Geçtiğimiz günlerde, Kocaeli Üniversitesi’nce yaptırılan bin anketin sonuçlarını basından büyük üzüntü duyarak okuduk.
İnanıyoruz ki… üniversitede kız evladı olan her anne baba, haberi okuyunca “acaba benim evladım da ayni baskı ve sıkıntı içinde de durumunu dile getiremiyor mu…” diye az çok içinden geçirmiştir.
Kocaeli Üniversitesi’nin Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerindeki 8 üniversiteye bağlı Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okullarında 1000 öğrenci üzerinden yaptırdığı anket sonucunda; kız öğrencilerin yüzde 25.5’nin, üniversite öğretim elamanlarınca, en az bir kez cinsel tacize uğradığı ortaya çıkmış.
Ankete katılan öğrenciler; taciz biçiminin de; sözlü olarak, açık fıkra anlatma ve öğrenciye çıkma teklifi şeklinde olduğunu dile getirmişler.
Anket sorularına yanıt vermekten kaçınan 184 öğrencinin çoğunda, büyük olasılıkla yüzde 25’lik gruba giren arkadaşları gibi, taciz baskısı altında olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz.
Taciz olayının anketle ortaya çıkabileceği ve kendilerinin bundan zarar görebileceği kuşkusuna kapılan öğrenciler, doğal olarak sorular karşısında sessiz kalmayı yeğlemiş olabilirler.
Zira… Taciz olayı ile karşılaşmamış ya da arkadaşlarının böyle bir durumuna tanık olmamış öğrenciler, ankete katılmaktan ve sorulara yanıt vermekten neden kaçınsınlar ki ?
Olayı hafife alamayız.
Durum ciddidir, vahimdir….
Hem öğrenciye hocalık yapacaksın hem de cinsel tacizde bulunacaksın…
Canım… Olur böyle şeyler diyerek geçiştirilemez.
Bir kere böyle bir anketin yapılmasına neden ihtiyaç duyulmuş, bunun açıklanması gerekir.
Tahmin edilir ki, taciz olayı gizlenecek ve hafife alınacak boyutu aşmış durumda.
Anket yapılmamış olsa da; durum, hem öğrenci kişiliği, hem de toplumsal açıdan demek ki ciddi anlamda rahatsızlık verecek boyutlara ulaşmış.
Zaten anket sonuçları da bunu açıkça gösteriyor…
Özellikle… Kocaeli Üniversitesi, anketi neden yapma gereğini duyduğunu gerekçeleriyle ortaya koyarsa, konu bir az olsun açıklığa kavuşur.
Öncelikle şunu belirtmekte zorunluluk var…
Bu yazı vesilesi ile, üniversitelerdeki öğretim elemanlarının pek çoğunun saygınlığına gölge düşürmek gibi bir haksızlık ve suçlamanın içinde olmadığımızın özellikle altını çizmek istiyoruz.
Üzüntümüz hatta isyanımız!…
Ne yazık ki, anketle de saptanmış olan, öğretim görevlilerinin içine düşmüş oldukları insani ve ahlaki zafiyetten ötürüdür.
Çoğu zaman kendilerine “hocam” diye hitap edilen son derece kutsal bir görevin unvan olarak sahipliğini kazanmış akademisyenlerin; sokakta ki sıradan basit kimi insanlar gibi, nasıl olur da düşük ahlak kriterlerini kendilerine yaşam biçimi olarak seçebilirler.
Bunu değil yapmak, düşünmek bile utanç verici bir durum!…
Böylesi haberlerden sonra, üniversitede kız çocuğu olanların üzüntüye kapılmamaları mümkün mü?
Zaten anketin bir amacının da; tacizin boyutlarını belirlemekle birlikte “cinsel tacizle baş etmenin yollarını araştırmak” olduğunu, basında çıkan haberden öğrenmiş bulunuyoruz.
Doğrusu anketi yapan KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ; acaba anket sonuçlarında sonra cinsel tacizle nasıl baş edileceğinin yollarını saptayabildi mi ?
Merak ediyoruz.
Üniversite ilgilileri bunu da açıklarsa, sosyal fayda açısından olumlu bir adım atmış olurlar…