Vekilin ki can, milletinki patlıcan...
Bugünkü gazetelerde yer alan Milletvekillerinin sahte sağlık faturalarıyla ilgili haber, TBMM Başkanı Bülent Arınça siyaseten de olsa 'Mecliste korkunç yolsuzluklar olmuş dedirtti.
Arınça göre Türkiyede kişi başına düşen ortalama sağlık harcaması sadece 196 dolarda kalırken, Mecliste ise bu rakam, 10 katını da aşarak 2. 000 dolara ulaşıyor.
Milletle, onları seçen vekilleri arasında sağlık harcamaları konusundaki bu korkunç uçuruma baktıkça insan Helal olsun be... Vekilin canı can, zavallı milletinkiyse patlıcan demekten kendini alıkoyamıyor.
Mebusların yol açtıkları bu korkunç yolsuzluklar dolayısıyla Meclisin tümünü itham etmek son derece abes kaçar.
Ne var ki klasik söylemle bu kendini bilmez birkaç bin kişi yüzünden, tüm milletvekilleri töhmet altında bırakılıyor yaftası, faturalı biçimde bizzat Meclis Başkanı tarafından ortaya dökülünce, köklü toplumsal tepkileri engellemek de gayet zorlaşıyor.
Yukarıdaki birkaç bin kişi tanımını espri olsun diye değil, gerçeği yansıttığı için özellikle vurguladım.
İlk bakışta Meclis denilince insanın aklına sandık başında seçtiği 550 milletvekili geliyor...
Ancak kazın ayağının öyle olmadığını yine Arınç şöyle ifade ediyor: Milletvekillerinin yılda 50 trilyon lira tutarında sağlık harcaması olur mu demeyin. Eskiler de dahil milletvekillerimizin tümünün sayısı 11 bine yaklaşıyor. Bunlara ailesi, bakmakla yükümlü oldukları kişilerin yanı sıra 4. 700 personelimizin çoluk çocuğunu da eklediğinizde ortaya 25 bin kişiyi kapsayan bir sağlık harcaması çıkıyor. Yıllık 50 trilyon lira da sonuçta kişi başına 2 bin dolaralık sağlık harcamasına denk geliyor...
TBMM Başkanı Meclisin toplam 280 trilyon liralık bütçesinin 160 trilyonunun maaş, ödenek, yolluğa, 50 trilyonun da sağlık harcamalarına gittiğini açıklarken geri kalan 70 trilyonun nerelere harcandığını ıskalamış...
Arınçın, millete gerçekten ıstırap verici bu gerçeklerin aktarımının devamında Tedavi yönetmeliğini değiştirdiklerini, 100 bine yakın faturayı teker teker kontrol ettiklerini, bunun sonucunda eski ya da halen görevdeki mebusların tümünün özel hastanelere gittiğini belirtirken, Hepsinin masrafını biz ödüyoruz demeyi de ihmal etmiyor. Ancak buradaki bizin Meclis değil, gerçek bizin yani halkın vergilerinden ödendiğini de ıskalamış olabilir...
Geçmiş dönemlerdeki yolsuzluklardan yakınan Arınç, yeni tasarruflarla 50 trilyonluk harcamada gerçekleştirdikleri aylık 1 trilyonluk tenzilat sonucunda yıllık 12 trilyon liralık tasarruf sağlanacağını da vurgularken, iktidara Helal olsun size... Tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyorsunuz alkışını alması yolunda siyasi şov hakkını da sonuna kadar kullanıyor...
Sağlık harcamalarına değil de maaşlarına bakıldığında vekillerin ilaç faturalarının iki misline kadar çıkabileceği de düşünülebilir...
Her zaman, mebusların büyük çoğunluğunca az bulunan milletvekili maaşı, 350 YTLik, asgari ücretin tam 20 katı fazlasına gelen 7. 210 YTLyi vurmaktadır. Tekaüd olanların kıyak emeklilerin çift kaymaklı ekmek kadayıfları bu katsayının dışındadır...
Başbakanın diğer milletvekillerinden topu topu 220 YTL fazla maaş alması zaten Erdoğanın işlerimden kazandıklarım olmasa mebus aylığıyla geçinmem imkansız açıklamasıyla gündemin mazisinde çöreklendi kaldı...
Bunca trilyonluk ilaç masrafını görünce insanın aklına vekillerin sırtlarından bir türlü çıkarmaya kıyamadıkları dokunulmazlık zırhı gelmiyor değil...
Ne var ki bunca dokunulmazlıklarına karşı, milletvekillerimizden bazıları mikroplara karşı son derece alıngan. İki günde bir, üstelik 40 kalemlik ilaç yazdırdıklarına göre bünyeleri çok zayıf...
Acıyor insan.... Vekilllere değil, aynı reçeteye ne kırkı, dört ilaç bile yazdıramayan, her ilaç için ayrı uzman hekimin mührüne muhtaç bırakılan, hastaneye sağlam gidip saatlerce bekleyip eli boş döndükten sonra hastalanıp yataklara düşen, reçete paralarını bir türlü doğru dürüst tahsil edemedikleri için hastalara yılanmış gibi bakıp ilaçları vermekten kaçınan eczacılarca hakir görülen, yüzlerce milyonluk kanser ilaçlarından bir kutu daha fazla yazılması engellenen yürüyemeyecek denli yaşlı ve hastalara acıyor insan...
Vekillere değil, millete acıyor insan...
Hiç bir dertlerine derman olmayacaklarını, yine her zamanki gibi acınacak durumlada kalacaklarını bile bile sandığa gidip oy vermesinler de ne yapsınlar...
Avrupalıların eskiden Osmanlı için kullandığı Hasta adam nitelemesi akla gelince, mebuslarımızın yaklaşık 150 senedir mikroplara karşı dokunulmazlıklarının olmayışı yüzünden mi sağlıklarının bozulduğundan şüphe etmiyor değil insan...
Söz dokunulmazlığa gelince akan sular duruyor...
Tatlı su muhalefeti, Erdoğanın türban referandumunun dokunulmazlık referandumuna dönüştürülmesi için feryat ediyor...
Böyle muhalefet dostlar başına...
Salt adında kalmış muhaliflikleri...
Öyle ki asli görevleri olan yasa çıkarma konusunda bile topu topu yüzde 32 oranında iktidarın önerisine karşı oy kullanmışlar...
Geri kalan yasalardan yüzde 68inde, yani üçte ikisinden fazla bir orantıda AKP ile CHP kolkola yürümüş bu yollarda.....
Bundan daha sarmaş dolaş olacakları bir diğer teklif de mebus maaşlarındaki zamla ilgili olur...
Hemen her dönem zamma Meclisin neredeyse tümü evet derdi... Yine derler, diyorlar da ...
Aziz milletim önemli olan senin sağlığına dikkat edip, hastalanmamak için canını dişine takman...
Sandıktan çıkardıklarının sağlığı konusunda sakın ola ki endişelenme...
Hesap ortada, milletin 1 liralık ilaç parasına karşılık, vekili 10 liralık hap yutuyor...
Nasılsa önünde daha çok sandık, elinde daha çok oy olacak kullanacağın...
Gelen gideni aratacak, aradaki 10 misli fark daha da katlanacak...
Onun için, 'Türk, öğün, çalış, hastalanma...'