11 Eylül'de New York ve Washington’a düzenlenen saldırıların bir numaralı zanlısı Suudi Arabistan asıllı Usame bin Ladinin adı, son 10 yılda radikal İslamcıların gerçekleştirdiği onlarca saldırıya karıştı.
Adını tarihin en büyük terör eylemi olarak nitelenen 11 Eylül saldırıları ile duyuran Usame Bin Ladin, 1957 yılında, Yemenli bir ailenin çocuğu olarak Suudi Arabistan’da doğdu.
Suudi Prenslerle Birlikte Büyüdü...
Babası hamallıktan hızla yükselip büyük müteahhit olmuştu. Kraliyet ailesi ile yakın ilişkileri vardı. Usame, 11 yaşında babasını kaybettiğinde, hatırı sayılır miras onu bekliyordu.
Bin Ladin ailesinin oğlu olarak, yıllar sonra kanlı bıçaklı olacağı Suudi prenslerle birlikte büyüdü, onlarla aynı okullarda okudu.
Üniversitedeyken Müslüman Kardeşler Örgütü’ne Üye Oldu
Suudi Arabistan’da üniversite eğitimi aldı.
İlk gençlik yılları, ailesinin zenginliği sayesinde refah içinde geçti. Bin Ladin, üniversitede okurken Müslüman Kardeşler Örgütü’ne üye oldu.
Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramı onun Batı karşıtlığına yönelmesinde belirleyici oldu.
Ona göre bölgedeki liderler Batı’nın birer kuklasıydı ve adaleti mümkün kılmanın tek yolu silaha sarılmaktan geçiyordu.
1979’da Pakistan’a Gönderildi
Aralık 1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi, Bin Ladin’i eyleme geçirecek fitili ateşledi.
1979’da, Suudi gizli servisinden bir arkadaşı vasıtasıyla Pakistan’a gönderildi. Buradaki kamplarda, dünyanın dört bir yanından gelen Müslüman gençler askeri eğitim görüyordu.
Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak çalışması olan bu projeyi Pakistan Gizli Servisi ISI yürütüyordu.
El Kaide’yi Nasıl Kurdu?
Bin Ladin, Afganistan’da ön saflarda iki yıl bizzat savaştı.
Eli açıklığı, sade hayatı ve cephedeki cesareti dolayısıyla kısa sürede efsaneleşti.
Bugün dünyanın dört bir köşesine yayılan örgütü ’El Kaide’nin temelini o günlerde attı.
Suudi Arabistan ise Bin Ladin’den korkmaya başlamıştı. Önce pasaportu iptal edildi ardından da vatandaşlıktan çıkarıldı.
Bin Ladin, Pakistan’dan, Afganistan’a oradan da Sudan’a geçti. Ordan oraya göçüp dururken aklında sadece Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı girişeceği savaş vardı.
Bin Ladin, 1998’de, Londra’da Arapça yayınlanan bir gazetede yayınladığı bildiride, Amerika Birleşik Devletleri’ni açıkça hedef olarak gösterdi.
Usame bin Ladin liderliğindeki El Kaide, son 10 yılda radikal grupların gerçekleştirdiği onlarca saldırıdan sorumlu tutuldu.
11 Eylül’ün ’Bir Numaralı Zanlısı’
11 Eylül 2001’de New York ve Washington’a düzenlenen saldırıların ’bir numaralı zanlısı’ ilan edildi.
Fransa’da Cezayirli örgütlerin bombalı saldırılarından Mısır’da Batılı turistlerin öldürülmesine, hatta Hüsnü Mübarek’e düzenlenen başarısız suikast girişimine kadar pek çok olayda hep onun ismi gündeme geldi.
El Kaide’nin Kanlı Eli Türkiye’ye de Dokundu
Dünya Ticaret Merkezi’ne 1993’te gerçekleştirilen bombalı saldırının yanı sıra El Kaide’nin kanlı eli Türkiye’ye de dokundu.
Kasım 2003’te, İstanbul’da Neveşalom ve Şişli Sinagogu, İngiliz Konsolosluğu ve bir bankanın merkezine yönelik kanlı saldırılarla Türkiye El Kaide terörü ile tanıştı. Bu iki olayda 27 vatandaşımız hayatını kaybetti.
Saldıların arkasında gösterilen adres hep aynıydı: Bin Ladin.
Amerika Birleşik Devletleri ise Bin Ladin’i ’bir numaralı terörist’ ilan edip, başına milyonlarca dolarlık ödül koydu.
Ve, Usame Bin Ladin’e, bir terörist olması yolunda en büyük desteği veren Amerika Birleşik Devletleri, sonunda, büyüttüğü canavarın canını aldı.
Dünyanın en çok aranan teröristi olan, başına 25 milyon dolar ödül konan Usame Bin Ladin, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da düzenlenen bir operasyonla öldürüldü.
Usame Bin Ladin’in ölümüyle dünya terörizmle bir yere ulaşılamayacağını bir kez daha anlamış oldu.
LADİN'İN ADININ KARIŞTIĞI EYLEMLER
Aralık 1992: Yemendeki ABDli askerlerin kaldığı bir otel bombalandı. İki Avustralyalı turist öldü.
1993: Somalinin başkenti Mogadişuda 18 ABD askeri öldürüldü.
Şubat 1993: New Yorkta Dünya Ticaret Merkezi bombalandı. Bin Ladinin de adı olaya karıştı.
Ocak 1995: Filipinlerde Papaya suikast girişimi yapıldı.
1995: Cezayirli Silahlı İslami Grubun (GIA) Fransaya karşı yürüttüğü savaşta çeşitli bombalamalar gerçekleştirildi.
Haziran 1995: Etiopyanın başkenti Adis Ababada Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübareke yönelik suikast planlandı.
Kasım 1995: Suudi Arabistanın başkenti Riyadda beş ABDli askerin ölümüne yol açan kamyonla bombalama olayı gerçekleştirildi.
Kasım 1995: Pakistandaki Mısır Büyükelçiliği bombalandı, 17 kişinin öldü.
Haziran 1996: Suudi Arabistanın Hobar kentinde 19 Amerikan askerinin ölümüne yol açan patlama gerçekleşti.
23 Ağustos 1996: Kafirleri kutsal topraklardan kovun çağrısıyla ABDye cihat ilan etti.
Şubat 1998: Mısır, Bangladeş ve Pakistanlı birkaç küçük grupla birlikte "Yahudilere ve Haçlılara karşı Uluslararası İslami Cephe"yi kurdu. Kuruluş bildirgesinde "Her Müslümana, dünyanın her köşesinde, sivil veya asker Amerikalı öldürmek farzdır" dendi.
7 Ağustos 1998: Amerikan askerlerinin Kutsal Topraklara girişinin sekizinci yıldönümünde Kenya ve Tanzanyadaki ABD büyükelçilikleri havaya uçuruldu, toplam 257 kişi öldü, 5 bin 500 kişi yaralandı.
20 Ağustos 1998: ABD misilleme olarak Sudanda bir fabrikayı ve Afganistandaki eğitim kamplarını bombaladı. Usame bin Ladinin yakalanması için 5 milyon dolar ödül kondu
Bu amerika yine bişeyleri örtbas dip gündem dışı bırakmak bunları ortaya atıyor olabilirde
ABD emperyalizminin, İslam dünyasını parçalamak amacıyla kendi taktikleriyle yarattığı Frankestein'i, bu emperyalist güçler gene kendi taktiyleriyle yok etti. Ülkemiz dahil, diğer İslam ülkelerinde de buna benzer - kendi çıkarları için - yaratacağı bu tür canavarlardan, Allah, bütün İslam ülkelerini korusun ! (Amin !)
libyada mısırda ve diğer ülkelerde başarısız oldu hemde büyük başarısızlık şu anda o ülkelerde halkın bir kısmı amerikayı sevmiyordu ama şimdi o ülkelerdeki insanların büyük bir kısmı amerikaya düşman oldu çünkü yakın bir akrabası amerika yüzünden öldü memleketi talan oldu işini kaybetti malı mülkünün değeri düştü belkide aç kaldı bunu değiştirmek için ladin senaryosu uygulandı ama onunuda fos olduğu bir aşikar mesela böyle terörüslerin yakalanması durmunda tüm dünyada teşhiri esastır ve canlı yakalamak daha fazla itibar getirir mesela biz öcalanı yakaladığımzı da teşhir ettik hatta apo bile şoka girmiş ve TC nin emrindeyim benzeri bir laf etmiti boyun eğmişti bu çok önemli tabi saddam gibi çıkıpta canını kurtarmak için boyun eğmeyenlerde var mesela saddamda aman deseydi asılmazdı ladinde durm farklı ne ölüsü ne dirisi var 2004 ten beride yaşadığı meçhul hatta bir söylenti hiç bir zaman ladinin silah kuşanıp baş kaldırmadığı onun benzeri birinin amerika adına kullanıldığı sonrada o da yoruldu yada sağlık sebebiyle emekli edildi ,