1991 ile 1996 yılları arasında görev yaptığı Diyarbakır'a Emniyet Müdürü olarak atanan Recep Güven, “Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz demiştim. Ama eline silah alıp çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz. Ben bu iki cümle arasında gidip geliyorum” dedi.
Güven, 90'lı yılları değerlendirirken, “Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk. Meçhule giden insanların herhangi bir sisteme tabi olamayacağını da biliyorduk” dedi.
1991 ile 1996 yılları arasında görev yaptığı Diyarbakır'a Emniyet Müdürü olarak atanan Recep Güven, Diyarbakır Polisevi bahçesinde gazetecilerle tanışma toplantısında yaptığı konuşmada, Diyarbakır'a 16 yıl sonra tekrar gelip göreve başlamanın ağır sorumluluğunu ve mutluluğunu yaşadığını, bu iki duygunun aslında öyle kolay kaldırılabilir olmadığını söyledi.
Diyarbakır'da 1991-1996 yılları arasında görev yaptığını belirten Güven, “En zor yıllar olarak bilinir. Keşke yaşanmasaydı, hiç olmasaydı dediğimiz bir süreçte Diyarbakır'da hizmet vermeye çalışmıştım. Ben polis akademisinde tiyatro kuran insandım, ufak tefek şiirler yazardım. Diyarbakır'da ne tiyatroya gidebildim ne şiir yazabildim, ne Ahmet Arif'i okuyabildim. Ancak Ankara'ya gidince Diyarbakır yavaş yavaş çıkmaya başladı. Bastırılmış duygularım, hüzünlerim, belki hafif bir travma. İnsanların çektiği acıları biz de yüreğimizde hissettik. Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk. Meçhule giden insanların herhangi bir sisteme tabi olamayacağını da biliyorduk. Geçmişi eleştirmek gibi bir olumsuzluğa girmek istemem ama bugün yaşadığımız sorunun temelinde bu var” diye konuştu.
“YORULMAYI SEVMEYEN BİR TEŞKİLATIZ”
Güven, aslında kendisinin de köyünü terk etmiş bir ailenin çocuğu sayıldığını, ailesinin 1958'de Üsküp'ten gelmek zorunda kaldığını belirterek, 47 yıl sonra annesini Üsküp'e götürdüğünü söyledi.
Astım hastası olan annesinin bir kat çıkarken 2 defa dinlendiğini ancak Üsküp'te yürüyerek kalenin burcuna çıktığını belirten Güven, şunları anlattı:
“Kaleye çıktım indim, annemi emanet bırakmıştım arkadaşıma, geldiğimde annem yoktu. Kalenin burcuna çıkmış. Memleket böyle bir şey, köy böyle bir şey. Annem genç kızlığını orada yaşamış, orada evlenmiş, orada hayaller kurmuştu, oradan kopmak çok zor gelmiş. Onu orada bizzat gördüm. Orada dedim ki evet empati zamanı. Bu aslında çok ciddi travmaya sebep olan bir sıkıntıydı. Kimimiz susarak, kimimiz uygulayarak, kimimiz kaçarak karşılıklı kimimiz vurarak bu sorunu el birliğiyle büyüttük. Kendi insanımızla aramızda kocaman sorunlar çıkardık. Şimdi işte toparlamaya ve normalleşmeye çalışıyoruz. Yükümüzün çok çok büyük olduğunu biliyorum. Sadece polisle çözülmeyecek bir sorun olduğunu da biliyorum. Güvenlikçi yaklaşımlarıyla, klasik ifadesiyle bu işin çözülmeyeceğini en iyi bilenlerden biriyim. 20 yıl istihbaratta görev yaptım. Hasan Cemal'in 'Barışa Emanet Olun' kitabını okuduktan sonra arkasındaki fotoğraf bölümüne şerh düşmüştüm; 'haklısın ama biz çok küçüktük'. Biz o zamanki sistemin hem mağduru, hem mahkumu, hem mecburu olmuştuk. İnşallah bundan sonrası yine el birliğiyle bu hale getirdiğimiz farkında olarak veya olmayarak bu hale getirdiğimiz bu sıkıntılardan el birliğiyle çıkmaya çalışırız. Bizim en büyük yardımcımız sizsiniz.”
“İKİNCİ GAFFAR OLMAK KOLAY DEĞİL”
Güven, arkadaşlarının yorulmak nedir bilmediğini, yorulmayı sevmeyen bir teşkilat olduklarını ve ellerinden geldiğince Diyarbakır halkına hizmet vermeye çalışacaklarını bildirdi.
Ne kadar hizmet ederlerse kazanacaklarını da bildiklerini ve sıkıntılı bir ortamda gelmiş olmanın ağır yükü altında olduklarına dikkati çeken Güven, şöyle dedi:
“Rahmetli Gaffar abi gibi çok zor zamanda gelmedik. O konuşmanın bile zor olduğu bir zamanda geldi, herkesin gönlünde taht kurdu. İkinci Gaffar falan diyorlar, ikinci Gaffar olmak kolay değil. Onun seviyesine ulaşmak öyle her babayiğidin harcı da değil. O en zor zamanda, en zor kararları verebilen vizyon sahibi güzel bir insandı. Allah rahmet eylesin. Belkide bu yüzden gönüllerde taht kurdu. Çok ciddi sorunlarımız, sıkıntılarımız var. Geldiğimden beri arkadaşımla bir il tahlili yapmaya çalışıyoruz. Sorunları ortaya koyduk hep beraber bir yol haritası çizdik, önceliklerimizi belirledik. Bu ilde çok iyi ve güzel insanlar var. Bu insanların huzuru için elimizden geldiğince hep beraber hizmet vermeye çalışacağız. Biz bir adım gitsek Diyarbakır halkı bize koşarak gelir, bunu biliyoruz. Bir zamanlar bunları yaşadım, yaşayacağımdan eminim. Diyarbakır halkı bize çok ciddi bir şekilde yardımcı oluyor. Geldiğimden bu yana tüp bombayı da, asayiş şubesine yönelik saldırıyı da, vatandaşımızın sayesinde engellemiş olduk. Devlet vatandaşa hizmet için vardır. Halk ciddi yardım ediyor, beni şaşırtacak kadar ihbar geliyor 155'e. İnsanlar huzurlarına sahip çıkıyorlar, bunu gördüm ve ziyadesiyle memnun oldum. Bundan sonra esnafla vatandaşla yürümeye çalışacağız. Lütfen bize doğru yapmamız için yardımcı olun. Yaptıklarımızı yansıtın karanlıkta göz kırpmayalım, gözümüzün ışığı olun, sesimiz olun.”
“DAĞDA ÖLEN TERÖRİSTE AĞLAYAMIYORSANIZ İNSAN DEĞİLSİNİZ DEMİŞTİM”
Gazetecilerin “Bu öz eleştiri mi?” sorusunu yanıtlayan Güven, “Ben 2005 yılında Bahçeşehir Üniversitesi'nde bir konferansa davet edilmiştim. Konferans esnasında salondakilerin büyük ünlemlerle bakmasına sebep olan bir cümle kurdum, biraz eleştirildim. Ama, dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz demiştim. Ama eline silah alıp çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz. Ben bu iki cümle arasında gidip geliyorum” şeklinde konuştu.
“Benim yitik evladım dağa çıkmış keşke ulaşabilseydim, keşke ona normal bir hayat sunabilseydim. Keşke terörize olmasına mani olabilseydim diye ağlarım” diyen Güven, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yani her teröriste de içim ezilir. Bu Diyarbakır'ın kaderi olmamalı gözyaşı, kan. Bu coğrafya tarihi dokusuyla, insanıyla çok güzel bir coğrafya. O kadar güzel insan yetiştirmiş ki fakat şimdi canavarlar üretiyoruz niye? denetimsizlikten, kontrolsüzlükten, insana ulaşamadığımızdan, insan odaklı hizmet veremediğimizden, başka bir şey değil. Hepimizin payı var. Bir çocuk dağa çıkıyorsa hepimizin payı var. Nasıl öz eleştiri yapmayayım. Karakoldaki memurumun kötü davranmasıyla, kontrollerimde yaptığım bir aşırı güçten ötürü zaten sosyal yaşamda tutunamamış bir çocuk. Ben yüzlerce öz geçmiş okudum istihbaratta iken. Bu çocuklar yazmış 'ulusal kurtuluş savaşımıza katkıda bulunmak istiyorum' diyen son cümleyi. Evladım yaşın kaç '12, babam işsiz, annemi dövüyor, sosyal çevre berbat, okula bütçe yetiremiyorum' adam sosyal yaşam savaşını devam ettiremiyor 'ben savaşacağım' diyor. Bundan ne anlamamız lazım, çocuk bulunduğu yerden kaçıyor. Bunun kaçmasındaki sebeplerden biri de bensem... Bu toplumda bir sıkıntı varsa, bunu ortaya koymazsak nasıl çözeceğiz? tabii ki konuşacağız. Tabii ki hep beraber hareket edeceğiz. Kaybettiğimiz insan çünkü. Bir evren kadar kıymetli insan. Patır patır insanlar ölüyor şurada. Her birinin hayalleri, sevgilisi, aşkı var. İnsanları öldürüyoruz, sevgilerini öldürüyoruz, yüreklerine çim koyuyoruz.”
Diyarbakır'da 5 yıl kaldığını ve bu süre içerisinde eşiyle çocuklarıyla ancak 3 defa pikniğe çıktığına değinen Güven, şöyle devam etti:
“Bir zamanlar bana 5 kişilik ekip verin, çocuğu dağda olan annelere gideyim ulaşayım demiştim. 'Seni öldürürler' dediler. Ya dedim kapısını kırarak girdiğimiz insan öldürmüyor da, kapısını çalarak girdiğimiz insan mı öldürecek? bırakın onu yapsınlar, hiç olmazsa derler ki bu insan kapı çalmaya geldi, siz de bu haltı yediniz yani. Keşke o zaman yapabilseydik bunları, bu kadar geç kalmasaydık. İnsanımıza bu kadar geç ulaşmasaydık, bu kadar acıdan sonra yapmasaydık bu işleri. Tamam acı çektik ama habire yeni acılarla da bu işi sürdüremeyiz. Yeni acılar, yeni acıları doğuracak, yeni kinleri getirecek, yeter. burada hep beraber güzel bir dünya kuralım diye varız. Sorunu tam olarak ortaya koyamazsak çözemeyiz. 5 yıl Diyarbakır'da kaldım. 5 yıldan sonra söyleyebileceğim iki cümle vardı. 'Kader mi? diye yüzyıllardır Dicle'yi besler gözyaşlarım, ben ağlamazsam kurur sanırım'. Şiir yazıyordum burada şiir yazamadım. Bütün duygularım dumura uğradı. Akşam saat 4'ten sonra kimse sokağa çıkmıyordu. Bir tek biz vardık sokakta. Saat 4'ten sonra acaba nerede olacak patlama? kimin canı yanacak? diye endişeyle bekliyorduk. Evet, boyumuz küçüktü sözümüz dinlenmiyordu ama şimdi, epey bir zamandır sosyal devlet olmayı başarmış bir devletimiz var. Herkese ulaşmaya çalışıyor; dula, yetime, işsize. Bir şekilde ulaşıyor, yardım ediyor. Devlet hizmet için vardır insana. Önce vatan değil, önce insan. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. İnsanı yaşatmıyorsak, hiçbir anlamı yok. Düzenimizin anlamı yok. Evet öz eleştiri, hem eleştiri. Zaten sürmekte olan bir somut öneriler buketi var, devletin sunduğu. En büyük sorun annelere ve çocuklara ulaşmak. Onlara belki ulaşamadığımız için, çok geç kaldığımız için sorun bu halde. Polis olarak yapabileceğimiz belki mevcut öğrencinin yüzde birine ulaşmak, kurum olarak becerebileceğimiz bir şey değil. Tetikleyici olabiliriz, ama topyekun çözüme ancak bu kadar katkımız olabilir. Milli eğitim ve üniversite ile ortak projelerimiz olur. Projeler zinciri başlatmayı düşünüyoruz. Birtakım filmler yapabiliriz.”
Emniyet Müdürü Recep Güven, arkadaşlarına örnek olması için en başta kendisinin Kürtçe kurslarına giderek Kürtçe'yi öğreneceğini de sözlerine ekledi.
Türk Silahli Kuvvetlerinde ve polis teskilatinda demek ki böyleleri var. En basitinden bir futbol macinda bile bir taraf kazanirsa diger tarafin taraftari üzülür, kazanan tarafin taraftari üzülmez. Bu sahis pkk taraftari oldugu icin ancak teröristin lesine üzülebilir, kürtce ögrenecekmis!, sen nesin kimsin?, polisime askerime silah sikan ve öldürülen bir teröriste aglayan üzülen bir kisi insan degil ...
Recep mahiyetinde çalışan personel istemesede seni hain olarak algılıyacak ve güven kaybı yaşıyacak !Kendisi Ölecek,teröristi öldürmeyecek MÜDÜRÜMÜZ AĞLAR DİYE Yaptığın iş tek başına oynanan bir oyun değil ! Kendin çalıp,kendin oynuyamazsın kahpece,kalleşçe polisi,Askeri şehit eden teröristin hiç kabahati yok mu,sütten çıkmış ak kaşıkmı ?Ağla ağlıyabildiğin kadar ağla da onurluysan o görevden istifa et bu halinle teröristen ,teröristlerle kucaklaşan BDP'lilerden hiç bir farkın yok ! Zavallı olarak empoze etmeye çalıştığın teröristlerin arkasındaki desteği,gücü,emperyalist Devletleri ve bu Devletlerin para ile birlikte lojistik desteğini ,planlarını çok yönlü değerlendirmen için insan olmak gerekir.Karınca telaşlı bir şekilde giderken diğer hayvanlar sormuşlar bu telaşın nedir diye! Karınca FİL dostumun başı beladaymış ona yardım etmeye gidiyorum dediğinde,diğerleri gülüşmüşler ve karıncaya sen bu halinle koskoca FİL'e nasıl yardım edeceksin dediklerinde,karınca en azından hiç bir şey yapamasamda FİL'in yanında taraf olduğumu dosta,düşmana göstereceğim demiş.Kıssadan hisse
yazıklarolsun demekki sen insandegilsin 75 bin insan degilse senmi insansın bu kişi hemen soruşturma başlattılsın ve görevden alınsın böyle müdür istemiyoruz biz demek cocuk çoluk demeden asker demeden sıkan öldüren insanın ardından allayalım çok ayıp sana türk vatandaşı senin cezanı verir işalah sen bu vatandaşın parasıyla ordasın haramolsun bu aldıgın paralar sana
sayın başbakan göreve geldiğinde askerin ve yargının bürokratların kendisini uyarmasına kızmış siz atandınız ben seçildim atanmışlar seçilmişlere emir veremez rasgele demeç veremez halka demeç veremez politik konuşamaz demişti ve biz bağımsısız siz atanmışsınız siz kendi işlerinizi yapın anlamında yüzlerce konuşma yapmış 10 yıl içinde atanmışları yani memurları değiştirmiş ve kendi kafasına göre kurumları şekillendirmişti gel gelelim bu gün sayın başbakanın atadığı herkes sanki seçilmiş gibi çıkıp politik demeçler veriyor hemde yenir yutulur demeçler değil bu sözleri pkk yanlısı partiler bile söylerken düşünürken atanmış memur sanki milet vekili gibi demeç veriyor sayın emniyet müdürü bu son 10 yılda ölen polis sayısı askerin yedi katı dün siz diyarbakırda piknik yaparken polistiniz polisede fazla saldırı yoktu ama bu gün en çok polise saldırılıyor dağdaki terörüs senin polisine memuruna kurşun sıkıyor sende görevini yap bol bol ağla hem terörüs için hem memurun için elinden başka şey gelmez zaten sizi vekil olarak görmek isteriz sayın atanmışım zaten diyarbakırdan seçimlere girebilirsiniz ne mutlu size
YANİ
RECEP BEY İNSAN DEĞİL Mİ?
Gerçekten ilginç bir durum olup bitenler?
Diyarbakır’a yeni atanan emniyet müdürü Recep Güven,
Yeni Görev yer olan Diyarbakır da yaptığı, kahvaltılı basın toplantısında” Dağda ölen teröriste ağlamayan ”insan değil” dedi ve kıyamet koptu!
Başbakan olan Recep Bey, Salı günü TBMM de yaptığı olağan grup toplantısında,”Biz teröriste ağlamayız” diyerek, Diyarbakır emniyet müdürün yerden yere vurdu!
Şimdi ne olacak?
Kos koca iktidarın başına, emrinde ki bir bürokrat, Sen insan değilsin mi demek istiyor?
Hayret ki ne hayret!
Ve üstüne üstlük,
Teröriste ağlarsın, ağlamasın tartışmasına âdete AKP’yi böldü!
Başbakan’ın meclisteki konuşmasının öncesinde büyük çoğunluk, Müdür Recep’ten yana tavır koymuşlardı deniliyor!!
Amma velâkin!
Başbakan Recep Bey kürsüden, Müdür Recebe karşı kükreyince, başta Bülent Arınç olmak üzere, AKP de büyük bir dönüş başladı!
Hele boş konuşan Bülent Arınç’ın, TBMM’deki O duruşu ve hali ibreti âlemlik pozisiyondu!
Allah insanı o duruma düşürmesin…
Acaba, Arınç, milletin yüzüne nasıl bakacak?
Benimki lakırdı şimdi!
Yahu bunların yüzleri kösele derisi, tükürsen yağmur sanıyor hazretler!
Bakın sözüm ona hümanist(!) ARINÇ ne demişti?
” şöyle buyuruyor hazret;
"Konuşmanın içeriğine baktığımız zaman bunu takdirle karşılıyorum diyen Arınç;
“ 1991-1995 arasında Diyarbakır'da görev yapmış bir insan. Yaşadığı acı olayların analizini yaparak bugüne ışık tutması önemli."
"Teröre yol açan 10 sebep sayabilirsiniz. Bunlardan birisi de o dönem yaşanan faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmaların, oradan oraya göçe zorlamanın çok büyük etkisi olduğudur."
"Emniyet müdürünün bizim de paylaştığımız, gazetecilerle yaptığı toplantıdaki ifadelerini çok değerli buluyorum. Bunun ışığında, bölge halkıyla da kucaklaşarak, teröre karşı yekvücut millet olarak da emniyet güçleri olarak da birlikte çalışacağımızı göstermiş olur.
O bölgedeki emniyet mensuplarının da bu düşünceler içinde olmasını diliyorum."
Başbakan Recep Bey öfke kustu!
Başbakan Erdoğan ise “Biz evlatlarımızı katleden ve bu mücadeleler esnasında ölen terörist için ağlamadık, ağlamayız. Bu bizim hem insani hem vicdani görevimizdir. Herkes işine baksın’’ dedi.
Şimdi insanın aklına şu soru geliyor?
Müdür Recep Bey mi haklı?
Dağdaki teröriste ağlamayan insan değil diyerek?
Yoksa Başbakan Recep Bey mi?
Başbakan Recep Bey i “Biz evlatlarımızı katleden ve bu mücadeleler esnasında ölen terörist için ağlamadık, ağlamayız. Bu bizim hem insani hem vicdani görevimizdir”
Yan müdür Recep beyin tam aksini söylüyor..
İşte sorulması gereken ve merak edilen soru bu?
*
Başbakan Recep Bey mi samimi ve içten gelerek konuşuyor?
Yoksa
Polis Müdürü Recep Bey mi samimi ve içten konuşuyor?
Bilene bir şişe gazoz benden…
O MÜDÜRÜ DIYARBAKIR’A KİM ATADI?
Recep Güveni, Siirt’ten Diyarbakır’a atayan, AKP iktidarı değil mi?
Emine hanımın memleketinde görev yapan biri ”iktidara” ters” olur mu?
Sonra…
Cevabı düşünmenize yardımcı olsun deyi, konuya biraz açıklık getirip, karar vermenizde yardımcı olalım diye, her iki Recep hakkında biraz bilgi verelim diyorum.
Başbakan Recep Bey;
Örneğin,
Mealen, ABD’nin, Müslüman Irak katliamına, ABD askerlerine duacı ve Allahtan ABD askerlerini muzaffer kılması için Allahtan duacı olmuş biri!
Yine,
Başbakan Recep Bey;
Şehit olan Mehmetçiğe,”Kelle” demekte beis görmemiş bir zevat!
Ve
Oslo da, PKK ile müzakerelerde, PKK’dan, seçim ve referandum sürecinde ”Ateş kes” isteyerek, o dönem içinde,” 500”’e yakın Mehmetçik’in şehit edilmesini görmemezlikten gelerek, anaların gözyaşlarını, iktidarına tercih edip içine sindirmiş biri!
Bunu ben söylemiyorum, Oslo belgeleri söylüyor…
Müdür Recep Beye gelince;
Eski Emniyet istihbarat daire başkanı Sabri Uzun’dan dinleyelim,
Müdür Recep Beyin ne mal olduğunu…
“Bu arkadaş şube müdürü olarak bana bir şema getirdi. Ergenekon başlıklı şemayı getiren arkadaşa,(Recep Güven’e)“şemanın hiçbir hukuki geçerliliği yoktur. Bu şema hangi ifade veya belgeye dayanıyor” diye sordum. Tuncay Güney diye birinin ifadesi olduğunu söyledi
Tuncay Güney’in ifadesini getirttim.Hatırladığım kadarıyla 52-55 sayfadan oluşuyor.ayrıca 20-22 sayfalık da bilgi notu vardı ifade tutanağında ne Çetin Doğan’ın ne de şemada görülen generallerin isimleri yoktu.Sadece Veli Küçük ün adı geçiyordu O da ,bu kişinin bir gazetede çalışan emekli generallerle arkadaş olduğu yazıyordu.
Sabri Uzun devam ediyor;
Görevde bulunduğum dönemde, İstanbul’daki bu istihbarat personeline,bulunduğum dönemde, eşimle birlikte araca binerken ”Fotoğrafımın çekilmesi talimatı verildiğini öğrendim..
İşin özü şudur; Cemaatin karar organı olan ”ŞURA” Benim Ergenekon operasyonun yapılabilmesi için görevden alınmamın şart olduğuna kanaat getirmiş ve benim görevden alınmam sürecini başlatmışlardır.
Sonuç:
Recep Güven, istihbarat daire başkanı, Ramazan Akyürek'in yardımcısı olur.
Daha sonrada, İstihbarat Daire başkanlığını vekâleten yönetir.
Ve o dönemde "O önleme amaçlı telefon dinlemeleri dönemi başlar ve yaygınlaşma dönemdir.“
Bir başka önemli not daha;
İddia şu ki,
Recep Güven’in 1991-1995 yılları arasında Diyarbakır da görev yaptığı dönem “Faili meçhul cinayetlerin” en çok oldu yıllara rastlamasıdır.
İşte ölen teröriste, ağlamayan insan değil diyen recep!
Veeee
PİŞMAN OLAN MÜDÜR!
Tuncay Güney bize özel olarak gönderilmiştir. Lanet olsun! Oyuna geldik. Bu ifadeyi alarak bu kadar insanın hapislerde yatmasına alet olduk. Büyük acı çekiyorum. Keşke ‘yalan söylüyorsun’ deyip, kafasına sandalyeyi geçirseydim.”
Bunları kim söylüyor?
Ahmet İhtiyaroğlu söylüyor.
İhtiyaroğlu, Şubat 2001’de Tuncay Güney‘in sorgusunu yapan İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi (KOM) müdür yardımcısı…
İşte Recepler ve mahirlikleri!
İşte recepler işte insanlık ölçütleri
İşte AKP, işte atadıkları adamlar…
Yani,
Müdür Recep Beye göre;
Başbakan Recep Bey, dağda ölen teröriste ağlamadığı için “insan değil “öyle mi?
Asıl tartışılması gereken konu bu değil mi?
ağlamayan insan değil anlaşılan KİMSENİN İNSAN OLMAYA NİYETİ YOK
senin dediğin gibi masum deyiller bence insan olan aslere aglar teröriste deyil anneleri babaları sahıp cıkmicak onlarda daga cıkıp polis asker öldürecek askerde karşılık verince ölü teröriste ben ağlicam öylemi daha ohh olsun derim bence sadece askerle bu iş olmaz yasaylada desteklenmesi gerek bence terör sucu işleyenler askere polise mermi sıkanın idamıni bile isterim bana kalırsa
selam recep bey guzel soylemisiniz cesaret edip kiral ciplak demekte yurek ister siz konumunuza regmen boyle diye biliyorsunuz sizi yurekten tebrik ediyorum
bir kac günden beri bu konu devam ediyor etti
1-matamatikseil sifir elde var sifir
2-bla ... bla.. lak lak laaaaak .. bize has yorulacagiz veya bikacagiz yada yeni bir sey gelecek onu orada yarim birakip ötekine hep beraber cumburlayacagiz
3-ben baskayim icimizde var ben bir cikis yapayim baskaligim meydana ciksin
4-bir bolon ucurayim gitsin nereye giderse gitsin
5-agzimdan kacti ben ne yaptim hadi bakalim ben isin icinden cikamiyorum duyanlar hicte cikamiyacak
6-kendimi ismimi bir meshur edeyim A- iyi meshurluk B- kötü meshurluk secme hakki var ama yooookkk
7- bir deli bir kuyuya bir tas atmis kirk akilli bu tasi cikaramamis