30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

SABAHAT TUNCEL HANIM, SİZE BENİM BİR DİYECEĞİM VAR

Yıllar önce okuduğum, Vatan başyazarı Ahmet Emin Yalman’la yapılmış bir mülakatı hatırlıyorum. Üstat genç meslektaşına, demokrasi kavgalarının başladığı yıllarda pek ünlü ve etkili olan başyazılarını nasıl kaleme aldığını anlatıyordu.

Adadaki evinde (Büyükada olmalı) her sabah yürüyüşe çıkarmış. «Kahvaltıda gazetelere göz atmış olurum. Radyoda sabah haberlerini dinlemeyi de ihmal etmem. Ve yürürken zihnimde, o gün yazacağım yazıyı tasarlar ve şekillendiririm. Evde masaya oturduğumda yazı, paragraf paragraf zihnimde hazır gibidir.»
Saygı duyduğum ve kıskandığım bir haldir. Daha doğrusu sık rastlanmayan bir yetenek. Ama nerede bende o hafıza?
*
Benim beynim tombalanın fiş torbası gibi bir şey galiba. İçinden bir fişi alıp kaç olduğunu göremeden oyuna devam edemiyorum. (Şu yaptığım benzetmeyi mesela, beynimin huysuz tarafı, farkındayım pek beğenmedi. Ama geldi ve yazıldı artık. Bundan öte ben ona uymak, açığı olduysa kapamak, yanlış kaçtıysa düzeltmek durumundayım. Kafamdaki nihayet benim beynim bir başkasının değil yani... O cümleyi elime değil de dilime gönderseydi, beğenmediğim takdirde nefes gibi geri çekip yok edebilir miydim?)

– Ne demek yani, sualinin farkındayım. Hayır, masaya oturduğumda zihnim bomboş değil, elbette. Ama buraya neyi yazmak için oturduğumu da bilmiyorum. Bildiğim haller çok nadirdir, desem daha doğru olur.

Gazete tomarını masama yerleştirip kendi sırama koyarken, zihnimde «Bugün ne yazacağım, neyi, neleri yazmalıyım?» diye bir sual yok elbette. Gün boyu, gezintiye çıkmış bir Ahmet Emin yazısı haline gelemem. Benim için o iş, her seferinde, masamdaki gazetelerle başbaşa kaldığımızda başlar. Beynim benim, hepimizin olduğu gibi, uyku saatleri de dahil en canlı, hareketli, faal ve etkili uzvum.

Ve benim ona, Ahmet Emin Bey üstadımız gibi «Evlat! Şimdi sen şu konu üzerinde çalışmaya başla! Biraz sonra ben sana...» diye başlayacak emirler vermeye, isteklerde bulunmaya cesaret etmem, inanın mümkün değil.

En çok saygı duyduğum, hayran olduğum, «sebeb-i vücut»um bilerek bütün varlığımla emrinde bulunduğum bir uzuvdan söz ediyorum.

Her yeni güne gazeteleri okuyarak başlama emrini, arada bir Cihat Baban’dan aldığımı söylediğime bakmayın siz! Resmî ifadedir o... Cihat Ağabey bizi bırakıp gideli bir çeyrek asrı geçti. Beni suçüstü yakalayıp azarlaması ihtimali yok. Ama ben gene her sabah gazetelerimle hemhâl olmakta berdevâmım.
*
Söylemenin ve yazmanın iyi düşünülmüşü, tutarlısı makbuldür. Ama ben fazla nizamîsinden hoşlanmam. Bir yazının, hele her gün yazmakla görevli olanın kaleminden çıkmış yazının nasıl üretildiğini, bir gün isterseniz konuşalım. Üzerinde durduğum bir konudur, söyleyeceklerim var.

Şimdi müsaade ederseniz, bir aklıma gelenden söz edeceğim size. Vakit öğleyi bulmuştu. Yemekten sonra dünkü Radikal’de, benim yazım olan «Geldiğimiz kader noktası»’na bir kere daha göz attım. Bitirdikten sonra, «Bu yazıda bir şey eksik kalmıştı. Peki neydi?» sualinin cevabını aradım ve buldum.

Konu siyasette geldiğimiz noktaydı, hatırınızda mı? Yeni şartlarda bir kere daha kadere karşı durma, meydan okuma noktasındayız, diyordum.

Osmanlıcılar, İslamcılar, Türkçüler, cumhuriyetçiler, laikler, sağcılar, solcular derken... Yeni duralama noktasında çeşitli esintilerin etkisi altındayız.
Özetleyerek şunu diyebiliriz:

Toplumsal varlığımızın geciktirilmiş, zaman zaman unutulmuş, öyle bir şey hiç yokmuş gibi davranılmış gerçeklerinden biriyle sonunda yüz yüze geldik.
Siyaset dünyamızda yeni bir unsur boy gösterdi. Irkı ve diliyle farklı kökenlerden gelmiş olduğumuz gerçeği aslında, ihmal edilebilir, hele asla büsbütün yok sayılabilir bir olgu (vâkıa) değildi.

Tarihiyle, halk sanatları, mutfağı, şiiri ve mizahıyla hayli tecrübeli bir toplumun bireyleriyiz. Bana oldum olası, adı konulmamış, çok farklı bir tarih tecrübesine ve bilincine sahibiz gibi gelir.

Ukalalığı hoş görebilirseniz, şu kadarcığını söyleyip, kaçacağım:
– O tarih bilinci ve toplum tecrübesi, asırlara ve kıtalara yayılmış toplumsal kişilik özelliğimizle bizi, birlikteliğimize rağmen izleri silinemez farklılıklarla yüz yüze gelip çatışmaktan hep sakınmıştır.
Kısaca derim, ki iyi etmiştir!
Benim şimdi zihnimi asıl kurcalayan sual şu: O bilincin artık hoş göreceğini bünyemizde hissettiğimiz için mi gündeme getirmeyi göze alıyoruz bu güç meselemizi, yoksa yanlış ve yabancı etkilerin ekisiyle mi?
Olanı biteni ben bu açıdan görüp değerlendirebilmeye çalışıyorum. Ve buna yetmiyorum..
*
Ve şu kısa notla, bu pazar sohbetini de bağlayalım.
Türker Alkan dün, benim de adını yeni öğrendiğim Kürt siyasetçisi bir hanımdan söz etti: Sebahat Tuncel. Partilerdeki iki eşbaşkandan birinin kadın olması iyi. Benim için siyasetçi Kürt kadınların en güzeli ve faydalısı Aysel Tuğluk’tur, biliyorsunuz. Sebahat Hanım bana, siyasetçi tavırlarıyla tüylerimi ürperten Leyla Zana ile Emine Ayna’yı hatırlatıyor.

Haysiyet Türkçe’de üç kelimeyle tarif edilebilen bir kavramdır: Şeref, onur ve itibar ile.

Haysiyet kavramı bizim dünyamızın da nâdide mücevherlerinin başta gelenidir. Ona özlemimiz işe haysiyyet-i insâniyye’ye ulaşmakla başladı; haysiyyet-i millîyye’yi edinmenin mücadelesiyle meşgulüz. Bu noktada en büyük yardımcımız ancak haysiyyet-i siyâsiyye olabilir.

Benim özellikle kadın siyasetçilerimizden, şehit anaları mertebesine erişmemelerine özen gösterdiğimiz siyasetçi Kürt kadınlarından da, asıl beklediğim budur.

Erkekler arasında kavgayı çözüm sanan yeteri kadar «ham ervah» var zaten. Siz uzak durarak ana-kadın haysiyeti’nin ikbaline hizmet edin! Bence toplumun kadınlarımızdan beklediği budur, bütün kadınlarımızdan. Zira onlara bu yakışır!

Hakkı Devrim - Radikal
Yayın Tarihi : 23 Nisan 2010 Cuma 12:30:24
Güncelleme :25 Nisan 2010 Pazar 20:54:41


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
oğuz apak IP: 78.182.159.xxx Tarih : 28.04.2010 17:03:40

 BEN OĞUZ APAK/PATNOS/AĞRI ..DAN sayın çok deyerli kiymetli vekilim öncelikle sizi tebrik ediyorum bir bayan kürt kızı olduğunuz için sizinle gurur duyuruz bayanlar baştacımızdır insan hayatında hem anadır hem babadır.ancak siz bizim için doğu guney doğu insanın bir miğferisiniz ancak bilen bilsin bilmeyen öğrensin sizi devamlı meclis konuşmalarında sizi dinliyorum çok yurekli azimli çalışkan dersini iyi çalışan bir bayansınız .ben oğuz apak /ağrı nın patnos ilçesindeyim sizden bir ricada bulunmak istiyorum ilçemizin çok buyuk sıkıntıları var ancak bu sıkıntılarımızı size iletmek istiyoruz ilçemizde yıllardan beri olan su. kanallizasyon .elektrik sorunu var ancak bunları çözecek kimseyi bulamıyaruz..fakat sizin bir rapor hazırlayıp mecliste dile getirmenizi rica ediyoruz bunu ancak sizin gibi yurekli insanlar ancak gundeme getirir şunu söylemek gerekirki ilçemizin su kaynakları çok  ama ağalık aşiretçilik olduğu için belediye başkanları korkuyorlar bunun östune gidemiyorlar bunu ancak sizin gibi yurekli bir bayan ancak dile getirir.çok çoook rica ediyorum.saygılarımla OĞUZAPAK..


zaza IP: 88.227.8.xxx Tarih : 26.04.2010 09:51:50

syn sebahat tuncele katılıyorum arkadaşlar savaş veya çatışma her ne olursa olsun sonuçta bu ülkenin gençleri birbirne kurşun sıkıyo hem kürt hem türk çocukları hayatlarını kaybediyor bu kan bi an önce DURMALI


Hami Aydoğan IP: 78.167.158.xxx Tarih : 27.04.2010 20:06:32

Kimileri dağa çıkarak amaçlarına ulaşamayacağını anladı.Şimdi ise ülkeyi içten bölme hesabında.Meclise kadar girdi bunlar.Sonu ne olacak önceden kestirmesi zor ama şu bir kesin amaçlarına asla ve asla ulaşamayacaklar!.Düşündükleri şeyler hayalden ötesi değildir.Öylede kalacak.

Bu ülkede Türkler nasıl yaşıyorsa Kürtlerde öyle yaşıyor.Türk öğretmen varda Kürt öğretmen yokmu var?Türk avukat varda Kürt avukat yokmu?Yada size istanbula izmire gitmeniz çalışmanız için vize-pasaport mu isteniyor? Hayır!.Bu meclisteki ve arkadan yöneten bir kaç kesim Kürtleri oyunlarına alet etmek istiyor.Bazı kesim bu oyunlara  malsef ki düşüyor.Yani siz bu oyuna gelmeyin.Bu ülkenin adı Türkiye'dir ve heryeriyle bir bütüntür!.


Atatürk'ün "Gençliğe Hitabesini" Ezberleyelim IP: 88.231.81.xxx Tarih : 28.04.2010 01:20:08

"Yoksulluk  ve cahilliği yaratma" mevhumu, bugünkü mâlum siyasilerimizin -kendi amaçları doğrultusunda- gayretleriyle gerçekleşmiştir. Gerçekten, şu an içinde bulunduğumuz "iç savaş durumu" ve bu savaşın sonucunun bugünkü siyasilerle bir neticeye vardırılmasının olasılığı yoktur !. En büyük sorunumuz olan yoksulluk ve cahilliği de, bugünün malûm siyasileri, kendilerine sembol yaptıkları "türban simgesiyle" baskılamaya çalışarak, Atatürk milliyetçiliğini ortadan kaldırmak çabasındadırlar.

BUGÜNLER DE YAŞADIĞIMIZ AHVAL VE ŞERAİTİMİZ ŞUDUR: "BATI EMPERYALİSTLERİNE, KENDİ ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA VE KENDİLERİNİ KORUMAK İÇİN YALTAKLIK YAPAN VAHİDEDDİN İLE ONUN TAKİPÇİSİ VATAN HAİNLERİNİN AMAÇLARININ,  BUGÜNKÜ YÖNETİMLERLERLE BAĞDAŞTIRILMAK İSTENMESİDİR."


EREN CAN IP: 84.73.110.xxx Tarih : 25.04.2010 22:53:54

HEMSERIMIZ SEBAHAT HANIMIN ARKASINDAYIZ TEK TARAFLI OLMUYOR BU ISLER BEYLER YILARCA EZILEN YOK OLYN DILI KULTURUNU BOSVERIN KOYU TOPRAGI EVI BARKI YOK OLAN KURT HALKIDIR OLAN OLYALARIN YARISI BATIDA OLSAYDI BOYLE ONYARGILI OLMAZDINIZ,TUNCELI DE INSAN BIRAKMADINIZ BE AYNISINI SIZ YASASAYDINIZ VA HALIMIZE DIYORUM,BDP BENCE TURKIYE ICIN BIR SANSDIR


ahmet yılmaz IP: 85.99.48.xxx Tarih : 26.04.2010 09:56:37

savaş yoksa o zaman askerlere şehit diyemezsiniz..şehitlik allah yolunda savaşmaktır vatan uğruna savaşanların şehit olduğunu gösteren bir tek hadis bile gösteremezsiniz.. diyanet te bu günaha ortak olmaktadır.İnsanları askerliğe bağlamak için bir bahane olması gerektiği için şehitlik meselesini her daim ön plana çıkarmaktalar...kim kimin toprağına zorla girmiş olduğunu iyi biliyoruz.!


Gönül Aydemir IP: 88.235.235.xxx Tarih : 27.04.2010 05:47:04

En büyük düşmanımız yoksulluk ve cahillik.İkisinin bulunduğu yerde her şey vardır.Çünkü biri diğerinin yaşam nedenidir.Ülkemiz bir iç savaş yaşıyor, çocuklarımız hiç yüzünden ölüyor,Sebahat Tuncel vekilimiz,doğudaki namus saiki(!) İLE ÖLDÜRÜLEN KADINLARIMIZ İÇİN DE BİR KAMPANYA BAŞLATSA,bunun bir cahillik,bir ilkellik olduğunu haykısa ne olur?


ali IP: 95.70.226.xxx Tarih : 26.04.2010 14:55:24

eren can ve zaza kardeşim,evet haklısınız tek kalıp olarak bize öğretilen bilgileri robot tadında söylemekle olmuyor..araştırmak,kafamızı kumdan çıkarıp etrafa bağımsız gözle bakmak gerekiyor..batıyı bize referans gösterenler ya batıyı tanımıyor yada batı tarafından kullanılıyor..bana binlerce ajanın bölgede niye dolaştığını,batının insan hakları konusunda(afrika açlıktan ölüyor,afganistan pakistan ırak kaç milyon insan öldü,cezyir-fransa 850 bin kişyi katletti,d.kongo belçika sömürgesi 59 kat büyük...v.s.)..çanakkaleyi geçemeyenler şimdi ne iş yapıyorlar..ezildi dediğin insanların hastaları halikopterle taşınıyor,büyük çoğunluğu devletten en yağlı yardımları alıyolar,daha neler neler..tutturmuşlar size bir yalan ve yalan üzerinden fitne üretiyorsunuz..avrupalı abileriniz sizinle gurur duyuyorlar..


vatan can IP: 88.229.202.xxx Tarih : 26.04.2010 15:58:49

BU ülkede savaş var diyenler yıllar öncesinde büyüklerinizin yaptığı gibi Sebahat Tunceli ve onun gibilerin önderliğinde Mahmur kampına gidin


ENDERCENGİZ IP: 78.186.200.xxx Tarih : 26.04.2010 12:16:52

bu bayrak altında yaşamak bana değil sabahat tuncel ve yandaşlarına rahatsızlık veriyor köylerinizi boşalttığınızı yazıyorsunuz istanbulun nüfusunun beşte birini oluşturuyor memleketin her yerinde yaşıyorsun tüm nimetlerden faydalananda sensin sonra savaş var bizi yok ediyorsun diye bu ülkeye suç bulup kürsüden name yapıyorsun yazık bende senini gibi bir vekilin bu ülkeye hizmet etmesinden utanç duyuyorum


MUSTAFA GÜLMEZ IP: 78.186.129.xxx Tarih : 26.04.2010 17:27:20

Kardeşler şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor.1980 darbesinden önce Kürt milliyetçiliği bu kadar öne çıkarılmamıştı. Çünkü o zaman Ülke bir Sağ Sol çatışması yaşıyordu. o bitti. Şimdi Kürt Milliyetçiliğini kullanarak Türkiye'yi bölmek ve en önemlisi de komünist bir yapı oluşturmak için çalışılıyor. Eğer Sebahat tuncer gibi oluşumların  bu fikirleri  yöre halkı tarafından bilinse idi  bugünkü varlıklarının yarısını bulamazlardı. çünki o ideal dizsizlik ve imansızlıktır. Oysa Kürt Halkı son derece dinine bağlıdır. Biz hayatın her alalında beraberiz bir sorun yok Camide omuz omuza saftayız. saygl..


halil taş IP: 88.247.67.xxx Tarih : 28.04.2010 12:13:25

bir yorumcu arkadaş kürtlerin çoğu istanbul ve diğer şehirlerde yaşıyormuş. tabiki oralara giderler sen ülkende rahat iken onlar evi geçindirmek için aldıkları 3-5 metrekare tarlaları korucular tarafından ellerinden alınmış ve korucular kendileri ekerse tabiki garibanlarda köyü terk edip büyük şehirlere gider.köyümüzü-tarlalarımızı ellerimizden alırlarsa ne yapıcaz. hem tarlalarımızı alıyorlar hemde eziyet ediyorlar.sen olsan ne yapıcan.akıllı olun