DAHA FAZLA İNSANLARIN ÖLMEMEMESİ
hewal kim tutar seni(!).zalimin dostu.Utanmasan çin lileri zavallı göstereceksin. Yaşasın zalimler ve destekçileri için cehennem..
Uygurlar da Çinli, tamam mı? Onlar türkse Çinliler de Türk olur demektir! Sen hiç Çinli Uygur gördün mü? Uygur sitelerinin Çince yazıldığını da gördün mü? Hepiniz gördünüz mü? Bari Çinlilerle barışın!! Barışmadığınız için katliam yaptılar!!! Tek suçunuz bu!
ÖZÜR DİLEYEN ARKADAŞ DEMOKRATÇA KONUŞMUŞ BENCE ALLAH HAKKA YARDIM ETSİN
O insanlar Türk.sana niye battı.Orada iğrenç ve adice bir çin zulümü var.Bu zulümler en fazla ama enaz duyulan.Bir vahşet var orada.İnsanlıktan nasibini almış olan herkesi rahatsız edecek bir manzara. Allah çinli zalimleride senin gibi vahşet destekçilerinide cezasız bırakmayacak bunu unutma.İlahi adalet eksiksiz uygulanacaktır.
simdiye kadar hep bu olanlar kulaktan kulaga duyuluyordu, kucuk kucuk te olsa medya ya yansiyordu. bir anda neden dunya nin ilgi odagi oldu diye insan dusunmeden edemiyor. burayi abd kasiyor anlasilan ve dunya medyasi da abd gudumunde bunu gundem ediyor. ortaya cikiyor ve tepkiler artiyor diye insan sevinmeden edemiyor fakat aci olan tarafi abd nin isine yaradigi icin ortaya cikmasi ve bizlerde bundan ancak sevinerek umutlaniyor olmamiz . abd kasisin burayi karistirsin cin i bizim isimize gelir. kendi irademiz ve masaya vurmamiz gereken yumrugumuz ortada gorunmedigi icin halen acinacak bir halimizin oldugu; halen zillette oldugumuz da ortaya cikiyor. buyrun bu uzuntumuz icin bizler olarak bir baslangic yapalim, Ilk once Yaratan a sonra kendimize guvenelim, firildakliga paydos, dogruya duvar ucmaz. muzafferiyet diliyorum hepimize iki cihanda da. kendimize ve yaratilmislara kole olmadan.
ÇİNLİLER UZUN ZAMANDIR UYGUR TÜRKLERİNE ZULÜM YAPIYOR.ANCAK ORADAKİ BASKICI VE KAPALI YÖNETİM BUNU DIŞARIYA SIZDIRMIYOR.ORALI BİR ARKADAŞ ORADAKİ ZULÜMLERİ ANLATMIŞTI BU ZULÜMLER DÜNYANIN HİÇBİRYERİNDE YOK...ALLAH KARDEŞLERİMİZE SABIR VE KUVVET VERSİN,ÇİNLİLEREDE MERHAMET VERSİN..İNSANIM DİYEN HERKES TEPKİSİNİ VERMELİ..
Yaziniz cok aydinlatici. Ancak X. ve XX. yuzyillar arasinda Uygurlar a iliskin hicbir bilgi icermiyor. Ayrica Cin in bugunki Uygur isgalinden ve bugune kadarki surecten de hic sozetmiyor.