Bismillahirrahmânirrahîm (Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla [başlıyorum])
Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur.
(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.*
* * *
Evet, yukarıda okuduğunuz, çoğumuzun ezbere bildiği, Fatiha suresinin Türkçe anlamıdır.
Çoğumuz, “namazın direği” Fatiha’nın anlamını ezbere bilmekle beraber, diğer surelerin anlamlarını da bilebiliyor muyuz?
Yoksa Kuran’ı, geçenlerde Çetin Emeç’in mezarı başında Fatiha’yı telefonundan sesli çaldıran Ertuğrul Özkök’ün yaptığı gibi sadece mezarlıkta okunacak Arapça bir metinden ibaret mi sayıyoruz?
* * *
Bugün hangi sosyal sınıfa ait olursa olsun insanlarda genel olarak dini “aracılara” bırakmak gibi anlaşılmaz bir tembellik var.
Sosyetede “sosyete imamlarına” tevdi edilen bu görev, varoşlarda tekke kurmuş “hoca efendilere” ve “şeyhlere” veriliyor.
İnsanlar Allah’ın affına sığınmak veya sevgisine mazhar olmak için bilinçsizce, kendisi gibi bir insan olan bir başkasının peşine rahatlıkla takılabiliyor.
Ama o “şeyh”, “hoca efendi” ya da “zat” gerçekten Allah’ın rızasını kazanmış ve cenneti garantilemiş mi; onu pek bilen yok?
Aslında dinimizde böyle bir aracı müessesesi de yok!
Allah, peygamberler de dahil olmak üzere her kulunu eşit ölçüde muhatap aldığını, kendi kriterinin sadece “takva” olduğunu zaten defalarca beyan ediyor.
* * *
Pekala o zaman hem iyi bir insan olarak yaşamak hem de Allah’ın rızasını kazanmak için ne yapmak gerekiyor?
Bunların hepsinin açıklaması, günlük ibadetlerimizin içinde gizli…
Ettiğimiz her duada, okuduğumuz her surede günlük hayatımıza dair sırlar ve ipuçları var.
Bunları günlük hayata geçirmek ve dinin emrettiği şekilde yaşamak için “hatmetmek” yerine “anlamak” yeterli olacaktır.
Bugün İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in bile Kuran okuduğu söylenmektedir.
Tony Blair’in Kuran’ı Arapça aslından okuyup öğrenmesi, özünü anlaması ve özümsemesi mümkün müdür?
Tabii ki o da, Kuran’ı kendi ana dilinde yani İngilizce olarak okuyup anlamaktadır.
* * *
Buna rağmen ben de kendimi “Türkçe ibadet” fikrine sıcak bakmayan o guruba daha yakın görüyorum.
Çünkü ibadetin evrensel bir şekli vardır ve ona müdahale edilmemelidir.
Ama ibadetin “anlamadan - ezberci” bir yöntemle yapılmasını da içime sindiremiyorum.
Özellikle çocuklara verilen Kuran kurslarında, “hatim” yanında, Kuran’ına anlamına ilişkin derslerin de verilmesi gerekmektedir.
Cemaatle kılınan tüm namazlarda, okunan duaların Türkçe mealleri, imam tarafından, namazdan önce cemaate açıklanmalıdır.
Bu durumda insanlar en azından, Allah’a ne gibi dualar ettiklerini ve okudukları surelerde ne anlatıldığını bilme şansına sahip olabilirler.
Çünkü ancak, bilmeden “ezberlenen” değil, “anlaşılan” bir Kuran bizlere yol gösterebilir.
Toplumumuzu, Hristiyan - Katolik inancında olduğu gibi Ahrette cennet vaat eden ve din anlayışını cennet-cehennem, saç-baş ve şeriat düzeni inancına indirgeyen “aracılardan” kurtarmanın ve günlük hayatta iyiliği önemseyen samimi Müslümanları ön plana çıkarmanın yegane yolu budur.
*Bu meal, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sitesinden alınmıştır.
Sayın Bekir Özdemir, Çok çok önemli bir konuyu ele almışsınız. İnancım odur ki, bu yazıyı yazmanız Allah'ı razı edecektir.
Bir kitap bastırmıştım. Ülkenin en üst makamlarına göndermiştim kitabımı. tabii ki, parayla alanlarda vardı. Ama beklediğim tepki bir türlü gelmiyordu!Düşündüm...Kitap yazmam hatamı idi... Kendi kendime, anlatacaklarım vardı, kitap yazıp anlattım. Allah bile anlatacaklarını kitapla anlatmamıştır.... bu durumda kitap yazmak hata olamazdı diye düşündüm. Peki okuyanlar neden tepki vermiyordu?Vermiyordu... Çünkü benim kitabımı okuyanlar anlamak için okumuyorlardı!Az önce Allah'ın kitap gönderdiğini düşünmüştüm ve o düşüncem henüz canlı idi.Birden irkildim!!!Peki insanlar Allah'ın kitabını nasıl okuyorlardı? onu anlamak için mi okuyorlardı?Gerçek oydu ki, insanlar Allah'ın kitabını benim kitabımdan daha iyi okumuyorlardı. sadece okumuş olmak için okuyorlardı. Arapça lisanla yazılmış bir kitabın, arapça yazı öğrenmekle okunması mümkün değildi! Lisanda bilmek gerekiyordu. Yazıyı öğrenmek kolayda, lisan öğrenmek öyle her baba yiğidin, Her Allah kulunun becerebileceği bir iş değildi.Peki, Allah'ın anlattıklarını anlamam için başka bir yol yok muydu? Yani ben hiç bir zaman Allah'ın kitabında bana neler anlattıklarını öğrenemiyecek miydim? Tabii ki çaresiz değildim.Kur-an'ın ealini okuyarak Allah'ın kuluna anlatmak istediklerini bir kul olarak anlayabilirdim. En kısa zamanda Bir Kur'an meali alıp okudum. Tabii ki anlayabildiğim kadar anladım. Herkeste anlayabildiği kadar anlamıyor mu? Allah tarafından Türkçe indirilmiş olsaydı gene anlayabildiğim kadar anlamayacakmıydım.O gün bu gündür. Kur'an meali okumanın, Arapçasını okumaktan daha faydalı olduğunu savunurum...Deniliyor ki, Kur'an meali Kur'anı tam olarak veremez....Buna itirazım yok. eyvallah...taAllah'ta benden benden Kur'an-ı noksansız anlamamı istemiyor ki..Önemli olan Kur-an'ı tam anlamak değildir; önemli olan Allah kulundan ne istiyor anlamaya çalışmaktır. İnanıyorum ki, insanlar Arapça Kur-an okudukları kadar Türkçe mealini okumuş olsalardı "KİTABI FARKLI, YAŞANTISI FARKLI" bir toplum olmazdık! Ne yazık ki, biz henüz İlahi kitabın "OKU" emrini idrak edebilmiş değiliz!!! Ne demek oku? niye okur insan, okumaktan maksat nedir? daha bu soruların cevabını bulabilmiş değiliz.Bir kelimesini bile anlamadan okumak, nasıl bir okumaktır?! Hadi okudun diyelim. insan bir kere olsun, Allah bu kitapla benden ne istiyor demez mi? Bunu düşünmez mi? Böyle önemli bir konuya değindiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Allah sizden razı olacaktır. Saygılarımla.
Köklü Değişim Dergisi Sahibi ve Yazı işleri Müdürü sayın Ahmet Sivren 2005 yılı Mayıs ayında dergimiz tarafından Ankara Abdi İpekçi Parkında Özbekistan'ın Andican kentinde Müslümanlara yapılan katliamları kınamak amacıyla düzenlenen basın açıklamasından dolayı bugün tutuklanarak Ankara F tipi cezaevine götürülmüştür.
Hatırlanacağı üzere 2005 yılında Özbekistan'ın Andican kentinde Kerimov tarafından görevlendirilen Rus askerleri tarafından resmi rakamlara göre 6000 Müslüman katledilmişti. Bu katliamı kınamak ve zulme karşı sessiz kalmamak amacı ile KöklüDeğişim Dergisi olarak bir basın açıklaması yapmıştık. Ahmet bey "Tekbir" getirdiği ve "LailaheillAllah" dediği için yasa dışı slogan atmak suçundan 22 ay hapis cezasına çaptırılmıştı. Her türlü fasit ve küfür dolu fikirlerin her ortamda serbestçe konuşulduğu bir ortamda özgürlüklerden bahsedenlerin ne kadar büyük bir yalancı olduğuda bir kez daha ortaya çıkmıştır.KöklüDeğişim camiasına karşı yapılan her türlü baskı ve yıldırmanın bizleri asla ve kat'a bu hak yoldan caydıramayacağını tüm kamuoyuna tekrar ilan ederken, Ahmet beye bu hak davada göstermiş olduğu sebattan dolayı "Allah yardımcısı olsun" dualarımızı iletiyoruz.
Yasalar da bir kitapdan ibarettir ve okulda başlayan eğitimle herkesin anlayacağı şekilde yıllar boyu anlatılır....Ama Türkçe anlatılmasına ve hep tekrarlanmasına rağmen Türk Yasaları hep çiğnenir ve bunu çiğneyenler de Ülkeyi soyup soğana çevirenlerde en aydın kesimlerdir....Kuranı anlamak elbette olmalı....fakat amma ve lakin peygamberimiz der hep olun sakin....yeni ayet gelecek lakin...Peygamberin izinden gitmeyen Kuranın tek kelimesini anlamaz anlayamaz alimde olsa onu anlayacak idrak Allah tarafından verilmemişdir ve onlar gerçek sapıklık içinde olanlardır.
T.C. DEVLETINE DIKKAT~~ONLAR SENI ALLAH ADINA GANDIRIRLAR.
SLM.
Sevgili kardeslerim biraz samimi olup olaylara gercek manada bir bakalim.
Nedir bu LA ILAHE ILLA ALLAH.
Bu su demektir.Ben Allahtan baska Ilah tanimiyorum illada o olacak benim ilahim.demektir.
Allahtan baskalarina itaat ediyorsam odur benim ilahim.Peki ben t.c.nin kanunlarina itaat ediyormuyum?
Evet.
O zaman o benim ilahim.(Mecburen itaat edenler haric)
Yuzeysel baktigin zaman,kelimelerin tasimis olduklari manalari bosaltarak soylenirse ona hic kimsenin sozu,lafi olmaz tabiki.
Simdi, ingilizler islam beldelerini isgale geldiklerinde bir kisi cikip damustune Ezan okumaya baslamis.
Haliyle ingiliz komutan arapca bilmadiginden irkilmis.
Hemen sormus yanindaki tercumana bu ne diyor,bunun dediginin bizim ihtilalimize bir zarari varmi.diye.
Tercuman tabiki biliyor icinin bosaltilmis kelimeleri telaffuz ettigini.
Gayet sakin olarak yok efendim demis.
O zaman ingiliz komutan kukremis emrediyorum ciksin on kisi birden okusun diye.
Simdi t.c nin veya islam beldelerindeki LA ILAHE ILLA ALLAH sozu ici bosaltilmis olarak vardir.faaliyet goztermektedir.
Sunu iyi bilmeniz gerekir,hic bir ideoloji kendisinin yerine baska bir ideoloji gelsin,gecsin istemez.vakasida budur zaten.
Sayın Mehmet Emin Yanbeyi demişler ki, "Peygamberin yolundan gitmeyen hiç kimse Kur-an'ı anlayamaz." Bu ifade tek başına kullanıldığı zaman doğru bir ifade olabilir. doğrudur da. Fakat İnsanlar Kur-an'ı anlamak için okumalı diyen, bir yazının altında olunca. Sayın Yanbeyi'nin bu ifadesi pekte doğru durmuyor!
Sanki ben Kur-an'ı anlamak lazım Peygamber çokta önemli değil dermişim gibi bir anlam çıkıyor. Oysa Sayın Yanbeyi ile farklı şeyler söyülüyor değilim. Nedir Peygamber yolundn gitmek? Peygamberimiz Kur-an'daki vahyin dışında adım atmışmıdır? Eğer bizde peygamber yolunda gideceksek, ilk adımımız Kur-an'ı anlamak ilahi emiri öğrenmek olmalıdır. Eğer dinin temeli olarak gördüğümüz, ilahi kitabı atlayarak peygamber yoluna girecek olur isek, Bir süre gittikten sonra yoldan çıkarız. bizi yoldn çıkarırlar! Peygamberimiz her şeyi Kuran'da ki ifadelerden öğrenmiştir. Kur-an'dan habersiz peygamber yolunda yürümek diye bir şey yoktur!
Önce Allah ve onun emirleri, sonra peygamberin öğretileri. Yani temel; İlahi kur-an. Eğer bu şekilde bir anlayış hakim olsa idi bu gün Kitabı farklı yaşantısı farklı bir müslüman kitle ortaya çıkmazdı! Kul hakkına, insan hakkına çok hassas bir din olan müslümanlık toplumu bugün kul hakkının en çok ihlal edildiği bir toplum halinde. Sahtekarlık, yalan, riya, münafıklık, müslümanın yaşam tarzı haline gelmiş! İnsanlar bir birlerini dinle kandırır duruma gelmişler bunun ötesi varmı arkadaş bu neden böyle?!
Çünkü, ktapsız yaşıyoruz onda... yirmi otuz günde arapça yazı öğrenmiş, ben Kur-an okuyorum diyor! Allah ne diyor? Allah ne istiyor? haberi var mı!? yok. Eeee bu nasıl Kur-an okumaktır böyle?! Dahası bu nasıl Peygamber yolundan yürümektir?! Peygamber böylemi öğretti, bunu mu öğütledi. yada siz benim ne dediğime bakın, Sizin Kur-an dan öğreneceğiniz bir şey yok mu dedi?!
Kur-an'da yazılan ilahi emir ve buyrukları öğrenmek anlamak lazım değince, insan Peygamberin yolundan çıkmış mı? oluyor yani?
Kur-an'ın yolu ile Hz Muhammetdin yolu ayrı mı ki; biz böyle ihtilafa düşüyoruz?
Yolumuz bir ama, Ben Müslüman Kur-an yani Allah'ın emir ve öğretileri ile başlayan Peygamberle anlatılan öğretilen bir yolu tercih ediyorum, Öteki Allah Kur-an diyor ama alakadar olmadan, anlamadan Peygamberin ardına düşerek her şeyin tamam olacağına iman ediyor. fark budur.
Saygılar hürmetler.
Tanrı inancı kişiseldir.Sosyalleşirse siyasallaşır ve toplumu taraflara ayırır.Yazıda belirtilen İngiltere eski başbakanının Kur an okuması kendini ilgilendirir.Herhangi bir dine inansa da inanmasada vatandaşlar eşit haklara sahiptir.Ayrıcalık istenemez,beklenemez.İnsanları bir arada tutan,dini in birliği değil,ortak kültür,ortak dil ve ortak tarih ve aynı milletten olmaktır.İnsanlığı geliştirecek,sorunlarını çözacek,Tanrıya duyulan sevgi saygı sonucu diğer insanlara duyulan sevgidir.Bütün dünyada sömürü güçleri,insanları dini inançlarının farklılığı yüzünden bölüyorlar.Milli devletleri dini ve etnik ayrılıklara kışkırtarak zayıflaştırıyor ve sömürge haline getiriyorlar.İngiltere,ABD bu yöntemi en katı şekilde uygulayan sömürü güçleridir.Irak da,Afrika da yaptıkları ortadadır.Humeyni nin de nerede hazırlandığını unutmayalım.Bu meyanda,toplumun yaşamı ve düzeni ,hadis ve ayetlerle değil hukukun üstünlüğü ve eşitliği ilkesi ile düzenlenmelidir.İnsana bu yakışır.
Allah, peygamberler de dahil olmak üzere her kulunu eşit ölçüde muhatap aldığını, kendi kriterinin sadece “takva” olduğunu zaten defalarca beyan ediyor....Yazınızdan aldığım şu alıntı nekadar okumuş ve türkçe ibadet etmiş olduğunuzu göstermekdedir...Takva ile peygambere eşit olunmaz...Kul ancak peygamber aracılığı ile takvaya kavuşur...Peygamberler seçilmişlerdir ve de sıfatları vardır ...ders verme gibi bir niyetim yok...Yazınız da çok güzel yerler de var bunu da vurgulamak isterim....ne şiş yansın ne kebap...Almalısın okurunu muhattap...Üç ihlas bir fatiha da hatimdir muhakkak...saygılar