24
Şubat
2026
Salı
ANASAYFA

Bizim deniz kızları

Buse göndermiş… İyi de etmiş ama soy adını yazmamış nedense…

Hayata biraz farklı bakmış…

Metin kendisine mi ait bilmiyorum, ama yinede karamsarlığın üzerimize çokça çöktüğü bugünlerde böylesi öğütlere ihtiyacımız var…

Yaşam sevincini duyabilmek için, hayal etmek ve hayallerimizi sürdürmemiz gerek…

Önce Buse’nin yazısını okuyalım.

DENIZ KIZLARI
Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. dönüsünde sorarlarmış:
Ne gördün?
Dünya güzeli deniz kızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı, dermiş hep.
Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış.

Döndüğünde yine sormuşlar:
-Ne gördün?
-Hiç demiş..hiç bir şey..
Oscar Wilde'in yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda ortaokuldaydım ve ne demek istediğini anlamamıştım. Daha sonra unutmuşum. Yıllar sonra rastladığım Haldun Taner'in bir sözü bana öyküyü hem hatırlattı hem de ne demek istediğini çok çarpıcı bir şekilde gösterdi. şöyleydi söz:

" Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur."

Daha sonraları ise bu tema pek çok edebi eserde karşıma çıktı. Örneğin Simyaci'da..

Hâlâ okumamış olan var mı bilmiyorum ama hatırlarsanız orada bütün yaşamı boyunca tek hayali para biriktirip Mekke'ye hacca gitmek olan bir dükkan sahibi vardı. Adam; artık gerekli parayı fazlasıyla biriktirmiş olduğu halde bir türlü gitmiyordu. Bu hayalin kendisini yaşama bağlayan çok önemli bağ olduğunu düşünüyor ve onun gerçekleşmesi halinde bu önemli bağı yitireceğinden korkuyordu.

Hakliydi aslında.Düşünüyorum da..Hepimizin böyle hayalleri var mutluluğumuzu bağladığımız, gerçeklesene kadar yaşamı sanki ertelediğimiz.

Acaba hiç düşünüyor muyuz; bu istediğimiz her neyse, gerçekleştiğinde iyi mi olacak. Bir düşünürün hep aklımda tuttuğum bir sözü vardır:
"Bütün dualarımı kabul etmediği için Tanrı'ya şükrediyorum" diye.
Belki de daha az üzülmeliyiz gerçekleşmeyen hayallerimiz için.
Belki de aslında sevinmemiz, mutlu olmamız gereken bir şey için gözyaşları döküyoruzdur.

Belki de olaylara bir de bu açıdan bakmayı artık öğrenmeliyiz...

Eğer hayaliniz gerçekleşmiyorsa ve sizi mutsuz ediyorsa, yenisini deneyin…

Bir gün başaracağınız bir hayaliniz olacaktır..

İşte o gün kendinize daha çok güveneceksiniz…

Yaşama sıkı sıkı sarılın çünkü yaşamak ve iyi yaşamak sizin en büyük hayaliniz olmalı…

Hüzünlü güzel (1)

mum ve şarap

bir hüzün, bir gizem ve b ir güzel

düş dünyasında uzun bir gezinti

yüreğimde tarifsiz bir çarpıntı

bir korku bir sevinç, bir aydınlık

boşuna anlatma doktor

ben biliyorum niye çarptığını

sen hiç mahzun bir gülüşün esiri oldun mu?

Veya dalgın bir bakışın içinde kayboldun mu?

Öyleyse nereden bileceksin o canhıraş feryatların anlamını

Sen görmüyorsun bile doktor…

Hüzünde, gizemde onu bir ayrı güzel kılıyor

Ben görüyorum

mum ve şarap

bir hüzün, bir gizem ve b ir güzel

İnce endam içinde çözümsüz bir yürek…

Bir sevgi arıyor, ürkek..

İçindeki güzellik o aslında yüzüne yansıyan

Ama sen bunu görmüyorsun…

Ben mi?

Beni sorma be doktor…

O yüreğimdeki çarpıntılar aslında çok anlamsız..

Bu köhne beden, bu eskimiş yürek….

Sadece düşlerinden hatırladığını

Yeniden her an düşleyerek atıyor…

Güneşin batışında grubu seyrederken

Mum ışığının cılız aydınlığında

Bir dem kadehinin içine düşmüş ben

Sanki diyorum…

Sanki…

Bu rüyayı her gece yeniden görsem
Mehmet AYCAN
Yayın Tarihi : 17 Temmuz 2006 Pazartesi 17:58:38


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?