17 Haziran 2005 tarihli Sabah Gazetesi ekonomi sayfasında bir haber: Vergiden bunaldılar federasyon kurdular: Konaklama vergisi ile karşı karşıya kalan otelciler federasyon çatısı altında birleşti. Otelciler sorunlarını Başbakana anlatmak için Ankaraya gidecek...
Yazıyı okur okumaz aklıma, Fazilet Partisinin iktidara geldiğinde kendisine bağlı
Kamu kuruluşlarında hemen her yere astırdığı tabelalar aklıma geldi. RÜŞVET ALAN DA VEREN DE NAMERTTİR!
Bu yazıları gören aklı başında vatandaşlar; kurum yetkililerine, böyle yazıların devlet kurumlarında bulunmasının yakışık almadığını, dünyaya rezil olduğumuzu, bu tür bir yazının aklında rüşvet olmayan insanında aklına rüşveti getirdiğini söylemelerine rağmen adamları bir türlü ikna edemediler.
Sonradan öğrendik ki, parti ülemasından bir kişi, Böyle bir yazı yazmak günah demişte adamlar yazıları söktüler.
Aslında aklı başında adamlar hatalı idi. Çünkü konuştukları adamlarla nasıl konuşmaları gerektiğini bilmiyorlardı.
Ama parti üleması adamlarını çok iyi tanıyordu. İşi şipşak çözmüştü.
Basın mı abartıyor nedir bilmiyorum. Amerika da denizciliği çok iyi bilen bir adam, ancak denizcilik bakanlığına, Hayvancılığı çok iyi bilen birisi ancak hayvancılık bakanlığına, ticareti çok iyi bilen birisi de ancak ticaret bakanlığına veya maliye bakanlığına getiriliyormuş.
İşte bu nedenle olsa ki Ak Parti Hükümeti açıklanınca, Maliye Bakanlığının Kemal Unakıtana verildiğini öğrenince çok sevinmiştik.
Çünkü Kemal Unakıtanın ticaretle uğraştığını ve bazı kuruluşlarında üst düzey yöneticiliğini yaptığını duymuştuk.
Ve diyorduk ki; bu adam bir iş kurmanın, vergi vermenin ne demek olduğunu, işçi çalıştırmanın ne menem bir iş olduğunu bilirde ona göre hareket eder.
Ama ne gezer. Yanılmışız. İşi, gücü kayıtlı mükellefleri boğmak.
Adam şimdide otelcileri hop oturtup hop kaldırıyor.
Sayın Unakıtan acaba Türkiyedeki hizmet sektöründe faliyet gösteren otel, restoran, kafeterya gibi kuruluşların halini ne kadar biliyor ?..
Hizmet sektöründe uzun senelerdir faaliyet gösteren biri olarak ben biliyorum ki;
bu tür işyerlerinin yüzde doksanı kiralık. Bu nedenle çalışsalarda çalışmasalarda,
müşteri gelsede gelmesede, maliyeye gösterdikleri kiranın yüzde yirmibeşi kadar maliyeye her ay vergi ödüyorlar. (Halbuki bu oranı yüzde beşlere düşürseler, mal sahiplerinin gelirleride artmış olacağından toplanan vergi en az on misli artar, kiracı-mal sahibi arasındaki birçok anlaşmazlıkta ortadan kalkar.)
Hizmet sektöründeki KDV oranları başlı başına bir facia. Çünkü; hizmet sektöründe faaliyet gösteren her firma sanki maliyenin para toplama ofisi.
Lokantalar, kafeteryalar, barlar, restoranlar ve otel restoranları yüzde 1 KDV oranı ile aldıklar her türlü yiyecek maddesine yüzde 18 KDV uygulamak mecburiyetinde olduklarından aradaki farkı her ay maliyeye yatırmak zorundadır.
Konaklama tesislerinde bu durum daha da komik. Özellikle oteller, kuruluş maliyetleri yüksek olan kuruluşlardır. Bu maliyeti karşılamak için anasından emdiği süt burnundan gelen yatırımcı müşterisinden gelen her yüz liranın 18 lirasını doğrudan devlete vermek mecburiyetindedir. Çünkü kesilen faturayı bir başka yere fatura etmek mümkün değildir.
Hizmet sektörü genellikle mevsimlik işler olduğundan, istikrarsızlığın en üst düzeyde olduğu bir sektördür. Dolayısıyla her işletmeci tedbirli davranmak mecburiyetinde olduğundan doğru dürüst rahat yüzü görmez.
Terörist başı Abdullah Öcalanın yakalanması ile başlayan ve arkasından gelen iki büyük depremle uzun bir süre işsiz kalan, çoğu iflas eden, bu nedenlerlede intiharların bile yaşandığı bu sektörde acaba bir maliye yetkilisi bu adamlara; Siz kiralarınızı nasıl ödüyorsunuz, çalşanlarınıza nasıl para verebiliyorsunuz ? Hiç olmazsa bu dönemde stopajdan, SSK dan muaf olunuz diyebilmiş mi ?
Hayır. Tam tersi hacizler göndermiş!
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de maliyenin değerli bürokratları otellerden
cironun yüzde 3ü oranında konaklama vergisi alınmasına karar vermişler.
Bu kararlarını da öyle yansıtıyorlar ki, insanlar yüzde 3den de ne olur canım desin.
Ama bunu kendileri de, işin içinde olan insanlarda çok iyi biliyor ki, bu yüzde 3, bürüt karın en az yüzde 10un tekrar vergi olarak ödenmesi anlamına gelmektedir.
Hizmet sektöründe olup da maliyeye borcu olmayan kimsenin bulunmadığını bilen maliye bürokratlarının ne yaptığını anlamak mümkün değil.
Tüm dünya ülkelerinde turizmden pay kapmak için kıyasıya rakabet yapıldığını, bu nedenle
Özellikle KDV gibi vergi oranlarında dahi büyük ölçüde idirime gidildiğini bürokrasinin, özellikle maliye bürokrasinin anlaması çok zor.
Çünkü bürokrasi kesiminin, iş kurabilmenin ve para kazanabilmenin ne demek olduğunu anlaması imkansız.
Bu nedenle bendeniz acizene olarak, özellikle Maliye Bakanlığında kanun tekliflerinin hazırlandığı mekanın duvarlarına, hemde pek çok sayıda 2 x 2 = 4 ve Çok vergi=Çok Kaçak ifadelerini içeren tabelalar konulursa çok isabetli olur kanaatindeyim.
Kimbilir belki bir gün bir maliyeciden de ulema çıkabilir!