30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

Rüşvet çarkının dişleri arasında ezildi

Kapıkule Gümrük Kapısı'ndaki operasyonlar gözleri yeniden gümrüklerdeki rüşvete çevirdi. Ancak bu hikaye, gümrüklerdeki rüşvetin ne kadar sistematik olduğunu ve bununla başa çıkılmasının ne kadar güç hatta neredeyse imkansız olduğunu ortaya koyuyor. Bu hikaye, rüşvete karşı yenilgiye uğramış bir Gümrük Müşavir Yardımcısı'nın hikayesi.

Türkiye’nin geçtiğimiz hafta boyunca konuşulan ve gelişmeleri bu haftaya da sarkan önemli gündemlerinden birisi gümrüklerdeki kaçakçılık oldu.

Bir süre önce Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne atanan Hanefi Avcı’nın başlattığı bir operasyon neticesinde büyük bir rüşvet ağı ortaya çıkartıldı ve sonuç 50 gümrük muhafaza memuru ile gümrüklerde görevli 19 polis memuru sevk edildikleri adli merciler tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Türkiye’de rüşvet konusu gündeme geldiğinde gözlerin ilk çevrildiği yerlerin başında gümrükler geliyor. Çeşitli dönemlerde yapılan tüm kamuoyu yoklamalarında rüşvetin en yaygın olarak döndüğü yer olarak gümrükler çıkıyor. Yani meseleyi sadece ilgililer, yetkililer ve araştıranlar değil, yolu bir şekilde oralardan geçen hemen herkes biliyor. Zira genellikle rüşvet vermeden o kapıdan geçemiyor veya malını geçiremiyor.

Kamuoyundaki bu yaygın kanaat nedeniyle her kim Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na gelirse, ilk sözlerden biri, “Rüşveti gümrüklerden geçirmeyeceğim” oluyor. Ama nedense, bu durum sözden öteye geçemiyor.

Söz konusu bakanların sözlerinin neden havada kaldığı, gümrüklerdeki rüşvetin neden önüne bir türlü geçilemediği hatta beraberinde Türkiye’deki benzer ve ilgili bir çok çarpıklığının nedenlerine de ışık tutan bir yaşam hikayesi var karşımızda.
Bu, alanında binlerce belki yüzbinlerce insan arasından sıyrılıp buraya çıkabilen bir yaşam. Aynı zamanda bireyin devletine, devletin kurumlarına olan güvenini yitirmesine ve ülkenin düzeleceği umudunun insanlarda neden kaybolduğuna dair de örnek bir hayat hikayesi.

Bu hikaye tahsilli, kültürlü, kendi işinin eğitimini almış, sınavlarını başarıyla bitirmiş, ilgili prosedürlerden geçmiş ve ekmeğini bu gümrüklerden, gümrük müşaviri olarak çıkarmaya hak kazanmış ancak bu çarka dahil olmadığı için itilmiş-kakılmış, linç girişimine uğramış, yasaların ve hukukun verdiği tüm imkanları ve vatandaşlık hak ve görevlerini kullanarak bununla mücadeleye girişmiş, ancak sonuçta mücadelesinide kaybetmiş ve de ekmeği elinden alınmış bir insanın hikayesi.

Adı; İrfan Yüsecoy, 34 yaşında, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun. Gümrük Müşavirliği ile ilgili sınavda başarı gösterip diğer ilgili prosedürlerden de geçtikten sonra 2001 yılında yetki belgesini alıp özel bir şirkette gümrük müşavir yardımcısı olarak işe başladı.

YETKİSİZ ÇALIŞAN GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİ

Ve Yücesoy’un görevli olduğu şirket adına gittiği İstanbul Gümrüğü’nde dikkatini ilk çeken konu, kendisi gibi ilgili okul mezunu olmayan, ilgili yasal prosedürlerden geçmeyen, yetki belgesi de bulunmayan çok sayıda kişinin de kendisiyle aynı işi yaptığını görmesi oldu. Yücesoy, devamını şöyle anlatıyor: "Kaçakçısının, sabıkalısının, hırsızının bu işi yaptığını gördüm... Bin bir türlü rüşvetin döndüğünü gördüm."
Yücesoy, bunu "anormal" bir durum olarak görüyor ve hemen bir dilekçeyle Gümrükler Başmüdürlüğü’ne şikayette bulunuyor. Ancak; sonuç ve sonrası tam Türkiye’ye özgü bir durum.

Yücesoy, yaşananları ve gelişmeleri şöyle anlatıyor: "Dilekçeme bir cevap alamadım, yeniden şikayette bulundum. İkinci dilekçeme Başmüdürlük’ten cevap geldi. Cevapta, konunun Gümrük Müdürlüklerine sorulduğunu ve iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Ben ikna olmadım. 4 tane avukat tutarak Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne şikayette bulundum. Genel Müdürlük de konuyu araştırdıklarını ve böyle iddiaların gerçek dışı olduğuna dair bana bir yazı tebliğ etti.

MAHKEME VALİLİK KARARINI BOZDU AMA...

Ben yine ikna olmadım, bunu adli mercilere intikal ettirdim. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na 14 memur hakkında suç duyurusunda bulundum. Gümrük Müşaviri olarak çalışanlar, yetkisiz oldukları halde, yetkili gibi çalışıyorlar. Bunları gümrük yetkilileri, memurlar biliyorlar ama karşılıklı rüşvet aldıkları için buna göz yumuyorlar diye...Bunlar memur oldukları için, savcılık soruşturma izni için İstanbul Valiliği’ne başvurdu. Valilik, iddia edildiği gibi kaçak çalışma ve rüşvet olaylarının olmadığına dair bir karar vererek, savcılığın soruşturma iznine olumsuz yanıt verdi.

Daha sonra biz valiliğin bu kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne müracaat ettik. Bölge İdare Mahkeme'si de valiliğin yeterli incelemeyi yapmadığını ve bu kararının da hukuka aykırı olduğunu belirtilerek, valiliğin kararını bozdu. Valilik aynı kararı tekrar aldı, ben tekrar itiraz ettim. Bu durum halen Bölge İdare Mahkemesi’ne görüşülüyor."

Yücesoy, bazı şeyleri düzeltmekte kararlı ve ısrarlı, girişimlerini de sürdürüyor. Gerisi onun ağzından şöyle: "Daha sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na rüşvet, yolsuzluk ve kaçak çalışmayla ilgili suç duruyusunda bulundum. Savcılık, Gümrükler Başmüdürlüğü’ne sordu. Başmüdürlük de, konuyu Gümrükler Müdürlüğü’ne sorduğunu ve iddiaların gerçekdışı olduğunu bildiren bir yazı yolladı savcılığa. Savcılık da bunun üzerine takipsizlik kararı verdi.

Daha sonra Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na bu rüşvet ve kaçak çalışmalarla ilgili tespit davası açtık avukatlarla birlikte. Savcılık, tespitin yapılması halinde hukuksal dava açılacağı dolayısıyla bu yolla bir tespit davası açılamayacağı bize tebliğ edildi. Dolayısıyla mahkeme, rüşvet ve yolsuzlukları tespit etmeme kararı almış oldu.”

YARGIDAN VE BÜROKRASİDEN UMUDUNU KESTİ

Bürokrasiden ve adli mercilerden umduğunu bulamayan İrfan Yücesoy, bu kez yasama ve yürütmeye başvurmaya karar veriyor ve öyle yapıyor: “Bürokrasiden ve adli mercilerden bir sonuç alamayınca bu kez Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’e olaylar hakkında şikayette bulunduk. Oradan da bir sonuç çıkmadı.

Daha sonra kaçak çalışma, yolsuzluk ve rüşvet olaylarını engelleyin diye Başbakanlığa yazı yazdık. Başbakanlık, Gümrük Müsteşarlığı’na havale etti. O da Gümrük Kontrolörlüğü’ne havale etti ve orada kaldı. Hiçbir sonuç çıkmadı.

Daha sonra 'gümrüklerde rüşvet yolsuzluk vardır, bunları engelleyin' diye Cumhurbaşkanlığı’na yazdım. Cumhurbaşkanlığı bu yazıma, konuyu incelediklerini ve Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’e havale ettiklerini içeren bir cevap gönderdi. O da orada kesildi, hiçbir cevap yok."

Yücesoy, olayların üzerine gidince rüşvet çarkını döndürenler bunu tehdit etmeye başlıyor. O da, hem can güvenliğinin sağlanması hem de rüşvet ve kaçakçılık konularının araştırılması için TBMM’ye bir dilekçe ile başvuruyor. TBMM, iddialar için, bir yanıt vermiyor. Can güvenliği için de "kendilerinin yapabileceği bir şey olmadığını bildiriyor."

SON OLARAK 'DÖRDÜNCÜ KUVVET'E GİTTİ

Devletin ilgili tüm organlarından beklediğini bulamayan İrfan Yücesoy, bu kez “döndüncü güç” medyaya başvuruyor. Ve özel bir TV kanalına, gümrükte yaşananlarla ilgili ihbarda bulunuyor. İhbar üzerine, Tv ekibi söylenen yerlerde gizli çekimler yapıyor ve bir dizi rüşvet olayını kısa süre içinde belgeliyor. Görüntülerin yayınlanmasının ardından operasyonlar yapılıyor, bazı gümrük memurları gözaltına alınıyor, adliyelere sevk ediliyor ve yasal ve mevzuatın yetersizliği ve delillerin yetersizliği nedeniyle hemen hepsi tutuksuz yargılanmak üzere salıveriliyor.

Ve bu olay artık o rüşvet çarkını döndürenlerin tepesini attırıyor. Artık İrfan Yücesoy, gümrüklere sokulmamaya başlıyor. O ısrarla gidince birkaç kez saldırıya, linç girişimine maruz kalıyor. O gümrüklere girmeye devam ediyor. Bu arada TBMM’ye yeniden, can güvenliğinin olmadığını ve kendisine korunma sağlanması için dilekçe veriyor. TBMM, konunun kendilerini değil, İstanbul Valiliği’ni ilgilendirdiğine dair bir cevap gönderiyor. O da İstanbul Valiliği’ne başvurup can güvenliğinin sağlanmasını istiyor. Valilik de, “sadece terör itirafçılarına koruma veriyoruz, sen bu kapsamda değilsin, seni koruyamayız” diye cevap yazıyor.

LİNÇ GİRİŞİMLERİ

Bunun ardından Erenköy Gümrüğü’nde yeniden saldırıya ve linç girişimine maruz kalıyor. Canını zor kurtaran Yücesoy hastaneden 5 gün iş göremez raporu alıp, savcılığa şikayette bulunuyor. Savcılık, gözaltına alınan kişileri serbest bırakıyor, yakalanamayan bir kişi hakkında da arama kararı çıkartıyor. Ve o arama kararı hala duruyor.

Rüşvet çarkını döndürenlerin bu çabaları İrfan Yücesoy’u, gümrüklerden ve çarklarına çomak sokmaktan alıkoyamayınca, çözümü ekmeği ile oynamakta buluyorlar ve en kolayını yapmış oluyorlar. Çalıştığı firmaya baskı yapıp, işten atılmasını sağlıyorlar.
İşten atıldıktan sonra başka şirketlere başvuruyor. Herhangi bir şirkette işe başladığı öğrenilir öğrenilmez bir iki gün içinde o şirkete de baskı yapılıyor ve bir şekilde işten atılması sağlanıyor. Şirket yetkilileri, "Sen bizimle çalışırsan, bizi çalıştırmazlar" deyip, işten çıkartıyor.

'DERNEĞİM DE SAHİP ÇIKMADI'

İrfan Yücesoy, bu kez çare olarak, kendi haklarının korunması için üye olduğu, aidatını verdiği, kendi sivil toplum örgütü olan İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği’ne başvuruyor. Gerisini kendisi şöyle anlatıyor: “Derneğimiz olan İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği Başkanı Esen Yağcı’ya çıktım. ‘Gümrüklerde böyle böyle rüşvet, yolsuzluk ve kaçak çalışmalar var. Bana yönelik de bu tür girişimler var. Hakkım gasp ediliyor, saldırılara maruz kalıyorum’ dedim. ‘Benden aidat alıyorsunuz, benim hakkımı korumak için kurulmuş bir derneksiniz, beni koruyun’ dedim. Benim haklarımı korumakla yükümlü, benim ve meslektaşlarımın aidatlarıyla ayakta olan derneğimin başkanı ‘Sen bu düzene uymuyorsun, bu mesleği bırakmalısın, artık senin bu meslekte çalışma şansın yok’ dedi.”

Kendi derneğinden de beklediğini bulamayan Yücesoy, daha sonra derneğin resmi sitesinde “Avrupa Yakası Gümrük kapılarında çalışacak karneli/karnesiz gümrük elemanları aranıyor” diye eleman aranmasına dair bir ilan görüyor ve bunun, kaçak gümrük elemanı çalıştırmak istediğinin itirafı olarak değerlendirip, dernek hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Şikayet dilekçesinde ayrıca, derneğin, kaçak gümrük elemanı çalıştırılmasına göz yumduğu hatta yardımcı olduğu iddialarına da yer veriyor ve bu davada sürüyor.

İrfan Yücesoy, böylece artık başvurabilecek hiçbir kanal olmadığını, ve gerçekten de yıllarca okulunu okuduğu, orada çalışmak üzerine sınavlarına girdiği gümrüklerden kendisine ekmek çıkmayacağını anlıyor ve “pes ediyor.”

Artık gümrük müşavirliklerinde iş arama yerine başka işlere bakıyor ve bir süre sonra bir danışmanlık şirketinde kendisine iş buluyor ve halen orada çalışıyor.

RÜŞVET ÇARKINI DÖNDÜREN BÜROKRASİ

İrfan Yücesoy, rahatsızlık duyduğu, bu nedenle belgeleriyle birlikte şikayette bulunduğunu söylediği gümrük kapılarındaki rüşvet, kaçakçılık ve yolsuzluk konuları ile ilgili olaraka şunları söylüyor: “Rüşvet çarkını döndüren, koruyan bürokrasi çarkıdır. Ve memurlar bu çarka güvenerek çok rahat bir şekilde rüşvet alıyorlar, rüşvetle iş yapıyorlar.
Şimdi Kapıkule’de bu operasyon yapıldı ama ben iddia ediyorum 2 gün sonra burada da diğer tüm gümrük kapılarında da rüşvet alınmaya, verilmeye devam edecek.
Benim ihbarım üzerine daha önce Show Tv’de yayınlanan görüntülerden sonra da soruşturma açılmıştı, açığa alınanlar vardı. Çoğu tutuksuz yargılanıyordu ve o tutuksuz yargılananların bir kısmı aynı yerde bazıları da verildikleri başka gümrüklerde yineden rüşvet almaya devam etti.

İthalatçı-ihracatçı firmalar, yurdışından mal getirttikleri zaman gümrük müşaviri tüzel kişisine vekalet verip, "benim malım geldi, bu malın gümrük onayını alarak adresime teslim et" diyor. Firmanın doğrudan kendi malını çekme imkanı var ama genelde firmalar uğraşmıyor bunu, gümrük müşavirliklerine havale ediyorlar.

Gümrük müşavirleri de yetkili firma adına gümrüğe gelip bu malları gümrükleme aşamalarından geçirip adrese teslimini sağlıyorlar.

'HER GEÇEN RÜŞVET VERMEK ZORUNDA'

Rüşvet malın girişinde her aşamada alınıyor. Malın bütün yasal prosedürleri tamam olsa bile firmalar veya gümrük müşavirleri bu malı geçirtmek için rüşvet vermek zorunda kalıyor. Çünkü sistemi öyle kurmuşlar. Rüşvet vermezseniz, malın girişi için gerekli tüm evraklar olsa bile yine memurlar çeşitli bahaneler öne sürerek malınızın teslimini geçiktiriyor veya engelliyor. Siz gelen malı belli bir süre içinde adresine teslim etmek zorundasınız. Eğer rüşvet vermezseniz memurlar, o malın günler, haftalar, hatta aylarca orada takılmasını sağlayabilir. Örneğin malınızın çok acil uçağa yetişmesi gerekiyor ama rüşvet vermediğiniz zaman işiniz geciktiriliyor ve siz büyük zararlara uğrayabiliyorsunuz. Siz oradan mal geçirirken bunu artık biliyorsunuzdur ve başınıza böyle bir olay gelmemesi için hiçbir evrakınızda hiçbir sorun olmasa bile sırayla o rüşvetin döndüğü çarkı takip etmek, herkese istediği miktarda rüşveti vermek zorunda kalıyorsunuz.

Evrağınız dört dörtlük olsa bile, rüşvet vermediğiniz zaman işiniz kolay görülmez. Arz talep piyasasında şirketlerin rakipleriyle yarışabilmesi için buralarda her türlü rüşveti vermesi gerekiyor.

Evrağı dört dörtlük olan bir firma memurların manifesto adıyla adlandırdıkları tarifeler üzerinden verirler. Geçen yıl fiyatlarıyla bir ihracat beyannamesi için muayeneye 10 milyon, yüklemeye 5 milyon gibi rakamlar veriliyor.

Bunların hiçbiri makbuz karşılığında değil. Hatta mesai dışına sarkan işler için bu tarifeler arttırılıyor. Buralarda masum firmaların da vermek zorunda kaldığı rüşvetten başka masum olmayan, örneğin tahtakale piyasasında çalışan art niyetli şirketler de yine gümrük müşavirliği firmalarının elemanları aracılığıyla evraklarındaki eksikliklik, yanlışlıklar nedeniyle veya kaçak mallarını geçirtmek için, kontrolleri atlamak için fazla fazla rüşvet veriyorlar. Bunların rüşvet tarifeleri daha yüksektir.

2 BİN KİŞİ BU ŞEKİLDE MESLEĞİ BIRAKTI

Beni bu mücadeleye iten şey sadece rüşvet değil. Ben bu ülkenin yasalarına göre okulumu okudum. Sınavıma girdim, yetkimi aldım. Ruhsatımı aldım. Hukuki sorumluluklara tabiyim. Yasal olarak işlemlerimi yaptırmak istiyorum. Ama bu işi yaparken memurların davranışları çok ağrıma gitti. Bu iş için hiçbir yetkisi olmadığı halde, hırsızı, sabıkalısı bilmem nesi her türlü adam bu işte çalışabildiği için aynı ortamlarda barınamadım. Örneğin memura rüşvet vermediğim zaman, hesap soruyor, "Herkes veriyor sen de vereceksin" diyor. Benim karnem var, yetkim var, evraklarım dört dörtlük rüşvet vermem diyorum. Benim evrakımı yüzüme atıyor veya kaldırıp atıyor bir tarafa. "Rüşvet vermezsen yapmam" diyor. Hatta bir memur bana "Defol git, paran yoksa başka birşey ver" dedi. Ben de bunu gümrük müdürlüğüne söyledim ve o memuru oradan uzaklaştırıp başka bir gümrüğe verdiler.

O kadar seviyesiz ki, memur evrağı alıyor yüzünüze atıyor, çok ağır küfürler ediyor. Bu ortamda üniversite mezunu bir insan barınamıyor. Ya onların şartlarına uyacaksınız ya da barınamazsınız. Ben onların şartlarına uymak istemedim, mücadele etmek istedim.
Bizim bu meslekte o yetkiyi alan 3 bin 500 kişi var, 2 bin kişisi bırakmış mesleği. Benim çok yakınımda 3-4 arkadaşım var. Hepsi de bu işi bırakmış şimdi başka işlerde çalışıyorlar. Bunların hepsi rüşvet yolsuzluk ve ortamın çirkinliği yüzünden bu mesleği bırakmışlar.
Ben önce bizim arkadaşlar gibi yapmak istemedim. İşi bırakıp başka bir işte çalışmak istemedim. Gücüm yettiği kadar bunu değiştirmeye çalışacağım dedim.

Bu işleri araştırdım ve eğer gümrük müşavirlerin, gerçek meslekten insanlardan seçilse ve onlarda işleri sadık olsa rüşvet ve kaçakçılık işlerinin önemli ölçüde azalacağını düşündüm. Ve onun için ilk önce kaçak gümrük müşavirleriyle mücadele etmeye karar verdim.
Bu işlerin can damarının rüşvet olduğunu görünce bunu dilekçelerimle devlete ihbar ettim.

Neticede devletin de bir bürokrasi çarkıyla bu rüşvet olayını kanatlarının altına aldığını yasal olmayan kaçakçılık ticaretini desteklediğini gördüm.

Bütün bunlar önemli ölçüde bürokrasiden kaynaklanıyor. Öyle bir sistem kurulmuş ki bu işte çalışıyorsan rüşvet alacaksın ve vereceksin. Rüşvet almayan bir memur veya rüşvet vermeyen bir mükellef bu sistemde barınamaz, barındırmazlar.

BİR MEMURUN MAAŞI 15 MİLYARA ÇIKIYOR

Memurlar, aldıkları rüşvetlerle oldukça zengin oluyorlar. Orada 700-800 milyona çalışıpta aylığı 15 milyara kadar çıkan memurlar var. Ama memurun girdiği riske bağlı. Normal memurlar da kademe kademe bu işe giriyor. Bazı memurlar vardır, ‘ben geleneklere uyarım ve manifesto tarifesi üzerinden rüşvet alırım, kaçak, yolsuzluk olaylarına girmem’ diyor. O memurun yaklaşık 10 milyar gibi bir ek geliri oluyor. 580 milyon da resmi geliri var. ‘Yeter’ diyor.

Diyelim ki memur konteynırın başına gitti karşısında art niyetli bir gümrük takipçisiyle beraber. Konteynırın içinde bin kap var ama 100 kap olarak beyan edilmiş. Bunu 100 kap olarak kapatırsa işte burada dolarlar konuşuyor. Veya Çin'den, Tayvan'dan mal getirmiş fakat bu ülke mallarına bakanlık kota, gözetim koymuş. Ancak adam bu malı beyan ederken Hollanda, İspanya malı olarak göstermiş. Memur malın başına gidiyor üstünde Çin malı yazıyor. Memur bunu görüyor, ama buna rağmen memur bunu Hollanda veya İspanya malı olarak gösterme karşılığında büyük paralar alıyor.

Duyduğumuz, bildiğimiz kadarıyla eğer çok yolsuzluklar yapılacaksa, o zaman başmüdürlüklerden, müsteşarlıklardan, bakanlıklardan hallediliyor. Muayene memurlarının üzerinde gümrük memurları var, onları üstünde başmüdürlük var. Bazı olayların üstlerden bağlandığını çok duyduk, ama görmedim, memurların yaptığını çok gördüm.
İş takipçileri kimlerle anlaşabileceğini bilir. Büyük mal olduğu zaman yukarıdan bağlanır. Küçük olaylarda memurlarda bağlanır.

Cuma günleri toplanan paraların paylaşıldığını biliyorum. Her servis paraları topluyor. Bunlar Cuma günü yukarıya doğru dağıtılmaya başlanıyor. Bazı memurların bankolarında delikler vardır. Yakalandıkları zaman üzerlerinde para bulunmasın diye o deliklerden atarlar. Komplike bir sistem. Yakalandıkları zaman da ben tek başıma yaptım derler.
Tüm gümrüklerde böyle. Tır kapılarında gümrük memurlarıyla anlaşıp insan kaçakçılığı yapıldığını duydum.Bizde kaçak çalışaşanlar da fason çalışanlar da var. Memurlarla ilişki kuruyor. Memur ona sormuyor sen yetkili misin değil misin diye. Bunlar büyük rüşvetler vererek kaçak malları geçiriyorlar. Bir operasyon olduğu zaman bunlar ortadan kayboluyor. Zaten hiçbir yerde bir kaydı yok adamın. Dolayısıyla o kaçak mal faili meçhul oluyor. Memurlar, daha fazla rüşvet verdikleri için onları adam yerine koyuyor bizi koymuyor.

Bana göre son operasyonlar, Hanevi Avcı'nın özel gayretiyle oldu. Devletin böyle bir şey yapacağına inanmıyorum. 10 gün sonra sistem aynen devam edecek. Siz ihbarda bulunuyorsunuz, polise diyorsunuz evimde hırsız var. Polis gelip bakıyor diyor yapılan incelemede içeride hırsıza ratlanmadı. Siz diyorsunuzki hayır içeride hırsız var, git yakala, ama dinlenmiyorsunuz.

Rüşvetten yakalanmasına rağmen tutuksuz yargılanıp hala rüşvet alanlar memurlar var. Kürşat Tüzmen göreve geldiğinde "Gümrüklerde rüşveti kaldıracağım" dedi. Ama giderek daha da arttı. Eğer "Ankara" rüşvet alan bürokratları korumasa bugün memurlar rüşvet alamaz."

Hazırlayan:Faruk Aktaş
Fotoğraflar: Erkan Almaz

Kenthaber
Yayın Tarihi : 27 Aralık 2005 Salı 13:53:23
Güncelleme :28 Aralık 2005 Çarşamba 10:57:40


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
M.KAS IP: 85.106.224.xxx Tarih : 30.12.2005 10:20:34
YAZIK OLMUŞ ÇOCUĞA.TÜRKİYE GERÇEKLERİNDEN BİRİSİ SÖYLENECEK FAZLA BİR ŞEY YOK.HERKES KENDİNE DİKKAT ETMELİ SOKAĞA ÇIKARKEN DAHİ HERAN BAŞIMIZA BİR ŞEYLER GELEBİLİR DİKKATLİ OLMAK LAZIM BU ÜLKEDE...

Rahmi Cagan IP: 84.56.244.xxx Tarih : 30.12.2005 14:28:12
Her zaman yaziyorum ve yazmayada devam edecegim. Yurtdisindan her yil yurda giris yapiyorum ve Kapikule ile ipsala gümrük kapilarinda verdigim rüsvetin ben bile artik miktarini bilmiyorum. Arkadasimizin söyledikleri harfiyen dogrudur. Yolsuzluk ülkenin her yanini sarmis.Özellikle iddia ediyorum Emniyet teskilati yeniden yapilandirilmali cünkü en büyük Rüsvet bu teskilatta dönüyor.Bunuda herzaman ve Türkiyenin her yerinde kanitlayabilirim. Varsa cesaretleri ciksinlar karsima. Saygilarimla.

erol erdogan IP: 85.103.227.xxx Tarih : 27.12.2005 23:41:04
seni alnından öperim.bir kişi olsanda mücadelen örnektir.senin gibi yürekli insanlar bu ülkede var

M. Duran IP: 85.98.201.xxx Tarih : 28.12.2005 10:50:34
Şu röportajı okudukça inanın her satırında bütün cinler tepeme fırladı. Böylesine cesur, cesaret sahibi, tertemiz duygulara sahip bir vatan evladına devletin sahip çıkmaması bende, "Bu devlet adam olmaz, bu ülkede yaşayan -İrfan Yücesoy örneğinde olduğu gibi- değerli insanları da adam etmez" kanaati uyandı. Bu yürekli insan İrfan Yücesoy'u çabalarından dolayı kutluyor, alnından öpüyorum. Böyle değerli insanlara sahip çıkmayan devleti, ve bu yetkisiz kanunları yürürlüğe koyanları baştan aşağı kınıyorum. Ve ayrıca, bu rüşvet çarkına alet olan ithalat ve ihracatçıları dört paralık rüşvetçilerin hakkından gelemedikleri ve gelmedikleri için kınıyorum; yazıklar olsun!... Rüşvet çarkından geçirerek bu millete sattıkları malların ve kazançlarının hayrını görmesinler.

Dost can IP: 85.101.23.xxx Tarih : 31.12.2005 00:24:37
Bende bir Gümrük müşaviri olarak İrfan Yücesoy'a hak veriyorum.Bugün gümrüklerde iş yapan kişilerin çoğu meslekle alakası olmayan insanlardır.Bu kişiler işi olmayan müşavirlere üç beş kuruş vererek beyannameler izalatarak, mesleğe gönül vermiş gerçek gümrük müşavirlerinin asla yapmayacağı hertürlü sahtekarlığı yaparak devleti zarara uğratmaktadırlar. Günün birinde yakalandıklarında ise hiçbir yerde resmen şifre ve imzaları bulunmadığı için bütün sorumluluk imzayı atanın üzerıne kalmaktadır.Bunun çözümü ise yıllar önce verileceği söylenen gümrük bilgisayarını ve şifreyi açan smartkartların biran hak sahiplerine verilmesidir böylece gümrüklerde gümrük müşaviri ve yardımcısı dışında hiçbir yetkisiz kişi işlem yapamayacaktır. Ama nedense buna büyük iş yapan nakliyat şirketleri ve derneğimiz karşı çıkmaktadır.

UFUK BIRSOZ IP: 85.97.179.xxx Tarih : 28.12.2005 19:28:42
Aslinda SOYLENEBILECEK cok sey var ama benim ilk soylemek istedigim bu haberi okurken kanimin donmus olmasiydi.Irfan Yucesoy kardesimizin bu mucadelesini-devlet degil- hukumet gorevlilerinin gormemesi ve onu yok saymasi cok uzucudur.Haksizligin ve adaletsizligin artik gunumuz Turkiye`sinin degismez bir olgusu olmasi Toplumda buyuk anomilere yol acmaktadir ve aciyorda. Bugun Turkiye`de hukuk kurumuna olan inanc ve guven kalmamistir. Bunu (d) adalet Partisi oldugunu savunan parti yetkililerine soruyorum BUNUN NERESI ADIL.. Hakkiyla calisan Namuslu Kul hakki yemeyen insanlar bosunami okuyor.Nice niversite mezunu issiz var..Neden onlara yeni olanaklar saglanmiyor... Bizim kanimizdan ve tarihimizden baska dogru duzgun birseyimiz kalmamis...Dilerim birgun bu ulkede iyi yonetilir...

Ahmet Gümrükçüoğlu IP: 81.214.120.xxx Tarih : 31.12.2005 15:22:29
yiğit;olunmaz, doğulur

tamer oflu IP: 81.214.55.xxx Tarih : 1.01.2006 13:46:04
vatan senin gibi çalışkan dürüst insanların omuzları üstünde yükselecektir.siyasal iktidarı Hz.Ömer in adalet anlayışına davet ediyorum.yolsuzlukla mücadele rüşveti önleme oligarşik bürakrasiden şikayet etmekle olmaz.....

mustafa aksu IP: 81.215.255.xxx Tarih : 1.01.2006 15:04:36
zaten arkadaşlar güzel ülkemin galiba tüm kurumlarında böyle bir sistem var önemli olan bu sistemi yenerek saf dışı bırakmamız.Burada başta bireylerin düzelmesi,kendi otokontrol sisteminin gelişmesi gerekir.unutmayalım ki toplum bireylerden oluşur.Toplumda bu tür insanları kabul etmez.Sevgilerimle!..

hasan durmaz IP: 85.98.103.xxx Tarih : 11.03.2007 10:14:53
Balık baştan kokar demiş atalarımız. Kürşat Tüzmen'in G.Antep'te Cem Uzan'dan aldığı çimento fabriklarını biliyoruz çok ucuza hemde.Sayın İrfan Yücesoy'un dediği gibi en başta büyük bürokratlar yiyor rüşveti yoksa memurun yediği devede kulak.Ayrıca burada diğer arkadaşlar ülkemiz için iyi tememnilerde bulunmuşlar sanmıyorum ki bunlar gerçekleşsin ama inşllah ben yanılırım

yunus tepe IP: 88.241.219.xxx Tarih : 2.07.2008 19:10:05

ben 19 yaşındayım ve bende bu meslek üzerine ünüversite olkuyacaktım fakat sizin yazdıklarınızda inanın tüylerim ürperdi ve ben bu kararımdan vazgeçtim.şimdi anlıyorum bu meslekten çalışanlarının çoğunun neden bu kadar zengin olduklarını ama sizin gibi cesur ve onurlu kişişler oldukça bu meslekteki pisliklerde umarım temizlerin saygılarımla