Bugün gazetelerdeki Anadolu Ajansı mahreçli haber, milletle vekil arasındaki farkın giderek ne denli açıldığının şimdilik son örneği oldu.
Önce habere kısa bir göz atalım:
Milletvekilleri, 1 Eylül 2005ten itibaren ayda 20 YTL (20 milyon) karşılığında TBMM çay ocaklarından istedikleri kadar çay ve diğer sıcak içecekleri tüketebilecek.
TBMMdeki çay ocaklarında da uygulamaya konulan ve kısa adı HACCP olan gıda güvenliği yönetim sisteminin 1 Eylülde yürürlüğe girecek yeni aşamasında, milletvekillerinin maaşlarından her ay çay ve benzeri sıcak tüketim karşılığı olarak 20 YTL kesilerek, milletvekili ile personel arasında para alışverişinin önüne geçilecek....
Böylesine inanılmaz bir tenzilat cömertliğini süper, mega, astronomik indirim diye nitelendirmek olanaksız...
Bu resmen vekile tanınan bir çay dokunulmazlığı...
Nasıl mı!
İşte bakın, hesabı son derece kolay...
Şöyle ki;
Çoğumuz çalışırken çay, kahve molası veririz...
Ziyarete gelen arkadaşlarımıza da çay kahve ısmarlarız...
Ortalama günde 3 çay, 2 kahve içtiğimizi düşünsek bir teklik çay, iki lira da kahve hesabından 7 YTL eder...
Yuvarlak hesap olsun diye 3 lira da arkadaş kontenjanına yer açarsak günde 10 YTLlik marka aksatamız olur kahve ocağıyla aramızda...
Cumartesi, pazarı çıkarınca ayda 22 günden bu 220 YTL yapar...
Vekil beyimiz ise bütün bu saydıklarımızın en az 10 misli çay kahve içerken topu topu sadece 20 YTL ödeyecek...
On mislinden kastım, her gün mebusların odasına toplaşan bölge ziyaretçileri...
Yani bildiğimiz seçmen kuyruğu...
Daha da Türkçesi oy verenler geliyor...
Sana oy verene, sen bir çay ısmarlamaz mısın!
Değil çay kahve ısmarlamak, Çine bile gidersin icabında...
Ne var ki bu oylar, bir değil, on değil, yüzlere ulaşan çay kahve müstehlikine dönüşür sıklıkla...
Yani sonuçta vekil beyimizin ayda vereceği 20 YTLlik çay kahve muhabbetine milletin bunun 11 kat ödediği ayan beyan ortada...
Bir diğer açıdan, vekilimizin 11 aylık çayını kahvesini bizler millet olarak tek bir ayda kahve ocağına sayıyoruz...
Milletin 1 YTLye içtiği bir bardak çaya, vekili sadece 5 Yenikuruş ödeyecek...
Buna çay dokunulmazlığı denmez de ne denir...
Sıra geldi haberde yer alan ve pek de kafamın basmadığı HACCP meselesine...
Türk Standartlar Enstitüsü, bu kısaltmayı özetle şöyle anlatıyor:
S 13001 TEHLİKE ANALİZİ VE KRİTİK KONTROL NOKTALARI (HACCP) YÖNETİM SİSTEMİ
Gıda üretiminde, gıda güvenliği, ürünü kullanan tüketicinin mutlak talebidir.
Bunu sağlamak için Gıda Güvenliği Kontrol Sistemi kurulmak zorundadır.
HACCP (Hazard Analysis of Critical Points),Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları işte bu ihtiyaca cevap veren bir yönetim sistemidir.
TS 13001(HACCP) STANDARDININ GELİŞİMİ
-1973de NASAda (astronotlar için gıda üretiminde sıfır hata ortak projesi)
-1993de 93 / 43 / EEC Gıda Maddelerinin Hijyeni Direktifi (Avrupa Birliği ülkelerinde)
-1996da yasal zorunluluk haline gelmiştir. (Avrupa Birliği ülkelerinde)
-1997de Türk Gıda Kodeksi ile zorunlu hale getirilmiştir.
Ben, belki dalgın olduğumdan 1997den bu yana gıda maddelerinin üstünde böylesine bir TS 13001 HACCP yaftasına rastlamadım.
Gören, bilen varsa haber versin sevabına...
Burdan varacağımız bir diğer çok önemli nokta daha TS 13001 HACCP belgesi zorunluluğunun, millet için değil vekili için uygulanmasıdır...
İşte haberin bu noktasında, yorumu yaparken dikkatli olmam gerektiğini düşündüm...
Hemen kötüye almamamak gerekir bencileyin...
Bu ne olduğunu pek iyi bilmediğimiz, astronotlar için geliştirildiğine göre kafa karıştırıcı projeyi milletinden önce kullanmakla vekillerimiz bir anlamda kendilerini feda ediyor sayılmazlar mı...
Her şeyi düşünüp taşınmadan kötü yanından almamak gerekiyormuş meğerse...
Çek vekilime HACCP belgeli kırk çay, tavşan kanı olsun...
Vekilim yarasın...
Milletim sen de seyret...