Dün gece, tv kanalları arasında bir aşağı, bir yukarı gezinirken, Alman RTL Televizyonu’nda bir anda o gözleri gördüm!
Çok değil, 2-3 saniyelik bir görüntüde gördüm ve anladım tüm olup biteni...
O kızın gözleri, tüm sosyal bilimcilerin anlatabileceğinden, bilumum otoritenin yazdığından daha fazlasını anlattı bana...
İtiraf etmeliyim ki, hiç bu kadar etkilenmemiş, hiç bu kadar hüzünlenmemiştim son zamanlarda. Ta ki, o gözleri görene dek...
Iraklı, 13-14 yaşlarında bir kızın gözleriydi benim her şeyi daha iyi anlamama neden olan...
Amerikan askerleri baskın yapmıştı evlerine... Tek tek, tüm aile fertlerini dışarıya çıkartıyordu askerler. Ve tabii ki onu da...
Kömür karası simsiyah saçları ve aynı renkte gözleri vardı...
Mahmurdu gözleri; belli ki uykudan uyandırmıştı askerler onu. Kimbilir belkide, geleceğe dair aydınlık bir rüya görüyordu o simsiyah gözlerinin aksine...
Üzerinde, boynundan ayak bileklerine kadar beyaz bir önlüğü vardı...
Korku yoktu gözlerinde; şaşkınlıkta...
Kaderine boyun eğmiş bir halde çıkıyordu dışarıya...
Hiçbir şey anlatmayan gözleri, öyle çok şeyleri anlatıyordu ki aslında.
Bıkkın bıkkın, yere bakıyordu gözleri...
Anlatacak bir geçmişi olmamıştı sanki doğduğu günden beri...
Gelecek ise, o gözlerin rengi gibi kapkara...
Hani, eğer diğer dünya çocuklarının gözleri gibi, Amerikan filmlerini seyretmiş olsaydı o gözler, belki şaşacak ve böyle şeyler sadece filmlerde olur zannedecekti...
Ama kömür karası o gözler, o filmleri hiç seyretmemişti ki...
O gözler, film sahnelerini değil, ölüm kusan silahların, kin kusan gözlerin başrollerde olduğu, gerçek sahneleri görmüştü hep; dünyaya açıldığı günden beri...
O gözler masumdu dostlar! İnanın bana masumdu...
Suçlular, onun kaderini belirleme yetkisini kendinde gören, hırs yüklü, nefret yüklü, insanlıktan zerre kadar nasibini almamış, toprak doyurasıca başka gözlerdi.
Suçlular, o masum gözlerdeki ışığı, ümidi söndürenlerdi dostlar.
Fakat ceza, o kömür gözlere verilmişti!
Ben o gözleri gördüm dostlar...
Gördüm ve yaşanmamışa, yaşanmayacağa dair ne varsa hepsini okudum ağlayarak...