30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

Once kendinizi sorgulayın!

SABAH Gazetesi yazarı Ahmet Hakan, 22 Mayıs 2003 tarihli köşe yazısında, “Aldırma Deniz” başlığı ile bir yazı yazmış. Yazınının özetinde kısaca şöyle diyor Sayın Hakan:

Paranoya denilen şeyin ne olduğunu çok iyi anlatacak bir örnek olaydan söz etmek istiyorum sizlere... Bu olay Sabancı Üniversitesi'nde öğrenim gören Deniz Çiçek ve arkadaşlarının başına geldi.

Deniz Çiçek, arkadaşlarıyla oturmuş, bir bildiri hazırlamış ve bir 19 Mayıs günü bu bildiriyi Eğitim Bakanı'na sunmuş.

Bir çok konunun yer aldığı bildirinin bir bölümünde özetle deniliyor ki "19 Mayıs'ta statlarda yapılan törenler, rahatsızlık verici etkinliklerle geçiştiriliyor. Bu törenler otoriter bir devlet zihniyetini yansıtıyor. Gençlik, düşmanı korkutacak hazır kıtalar olarak düşünülüyor. Bu törenler, modası geçmiş militarize gösterilere benziyor".

Deniz Çiçek'in ve arkadaşlarının bu görüşlerine katılırsınız ya da katılmazsanız. Burada tartışmak istediğim bu değil. Benim üzerinde durmak istediğim, Deniz'in önerisine karşı geliştiren tavırlar...

Bu tavrı kısaca şöyle özetleyebiliriz Vay sen misin bunları söyleyen?

Deniz şimdi "bir numaralı düşman" haline geldi. Neler söyleniyor neler? Deniz'in kandırıldığı söyleniyor, yabancı unsurların çıkarlarına hizmet ettiğinden söz ediliyor, "birileri tarafından itildiği" öne sürülüyor.

..............

Şimdiii bu yazıyı kaleme alma alma nedenine gelelim:

Ortada fol yok, yumurta yokken, böyle bir tartışma ortaya çıktı ve üstelik te bu tartışmayı başlatan, Sabancı Üniversitesi’nde okuyan, giyim kuşamı ve yaşam tarzı ile, şeriatçı olmadığı izlenimi veren biri tarafından başlatıldı ya, Sayın Hakan gibi “bir kısım medya”nın ekmeğine öyle bir yağ sürülmüş oldu ki anlatılır gibi değil.

Yıllarca kendilerinin yapmak istediklerini, kendilerinden olmayan birileri yapmaya kalkıştı ya, hemen dört elle sarılıverdiler önlerindeki kalkanlarına.

“Deniz Çiçek'in ve arkadaşlarının bu görüşlerine katılırsınız ya da katılmazsanız. Burada tartışmak istediğim bu değil” diyor ya Ahmet Hakan, işte ‘takiyye’ nin babası burada gizli.

Yani, kendisinin gönlünde yatan aslan, asıl tartışmak istediği bu aslında.

Ama dürüstçe çıkıp, “Ben de aynı görüşteyim” diyemiyor.

Acaba o üniversitede, ‘türban’ ya da ‘şeriat’ aleyhine böyle bir kampanya başlatılmış olsaydı, yazısını bu şekilde kaleme alır mıydı sayın köşe yazarımız ?

28 Şubat gibi, ‘postmodern’ darbe ve ‘militarist’ siyaset dönemi diye eleştirilen dönemin mimarları kim acaba Sayın Hakan ?

Sakallısı, cüppelisi, elindeki zinciri ile kendini döveni, her gün meydanlara dökülürken, kurduğu sözüm ona tarikatlarla, genç kızları iğrenç emellerine alet eden sapıklar ortalıkta cirit atarken nerelerdeydiniz ?

Niçin o zaman da, çağdaş, uygar, insan gibi yaşamak isteyen sessiz çoğunluğun savunucusu ve sesi olmadınız ?

Lütfen artık Deniz Çiçek gibi, daha henüz gerçek hayatla tanışmamış, maceraperest gençleri kalkan olarak kullanmak yerine, şapkanızı önünüze koyup, kendinizi sorgulayın Sayın Hakan.

*
Yayın Tarihi : 22 Mayıs 2003 Perşembe 16:16:16
Güncelleme :23 Mayıs 2003 Cuma 00:40:21


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?