197. gününde Türkiye kamuoyunu meşgul eden zengin oğlan fakir kız aşkını sonlandıran hunharca cinayet hikâyesinin nihayet sonuna gelindi!
Vahşice katledilerek cesedi parçalara ayrılan Münevver Karabulut’un katil zanlısı olan eski erkek arkadaşı Cem Garipoğlu dün gece polise teslim oldu.
Hikâyenin bundan sonra medya tarafından daha da derinleştirilerek işleneceği, Cem’in 197 günlük müthiş firarının her saniyesinin mercek altına alınacağı, Garipoğlu ailesinin gizli kalmış ilişkilerinin ve pazarlıklarının kamuoyunun gündemini çok daha meşgul edeceği şimdiden belli…
Peki, Garipoğlu bu süre zarfında gerçekten neredeydi ve neler yaptı?
* * *
Bir defa firarda yaşamak maliyetli bir iştir.
Daha açık bir ifadeyle, paranız yoksa firar falan edemezsiniz!
O halde –ki burada en büyük şüphe de onlar üzerindedir, ailesi veya başka birileri Cem’e yaklaşık 6,5 ay boyunca polisten kaçması için yardımcı olmuşlardır!
Zaten Vali Güler’in Garipoğlu ailesini sık sık Cem’i teslim etmeye davet etmesi de bu gerçeğin apaçık ortada olmasındandır.
Garipoğlu ailesi bu çağrıya uymak veya mecbur bırakılmak suretiyle Cem’i nihayet teslim etmiştir
* * *
Burada dikkatimizi çeken en önemli husus, Cem’den 6,5 aydır haber alamadığını sık sık dile getiren ailesinin, gözaltındaki Cem’i görmeye bile gitmemesidir!
Eğer bu Garipoğlu ailesindeki zayıf aile bağlarına işaret etmiyorsa, bize başka bir şey ifade etmelidir:
Ailenin Cem’le sık sık görüştüğü ve onun her şeyinden haberdar oldukları gerçeğinden…
Peki, bu suç veya ayıp mıdır?
TCK bu eylemi suç saymadığı gibi, Garipoğlu ailesinin cinayet faili olan fertlerinden birisini saklamasının ayıplanması kişiden kişiye değişen bir durumdur.
* * *
Bu süreçle birlikte kamuoyunda, inisiyatifin tamamen Garipoğlu ailesine bırakılmasının devlete olan inancı sorgulatacağına dair bir tartışma da başladı:
Cinayet işleyen bir genç peşindeki polis ordusuna rağmen 197 gün firarda kalabilmiş ve sonra da kendi istediği tarih ve yerde kendisi teslim olmuştu.
Polisin bu oldu bittiyi kabul etmemesi ve hatta Cem’i buluşma yerine gelirken, teslim olmadan hemen önce bile yakalaması gerektiğini söyleyenlerin sayısı hiç de az değil.
Bu görüşte olanların öne sürdüğü neden ise, devletin hiçbir aşamasına müdahil olamadığı böyle bir sürecin, kanının yerde kalmaması için devlete güvenen diğer insanları da umutsuzluğa sevk edeceği düşüncesi…
Bize göre burada detaylara takılmak doğru değildir.
Sonuçta bir suçlu, devletin yapmış olduğu çalışmalar ve baskı neticesinde adalete teslim olmuştur.
Zanlı artık hâkim karşısındadır.
Bunun ne şekilde gerçekleşmiş olduğu ise bu davada ancak bir teferruat olabilir.
‘
Feramuz ERDİN - Kenthaber
İÇERDEKİ KÜRT ÇOCUKLARI UNUTMAYALIM ONLARADA PSİKYATRİ VERMEK LAZIM DEĞİLMİ AMA BU VAHŞİ CİNAYETİ İŞLEYENE PSİKYATRİ DESTEK VERİYOLAR ALLAHIM SEN BİLİRSİN
ölünün arkasından konuşulmaz ama...kızda bu yaşta pekte sağlam papuç değilmiş hani...cem de kendisi teslim oldu devlet yakalayamadı geçin bunları kimse kahramanlık yapmasın hiç kimse deve kuşu değil...kandildeki pkk. denenleri bir gazeteci elini kolunu sallayarak gidip sözde liderleriyle buluşup konuşuyor röportaj yapıyor...bizimkiler gidip boş dağlara bombaları döküp döküp geliyorlar....o dağlara dökülen bombalar istense şindiye kadar bırak bir terörist bir allahın kulu kalmazdı dünyada...yer belli adres belli ama yakalamıyorlar yakalamıyorlar..bende kürtüm ama bu açılım falan filan hikayelerden son derece rahatsızım
öncelikle, bu tür olayların bir daha yaşanmamasını allahtan niyaz ederim, çünkü öyle görünüyor ki, zor duruma düşülünce devlet ana bile çıkar peşine düşebiliyor. merak ediyorum. olay tam tersi olsaydı Yani ölen Münevver değilde aynı şekilde Cem garipoğlu olsaydı. Münevver kaç gün saklanabilecekti. Öte yandan Münevverin ailesine bir sözüm var. haklı bir davada kendilerini kamuoyu önünde küçük düşürdüler. acılı bir ailenin maddi hesapların peşine düşmemesi gerekiyordu bence...
bence cem garipoğlu 17 yaşında göstermiyor o yüzden ben hakim olsaydım müebbet hapis verirdim.münevver bir kurban olarak gitti ama yazık oldu,rahat uyusun yerinde,mekanı cennet olsun.
6.5 aydır neredeyse hergün medyada bu cinayet konuşuldu.türkiyede bu ve buna benzer olaylar hiçmi yaşanmadı?bu olay konuşulurken,ısrarla medya bu olayı tetikledi.hergün karabulut ailesine dayanılmaz acılar çektirdi.medya haber peşinde koştu.haber üretti .Birileri bu cinayetin flimini çekmeye kalkışması "iyi hasılat yapar,iyi para getirir."fikriyle değilmi?yani Türkiyede;bir yanda başlarına gelmiş böylesine bir felaketin acısıyla yaşayan bir aile,diğer tarafta haber peşinde koşan medya ordusu..hele-hele işin içine zenginlik girince,zengin çocuğu olunca, durum farklılık arz etmeye başliyor.a.hamit