Gamze Özçelik ve Ata konuları yavaş yavaş gerilerde kalırken; biz yeniden gelelim kaynayan kazan Irak’a ve demokrasi getireceğiz diye Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeye kararlı, başta dünya jandarması ABD olmak üzere. gözü dönmüş insani duygulardan uzak emperyalist güçlere…
Bilindiği gibi terör saldırısı sonucu, 7 temmuz 2005 günü Londra’nın merkezinde 60’a yakın insan parçalanarak öldü, bilmem kaç yüz kişi de yaralandı. Bu nedenle de, dünya yerinden oynadı. Tabi ki insani duygu taşıyan hiç kimse, terörü ve vahşeti savunamaz, terörün arkasında duramaz.
Terör her yer ve koşulda lanetlenmelidir. Hangi amaçla olursa olsun, bu insanlık dışı eylemin sonunda ölen ve yaralananlar insanlardır… Hem de hiçbir suç ve günahları olmayan masum insanlar…
Ancak terör yüzünden, günahsız yere sadece Londra’da insanlar ölmedi ve ölmüyor. Irak cehenneminde her gün neredeyse onlarca insan yaşamını yitiriyor. Kadın çocuk demeden işgal güçlerinin bu ülkede ki katliamı sürüyor. Olayı tam anlamı ile anlatabilmek; ancak “katliam” kelimesini kullanmakla mümkün olabiliyor.
Amerika’nın New Orleans’nda, Katrina adlı kasırgadan bilmem kaç yüz kişi yaşamını yitirdi. Gözler ve vicdanlar ahlar vahlar arasında bu ülkeye çevrildi.
Biz de isteriz, hiçbir ülkede insanlar sefil perişan olmasın, yaşamlarını yitirmesin ama; Irak cayır cayır yanıyor!.. Daha kısa süre önce 700’e yakın insan, aralarında intihar bombacısı var korkusu ile kalabalıkta birbirini ezerek boş yere yaşamlarını yitirdi.
Ülkede ölüm, her an her dakika ve her saat kol geziyor!...
Iraklılar ölüyor!.. Iraklılar her gün acımasız katliamlara kurban gidiyor ama Batının kılı kıpırdamıyor, umurlarında olmuyor!.. Ama Londra’da, Madrit’te, Newyork’ta bombalardan, patlamalardan insanlar ölünce yer yerinden oynuyor. Dünya vatandaşları, ( örneğin Londra’da ) ölenlerin anısına saygı duruşuna davet ediliyor
Evet, kim ne derse desin, Ne yazık ki Irak’ta “katliam” bütün şiddeti ile sürüyor. Ancak, demokrasi ve insan hakları savunucusu anlı şanlı ülkelerinin hiç birinde tık yok. Neden ? çünkü ırak’ta ölen ve yaralananlar, yani her türlü hakları ve varlıkları acımasızca gasp edilen o insanlar, geri kalmış bir ülkenin “yaşasa ne olacak yaşamasa ne olacak” diye düşünülen dünya nüfus fazlası sayılan 4 milyara yakın insan kitlesinin bir bölümü!.. Hani dünya zengini batılıların bir kısmı böyle düşünüyormuş ya…Onlar ölsün de biz rahat yaşayalım diyorlarmış…
Bir ABD’li uzman kendisine yöneltilen bir soruya bakın ne yanıt veriyor:
“ Neo-muhafazakar bir stratejiste, Irak’ta bundan böyle ne yapmamız gerektiğini sordum. ‘Artık kibarlığı bırakmanın zamanı geldi’ yanıtını aldım. ‘ sokaklarda Amerikalılar evinize diye bağıran ve Amerikalılara saldırıldığında sevinçle dans eden kim varsa hepsi öldürülmeli “
Atom Savaşına Karşı Hekimler Birliği’nin bir üyesi olan ve l985’te Nobel Barış Ödülü’nü kazanan İngiliz kuruluşu Medact’ın raporunda; savaşın sonuçlarının zaman içinde daha da ciddi boyutlara ulaşacağı yazılı bulunmaktadır.
Rapordan dikkat çekici birkaç değerlendirme şöyle;
“Bağdat’ın su şebekesi %40 oranında yıkıma uğramıştır ve su şebekesinin yıkıma uğramış bölümünden ya hiç su gelmemektedir, ya da mikroplu su gelmektedir.’
‘ABD ordusu binlerce hektar portakal, limon ve hurma ekim alanlarını imha etmiştir.”
“Hastanelerin % 7 sisi savaş sırasında ağır hasar görmüş % 12’si yağmalanmıştır.”
“Okula giden çocukların oranı % 65’e düşmüştür.Kız çocukları için bu oran daha düşüktür.”
“ Birçok tecavüz ve çocuk suistimali vakası gerçekleşmiştir. Ülkede insan kaçakçılığı şebekeleri olduğu bilinmektedir.”
Dahr Jamail adlı bir gazetecinin yorumu şöyle;
“ Merak ediyorum, Amerikalılar benzin istasyonunda altı ila on saat arası beklemek zorunda olsalar ne düşünürlerdi. Benzinin fiyatı bir yıl içerisinde yüzde bin artsaydı ne gelirdi akıllarına ? Artık elektrikleri olmasaydı ne düşünürlerdi ? Ya kentleri yabancılar tarafından istila edilseydi? Komşularının evleri direnişcilerle işbirliği yapmadıkları halde, evlerine her an direnişe katılanların göndereceği bir bombanın isabet etmesi riski olsaydı? Çocuklarını, kaçırılır, tecavüze uğrar ya da havaya uçuruluverir korkusuyla okula gönderemiyor olsalar, bu onlar için nasıl bir deneyim olurdu? Ayni yurdu paylaştıkları insanların yarısından fazlası işsiz olsa, ne düşünürlerdi? Ve işgalcilerin gitmeye niyetleri olmadığını, aksine ebediyen kalmayı planladıklarını bilmek nasıl bir duygu olurdu? Sizce Amerikalılar bütün bunlara nasıl tepki verirdi? “ (İşgal Altında ki Ülke IRAK- Papirus Yay.)
Amerikalarının kendi çıkarlarından başka hiçbir şeyin umurlarında olmadığını çok iyi biliyoruz.
Ancak biz buradan yine de ABD Başkanı Bush ve ekibi ile diğer ülkelerin liderleri ve o ülkelerde yaşayan sağduyulu insanların vicdanlarına sesleniyoruz: