25
Ocak
2026
Pazar
ANASAYFA

Havada seçim kokusu var

Ülkemizde yolsuzluklar ve dokunulmazlıklar konusu, bugünlerde yeniden gündemde… CHP sözcüleri, milletvekili dokunulmazlıklarının seçim öncesi Tayip Erdoğan tarafında söz verildiği halde, hala neden kaldırılmadığını AKP iktidarına soruyor…

Konu birden bire yine neden alevlendi diye düşünebilirsiniz. Tabi… Bunu anlamayacak ne var..
HAVADA SEÇİM KOKUSU var da ondan…

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kesin bir ifade ile ve de altını çize çize kim ne derse desin, 2006’da seçim var diye her yerde söylemiyor mu…

Herhalde bir bildiği var…

O nedenle…Bu tezi kendileri de yerinde bulan sağda ve soldaki partilerde kılıçlar çekilmeye başladı…
Bir süre sonra, siyasi arenada, hiç şüphesiz ortam daha da kızışacak…

Görün bakın ne gözü yaşlı nutuklar atılacak…

Hele ki siyasetçinin koltuğu BİRAZ OLSUN SALLANMAYA GÖRSÜN..

Ama… Böylesi bir atmosfer ve ortama karşın; Türk halkı, siyasi partiler ve yeri dolmaz siyasetçiler(!) için ne düşünüyor?…

Gelin bir de onu irdeleyelim…

Siyaset kurumu, ne yazık ki dünyada bir çok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de saygınlığını giderek yitirmektedir. Dünyanın hangi ülkesine bakarsanız bakın siyasetçilerin çok büyük çoğunluğunun halk üzerinde itibarı neredeyse sıfıra inmiş durumdadır.

Tabi ki, her olumsuz konuda nasıl ki dünya devletlerinin ön sıralarında yer alıyorsak, siyasetçilerimizin halk indinde itibar yitirmelerinde de ilk sıralardaki yerimizi başarıyla korumaya devam ediyoruz.

Ekonomik kriz açısından büyük kaos yaşanmış olan Arjantin’de halk niçin ülke siyasetçilerinden nefret eder duruma gelmişse, ülkemizde de halkın çoğunluğu açısından siyasilere bakış aynı ölçüdedir.

Ne yazık ki, “siyaset, “yalancılık” ve “aldatma” ile ülkemizde eş anlamlı olarak algılanmaktadır…

Siyasetçi eşittir Yalancı…. Formül bunun üzerine kurulu…

Arjantin’i ekonomik açıdan kim çökertti ?

Tabi ki, ülkeyi yöneten siyasetçiler…

Nasıl çökerttiler? Bankaları soydurtarak…

Peki, yakın geçmişte biz de ne oldu ?

Bankalar göz göre soyuldu…

Nasıl soyuldu ? Bunu artık hepimiz biliyoruz…

Hiç sağlam siyasetçilerin ve yönetimlerin olduğu ülkelerde halkın 60-70 milyar dolar parası, bir avuç vatan hainin kasasına göz göre göre aktarılabilir mi ?

Bugün ülke, hala ne yüzden adeta can çekişir durumda?

Neden ülkenin gençleri işsizlik girdabı içerisinde bir o yana bir yana savrulup duruyor ?

Neden gelinlik çağına gelmiş genç kızlarımızın çeyizleri ve hayalleri sandıklarda ve umutsuzluk platformlarında çürüyüp gidiyor ?

Neden işçi, memur, emekli, esnaf, çiftçi perişan ?

Niçin kimse geleceğe ümitle bakamıyor?

Basiretsiz, sorumsuz ve yalancı siyasetçiler yüzünden !…

Seçim zamanlarında halkın karşısına melekler gibi çıkan politikacılar, seçilmelerinin ardından vermiş oldukları sözleri unutup, ikbal peşinde koşuyorlar…

Halk ne yapsın, yapabileceği bir şey yok ki!

Var olan malzeme bu! İnanmasa da, güvenmese de çaresiz bir partiye oyunu verecek.

Bakın her ortam da, sırası ve yeri geldiğinde sayın Başbakan erdemden söz ediyor. Siyasetin dürüst ve halka güven verecek şekilde yapılması gerektiğini söylüyor.

Ancak… “O tarihi gün” hepimizin belleğinde taptaze duruyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la seçim öncesi çıkmış olduğu televizyon programında (Arena’da) ne demişti ?

Tayip Erdoğan’ın AKP genel başkanı olarak halka vermiş olduğu söz o gün neydi?

İktidar olduklarında milletvekili dokunulmazlıklarını hemen kaldıracaklardı ?

AKP iktidara geleli neredeyse üç yıl oluyor, verilmiş olan söz ve sözler ne yazık ki unutulmuş ve büyük bir pişkinlikle hasır altı edilmiş durumda…

Böylesine somut ve yadsınmaz gerçekler karşısında halk, hangi makam ve mevki de bulunurlarsa bulunsunlar siyasetçilere nasıl güven duyabilir?

Ne hazindir ki…

Bu zamana kadar sayın Başbakan’a hiçbir gazeteci (buna Fatih Altay’lı da dahil) televizyonlarda yapılan canlı yayınlarda ki söyleşilerde, konu hakkındaki tarihi sözünü, açık ve net bir şekilde kendisine hatırlatıp soru sormak cesaretini gösteremedi.

Soramazlardı, çünkü onların da başlarında iktidarlarla her zaman güllük gülistanlık geçinme taktik ve kararında olan sevgili patronları vardı…

Sonra sayın Başbakan’ın danışmanlarından biri telefonu açıp ta gazete patronuna; “ senin filan gazetecin Başbakanımıza boyundan büyük sorular soruyor. Bu sayın Başbakanımızın canını fena halde sıkıyor, haberiniz ola…” derse ne olurdu !

Türkiye’nin türban gibi çok önemli(!) büyük bir sorunun yaşandığı bir dönemde, bizim gibi böylesine eften püften konuları(!) internet sayfalarına dökmenin ne anlamı var ki ?

Bir de bunun yanında, erken seçim.. Cumhurbaşkanı kim olacak.. Kültür ve ,turizm bakanımız toplantılarda neden uyuyor… gibi diğer önemli sorunları yaşıyorken, editörleri böylesine ıvır zıvır yazılarla meşgul etmek hiç doğru olur mu ?

Bunca yıllık eski bürokrat ve şimdinin basın mensubu olarak bizim de yediğimiz halta bakın!... Değil mi yani ?..

Ancak… Sevgili okurlar, gerçeği konuşursak, basın gibi kutsal bir görevin bireyleri olarak, değerli yazarlarımız ve gazetelerimiz, halt işleyecek yazı ve konuları ısrarla gündeme getirmekten kaçındıkça, bu ülkede ne siyasetçi yola gelir, ne de o çok özlediğimiz demokrat, özgürlükçü, insan haklarına saygılı Türkiye’yi kısa sürede görebiliriz!

Dokunulmazlığın olduğu yerde, yolsuzlukların samimiyetle ve ciddiyetle üzerine gidildiğine inanmak güç…

Pek tabi ki siyasetçinin de dokunulmazlık zırhı içerisindeyken varlığı ve icraatlarıyla halka güven vermesi düşünülemez.

Yazımızı İçişleri eski Bakanı Sayın Saadettin Tantan’ın Ozan Yayıncılıktan birkaç ay önce piyasaya çıkmış olan Yaşar Gören’in “ Oyun bitti – Demirellerin doğuşu, yükselişi, çöküşü “ kitabının 63-64 inci sayfalarında yer alan bir açıklaması ile sonlandıralım:

“ Önünde ceket iliklediğiniz, saygı duyduğunuz isimler Türkiye’yi soyanlar arasında yer alıyor. Bu saygın isimlerden bir bölümü, Evcil dosyasında yer alıyor. Evcil dosyası özel bir soruşturma yöntemiyle önünüze gelecek. 1980’li yıllarda saygı duyduğunuz, halen de saygı gösterdiğiniz isimlerin de bu soygun düzeni içerisinde yer aldığını göreceksiniz “ ( 11 kasım 1999 günü Bütçe plan komisyonunda yaptığı konuşmadan )

Sayın Tantan, kişiliğine ve dürüstlüğüne saygı duyduğumuz değerli bir siyaset adamı… Ancak, ne yazık ki, ülkede değişen hiçbir şey olmadı ve olmuyor…

Önünde düğme iliklenen insanlar, şimdi daha da saygın, rahat ve huzur içerisinde tatlı yaşamlarını sürdürüyorlar…

Burhan Özbey
Yayın Tarihi : 24 Eylül 2005 Cumartesi 13:36:22
Güncelleme :24 Eylül 2005 Cumartesi 14:38:41


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?