20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Nedir bu baraj ne bu patırtı?

Ilısu 75 bin km2’lik bir alanı kapsayan, dünyanın en büyük sulama ve elektrik üretimi projelerinden biri olan Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) bir parçası

22 barajın yapılması planlandı, bunun yarısı tamamlandı. Fırat nehri üzerinde yapılan Atatürk ve Birecik bunlardan ikisi. Ilısu Barajı Dicle nehri üzerine yapılıyor. Amaç enerji üretmek. Ama aynı zamanda içme ve sulama suyu sağlamak.
Ama bu arada 199 yerleşim yeri yok olacak ve üzerinde yaşayan 70 bin insan yerinden edilecek. Bu konuyla ilgili adam gibi bir çalışma yok, varsa bile göremiyoruz. Halfeti örneğindeki gibi teneke mahalleler
Öte yandan 15 bin yaşında olduğu tahmin edilen Hasankeyf gibi, UNESCO’nun on dünya mirası kriterinin dokuzuna uyan bir yer de tamamen yok edilecek. (Taç Mahal sadece bir kritere uyuyor.) Çevre Bakanı “Yukarısı sular altında kalmayacak, aşağısı kalacak” diyor ama asıl hazine de aşağıda. Zira 1970 yılında Süleyman Demirel burayı ziyaret edip “Benim halkım mağarada yaşayamaz” deyince, aşağıdaki tarihi alan buldozerlenip üzerine acele acele afet evleri yapılıyor ve o halk hala o evlerde oturuyor. Daha önemlisi başka hiçbir yerde olmayan sadece Dicle havzasında yaşayan birçok canlı da aynı şekilde yok edilecek. Dünya barajları terk ediyor zira harcanan para kazınılan paradan daha az ve üstelik 20 yıl sonra başka felaketlere neden oluyorlar. Ama DSİ kafası 1950’deki gibi devam ediyor.

Neden çekildiler? Nedir bu meşhur 153 şart meselesi?

Alman, İsviçre ve Avusturya, Ilısu Barajı inşasında yer alacak olan şirketlerine verdiği hazine garantisinin sürmesi için 153 şart koşuyor. Bu 153 şartın en önemlileri yerinden edilecek olan 199 köy ve 70 bin insanın yeniden yerleşim planının yapılması, son çalışmalarla 15 bin yıllık bir yerleşim yeri olduğu anlaşılan Hasankeyf’ten tarihi eserlerin nasıl taşınacağına dair bir planın çıkartılması ve bölgedeki biyolojik çeşitliliğin envanterinin çıkartılması. Bu şartların çok büyük bir bölümü yerine getirilmiyor. Yerine getirilmiyor ama bu arada inşaata başlanıyor. Bilirkişilerden oluşan bağımsız komite 2007 Mart ayında gelip bölgede durumu inceliyor. Dünya Bankası standartlarından çok uzak bir çalışma olduğuna dair bir rapor düzenliyor. 6 ay sonra tekrar geliyor ve yine aynı raporu veriyor. 2008 Aralık’ta komite başkanı değişmiş olarak geliyor. 199 köyün sadece 6’sının nereye ve nasıl yerleşeceği planlandı notu eklenerek yine olumsuz rapor veriliyor.

Bu işler nasıl yürür?

Çok büyük projeler olduğu için çeşitli uluslardan şirketler bir araya gelip bir konsorsiyum kurar. Biri alt yapısını üstlenir, biri inşaatını yapar, biri türbinlerini takar, biri enerjisini nakleder vs. Bütün bu şirketler bankalardan kredi alır. Ancak bunlar büyük krediler olduğu için şirketler bulunduğu ülkelerin kredi kurumlarından hazine garantisi talep eder. İlgili Avrupa ülkesi kendi ekonomisini geliştirmek için ve şirketlerine destek olmak için bu kredi garantisini vermeye can atar. Ancak şirketlerin Türkiye gibi ülkelerde çevresel, kültürel ve insani açıdan olumsuz projelere girmelerini ve yürütmelerini engellemek amacıyla Avrupa ülkeleri kredi garantilerini belli koşulların yerine gelmesi halinde verir. Bu koşulları OECD ve Dünya bankası belirlemiştir. Her kredi anlaşması için ilgili Avrupa ülkesi koşulların yerine gelip gelmediğini inceler. İşte Ilısu Barajı’nda söz konusu bağımsız denetim komisyonları çevresel ve kültürel konulara onaylarını vermedikleri için ülkelerin hazineleri kredi garanti desteğini çekiyor, konsorsiyumdaki şirketler de bankalarından kredi alamadıkları için projeden çekilmek durumunda kalıyor.

Ilısu Barajı Projesi’ndeki şirketler

İhaleyi veren: DSİ- Devlet Su İşleri
Ülkeler/mali sorumluluk: Avusturya (Kontrollbank AG - ÖKB), Almanya (Euler Hermes) ve Isviçre (Isviçre Export Risk Garantisi - SERV)
Firmalar: Andritz AG (Avusturya) - Konsorsuyum başkanlığı
İnşaat Firmaları: Züblin AG (Avusturya/Almanya), Alstom Ltd., Stucky, Maggia, Colenco (Isvicre), Nurol, Cengiz, Çelikler, Temelsu (Türkiye)
Bankalar: Bank Austria Creditanstalt (Avusturya), DekaBank (Almanya)
Finansman: Sociètè Gènèrale (Fransa), Garanti Bankası ve Akbank (Türkiye)

Tartışmalı barajın tarihçesi

1954: Projeye dair ilk tartışmalar yapılıyor. Tüm dünya o sırada büyük nehirler üzerinde büyük barajlar kurma çılgınlığına girmiş, Afrika, Hindistan, Çin, Güney Amerika gibi ülke ve bölgelerde dev barajlar yapılıyor. (Türkiye bu sürece 1950 Hirfanlı ve Sarıyar ile giriyor, 1966 Keban ile büyütüyor, 1983 GAP dahilinde Atatürk ile doruk noktasına ulaşıyor.)
1971: Projeye yönelik ilk araştırmalar yapılıyor.
1982: Proje planı kabul ediliyor.
1996: Finansmanın sağlanması için yap işlet devret modeliyle ihaleye sunuluyor ama kimse girmiyor.
1997: İhaleye kimse girmeyince yüzde yüz “dış kredi” ile yapılmak koşulu ile hükümetler arası ittifak anlaşmasına dayanarak belli şirketlere Ilısu Barajı’nın yaptırılması işi ihalesiz olarak veriliyor.
1997 - 2000: İsviçre Firması Sulzer Hydro öncülüğünde İsviçre, Avusturya, İngiltere, İtalya ve İsveç firmalarında oluşan bir Konsorsiyum hazırlık çalışmalarına başlıyor.
2002: Projeye kredi veren İsviçre bankası UBS “Ilısu Baraj Projesi’nin doğuracağı sosyal ve ekolojik sonuçlara ilişkin süregelen belirsizlikler” gerekçesiyle projeden çekiliyor.
2004: Sonbaharı Türkiye, yeni bir ortaklık oluşturmak üzere girişimlerde bulunuyor.
2004 - 2005: Avusturya firması VA Tech Hydro, Almanya’dan Züblin, İsviçre’den Alstom, Stucky, Maggia, Colenco ve Türkiye’den Nurol, Cengiz, Çelikler, Temelsu firmalarından oluşan yeni bir ortaklık oluşturarak Almanya, Avusturya ve İsviçre kredi kuruluşlarına projenin yapım garantisi için başvuru yapıyor.
2007 Mart: Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri, projeye hazine garantisi teminat edip, krediyi sağlayacaklarını belirtiyorlar.
2007 Nisan: Söz konusu ülkelerdeki kamuoyu “Siz nasıl olur da bizim vergilerimizde ne dünya bankasının ne Avrupa birliğinin standartlarına uymayan, çevresel ve kültürel bir felakete yol açacak bir projeye destek verirsiniz” diyerek ayağa kalkıyor. Bunun üzerine hükümetler kredi garantisini 153 şarta bağlıyor. (bkz. 153 şart kutusu) Bir uluslararası bilirkişi ekibini de bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini izlemek üzere görevlendiriyor.
2007 Temmuz: Zürih Kantonal Bankası (İsviçre) “Ilısu Baraj Projesi, bankanın sürdürebilir kalkınma prensiplerine aykırıdır” gerekçesiyle projeden çekiliyor.
2007 Ağustos: Türkiye, konsorsiyum ve Bank Austria Creditanstalt (Avusturya), Sociètè Gènèral (Fransa) ve DekaBank (Almanya) arasında barajın yapımı için anlaşma imzalıyor.
2008 Mart: Proje ortakları tarafından kurulan bilirkişi komisyonu 153 şartı denetlemek için Türkiye’ye geliyor. Raporda yükümlülüklerden hemen hemen hiç birinin yerine getirilmediği, uluslararası standartlara uyulmadığı belirtiliyor ve inşaata başlamanın en az iki sene daha ertelenmesi gerektiğini söylüyor.
2008 Aralık: DSİ inşaata başlıyor. Türkiye’ye inşaatı durdurun diye mavi mektup yollanıyor. Altı ay süre tanınıyor.
2009 Mayıs: İnşaat devam ediyor, komite yine geliyor ve yine olumsuz rapor yazılıyor.
2009 Temmuz: Raporlar neticesinde hazine garantisi kalkıyor, kredi anlaşmalar tek taraflı olarak fesh ediliyor, konsorsiyum atıl kalıyor, Türkiye Çevre Bakanlığı “biz de kendi başımıza devam ederiz” diyor.
 

Mutlu Tönbekeci-Vatan
Yayın Tarihi : 12 Temmuz 2009 Pazar 19:58:58


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
ömer göçmen IP: 88.251.155.xxx Tarih : 13.07.2009 14:06:01

barajların  yapımı mutluluk verici bir tablodur. doğu ve güneydoğu halkı için. doğu güneydoğuda halkın 100/80 tarımla çiftçilkle uğraşıyor.tarımın çiftçini başlıca ihtiyacı sudur bunun için doğuda su kaynakları yüksektir ve fabrikaların ulaşamadığı doğuda işsizliğe çözüm barajların yapımından geçer  unutmayalım.ömer göçmen   VAN


ahmet IP: 88.245.234.xxx Tarih : 13.07.2009 19:10:44

bu kuzey ırak yönetimine göz dağıdır yani pkk yı desteklersen mayıs  ayından kasım ayına kadar  topraklarından bir damla su bulamassın  yani pkk suda  pkk yı destekleyen susuzlukla boğulacak bence güzel bir hamle keşki 30 yıl önce yapılsaydı