30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

SEÇİMİN GALİBİ KİM?

Seçimi kazanan ve kaybedenlerin kimler olduğu gibi bir soru ile karşılaşmış olsam, hiç düşünmeden vereceğim yanıt; Türkiye mutlu bir ülke, bu yüzden de AKP kazandı olacaktır…

Seçim sonuçlarına göre ortaya çıkan tabloda %49,9 oy ve kazanılan 326 milletvekili ile galibin AKP olduğunu söylemek son derece yerindedir. CHP %25,9 oy ve 135 milletvekili ile ikinci parti; MHP %13,0 oy ve 53 milletvekili ile sıralamada üçüncü… Güneydoğu ağırlıklı, BDP destekli bağımsızlar ise % 6,6 oy ile 36 milletvekili çıkardılar. BDP’nin bu başarısı ise hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir.

Bu tabloya baktığımızda üç dönem, ardı ardına iktidarda kalan ve AKP’nin, Adnan Menderes’in Demokrat Partisinin rekorunu egale ettiğini söyleyenler, yazanlar var…

Acaba gerçek öyle mi?

Bu seçim tablosu çok iyi analiz edilerek yorumlanmalıdır. AKP’nin rakipleri karşısında ezici bir oy çokluğu sağlamasına rağmen istediği sonuca ulaştığı söylenemez. İktidarların zaman içerisinde yıpranması, AKP’de görülmemiş, durumunu değiştirmemiştir. AKP, 2007 seçimine göre oylarını arttırmasına karşılık milletvekili sayısı 341’den 326’ya düşmüştür. Böyle olunca da anayasa değişikliği ve düşündüğü başkanlık seçimi gibi konularda beklediği milletvekilliği sayısal üstünlüğüne ulaşamamıştır. Anayasa değişikliği, referandum veya başkanlık sistemi için başka bir partinin desteğine ihtiyacı vardır. Bu desteği CHP ve MHP’den sağlayamayacağı düşünülürse, geride tek çare olarak bağımsızların oluşturacağı BDP kalıyor.

Kısacası, BDP bu durumda anahtar parti konumuna gelmiştir. AKP’nin BDP desteğini sağlayabilmek için Apo’nun konumu başta olmak üzere Kürtlerin isteklerine taviz vermesi gerekir. Oysa toplumun bu tür tavizleri kabul etmesi hiç de kolay değildir. Son seçim konuşmalarında MHP oylarını alabilmek için “Öcalan’ı asardık” sözü belki de hiç söylememeliydi. Söylenen bu söz partisinin güneydoğu’da oy kaybına yol açtığı gibi MHP oylarını da kendi yanına çekememiştir.

Konuya bu yönden bakıldığında, AKP’nin oy çoğunluğuna rağmen istediğine ulaşamadığı da açıkça görülür. Seçim öncesinde AKP tek başına anayasayı değiştirecek sayıya ulaşabileceğini sanıyordu. Böyle olmayınca da Başbakan, balkon konuşmasında mecliste olan veya olmayan partilerle, sivil toplum örgütleriyle uzlaşma girişimlerinde bulunacaklarını söylemesi kaçınılmaz oldu…

Belki ortaya çıkan sonuç AKP için de sürpriz oldu. Ancak bu durum gücünün azaldığı anlamına da gelmemelidir. Artık tek başlarına yeni bir anayasa yapma yetkisine, yeniden referanduma gidebilme gücüne sahip değiller… Böyle olunca da başkanlık sistemi hayalinden de şimdilik vazgeçilmiş, olmuyor mu?

Seçim sonrasında beklentilere tam olarak yanıt veremeyen CHP’yi seçimin mağlubu saymak doğru değildir. Kılıçdaroğlu’nun Baykal’ın yerine geçmesinin ardından seçim kazanmasını beklemek biraz hayal olurdu. Hiziplere, örgütlere tam hâkim olamamasına rağmen, Kılıçdaroğlu yine de beklenenin üzerinde oy almış ve ana muhalefet partisi olma özelliğini korumuştur. Silivri tutuklularından Mustafa Balbay, Sinan Aygün ve Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı aday göstererek meclise taşımıştır. Nedenleri tam anlaşılamamakla beraber Çetin Doğan, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Hanefi Avcı gibi isimleri cesaretle listesine alabilmiş olsaydı, onlara giden çok sayıda oylar CHP’nin olur ve çok daha güçlü meclise girebilirdi.

Bundan sonra Kılıçdaroğlu, parti içerisindeki bazı hizipleri ikna edebilmeli, örgütün bütününü yanına çekebilmelidir. Milletvekilliği listesi dışında kalan Kemal Anadol, Hakkı Süha Okay, Canan Arıtman gibi isimlerden kolay kolay vazgeçmemeliydi. Listelerdeki isimlerden bazılarının seçmen tarafından tutulmayışı, oyların MHP’ye kaydığı da düşünülmelidir. Bunlar Kılıçdaroğlu’nun eksi hanesine yazılacak notlardır. Bununla beraber Kılıçdaroğlu’nun seçim süreci içerisinde, büyük bir enerjiyle bütün yükü tek başına sırtladığı da unutulmamalıdır. CHP’deki 3,5 milyon oy artışı bir yönden Kılıçdaroğlu’nun başarısıdır. Kısacası, CHP’liler bu sonuca sevinmeli ve umutsuzluğa kapılmamalıdır. Parti içerisinde huzursuzluk vardır, kurultay sesleri yükselmektedir. Oysa Kılıçdaroğlu’nun önünü kesmek yerine kendisine daha çok yardımcı olunmalıdır.

Şimdi eskisinden çok daha güçlü yeni bir CHP’nin olduğu da unutulmamalıdır…

Bu seçimde umduğunu bulamayan MHP, oy oranı ile milletvekili sayısı düşen bir partidir. Baraj altına düşmesini önlemek için diğer partilere yakınlık duyan bazı seçmenlerin MHP’ye oy vermelerine rağmen… MHP demokrasimiz için vazgeçilemeyecek bir partidir. Güvendiği kaleleri düşen, kaset şantajıyla sarsılan MHP, Devlet Bahçeli yönetiminde bundan böyle başarılı olabilir mi? Seçimi kaybeden, Bahçeli’ye muhalif Ümit Özdağ’ın, önümüzdeki kongrede şansı ne olabilir? O da bilinmeyenli bir denklem…

Seçimin en başarılı partilerinin başında, bağımsız adaylarıyla 36 milletvekilliği kazanan BDP gelmektedir. Yüzde on barajını delmeyi başaran BDP Güneydoğu’da AKP’ye karşı büyük bir başarı kazanmıştır. İstanbul’dan bile bir milletvekili çıkarmıştır. Leyla Zana ve Hatip Dicle gibi isimleri 17 yıl sonra meclise taşımıştır. Önümüzdeki yasama yılında teröre, şiddete karşı bir tutum sürdürürler ve her şeyden önce Apo’nun gölgesinde olmaktan kurtulabilirlerse Kürt sorununun çözümüne yeni bir bakış getirerek etkili olabilirler.

2011 Seçiminde umduğunu bulamayan, % 1 oy oranının altına düşen, siyasetten silinen diğer partiler her şeyden önce suçu kendilerinde aramalıdır... Kendi durumlarına, güçlerine bakmadan diğer partilerle pazarlığa girişip uyuşamayan siyasi partilerin haline bakın… Önceki seçimde CHP şemsiyesi altında meclise milletvekili sokan, Masum Türker Başkanlığındaki DSP artık Bülent Ecevit’in mirasının işe yaramadığını anlamalıydı… Rahşan Ecevit bile Kurultayda Kılıçdaroğlu’na destek vermemiş miydi?

Orta sağı toparlayacak olan Demokrat Parti’nin başına geçen Kültür eski bakanlarından Namık Kemal Zeybek’in beklentileri de boşa çıktı. Yılların kurt politikacısı Hüsamettin Cindoruk’u ekarte etmeyi başarı sayan, daha önce sık sık parti değiştiren, siyasette başarısız olmuş Zeybek, Demokrat Parti isminin de artık bir işe yaramadığını, derelerin altından çok sular aktığını, iş işten geçtikten sonra anlamış olmalıdır.

Necmettin Erbakan’ın mirası ile bir şeyler yapmaya çalışan Saadet Partisine ne demeli?

Erbakan’ın ve dinozorlarının desteğiyle başa geçen Mustafa Kamalak da hüsrana uğrayanların başında gelmektedir… Ellerindeki tek kozları Milli Görüşü bile kaptırmışlar... Türkiye’nin geçmişte siyasi buhrana sürüklenmesinin baş aktörü olan Necmettin Hoca’nın çocuklarının isimleriyle bir yere varılamayacağını bir akademisyen olan Kamalak nasıl bilemez!.. Erbakan ekibinin baskısıyla, saldırılarıyla yeni bir parti kuran, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş da seçimin yenikleri arasında… Em. General Osman Pamukoğlu’nun partisi HEPAR da askeri yöntemlerle Kürt sorununun çözülemeyeceğini artık anlamış olmalı...

Önceki yıllarda AKP’den ayrılan, Erdoğan’ı suçlayan konuşmalarıyla seçimden çok önce muhalefete başlayan, partisine güvenemeyip, gemisini kurtaran kaptan örneği Sivas’tan bağımsız adaylığı kaybeden Abdüllatif Şener şimdi ne düşünür bilemeyiz…

Seçimi kaybeden partilerin liderlerinin yerlerinden yine kımıldamayacakları açıktır. İçlerinde en erdemlisi BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu olmuştur. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetini alan Topçu “Millet sandıkta konuşmuştur. Milletin takdiri de başımızın tacıdır. Seçim sonuçları ortaya çıkan mevcut başarısızlığı kendi üzerime alıyor ve Genel Başkanlık görevini bırakıyorum.” demiştir. Alışık olmadığımız siyasi bir olgunluk…

Sonuçta beğenseniz de beğenmeseniz de AKP dört yıl daha iktidarda… Bundan böyle önümüzdeki dönemde çok daha zor işleri çözmek zorunda…

erdemyucel2002@hotmail.com

 

Erdem Yücel / Kenthaber
Yayın Tarihi : 17 Haziran 2011 Cuma 11:26:25
Güncelleme :17 Haziran 2011 Cuma 11:37:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?