Gene gündemimize bir fişek gibi oturdu AB üyeliği.3 Ekim'den önce ve sonra...Daha çok konuşulacak anlaşılan bu üyelik meselesi.Tabi bu süre zarfında parlementoda beyin fırtınası yaratılıyor bir taraftan.
Ve her şey en ince ayrıntısına kadar inceleniyor.Eee! onlar düşünüyor da biz düşünmüyormuyuz. Elbette ülke geleceğini yakından etkileyecek bu gibi önemli konularda lakayıt kalamayız.Ve biz de milletvekillerimiz gibi arkadaşlarla beyin fırtınası yapıyoruz.Kendi kanaatime göre;parlamentoyu oluşturan beyinler,Avrupa Birliği'ne alınmayacağımızın bal gibi farkındalar. Ama bunu da çaktırmıyorlar. Bunu en son koz olarak kullanacaklar. Böylece "bak siz bizi kapı dışarı etmediniz,biz vazgeçtik" diyerek bu durumu kendi lehlerine çevirme düşüncesindeler.Buna ister Türk'ün uyanıklığı deyin,ister zorda kalmanın vermiş olduğu çaresizlik...
Bu şekilde üyelik için yapılan demokratikleşme hareketlerini ülke çıkarına kullanıp iyi yöne kanalize edecek,Türkiye konjonktörü için iyileşme yolunda büyük bir say-ü gayret gösterip 1-0 yenik olduğu maçtan 2-1 öne geçecekler.Yani demem şu ki aslında Türkiye'nin dış politikaya yönelik çok formüllü çözüm arayışlarından biri de Avrupa Birliği için geçerli. Aslında elimizde saklı bir formülümüz var ve bunu en son kullancağız diyor...Ve her şey olup bittiğinde,bıçak kemiğe
dayandığında Norveç gibi ortaya çıkarak vazgeçtim deyivericek bence...