Sıradan bir konunun, en doğal parçalarımızdan birinin tutsağı olup çıkışımızın ve her şeyi ama her şeyi cinsellik merkezli algılayışımızın hayatımızı ne hale getirdiğini görmek üzüyor insanı.
Son dönemde namus adına işlenen cinayetlerin kan dondurucu dehşetine yürek dayanmaz hale geldi. İnsanların adına namus dedikleri bir kültürel kabul üzerinden birbirlerini acımasızca katletmelerini izlemek beni insanlığımdan soğutmuş durumda.
Kızlarını canlı canlı toprağa gömen babaların ya da iki günlük bebeği elleriyle boğup öldüren anneannelerin haberlerini okurken kurbanların son çırpınışlarını gözlerimin önüne getirmemeye çalışıyorum. Ama nafile; o son nefesin acısı her okuduğum namus cinayeti haberinde göğsümde sıkışıp kalıyor.
Acaba diyorum, içine düştüğüm sıkıntıdan kurtulmak için son dönemde beğenmediğin, istemediğin, kabullenmediğin, kendi değer yargılarına uymayanı hastalık olarak görme zihniyetine mi kaptırsam kendimi? Acaba bu bakıç açısı ile sorgulamaya kalksam; namusu bir hastalık olarak görebilir miyim? Ne de olsa insanlar kendi kanlarından kendi canlarından olanları, en yakınlarındaki insanları böylesine vahşice öldürdüklerine göre kesin kes bir takım virüslerin ya da mikropların etkisi altında kalmış olmaları gerekir. Aksi taktirde nasıl olurda canlı canlı toprağın altına gömerler öz kızlarını ya da iki günlük bebekleri boğuverirler bir çırpıda?
Cinsellik psikolojik bir dürtüdür
Namus, insanların sosyal yaşantısında kadın ve erkeğin ilişkilerini düzenleyen bir kavram ve gezegenimizin pek çok yerinde yüzlerce yıldır var olan bir olgu; ancak bu olgunun her toplum için evrimi farklı şekilde gerçekleşmiş. Öyle ki, bazı toplumlarda namus bizimki gibi kadın ve kadının bedeni ile bağlantılı bir kavram değil. Örneğin; Amerikalılardan namusu tanımlamaları istendiğinde şeref, onur, haysiyet gibi insanın yaşamına dair genel olgulardan bahsediyorlar. Amerikan kültürü namusu (honor) cinsiyet ve cinsellik üzerinden tanımlamıyor ve Amerika’da gündelik yaşam bunun üzerine kurulu değil. Oysa çok iyi biliyoruz ki; Türkiye’de namus denilince akla gelen ilk şey kadın ve kadın bedeni. Özellikle “bekaret” yani kadın cinselliği Türkiye’de namusun tanımını belirleyen en kısa yol.
Bizimki gibi sosyal yaşamın cinsiyetlere göre ayrıştırıldığı kültürlerde insanlar kadın ve erkeğin ateş ile barut olduğuna ve yanyana gelmeleri halinde işlerin hemen cinsel bir içerik kazanacağına inanmaktalar. Çünkü insanlar kadın bedeninin erkeği kontrolden çıkartan bir şey olduğuna, erkeklerin kadın bedeninin herhangi bir parçasını gördüğünde aklına ilk gelen şeyin cinsellik olduğuna inanmaktalar. Çünkü insanlar cinselliğin kontrol edilemez bir dürtü olduğunu, onu kontrol altına almanın tek yolunun kadını ve erkeği birbirinden ayırmakla mümkün olacağını, bu sayede insanları cinsellikten uzaklaştırabileceklerini sanıyorlar. Oysa sanıldığı gibi cinsellik insan için bir içgüdü ya da biyolojik bir dürtü, diğer bir deyişle kontrol edilemez bir şey değildir.
Örnek vererek açıklamak gerekirsek; hayatta kalma çabamız bir içgüdüdür ve çevremizdeki olaylarla ya da koşullarla ilgili değildir; çünkü kim olursak olalım, nasıl bir çevrede yaşıyorsak yaşayalım hayatta kalmaya çabalarız çünkü fiziksel alt yapımız bize bunu emreder. Acıktığınızda biyolojik bir dürtü olan açlık hissi karnınızı doyurmak için sizi harekete geçirir ve açlık hissini dengelemek için yiyecek arayışına girersiniz çünkü vücudunuz biyolojik olarak denge arayışı içerisindedir yani açlığımızı dindirmek fiziksel bir alt yapının emridir.
Ancak cinsellik biyolojik bir dürtü değildir, dolayısıyla cinsel ilişkiye girmediniz diye içinizde cinsel açlık oluşmaz ve siz de o cinsel açlığı doyurmak için harekete geçmezsiniz. Ayrıca cinsel ilişkiye girmek türün devamı için gerekliyse de bireyin tek başına hayatta kalması için önem taşımaz; bu nedenle cinsellik yaşama içgüdüsü gibi fiziksel bir alt yapının emir komutası altında çalışmaz. Cinsellik psikolojik bir dürtüdür, beden aracılığı ile elde edilen keyif ve zevk kaynağıdır ve cinsel davranışlarımızın kökeninde psikolojik beklentiler, psikolojik istekler yatar; ki bunları da bizler fiziksel emirler altında değil kendi iç ve dış dünyamızdaki uyaranlar ile kendi kendimize yaratırız.
Abartılmış cinsellik
Bugün Türkiye’de en çok reyting alan televizyon dizilerine bakarak Türkiye toplumunun cinsellikle ilgili tutumlarını anlamak mümkün. Açıkça görülüyor ki; ülkemizde insanlar cinsel merak içerisinde, çünkü biz cinselliği saklamayı, gizlemeyi tercih ediyoruz çünkü ondan korkuyoruz. Doğal olarak biz böyle davrandıkça insan yaşamında en önlerde yer almasa da cinselliği abartıyor ve ön saflara getiriyoruz. Cinsellik serbest bırakılması ve kendi yolunu bulması gereken bir olgu iken bu şekilde kapatılıp saklandıkça içimizde kabarıp duruyor ve sonunda gelip hayatımızın ortaya yerine yerleşiyor. O nedenledir ki; cinselliğin kontrol edilemeyeceği korkusu ile yaratılan namus kavramı bir hastalık değildir; namus, psikolojik temelli bir korkunun ürünüdür.
Cinselliğin korkulan bir öge haline gelişi ve kadının bedeninin erkek tarafından cinsel anlamda kontrol altına alınma çabaları ne yazık ki korkunç ve karanlık bir yol. Çünkü bu yolda yürüyen insanlar; cinselliği kontrol altına almaya çalışırken bireylerin kişisel haklarını çiğnemeyi, hatta onları öldürerek cezalandırmayı haklı görecek kadar vahşileşebiliyorlar. Çünkü onlar cinselliğin dünyanın merkezi olduğuna inanıyorlar. Çünkü onlara göre cinsellik hayatın en büyük açmazı ve açmazı çözmenin tek yolu ona giden yolu tıkamak, kapatmak ve bu yola sapanları cezalandırarak diğerlerine göz dağı vermek.
Sıradan bir konunun, en doğal parçalarımızdan birinin tutsağı olup çıkışımızın ve her şeyi ama her şeyi cinsellik merkezli algılayışımızın hayatımızı ne hale getirdiğini görmek üzüyor insanı. Çünkü aynı gezegende yaşayan ve gündelik yaşantılarını kadın ya da erkek cinselliği üzerinden şekillendirmeyen başka insanların varlığı namus kavramanın değiştirilebileceğinin bir göstergesi. Öyleyse namusun insan yaşamının üzerine düşen gölgesini çözüme kavuşturmak için cinselliği konuşmalı ve anlamaya çalışmalıyız; üstünü örtmeye değil. Çünkü bilinmeyenin, korkulanın üstünü örttükçe karanlık büyüyor ve farkına varmadan bir hiç uğrana yaşamı kan, acı ve göz yaşıyla dolduruyoruz. Oysa hayat yaşamaya değecek en keyifli şey değil mi?
Dr. Ozanser Uğurlu: Psikolog
NAMUS BİR HASTALIKSA PEKİ EŞCİNSELLİK NEDİR?EŞCİNSELLİK NORMALSE ANORMAL OLAN NAMUS MU?EĞER NAMUS ANORMAL İSE HADİ HERKES DİLEDİĞİNEEEE.......
MASLOW (ve/veya philosopher Manfred Max-Neef) bu yazida laf edilen “cinsellik fizyolojik degil sadece pisikoljik durtudur”savini bir psikologun yazdigini bilselerdi, eminim kahrolurlardi. Cinsellik aynen “Aclik”gibi biyolojik, fizyolojik, psikolojik (acligin psikolojik boyutu da vardir), somalojik, vs dir. Yani psikosomatik bir durtudur. Cinsel aclik aninda cinsellikten baska seyleri dusunmek zorlasir.Yazar cok dogru buldugum “herseyi Cinsellik merkezli algiliyoruz, cinselligin tutsagi oluyoruz, namus’u da buna endekliyoruz” tezini, “cinselligi” yanlis aciklamasi ile cok golgelemis.
Hastalık kelimesi yanlıştır; Namus bence korunma,eşitlik ve yasaklara uymadır.buğün evli çiftler birbirlerini aldatıyor, önceden erkekler hanımlarını aldatıyor fakat şimdi bayanların çoğunluğu kocalarını aldatıyor.Örneğin hasta yatağında yatan Murat Göğebakan'ın karısının aldatmasıdır.Ne diyor peygamber efendimiz hadisi şerifte ZİNAYA YAKLAŞMA, zina yapmayın denmiyor-zinaya yaklaşmayın eğer yaklaşırsak buğün olduğu gibi havada-karada-denizde Cenab-ı ALLAH güvenliği kaldırır.hadi o zaman dünyanı yaşa yaşayabilirsen.Saygılarımla,
Namus bir hastalıktır. Namus hastalığı olmayan namussuzlur uzun ve rahat bir hayat yaşıyor. Namus hastalığına yakalananlar ise her türlü diyeti yapıp namusunu koruyor, iffetine leke düşürmüyor. ama namus hastalığı olmayan ya da namuslu hastası olmayan namussuzlar her şeyi yemekle serbestler. o yüzden her gün bir yerde hergün birileriyle namussuzca yaşıyorlar. sağlıklı ve dinç çünkü namus hastalığı onlara bulaşmamış. hele birde sanatçılık aşısı vurulmuşsa ömür boyu bağışıklık kazanmışlar ailece bu hastalıktan emin yaşarlar.
Namus için cinayet işleyenler , öz kızını , kız kardeşini öldürenler onlar namussuzdur.Kızlarını üç kuruş için kendi yaşındaki insanlara satanlar onlara namussuz diyoruz.Dikkat ederseniz babası yaşındakilere sadece müslüman ülkelerde satıyor kızlar.Namus kafadadır kafanın içindedir ,namus insanın vijdanıdır.Namus kızlık zarının esnek olabileceğini bilmek ve hemen kızı oracıkta öldürmemektir.Allahı tanıyan hakkıyla bilen ondan korkar ve namussuzluk yapmaz.
eskiden aygırları yani erkek atları belli bir yaşa gelince idiş ederlerdi yani hadım edilirdi ve at erkekliği gittiği için sakinleşir hatta o sakinleşmeklede kalmaz at her şeyden ürkerdi anadoluda bazı yerlerde hala daha atları zaptetmek için uygulanır yani cinselliğin kaybolması canlıları uysallaştırdığı doğru ama şuda bir gerçek ki cinsellik beyinde değil cinselliğin üretildiği hormanlarda gizli o hormonu üreten organ zarar gördümü cinsellik diye bir şey kalmıyor ve cinsellik alınan kimyasallar ve ilaçlarla artıp azalabiliyor pisikoloğa bu yüzden katılmayacağım ve insan davranışları ile çatışan en essiz canlıdır . sabah trafiğe çıktımı en az 50 kişiyi öldürmek ister ama yapmaz güzel bir kadın gördümü mutlaka onu ister ama sahip olamaz . fakat çatışmayı kaybettimi her şeyi yapabilir aslında çatıştığı toplum değerleridir onların aksine bir hareket yapamaz yaparsa kedisininde zarar göreceğini bilir namus kavramıda toplum değerlerindendir toplumun bu kavramı toplumdan topluma değişir batıda erkeklerin ve kadınların evlenmeden önce cinsel hayat yaşaması normal karşılanır onların istediği sadakat sadece evli kaldıkları süre içindedir o sürede ihaneti kabul etmezler bizde ise hayat boyu evlenmeden ve evlendikten sonra boşansak bile sadakat bekleriz ve sadece kadından bekleriz erkek bundan muaftır evlenmeden önce evli iken boşandıktan sonra her an ihanet edebilir kimse onu ahlaksız olarak görmez ve insan ırkında aslında namus kavramının çıkma sebebi insan toplumunun yanlış evlilik yapmasını engellemektir bir adam düşünün gayri meşru 100 tane çocuğu var bu çocuklar bir gün evlenebilir toplum kimin kimin çocuğu olduğunu bilmek ister bu gün batıda her 10 çocuktan 2 si gayri meşrudur yani baba bildiği insanlar aslında babaları değildir . bu oran geçmiş yıllarda daha fazla iken bu gün dna testleriin çıkması ile azalmaya başlamıştır .cinsellik konusunda bir sorun varsa o erkeğin sorunudur burda erkeğin namus sorunu değil namusuzluk sorunu vardır . bu batıda bu gün en temel sorunlardandır pek çok genç kız batıda 18 ile 16 yaş arası hamile kalır ve kızın hamile olduğu anlaşıldımı baba arkasını döner kaçar kısacası bence namus erkeğin çocuğuna kadınına kadının erkeğine cocuğuna sahip çıkmasıdır ve her iki tarafın evlilik akdine önem vermeleridir bu yüzden namus bir örtü değil sevdiklerimizi koruyan bir kalkan olmalıdır
Bu yaziyi okuyupta bir iki satir yazmadan gecmek sorumsuzluktur. Namussuz? Baskalarinin hakkini yiyendir, Baskasinin malina yan gozle bakandir, Haketmedigi koltuga siserek oturandir, Kandirandir, Vicdanini gormezlikten gelip kendini avutandir, kendi kendine yalan soyleyendir, vs.........
Seks bir ihtiyactir ama zevk'te verir. Bes dakikalik zevk icin (Yaygin Ornek) cokta guzel olan baldizina yan gozle bakmaksa insanoglunda modadir. Ama bu bir adim onundeki gelecegi goremeyen aptallar icin duzenlenmis bir tuzaktir. Ne yaziik ki Bizler (Erkekler,) basimizi yere egmeyi ogreninceye kadar bu devran boyle donmeye devam edecektir.
Benim'de en zoruma giden blanco'nun kadina yuklenmesidir. Oysa bence 50%50. Insana verilmis olan en guzel sey Kalptir. O bir kitaptir ve cezanin en buyugunu o keser.
Lutfen tabu'lardan uzak, nefsimize hakim olarak, adam gibi yasayalim.
Elimize, Dilimize, Belimize hakim olalim.
Saglicakla, Hosca vede Dostcakalin.
Seref Topcu- Fethiye/Mugla.
ben namusu iki bacak arasıyla değerlendirmiyorum. herkesin içinde var olan dürtüdür cinsellik. namus sözcüğü yaşama dair binlerce olguyu barındırır. eğer kişi başkasına zarar vermeden hayatını idame ediyorsa yaptığı yanlış kendi yaşamını tahrip edip başkasının yaşamına örnek teşkil etmiyorsa bırakın insanları ne yaparsa yapsın