30
Ocak
2026
Cuma
ANASAYFA

TATLI HAYAT 50 YAŞINDA / ELVAN UYSAL BOTTANI

Vizyona girdiği ilk günden bu yana hiç gözden ırak kalmayan Federico Fellini'nin başyapıtı 'Tatlı Hayat', 50. yaşına bastı

Roma- Bundan 50 yıl önce 5 Şubat 1960’da İtalya bir film gördü ve hayatı değişti. Fellini’nin son filmi Tatlı Hayat, Milano Capitol sinemasında görücüye çıktı. 16 Mart 1959’da “motor” diyen filmin setinde skandallar eksik olmadığından sanatsal beklentinin yanında magazinsel merak da vardı.

Fellini, Cinecitta’nın 10 numaralı stüdyosunda günde 14-15 saat çalışıp 92 bin metre film kullanmış, bunun 5 bin metresiyle filmine son şeklini vermişti. Tatlı Hayat, İtalyan sinema tarihinin ilk üç saatlik filmiydi. Üç saat sonunda hemen herkes bir başyapıtla karşı karşıya olduğunun farkındaydı. Ülkeyi, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Parti’nin sinemayı bilinçli ve sistematik bir şekilde kullanarak yarattığı ahlaklı İtalya imajını, yerlere bir eden bir üç saat. İtalya masumiyetini kaybetmiş, bir dönem kapanmıştı. Üstelik bu bir başlangıçtan çok, sondu. Fellini, İtalyan sinema sanatına ve kendi kariyerine aşılması güç bir çıta yerleştirmişti. Bir sonraki filmi, ustanın en beğendiği filmi 8 1/2’un sanatıyla hesaplaşan bir yönetmenin hikâyesini anlatması elbette tesadüf değildi.

Kumaşı gerçek olan bir film
İtalya’da hiçbir film döneminin belleğinden bu kadar etkilenmemiş, geleceğin belleğine bu kadar şekil vermemiştir. Sayesinde dünya bir slogan, meçhul magazin fotoğrafçısı bir isim kazanır. Fellini neredeyse senaryosuz, şehirde o anda gerçekleşen olayların akışına göre yönlendirir karakterlerini. Bir televizyon programında karakterlerin repliklerini, duyduğu konuşmaları birebir alarak hazırladığını anlatır. Filmin en akılda kalan sahnelerinden biri İsveç asıllı Amerikalı divanın, Alitalia’nın uçağından inişidir.

İzleyici Frank Sinatra’yla evliyken İtalyan aktör Walter Chiari’ye aşık olan Ava Gardner’ı, Rosellini’nin Anna Magnani ile evliyken aşık olduğu İsveç asıllı diva Ingrid Bergman’ı görür. Fellini popüler kültürün yaşayan efsanelerine selam eder. Filmdeki şarkıcı ünlü rockçu Adriano Celentano’dur. Marcello’nun kaldırımlarını arşınladığı Via Veneto dönemin sosyetesinin mekânıdır. Filmin yapımından dört yıl sonra yaşamını yitiren, naturmort tablolarıyla ünlü ressam Giorgio Morandini’nin eserleri görülür ve konuşulur. Skandal striptiz sahnesi, Roma’da Ruggantino restoranda verilen bir parti sırasında soyunup üstsüz fotoğraflarıyla ortalığı karıştıran Türk balerin Ayşe Nana vakasına göndermedir. Diva’ya “Neorealizm öldü mü?” diye sordurur, belki de Fellini Tatlı Hayat’ı İtalyan realizminin parçası olarak gördüğünden “Ölmedi” cevabını verdirir. Tatlı Hayat gerçektir. Hurafeleriyle, skandallarıyla, sıkılmışlığı, umutsuzluğuyla hayatın içindendir. Tam da bu nedenle İtalyanları çok rahatsız eder. Ülkeyi hiç o zamana görülmemiş bir şekilde ikiye böler.

Vurun yönetmene
Kendilerini bu kadar çıplak görmeye hazırlıklı olmayan seyirci için Tatlı Hayat, acı bir tecrübeye dönüşür. Galada Fellini, Mastroianni hakarete uğrar. Eleştirmen Tullio Kezich anılarında Milano’nun Capitol sinemasında yaşananları “Filmin sonuna doğru film ve Fellini ‘Yeter! Rezalet! Utanın!’ diye yuhalınıyordu. Çıkışta Mastroianni’ye ‘Ödlek! Serseri! Komünist!’ diyerek üzerine yürdüler” sözleriyle anlatır. Fellini’nin yüzüne tükürülür. Sinema sahipleri bilet fiyatlarını artırır. Kamu düzenini tehlikeye attığı için filmin gösterimden kaldırılabileceği söylentileri Milano’nun Capitol sinemasının meraklı izleyici tarafından işgaline neden olur. 16 yaş sınırı 14’e indirilir. İşgüzar milletvekilleri Romalının adınını temize çıkarmak için kolları sıvar. Sol kanat filmi memnuniyetle karşılayıp, resmedilen ahlaki çöküntüyü seçim malzemesi olarak kullanır. Ama solda da farklı sesler vardır. Pasolini ve Italo Calvino, filmin başyapıt olduğunu kabul etmekle birlikte “katolik propaganda” derler. Vatikan kızar, Cizvitler filme sahip çıkar. 13 milyonun izlediği film, Cannes’dan ödülle döner.

Mastroianni ve Ekberg
Yapımcı Angelo Rizzoli başrol için Paul Newman’ı, Fellini ise filmlerindeki alteregosuna dönüşen Mastroianni’yi ister. Fellini, deniz kenarında pornografik bir pozisyonda bir erkeğin karikatürünü çizerek Mastroianni’ye filmi özetler. Aktör rolü kabul eder. Marcello gibi Fellini de gazetecilik yapmıştır. Karakterin ustanın entelektüel kaygılarını dile getirdiği açıktır. Film yapı olarak da bu ikilemler arasında paslaşmadır. Helikoptere asılı İsa heykeliyle başlar. Yeni inşa edilen mahallelerin, inşa edilmekte olan bir yaşam tarzının üzerinden geçerek Vatikan’a gelir İsa. Ardından bir pagan dans sahnesi.

Tüm güzelliğiyle Mastroianni ilk kez karşımızdadır. Bir sonraki sahnede Popolo meydanında Anouk Aime’yi Bernini imzalı çeşmenin dev balık figürü altında görürüz. Filmin sonunu da böyle bir balık belirleyecektir. Balık aynı zamanda İsa’dır. Film yedi bölümden oluşur, yedi ölümcül günah gibi. Tatlı Hayat’ın her karesinde yeniyle eski, gerçekle kurgu, mucizeyle düzmece, burjuvayala lümpen, kutsalla profan, kadınla erkek, yaşamla ölüm, yoğun bir şekilde iç içe geçer.

Görüntü fikre dönüşür. Diva’nın ilk durağı Vatikan’dır. Sahnenin Sorella Fontana imzalı kostümü, rahiplerden esinlenir. Sylvia, merdivenlerden göğe doğru yorulmadan çıkarken melek gibidir. Filmin en önemli kaygılarından biri konformizmin, önceden kestirilemeyene yer bırakmayan, mükemmel aile yapısına olan özlemin bireyi mahkum ettiği melankolidir.

Sylvia /Ekberg’in çocuksuluğu, içtenliği Marcello’nun melankolisine ilaç olur. Marcello/ Fellini İtalyan belleğindeki “ideal kadını”, Sylvia üzerinden tanımlar: “Dünyanın ilk günündeki ilk kadınsın, aşık, kız kardeş, kız evlat, anne, azize, günahkâr... sen evsin.” Sylvia /Ekberg İtalyan erkeğinin hayalindeki tanrıçadır. Unutulmaz Aşıklar Çeşmesi sahnesi de Sylvia /Ekberg/ Tanrıça’nın ve Marcello/Mastroianni/Fellini’nin tanrılar arasına kabul edilişi.

Radikal
Yayın Tarihi : 14 Şubat 2010 Pazar 23:55:21


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?