20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Aynı gazetenin iki yazarından Lübnan'a bakış

NEDENİ UNUTULAN SAVAŞIN BARIŞI MÜMKÜN MÜ?

NE oldu? Her şey 12 Temmuz’da Hizbullah’ın sınırda pusu kurarak kaçırdığı iki İsrailli askerin kurtarılması için başlamamış mıydı?

Pekiyi şimdi ne oldu? İsrail askerleri Lübnan’dan çekilmeye başlarken, Lübnan ordusu dün güneye yol alırken ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına göre Lübnan’a yabancı güç tartışmaları sürerken iki askerden hálá haber yok.

Yok ama yanlış duymadıysam, İsrail zafer ilan etti.

Amerika da zafer ilan etti.

Tamam İsrailli askerler yok ama ya İsrail hapishanelerindeki Hizbullah militanları?

Hizbullah bu pusuyu kurup birkaç Hizbullah militanını kurtarabildi mi?

Lübnan’ın yıkılmasına, insanların İsrail bombaları ve tankları altında ezilmesine değdi mi?

Değmedi ama Hizbullah Lideri Nasrallah da zafer ilan etti.

İran, daha da ileri gitti. İran Lideri Hameney, Hizbullah’a ait Lübnan’daki El Manar televizyon kanalında yayınlanan mesajında, sonucu "İslamın zaferi" ilan etti. Müslümanlık adına neyin zafer neyin utanç olabileceğine karar vermek ona düşermiş gibi.

12 Temmuz’dan beri yaşananlar insanlık adına tam bir yüz karasıdır.

Birleşmiş Milletler’den çıkan karar, belki bugüne kadar alınan en anlamsız kararlardan biri.

Bir tek olumlu yanı var. Irak savaşı sonrası kopan transatlantik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi için Washington ve Paris’in çaba gösterdiğinin ortaya çıkması.

Yoksa bu karar Lübnan’da çatışmalara neden olan durumu değiştirmiyor. Condoleezza Rice’ın iddia ettiği gibi Yeni Ortadoğu’yu küllerinden doğurmuyor.

* * *

TÜRKİYE’nin Lübnan’a gidecek olan barış gücünde görev almasına bir diyeceğim yok. Ama bu güce şubat ayına kadar komuta etmeye hazır olduğunu söyleyen Fransa bile, misyonun daha netleşmesini istiyor. Her şey o kadar belirsiz ki.

Hizbullah kuzeye çekilmeyeceğini ve silahları teslim etmeyeceğini açıkladı. Güneyde kalmaya devam edecek.

Dün bölgeden gelen haberler, İsrail bombalarından kaçarak evlerini köylerini terk eden halkın geri dönmeye başladığını ve Hizbullah’ın açtığı yardım merkezlerinde bir odadan diğerine koşturarak hasarlarını yazdırdıklarını bildiriyordu.

Daha önceden olduğu gibi yine Hizbullah, halkın muhatap olarak karşısında bulduğu tek otorite. Dürzi Lider Velid Canbolat’ın, "İsrail Hizbullah’ı bölgede esaslı bir güç haline getirdi" sözleri boş değil.

Evet dünden itibaren Lübnan ordusu güneye yerleşmeye başladı ama ancak ayağına takılan Hizbullah silahlarını toplamakla görevlendirildi. Hizbullah’ın silahsızlandırılması diye bir konu yok Lübnan hükümetinin gündeminde.

ABD ve İsrail hükümetinin, bu çatışmadan sonra Lübnan hükümetinin güçlenerek Hizbullah’a karşı etkili kararlar alacağı öngörüsü başından çöktü.

* * *

EVET, binden fazla sivilin ölümü, köylerin yakılıp yıkılması, hayatların altüst oluşunun ardından dönüp neyin değiştiğini anlamak için bakıyorum. Ne değişti?

Lübnan’da, Hizbullah ve ülkenin yüzde 40’ını oluşturan Şiilerle uzlaşma temelinde kurulmuş olan kırılgan bir hükümet;

Güneyde, silahlarını kullanmayacağını söyleyen ama onları teslim gibi bir niyetinin asla olmadığını açıklayan Hizbullah;

Güneyde kimi kime karşı koruduğu belli olmayan Lübnan Ordusu ile Birleşmiş Milletler Barış Gücü.

İsrail saldırısından önce de durum buydu, bugün de bu, yarın da böyle olacağa benziyor.

Savaş ve çatışma olasılığının barış intimalinden yüksek olduğu bir bölgeye Türk askerinin savaşmak için gidemez. Ama barış için gerekli lojistik ve insani yardım zaten boynumuzun borcu. Aslında tartışmalar boş, misyon netleşmeden kimsenin asker göndereceği yok. 

Ferai TINÇ 



*



ERMENİ BAKANIMIZ BİLE İSTİYOR

TÜRK askeri, Lübnan’a gidecek Birleşmiş Milletler gücünde yer alırsa ne olur?

Lübnan halkı buna nasıl bakar?

Bu sorunun en anlamlı cevabı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Beyrut’a yaptığı ziyarette alındı.

Lübnan Başbakanı Sinyora’nın dört yabancı bakan onuruna verdiği yemekte, herkesi şaşırtan çok dramatik bir an yaşanmış.

* * *

Sinyora yemeği, Başbakanlık binasının büyük salonunda vermiş.

Salonun güzelliği yemeğe katılan herkesi etkilemiş.

Lübnan Başbakanı, Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Fransa Dışişleri Bakanı ile Pakistan ve Malezya bakanlarını da aynı masaya almış.

Yemeğe Lübnan kabinesinden 9 bakan katılmış.

Onlar öteki masalara dağılmışlar.

Sinyora, Gül’e, "Savaş başladıktan sonra Beyrut Havaalanı’na inen ilk sivil uçak sizinki oldu" demiş.

* * *

Yemeğin en önemli konusu, Lübnan’a gönderilecek olan barış gücüymüş.

Lübnan Başbakanı Sinyora, Türk askerinin bu barış gücünde mutlaka görev alması gerektiğini söylemiş.

Gül, "Askerimiz gelirse halk nasıl karşılar" diye sorunca Lübnan Başbakanı, şu çok anlamlı cevabı vermiş:

"Kabinemizin Ermeni bakanı bile Türk askerinin gelmesini istiyor."

Özellikle Fransız bakan bu sözlere şaşırmış.

Daha şaşkınlıkları geçmeden Sinyora ikinci bir hareket yapmış.

Salonda bulunan 9 bakandan biri, sözünü ettiği Ermeni bakanmış.

Onu masaya çağırmış ve kolundan tutarak, "Türk askerinin gelmesini siz de istiyorsunuz değil mi" diye sormuş.

Ermeni bakan da, "Evet istiyoruz" cevabını vermiş.

Tabii bu cevap, salonda bulunan Türk yetkilileri de şaşırtmış.

Çünkü, Lübnan Taşnak Partisi o sabah yayınladığı bildiride Türk askerinin gelmesine karşı olduğunu duyurmuştu.

120 bin Ermeni’nin yaşadığı Lübnan’da, Taşnak Partisi’nin Meclis’te 6 sandalyesi var.

Yani Ermeni bakanın sözleri, Taşnak bildirisiyle aynı yönde değildi.

Dolayısıyla Ermeni bakan bunu nezaket icabı mı söyledi, yoksa samimi miydi bilmiyorum.

Abdullah Gül, yemekte tanık olduğu bu sahne nedeniyle gazetecilere, "ABD’deki Ermeni lobisinin, Türk askerinin gelmesini engellemeye çalıştığı iddialarını ciddiye almadıklarını" söyledi.

* * *

Peki Lübnanlı Şiiler ve özellikle de Hizbullah bu konuda ne düşünüyor?

Yemeğe katılan 9 bakanın 5’i Hizbullah yanlısı Şii’ymiş.

Lübnanlı Şiilerin, Türk askerinin gelişine nasıl baktığının cevabını ise Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri vermiş.

Nebih Berri, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e net bir ifadeyle şunu söylemiş:

"Lübnan’daki Şiiler adına söylüyorum. Türk askerinin barış gücünde görev almasını yürekten istiyoruz."

* * *

Bunlar, önceki gün yapılan bir günlük ziyaretin perde arkasında yaşananlar.

Peki bütün bunlardan sonra, Türk askerinin Lübnan’da görev almasına ne diyeceğiz?

Başkalarını bilmem ama ben görüşümü daha önce de açıklamıştım.

Türk askerinin burada görev alması kaçınılmazdır.

Hepimiz kendimizi bu düşünceye hazırlayalım.

CHP buna karşı çıkıyor.

Onlara da şunu hatırlatmak isterim:

İspanya ve İtalya’da sosyalist yönetimler Irak’tan askerini çekiyor ama Lübnan’a göndermeye hazırlanıyor.

* * *

Türkiye bölgenin en güçlü ve etkili ülkesi.

Bu görev yerine getirilmeli. Ama bunu yaparken oraya gönderilecek askerin riski de minimize edilmeli.

Kanaatimce hükümet bunu iyi bir şekilde yapıyor.

Muhalefet de buna yardımcı olursa, askerimiz daha büyük bir moralle oraya gider. 


Ertuğrul ÖZKÖK 



Hürriyet
Yayın Tarihi : 18 Ağustos 2006 Cuma 13:53:33
Güncelleme :18 Ağustos 2006 Cuma 14:05:41


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?