30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

Vekilin ki can, milletinki patlıcan - Cengiz Alpman

Vekilin ki can, milletinki patlıcan...

Bugünkü gazetelerde yer alan ‘Milletvekillerinin sahte sağlık faturaları’yla ilgili haber, TBMM Başkanı Bülent Arınç’a siyaseten de olsa 'Meclis’te korkunç yolsuzluklar olmuş’ dedirtti.

Arınç’a göre Türkiye’de kişi başına düşen ortalama sağlık harcaması sadece 196 dolarda kalırken, Meclis’te ise bu rakam, 10 katını da aşarak 2. 000 dolara ulaşıyor.

Milletle, onları seçen vekilleri arasında sağlık harcamaları konusundaki bu korkunç uçuruma baktıkça insan ‘Helal olsun be... Vekilin canı can, zavallı milletinkiyse patlıcan’ demekten kendini alıkoyamıyor.

Mebusların yol açtıkları bu ‘korkunç yolsuzluklar’ dolayısıyla Meclis’in tümünü itham etmek son derece abes kaçar.

Ne var ki klasik söylemle ‘bu kendini bilmez birkaç bin kişi yüzünden, tüm milletvekilleri töhmet altında bırakılıyor’ yaftası, faturalı biçimde bizzat Meclis Başkanı tarafından ortaya dökülünce, köklü toplumsal tepkileri engellemek de gayet zorlaşıyor.

Yukarıdaki ‘birkaç bin kişi’ tanımını espri olsun diye değil, gerçeği yansıttığı için özellikle vurguladım.

İlk bakışta Meclis denilince insanın aklına sandık başında seçtiği 550 milletvekili geliyor...

Ancak kazın ayağının öyle olmadığını yine Arınç şöyle ifade ediyor: ‘Milletvekillerinin yılda 50 trilyon lira tutarında sağlık harcaması olur mu demeyin. Eskiler de dahil milletvekillerimizin tümünün sayısı 11 bine yaklaşıyor. Bunlara ailesi, bakmakla yükümlü oldukları kişilerin yanı sıra 4. 700 personelimizin çoluk çocuğunu da eklediğinizde ortaya 25 bin kişiyi kapsayan bir sağlık harcaması çıkıyor. Yıllık 50 trilyon lira da sonuçta kişi başına 2 bin dolaralık sağlık harcamasına denk geliyor...’

TBMM Başkanı Meclis’in toplam 280 trilyon liralık bütçesinin 160 trilyonunun maaş, ödenek, yolluğa, 50 trilyonun da sağlık harcamalarına gittiğini açıklarken geri kalan 70 trilyonun nerelere harcandığını ıskalamış...

Arınç’ın, millete gerçekten ıstırap verici bu gerçeklerin aktarımının devamında ‘Tedavi yönetmeliğini değiştirdiklerini, 100 bine yakın faturayı teker teker kontrol ettiklerini, bunun sonucunda eski ya da halen görevdeki mebusların tümünün özel hastanelere gittiğini’ belirtirken, “Hepsinin masrafını biz ödüyoruz” demeyi de ihmal etmiyor. Ancak buradaki ‘biz’in Meclis değil, gerçek ‘biz’in yani halkın vergilerinden ödendiğini de ıskalamış olabilir...

Geçmiş dönemlerdeki yolsuzluklardan yakınan Arınç, yeni tasarruflarla 50 trilyonluk harcamada gerçekleştirdikleri aylık 1 trilyonluk tenzilat sonucunda yıllık 12 trilyon liralık tasarruf sağlanacağını da vurgularken, iktidara ‘Helal olsun size... Tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyorsunuz’ alkışını alması yolunda siyasi şov hakkını da sonuna kadar kullanıyor... 

Sağlık harcamalarına değil de maaşlarına bakıldığında vekillerin ilaç faturalarının iki misline kadar çıkabileceği de düşünülebilir...

Her zaman, mebusların büyük çoğunluğunca ‘az’ bulunan milletvekili maaşı, 350 YTL’ik, asgari ücretin tam 20 katı fazlasına gelen 7. 210 YTL’yi vurmaktadır. Tekaüd olanların ‘kıyak emekliler’in çift kaymaklı ekmek kadayıfları bu katsayının dışındadır...

Başbakan’ın diğer milletvekillerinden topu topu 220 YTL fazla maaş alması zaten Erdoğan’ın ‘işlerimden kazandıklarım olmasa mebus aylığıyla geçinmem imkansız’ açıklamasıyla gündemin mazisinde çöreklendi kaldı...

Bunca trilyonluk ilaç masrafını görünce insanın aklına vekillerin sırtlarından bir türlü çıkarmaya kıyamadıkları ‘dokunulmazlık’ zırhı gelmiyor değil...

Ne var ki bunca ‘dokunulmazlıkları’na karşı, milletvekillerimizden bazıları mikroplara karşı son derece alıngan. İki günde bir, üstelik 40 kalemlik ilaç yazdırdıklarına göre bünyeleri çok zayıf...

Acıyor insan.... Vekilllere değil, aynı reçeteye ne kırkı, dört ilaç bile yazdıramayan, her ilaç için ayrı uzman hekimin mührüne muhtaç bırakılan, hastaneye sağlam gidip saatlerce bekleyip eli boş döndükten sonra hastalanıp yataklara düşen, reçete paralarını bir türlü doğru dürüst tahsil edemedikleri için hastalara ‘yılanmış’ gibi bakıp ilaçları vermekten kaçınan eczacılarca hakir görülen, yüzlerce milyonluk kanser ilaçlarından bir kutu daha fazla yazılması engellenen yürüyemeyecek denli yaşlı ve hastalara acıyor insan...

Vekillere değil, millete acıyor insan...

Hiç bir dertlerine derman olmayacaklarını, yine her zamanki gibi acınacak durumlada kalacaklarını bile bile sandığa gidip oy vermesinler de ne yapsınlar...

Avrupalılar’ın eskiden Osmanlı için kullandığı ‘Hasta adam’ nitelemesi akla gelince, mebuslarımızın yaklaşık 150 senedir mikroplara karşı ‘dokunulmazlıkları’nın olmayışı yüzünden mi sağlıklarının bozulduğundan şüphe etmiyor değil insan...

Söz ‘dokunulmazlığa’ gelince akan sular duruyor...

Tatlı su muhalefeti, Erdoğan’ın ‘türban referandumu’nun ‘dokunulmazlık referandumu’na dönüştürülmesi için feryat ediyor...

Böyle muhalefet dostlar başına...

Salt adında kalmış muhaliflikleri...

Öyle ki asli görevleri olan yasa çıkarma konusunda bile topu topu yüzde 32 oranında iktidarın önerisine karşı oy kullanmışlar...

Geri kalan yasalardan yüzde 68’inde, yani üçte ikisinden fazla bir orantıda AKP ile CHP kolkola yürümüş bu yollarda.....

Bundan daha sarmaş dolaş olacakları bir diğer teklif de mebus maaşlarındaki zamla ilgili olur...

Hemen her dönem zamma Meclis’in neredeyse tümü ‘evet’ derdi... Yine derler, diyorlar da ...

Aziz milletim önemli olan senin sağlığına dikkat edip, hastalanmamak için canını dişine takman...

Sandıktan çıkardıklarının sağlığı konusunda sakın ola ki endişelenme...

Hesap ortada, milletin 1 liralık ilaç parasına karşılık, vekili 10 liralık hap yutuyor...

Nasılsa önünde daha çok sandık, elinde daha çok oy olacak kullanacağın...

Gelen gideni aratacak, aradaki 10 misli fark daha da katlanacak...

Onun için, 'Türk, öğün, çalış, hastalanma...'

 

 

 

 

 

 

Cengiz Alpman
Yayın Tarihi : 17 Haziran 2005 Cuma 17:16:30
Güncelleme :17 Haziran 2005 Cuma 17:49:39


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
mustafa aras IP: 85.98.106.xxx Tarih : 20.06.2005 12:35:11
cengizbeye katılıyorum bravo arkadaş ağzına sağlık bende yazsam ancak senin yazdıklarını yazardım benim düşüncelerimi aktarmışsın yanlı birde şu üçyıl sonra emeklililik hakkı olan vekiller için mücadele edelim kabbur üstünde kambur asıl hükümetin emeklilik işini ortadan kaldırmak için yasa çıkarması lazım değilmi ağrının dolayısıyle doğu batı farkının ortadan kaldırılması mücadelesi vermeleri gerekir kardeşlik birlik dirlikten dem vurması lazım AĞRIDAN OKUYAN HER KESE SELAM .MUSTAFA ARAS.AĞRI