30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

Böyle olur ağaların düğünü!

Sonunda mutlu sona ulaşıldı...

Hem, gelin ve damadın kapısında 24 saat nöbet tutan gazeteciler, hem 24 saat evi gözetlenen kız tarafı, hem de, düğün heyecanını gelin ve damattan daha fazla yaşayan, 10 bin kişilik davetli güruh muradına erdi; gelin ve damatla birlikte...

Başbakanımız Sayın R. Tayyip Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan’ı 17 yaşındaki Reyyan Uzuner’le, dillere destan bir düğünle evlendirdi.

Düğün bitiminde, en fazla mutlu olan kesim ise, AB yolundaki tüm teorileri yerine getirip, işi artık uygulama aşamasına getirmiş olan bir ülkenin, en işlek caddelerinden birinde metezoru rehin kalan vatandaşları idi şüphesiz.

Takılar takıldı, pardon torbalara atıldı, İtalya Başbakanı şovunu yaptı ve hepsinden önemlisi, halkımız bu düğünde olanca coşkusu ile görülmemiş bir biçimde kaynaştı.

Öğle saatlerinde gelini alan damat Bilal Erdoğan, kırmızı ışıklarda durmadan, ve gazetecilerin görüntü alması Çevik Kuvvet tarafından engellenerek, tören alanına geldi.

Tören alanına gelinle damadın gelişinin ardından, Başbakan Erdoğan’da alana gelip, beş şahitli nikah masasına oturunca, 10 bin kişilik halk kitlesi nikah masasına doğru depara kalktı.

Bu arada izdihamdan kimin eli kimin cebine girdi bilinmez ama olsun.

Halk kaynaşması bu. Her şey olur. Helali hoş olsun!

Hem de bu izdihamdan şikayetçi olan bir tek Ümmet-i Muhammed var mı ?

Yok!

Öyle ya, koskoca bir başbakan oğlunu evlendirecek, yok kırmızı ışıkta duracak, yok yollar kapanmayacak, yok şu bu tartaklanmayacak! Yok ya! Tarihte görülmüş mü, böyle bir şey ? Yakışır mı biz ulvi Türk milletine tersi durum ?

Biz, Anadolu insanıyız, bizim orjinimiz kırsaldır.

Kırsalda da hiç ağa ile ‘maraba’ takımı bir tutulur mu ?

Hepimiz biliriz ki, geldiğimiz köylerde bir de ağamızın düğünü varsa...

Marabanın, köy halkının yolu kesildi diye, itildi, kakıldı diye bağırmaya çağırmaya, hakkını aramaya gücü yeter mi hiç ?

Haşaaa!...

“Sana mı kaldı sesini yükseltmek deyyus!” diye nasırlı ellerle inen tokadın kimden geleceği belli olmaz alimallah!

Hem köy halkı, Ayşe”si, Fatma’sı, Ümmühan’ı, Ragıp’ı, Kazım’ı ile aylar öncesinden bu heyecanla uyku uyuyamamış, yabanlıklar günler öncesinden sandıklardan çıkarılıp, temizlenmiş, ütülenmiş, türbanların, başörtülerinin renkleri, desenleri kıyafete nasıl uydurulur diye, ahali işi gücü sermiş, sen kalk, “yolu niye kapatıyorsunuz ?” diye sor!

Sakın sesini çıkarayım deme hemşehrim!

Sana mı kalmış insan hakları, uygar ülkelerdeki birey hakları filan ? 

Burası Anadolu toprakları kardeşim!

Bu topraklarda da, “BÖYLE OLUR AĞALARIN DÜĞÜNÜ!”

Mehmet Sözübir
Yayın Tarihi : 11 Ağustos 2003 Pazartesi 23:06:17


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
abdullah küçük IP: 193.140.168.xxx Tarih : 14.08.2003 09:07:15
keşke böyle düşünebilenlerimiz çoğunlukta olsak.keşke.inşallah oluruz.ve o gün artık uyandık diyebileceğim