Tüm dünyanın saygıyla tanıdığı, andığı, askeri dehası kadar liderliği, olağanüstü devrimciliğindeki doğruluları övücü sözlerle her zaman anılan Atamızın yaşamından bir kesiti gözler önüne seren “Veda” filmi, düşmanlarına, bilmeden Ona karşı olanlara ne ifade eder bilemiyorum.
Zülfü Livaneli’nin yazıp, yönetimini üstlendiği, müziğini yaptığı Veda iki arkadaşın dostluğunun filmidir. Çoğu kişinin anlayamadığı gibi bir Atatürk belgeseli değildir. Selanik’te çocuklukta başlayan dostluk hiç kopmadan yıllar yılı sürmüş… İşte onun öyküsüdür…
Öyle bir dostluk ki, Atatürk öldüğünde arkadaşı onsuz yapamayacağına önceden karar vermiş ve intihar etmeyi düşünmüştür. Kısacası Veda, dostunun gittiği yerde birlikte olmayı yansıtıyor… Bunu yapmaktan kaçınmamış… Ama kurtarılmış ve üç yıl daha yaşamış, sonra da anılarını yazmış ve tarihe ışık tutmuş…
Veda’da Atatürk ile önce çocukluk arkadaşı, sonra silah arkadaşı, dostu ve yaveri Salih Bozok’un yaşamından kesitler veriliyor…
İstiklal Savaşı’nın kazanılmasından hemen sonra Atatürk’ün yapılacak işleri dikte ettirirken söyledi sözler;
Yeni kurulacak idare biçimi cumhuriyet olacaktır…
Saltanat ve hilafet kaldırılacak…
İzleyenler gözyaşlarını tutamıyor, salon alkıştan inliyor…
Acaba izleyiciler o anda neyi anımsıyor, neyi düşünüyorlar? Bilemeyiz…
Filmin üzerinde durulması gereken bir noktası da Balkan bozgunu ve sonuçlarıdır. Nedense şimdiye kadar yapımcıların üzerinde durmadığı, yakın tarihimizin en acı olaylarından birisidir; Balkan bozgunu ve Rumeli’nin elden çıkışı… Tehcir olayının üzerinde bilip bilmeden ahkâm kesenler, yalan yanlış belgeleri ortaya koymaya çalışanlar biraz da Balkan bozgununun ortaya koyduğu, parçalanan ailelerin dramını ortaya koyabilseler… Yanılmıyorsum iki üç yıl süren “Evlada Rumeli” diye bir dizi vardı. Tarihi dizidir izleyelim demiştik. Oysa dizi saçma sapan aşk olayları, çetelerle geçiştirilmiş, Balkan bozgununa değinmekten kaçınmıştı…
Veda gösterime girdikten sonra hakkında epey yazı yazıldı. Bazıları üstü kapalı Atatürk’e, cumhuriyete küçük beyinleri ile sataşmak istediler. İnkârcılığın karanlık yollarını seçtiler… Bazıları da Zülfü Livaneli’ye olan art niyetlerini ortaya koymanın telaşına düştüler!.. Oysa Livaneli’nin filmi Atatürk ve Cumhuriyete karşı olanlara sanatsal yönden verilmiş tokat gibi bir yanıttır.
Atatürk ile ilgili bugüne kadar dizi, film ve belgeseller yapıldı. Oysa bu filmde Livaneli bambaşka, gerçekçi bir Atatürk portresi çizdi ve haklı olarak da takdirle karşılandı. Ayrıca filmin çekimi, özellikle savaş sahneleri ve İzmir’in yanış sahnelerindeki teknolojinin uygulanışı üst düzeydeydi. İstiklal Savaşı’ndan sonra Selanik’i alacak mısınız sorusuna Ata’nın hayır yanıtının ardındaki devlet adamlığı bir kez daha kendini gösteriyordu.
Filmin bitiminde jenerikte yazılan söz ise son derece anlamlıydı;
Selanikli olan Atatürk, Zübeyde Hanım, kardeşi Makbule Hanım ve Salih Bozok bir daha Selanik’i göremediler…
Yaşamları boyunca doğup, büyüdükleri Selanik’i görememenin ıstırabını kim bilir nasıl yaşamışlardır? Zorunlu Balkan göçmenleri gibi o duygularını yalnızca kendilerinde saklamışlardır. Bizler ne desek boşuna…
Kısa bir süre önce Can Dündar’ın “Mustafa” filminde güya farkına varmadan yapmış gibi Atamızı küçültmeye, gözden düşürmeye çalışan çarpık düşüncesine de şamar gibi yanıttır…
Büyük Atatürk’ün abartılmaya övgüye ihtiyacı yok… Tarihi, insan değerini, insanlığı biraz bilen, o büyük adama gönlünde hakkı olan yeri zaten vermiş…
Veda filmi sözcüğün tam anlamıyla övgüyü hak ediyor. Atatürk’ü en iyi oynayanlardan biri olan Sinan Tuzcu, Zübeyde Hanım’ın gençliğini ve yaşlılığını yansıtan Dolunay Soysert, Salih Bozok rolünde Serhat Mustafa Kılıç, Fikriye’de Özge Özpirinçci ve Latife Hanım’da Ezgi Mola, Atatürk’ün çocukluğunu canlandıran Kağan Olcay son derece başarılı ve gerçekçiler… Yapımcısından tüm oyuncularına, set işçilerine teşekkür etmek bir borçtur diye düşünüyorum…
Yazıma büyük Atatürk’ün bir sözü ile son vermek istiyorum; “Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata sahip olamaz.”
Erdem Yücel
erdemyucel2000@hotmail.com
İngiliz Generali, Sir Charles Townshend 1922 yılında atamız için şu sözü söylemiştir.
Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.
bu sözün üzerine daha da yorum yapamam.
Dünyanın hayran olduğu büyük atamız tek ve tartışmasız bir liderdir.nur içinde yatsın.