30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

ERGENEKON BAĞLANTISI PKK'YI BİTİRİR

DTP’li Demirtaş, Zaman’da yayımlanan röportajında önemli tespitlerde bulundu. Demirtaş, Ergenekon bağlantısının ortaya çıkması durumunda PKK’ya bakışın değişeceğini belirtti. Diyarbakır’ın kaybedilmesi durumunda da DTP’nin temel argümanlarının sorgulanacağına işaret etti.

Kuzey Irak’taki Kürtlere mesafe koymalarının gerekçesini ise “Onlar sağcı, biz solcuyuz” şeklinde açıkladı. Demirtaş’ın tespitlerine AK Parti Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, ilginç bir çağrıyla cevap verdi.

‘Solculuk’ yaklaşımının ‘doğru ancak trajik bir değerlendirme’ olduğunu vurgulayan Ekmen, “DTP’lilerden bu söylemi Diyarbakır’da, Batman’da, Hakkari’de miting alanlarında da tekrarlamalarını beklerim.” dedi. DTP’nin mitinglerde ‘solcu’ kimliğinden bahsetmediğine dikkat çeken Ekmen, şöyle devam etti:

“Ömürlerini kimlik siyaseti yaparak tüketmiş bir hareketin Kürtlerin bölge arenasında kendilerini temsil imkânı buldukları bir yapıya, ‘onlar sağcı, biz solcuyuz’ diye mesafe koymasını yadırgıyorum. DTP bölgede vatandaştan oy isterken ‘biz sol bir partiyiz’ diye mi oy istiyor? ‘Biz Kürt kimliğinin ve Kürt söyleminin temsilcisiyiz’ diyor. Kürt kimliğini bölgesel olarak ortaya koyan bir yönetime neden sağcılık veya solculuk adına mesafe konuyor?”

Ekmen, Ergenekon’un aydınlatılmasının Kürtler açısından çok önemli olduğu görüşünde. Terör örgütü PKK’nın Ergenekon davasına mesafeli durduğuna dikkat çekerken şunları kaydediyor: “Demokrasinin gelişmesi ve gerçek anlamda demokratik, sivil bir devlet olmamız için tüm bağlantı ve iddialar sonuna kadar araştırılmalı. Bir bağlantı varsa, elbette ki bugüne kadar değişik sebeplerle bu harekete destek veren herkesin düşünce dünyası allak bullak olacaktır. Herkes kendi konumunu yeniden değerlendirecektir.” Ekmen, DTP’nin argümanlarını sorgulamak için yerel seçimleri beklememesi gerektiğini vurguluyor. 22 Temmuz seçimlerinde bölge halkının gerekli mesajı verdiğini hatırlatıyor. 22 Temmuz mesajını algılayamayan DTP’nin yerel seçim sonuçlarını da doğru analiz edemeyeceğini ileri sürüyor.

O BAĞLANTI ORTAYA ÇIKARSA PKK BİTER

HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel, DTP’lileri ‘nabza göre şerbet vermek’le suçluyor. “Solcularla konuştukları zaman solcu olurlar, bölgede ise dinî argüman kullanırlar.” diyen Bozyel, DTP’nin ilkesiz bir politika izlediği düşüncesinde. Bozyel, “Tutumları nedir belli değil. Zaten DTP’nin bölgedeki oy kaybı zikzak politikasından kaynaklanıyor.” diye konuşuyor. Bozyel, ‘Ergenekon-PKK’ bağlantısının ortaya çıkmasının ise PKK’nın bitişi anlamına geleceğinin altını çiziyor.

Bu sonucun PKK’ya destek veren Kürtler için büyük bir hayal kırıklığı olacağını vurgulayan Bozyel, şöyle devam ediyor: “Ergenekon-PKK ilişkisi henüz bir iddia düzeyindedir, ama ispatlanırsa müthiş sonuçları olur. Bu durum PKK’nın bitişi olur. Bu kirli tezgâha bulaşan herkes destek kaybeder.” DTP’nin Doğu ve Güneydoğu’da ciddi şekilde sorgulandığına işaret eden Bozyel, “DTP, Van’ı, Bingöl’ü, Ağrı’yı, Siirt’i kaybettiğinde sorgulanmıştı. Diyarbakır’ı kaybetmesi bu sorgulamanın derinleşmesi demektir. Bölgede hem AKP’den hem de DTP’den bir soğuma var.” ifadelerini kullanıyor.

Eski CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan da Ergenekon’un aydınlatılmasını çok önemli buluyor. Canan, şu görüşleri dile getiriyor: “Ergenekon, faili meçhullerle bağlantılı. Biraz daha derine inilirse bölgedeki bütün olayların failleri ortaya çıkar. Ergenekon’un ortaya çıkması Kürtlerin yararınadır. Eğer Ergenekon ile PKK arasında bağlantı ortaya çıkarsa PKK’ya güven kalmaz. Aslında bunları ortaya çıkarmak da devletin elinde. Bu aynı zamanda terörle mücadelenin en önemli boyutudur.”

PKK, BÖLGENİN KALKINMASINI İSTEMİYOR

Paris'te toplanacak Meclis'te yarın oylanacak Kürt raporunda çarpıcı tespitler bulunuyor. Araştırma, terör örgütü PKK'nın, Doğu ve Güneydoğu'da gerçekleştirilmek istenen reformlara karşı çıktığını ortaya koyuyor.

Ayrıca DTP'nin PKK'nın etkisinde olduğu ve söylemleriyle provokasyona yol açtığı dile getiriliyor. 22 Temmuz'da AK Parti'nin bölgede yüzde 50 oy aldığına dikkat çekilen çalışmada, bunun "Kürtlerin büyük bir kısmının ayrılıkçı olmadığı ve Türkiye'nin parçası olmak istediklerini gösterdiğine" vurgu yapılıyor. Türkiye'nin içinden geçtiği dönem için "Ülke, hayati bir kavşakta, cumhuriyet tarihinin belirleyici bir noktasında bulunuyor" yorumunda bulunan raporda, Avrupa'nın PKK ile mücadelede daha fazla Türkiye'ye destek vermesi talep ediliyor. Sonuç bölümünde, PKK'nın tasfiye imkanını araştırmak için BAB ve AB Ortak Savunma Yüksek Temsilcisi Javier Solana'ya görev verilmesini tavsiye ediyor. Raporu hazırlayan İngiliz parlamenter Robert Walter, Ankara'da Genelkurmay'la da görüşmelerde bulunmuş.

Batı Avrupa Birliği (BAB) ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Meclisi, "Türkiye'de yaşayan Kürt kökenlilere, kültürel kimlik isteklerinin gizli ayrılıkçı bir ajanda amaçlı olmadığını Türk halkına gösterme ve bu iddialarını barışçıl yollarla devam ettirmeye yönelik önlemler alma" çağrısında bulunuyor. Raporda Kürt sorunuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulunuluyor:

DTP'nin, bölge meclisleri ve bölge hükümetleri aracılığıyla istediği "demokratik özerklik" ve PKK üyeleri için istediği af üzerine kurulu iletişim stratejisi ve PKK üyeleri için af istemesi Türkleri son derece provoke ediyor. Bu tür uzun vadeli vizyonlar milyonlarca Kürt'ün günlük hayatında hiçbir işine yaramıyor. İmkansız istenerek, mümkün olacak olan imkansız kılınıyor. Türkiye gibi üniter ülkelerde, bölgesel özerklik denemeleri için fazla yer bulunmuyor.

Ankara, Diyarbakır ve İstanbul'daki görüşmelerden sonra elde edilen kanı; Türkiye zor bir döneme doğru gidiyor. Halk, gittikçe bölünüyor. Durum, PKK'nın terör ve propaganda eylemlerinin yükselmesiyle daha da kötüleşiyor. PKK'nın, eylemlerde öldürülen üyelerinin Kürt köylerindeki genç kadın ve erkeklerden oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda, burada gördüğümüz olay, adı konulmamış bir iç savaş. Fakat bunu böyle görmüyor. Türkiye'ye göre, saldırıları düzenleyenler uluslararası toplum tarafından terörist grubu olarak görülen bir örgütün üyeleri ve bu terör örgütüne karşı savaşanlar da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üyeleri.

BAB ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Meclisi, Türkiye'nin PKK terörizmine karşı mücadelesinde destek verecek ve meşru güvenlik çıkarlarını ciddiye almaya devam edecek. Bundan dolayıdır ki, AB üyesi ülkeler, PKK ile ilgili yasadışı faaliyetlerle mücadele etmek için önlemler almalı ve Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi'ne PKK'nın bölgedeki hareket özgürlüğünü kısıtlaması çağrısında bulunmalılar. Fakat, Kürtlerin daha fazla kültürel ve kimliklerinin tanınması taleplerine başarılı bir cevap verebilmek için başka önlemler de alınabilir. Terörizm ve Kürt kültürel kimliği aynı şey değil, ama bir madalyonun iki yüzü olabilirler. Son askerî operasyonların, bölgeye yönelik ekonomik ve sosyal önlemlerle birlikte gitmesi, Türk hükümetinin bunu anladığını gösteriyor. Terör eylemleri, tamamen canice fakat bu, terörün aynı zamanda hissedilen bir adaletsizliğin sonucu olduğunu yok saymaz.

Hükümet, Kürtler ve teröristler arasında bir çizgi çekmekte kararlı. AK Parti'nin Güneydoğu bölgesinde desteğini artırmasının nedeni bu. Fakat PKK, hükümetin sosyal ve ekonomik gelişim politikalarına, Kürtler arasındaki desteğini düşüreceği endişesiyle karşı çıkıyor. Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde hükümet, Kürtleri PKK'dan uzaklaştıracak çalışmalar yapıyor. PKK'nın içerisinde, bu reformların başarısını çıkarlarına aykırı gören güçler var. Türkiye, tarihî bir kavşakta. Bir yandan Türklerin çoğu, merkezi hükümetin ülkenin sosyal gerçeklerine uygun bir şekilde cevap verememesinden dolayı mutsuz. Siyasetçilerin çoğu ve askerî ve güvenlik uzmanları, terörizm sorununun sadece askerî araçlarla çözülemeyeceğini kabul ediyor.

Malî destek AB ülkelerinden

PKK, bazı AB ülkelerindeki; zorla para toplama, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi kanun dışı faaliyetlerden gelen mali kaynaklardan yararlanıyor. Avrupa'da PKK'ya karşı mücadele edilmediği yönündeki algı, Türklerin AB'ye güvenmemesine ve şüpheyle bakmasına neden oluyor. Türklerin çoğu, başka yerlerdeki terörle mücadelede diğer ülkelerle birlikte çalışan Türkiye'nin müttefikleri tarafından PKK ile mücadelede yalnız bırakıldığını düşünüyor. Türkiye'nin PKK terörü ile mücadelesinde her türlü desteğe ihtiyacı var.

Ergenekon şüphesi

Temmuz ayında İstanbul'da meydana gelen 17 kişinin öldüğü bombalama olayı, Türk kaynaklarına göre PKK tarafından gerçekleştirildi. Fakat PKK bunu yalanladı. Terör saldırılarının başka aktörler tarafından da işlenmiş olma ihtimali bulunuyor. Geçmişte insanların öldürülmesi ve bombalamalarla ilgili karanlık Ergenekon grubundan şüphelenildi. İstanbul bombalamalarıyla aynı zamanda, hükümet, darbe planı yapmakla suçlanan Ergenekon grubu üzerine gitti.

BAB ve AB'ye öneride bulunuluyor:

AB ülkeleri, kendi topraklarında PKK ile mücadelede daha aktif ve daha gayretli olmalı. Özellikle, PKK'ya insani ve mali destek kazandırmak amacıyla yürütülen kanun dışı faaliyetler ve PKK propagandası yapan yayınlar dikkatle takip edilmeli. Kuzey Irak'ta Bölgesel Kürt Yönetimi, PKK terörüne karşı mücadelesinde desteklenmeli. Türkiye, PKK terörü ile mücadele ederken orantısız güç kullanmamaya çağrılmalı. Kürtler, daha fazla kültürel hak talep ederken Türk halkına gizli bir ajandaları olmadığını göstermeye davet edilmeli. AB, Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi ve Batı Avrupa Birliği'nin Genel Sekreteri Javier Solana'ya PKK'nın tasfiye edilmesinin araştırılması yönünde misyon verilmeli.

DTP, PKK'nın etkisinde

Kürtlerin siyasetteki temsili sınırlı. 550 milletvekilinden 20'si DTP'ye bağlı ve Kürt yanlısı olarak düşünülüyor. Fakat, AKP başta olmak üzere başka partilerde de Kürt asıllı vekiller var. DTP üyeleri, son terör saldırılarını kınamaları yönünde baskı altına girdi, fakat kınamadılar. DTP'lilerin, siyasi desteklerini kaybedecekleri endişesiyle bunu yapamayacakları söyleniyor. DTP'li vekillerin çoğunun PKK ile bağının olduğu varsayılıyor. Fakat, uzmanlara göre DTP'nin PKK'nın lider kadrosuna ulaşmak için bir kanal olması zor. Çünkü etki varsa bile DTP, PKK'yı değil, PKK DTP'yi etkiliyor. Raportörün Ankara'da buluştuğu DTP'li parlamenterler, PKK'nın, 1980 askerî darbesine tepki olarak doğan "29. Kürt isyanı" olduğunu iddia ediyorlar. DTP'nin bu zayıflığı, Türkiye'nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ilişkilerini güçlendirme ihtiyacı hissetmesinin diğer bir nedeni.

Rapor Türkiye hakkında iki senaryo çiziyor

İyimser senaryo: AK Parti, Türkiye'yi hızlandırılmış bir reform sürecine sokmayı başarıyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ilişkiler gelişiyor. PKK eylemlerini sürdürse de saldırılar sınır bölgelerinde kalıyor, şehirlere yayılmıyor. 2009 Mart seçimleri, AK Parti'nin Kürtler arasındaki güçlü desteğini teyit ediyor. Türkler ise Kürtlere daha fazla kültürel haklar veriyor. Bölgede PKK'ya halk desteği çok düşük seviyelere inerken Tahran, Erbil ve Ankara arasındaki işbirliği PKK'yı askeri açıdan iyice zayıflatıyor.

Karamsar senaryo: AK Parti reformları gerçekleştirecek gücü bulamıyor. AB'nin büyük ülkelerinin AB üyeliğine soğuk baktığını gören Türkiye'nin cesareti kırılıyor ve giderek içine kapanıyor. Türkiye'ye özgü politikalar isteyen bir neo-ulusalcı dalga, ülkeyi kaplıyor. Kürt seçmenin AK Parti'ye güveni kalmıyor ve mart seçimlerinde oyunu PKK'ya yakın adaylara veriyor. Özellikle şehirlerde PKK saldırıları artıyor. Türk ordusu, operasyonlarını başlatıyor ve olağanüstü hal ilan ediliyor.

AB ve ABD'nin desteği, Türk ve Kürt tarafların sabrı ve soğukkanlılığıyla karamsar senaryo önlenebilir. Belirsizlik, İran ve Bölgesel Kürt Yönetimi'nin içindeki yağmacılardan kaynaklanıyor.

AK Parti, Kemalist ile Kürt seçmen arasında kaldı

Geçtiğimiz yılki seçimlerde Kürt seçmenin oyunu almayı başaran AK Parti'nin, mart ayında yapılacak olan seçimlerde, 2007'deki gibi başarılı olamayabileceği ileri sürülen raporda AK Parti'nin "Geleneksel Kemalist değerlere bağlı Türk seçmenler tarafından kabul edilir kalma ve Kürt seçmenlere çağrısını devam ettirme arasındaki zor muvazenede" durduğu belirtiliyor.

Batı Avrupa Birliği

Genel sekreterliğini, 1999 yılından bu yana AB Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın yaptığı Batı Avrupa Birliği, 1948 yılında Brüksel Anlaşması ile kuruldu. Bir savunma ve güvenlik örgütü olarak kurulan Birlik, bir konsey ve meclisten oluşuyor. Birlik üyeleri, 2000 yılından bu yana örgütün operasyonel işlevlerini, Avrupa Ortak Savunma ve Dış Politikası bünyesine aktarmaya çalışıyor. Birlik'in meclisinin hazırladığı raporların bağlayıcı özelliği bulunmuyor.

Zaman
Yayın Tarihi : 2 Aralık 2008 Salı 18:27:55
Güncelleme :2 Aralık 2008 Salı 18:46:54


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
RECEP TAY IP: 78.188.62.xxx Tarih : 2.12.2008 20:26:32

KÜRTLER KENDİ BİRLİĞİ İLE AYAKTA SAKINKİ DEMEYİN VE ERGENEKON İLE HİÇBİR KÜRTÜN UZAKTAN YAKINDAN İLGİSİ YOK İŞİ OLMAZ ERGENEKONLA KÜRTLERİN VE MALUMATINIZ ERGENEKON TERÖRİST ÖRGÜTTÜR BUNA MASUM BİR HALK FEDA EDİLEMEZ HERŞEYE RAĞMEN BU KADAR YÜREĞİ YANBMIŞ UMUTLARI TALAN EDİLMİŞ HALK HALA KARDEŞLİK DİYE HAYKIRIYORSA ÇOK CESUR BİR MİLLET OLDUĞUNUN AÇIK KANITIDR GÜZEL İYİ DEMOKRAT OLAN HERKESE İYİ AKŞAMLAR


lawyer73 IP: 88.255.6.xxx Tarih : 3.12.2008 01:44:31

ağzına layık recep rumuzlu kardeş.. hala utanmadan bizi ergenekonla aynı görüyolar inana biliyor musun?biz neler çektik yıllarca ne faili meşhul cinayetler ne çatışmalar ne haksızlıklar ve hala utanmadan bizi ergenokanla birlikte hesaba katıyorlar...ha bide yazıda akp kürt oylarının yüzde 50 sini aldı deniyor onunda farkındayız oylarını başka partilere verenler sadece menfaat peşinde biz dtp lilerse sadece barış ve demokrasi için oyumuzu kullanıyoruz saygılar türk ve kürt kardeşlerim..


düşünce IP: 193.255.201.xxx Tarih : 5.12.2008 18:21:37

Merak ediyorum.Halk deniliyor,millet deniliyor acaba kürtlerin bir tarihi var mı?Varsa o tarihte hangitarihçi yazmıştır?